Çantadaki kısmet – Bölüm 20

Taylan, Hasret’in çekingen ve masum halinden etkilenmişti aslında görür görmez. Etkilenmese biraz daha ısrardan sonra kabul eder döner giderdi ama yapmak istemediğini hissetti.

“Siz izin gününüzü değiştirip, bizim için heba ettiniz. Ben de bu gün öğleden sonramı size ayırdım. Saatlerce burada beklemenize gönlüm razı olmaz. Parayı teslim ettikten sonra, uçak saatinizde geri getireceğim sizi!”

“Tamam o zaman!” dedi Hasret ve varınca anneannesini arayacağına söz verdiği için izin isteyerek uzaklaştı biraz Taylan’ın yanından.

“Doktor bey geldi beni almaya, çantasını verdim ” deyince, “Bekar mıymış?” dedi Raziye hanım gülerek. Hasret göz ucuyla Taylan’a bakıp, gülümsedi, cevap vermedi anneannesine, otele dönünce haber vereceğini söyleyip kapattı.

Taylan da bir an önce paranın yükünden kurtulmak istediği için önce Ayhan hanıma uğrayıp, sonra Hasret’te isterse bir şeyler yiyebileceklerini düşünmüştü. Arabaya varana kadar kalabalığın içinden sessizce yürüdüler.

“Halamın daha önce de evinden paraları çalındı!” dedi Taylan yolda sessizliği bozmak için, “Bunu da ben kaybedince, gerçekten kötü hissetmiştim. Size borcumu nasıl öderim bilmem!”

“Estağfurullah, kim olsa aynı şeyi yapardı” dedi Hasret, bahsedilen paranın onun çaldığından şüphelenilen para olduğu aklına bile gelmedi. Yazışarak biraz sohbete başladıkları için ikisi de kendi işlerinden ve iş yerlerinden bahsettiler biraz. Konuşmaya daldıkları için Hasret arabanın geçtiği yollara pek dikkat etmemişti. Sonra tanıdığı evin önünde durunca, şaşkın bir endişe ile Taylan’a baktı dönüp.

“Bir şey mi oldu?” dedi Taylan, onun yüzündeki garip ifadeyi görünce.

“Halanız burada mı oturuyor?”

“Evet?”

“Ayhan hanımın yeğeni misiniz siz? Onun doktor yeğeni?”

“Evet? Halamı tanıyor musunuz?”

Hasret’in başından aşağı kaynar sular indi bir anda, dönüp, dolaşıp yine bu eve mi gelmişti yani.

“Bu para da onun öyle mi?” dedi bayılacak gibi olmuştu.

Taylan onun renginin solduğunu fark edince, doktor tarafı devreye girdi ve bileğini tutup nabzını saydı elinde olmadan, “İyi misiniz? Ne oldu böyle birden bire?” diye sordu camları açarken.

Hasret derin derin bir kaç nefes aldı önce, başını çevirip eve baktı ve sonra dönüp, “Bu evde çalışıyordum ben!” dedi ağlamaklı bir sesle, “Bahsettiğiniz o çalınan parayla benim de param çalınmıştı ve halanız beni hırsızlıkla suçladı.”

“Ne?” dedi Taylan inanmaz bir sesle.

“Talihe bakın ki, bir çanta para ile yine buradayım. Ayhan hanım bu parayı da benim çaldığımı düşünecek kesin!”

“Hayır! Öyle olmadığını ikimiz de biliyoruz! Siz o parayı kurtaran kişisiniz! İnanamıyorum bu tesadüfe!”

“Doğrusu ben de inanamıyorum!” dedi Hasret bu kez sıkıntıyla, “Ama ben o eve girmek istemiyorum sizin için de mahsuru yoksa.”

“Hayır, tabi ki yok!” dedi Taylan, Hasret’in bütün enerjisinin çekilmiş gibi bitkin düşüşünü ve söylediklerini hayretler içinde izliyordu, “Aslında halam iyi biridir diye yalan söylemiştim!” dedi mahcup bir şekilde gülerek, “Sizi bu kadar üzdüğüne inanamıyorum!”

“Kusura bakmayın, ben bilseydim hiç gelmez, havaalanında kalırdım. Dünya küçük derler, gerçekmiş!” dedi kaşlarını kaldırıp yeniden eve baktı ve gerçekten bu evin onu daha kapısının önünde bile çok gerdiğini hissetti yeniden.

“Tamam o zaman!” dedi Taylan, “Halamı boş verelim. Parası için akşamı bekleyebilir! Sizi güzel bir yere götüreyim biraz kendimize gelelim!”

Hasret eve dönüp baktı yine elinde olmadan ve başını salladı. Taylan arabayı çalıştırıp hemen uzaklaştı evden.

“Kuzenim biraz bahsetmişti olanlardan, ben genelde halamdan uzak durmayı tercih ederim!” dedi Hasret daha iyi mi diye göz ucuyla bakarken.

“Hiç şaşırmadım!” dedi Hasret, “Ayhan hanım gerçekten çok yorucu biri! Çok özür dilerim bunları söylediğim için!”

“Hiç sorun değil, ailede onu kimse sevmez zaten!”

“Biliyorum!” dedi Hasret. Kezban hanımın anneannesine anlattıklarından biliyordu yaşanılanları.

Taylan bahçesi yemyeşil güzel bir restoranın önüne park etti arabayı, o ana kadar nereye gittiklerini hiç düşünmeyen Hasret, arabadan inince anladı yemek yiyeceklerini, gerçekten de otelden çıktığından beri bir şey yememişti. Biraz da ondan çabucak düşmüştü enerjisi evi görünce. Garson onları bahçede güzel bir masaya götürdü ve yemeklerini seçebilsinler diye ayrıldı yanlarından.

“Daha iyisiniz değil mi? Gerçekten bu olanlar inanılmaz!” dedi gülümseyerek.

Hasret’te ilk şoku atlatıp, sakinleşmişti biraz, “Sizinle aynı minibüse binip yan yana oturmamıza ne diyorsunuz?” dedi o da gülerek, “Birisi anlatsa inanmazdım! Ayhan hanımın paraları yüzünden başıma gelenler yetmezmiş gibi!”

“Sizi böyle bir işe bulaştırıp, halamla kötü anılarınızı depreştirdiğim için çok özür dilerim. Borçlarım giderek kabarıyor, altından nasıl kalkacağımı bilmiyorum doğrusu!”

“Sizin ne suçunuz var? Koskoca dünyada Ayhan hanımın parasıyla aynı minibüse bindik! Kader herhalde bu! Halanıza çok öfkeliydim, kader o yüzden beni yine ona sürüklemiş olmalı!”

“Ya da belki bizim tanışmamız gerekiyordu!” dedi Taylan gülümseyerek. Kısa bir an göz göze geldiler, Hasret kaçırdı hemen gözlerini.

Havaalanına dönüş saatine kadar bahçede oturup sohbet ettiler ve Ayhan hanımı çekiştirdiler biraz. Taylan halasına, parayı getirenin o olduğundan bahsetmeyeceğine söz verdi. Hasret iyi veya kötü, Ayhan hanımla ilgili hiç bir şeyin içinde olmak istemiyordu. Onun evinde ellerindeki tek garanti para çalınmış, üstelik bir de hırsızlıkla suçlanmıştı ve az kalsın sokakta kalıyorlardı.

“Çanta hâlâ arabanın arkasında!” dedi Taylan gülerek, “Bütün bunları öğrendikten sonra belki geri vermekten vazgeçersin!”

Aklına anneannesinin sözleri gelince güldü Hasret, “Parayı onun için değil, sizin için getirdim!” dedi sonra başını sallayarak. İlk karşılaşmalarındaki mahcupluk azaldığı için artık ikisi de daha rahat davranıyorlardı.

“Tekrar teşekkür ediyorum. Halamın yaptıklarını telafi edemem ama borcumu bir şekilde ödeyeceğim!” dedi Taylan kalbine dokunarak.

“Beni halanızdan uzak tutun yeter!” dedi Hasret ve zamanları dolduğu için kalktılar restorandan ve havaalanına döndüler yeniden. Hiç beklemedikleri şekilde güzel bir gün geçirmişlerdi ikisi de.

“Yine de halama sizinle tanışmama vesile olduğu için teşekkür etmeliyim belki!” dedi Taylan ayrılırlarken.

“Datça’ya yeniden yolunuz düşerse beklerim!” dedi Hasret ve tokalaşıp vedalaştılar. İkisi de bir süre gülümsedi bu vedanın ardından.

Hasret uçağının kalkmasını beklerken, Raziye hanımı arayıp anlattı olanları. Zavallı kadın, hayretler içerisinde konuşamadı bir süre, “Ben dedim sana verme geri parayı dedim ama dinlemedin! Alsaydın keşke gerçekten!”

“Olur mu anneanne ya!” dedi Hasret, olayın şokunu atlatıp, güzel bir gün geçirdiği için iyice rahatlamıştı.

“Kezban hanımın anlattıkları doğruymuş, ailesinde kimse sevmiyor onu!” dedi Raziye hanımı güldürüp rahatlatmak için.

“Doktor mu söyledi?” dedi Raziye hanım.

“Evet o söyledi.”

“Bekar mıymış?”

“Anneanne ya?” diyerek vedalaşıp kapattı telefonu sonra ve “Bekarmış!” diye mırıldandı kendi kendine.

Uçağın saatini sormadığı için bütün gün parayı bulan kahraman kızla yeğeninin gelmesini bekleyen Ayhan hanım, Taylan’ın tek geldiğini görünce, paranın gene gelmediğini düşündü önce. Doktor yeğeni çantayı getirip ayaklarının önüne koyunca “Saydın mı?” dedi bulanın nerede olduğunu sormadan önce. Parayı saymak aklına bile gelmeyen Taylan, sıkıntıyla eğilip, çantayı aldı ve kanepeye oturup, teker teker saydı hepsini.

“Para tam!” dedi sonra halasına.

“Kadın nerede?”

“Gelmek istemedi, döndü geri!” dedi Taylan, halasının Hasret’e yaptıkları canını sıkmıştı iyice.

“Kendisi bilir!” dedi Ayhan hanım ve paranın içinden bağış için olan kısmı ayırıp, derneğe götürmesini istedi yeğeninden ama Taylan ertesi gün hastaneden çıkamayacağını söyleyerek ayırdığı parayı, masanın üzerine bırakıp, ayrıldı halasının yanından.

(devam edecek)

Yorum bırakın