Çantadaki Kısmet – Bölüm 19

Hasret, paranın sahibi zor durumda bırakmış olduğu için üzülmüştü ama şimdi bulduğu işten ayrılır, çantayı teslim etmeye giderse, işsiz ve evsiz kalırdı. O yüzden adamın kendini ayarlaması için beklemenin daha uygun olduğuna karar verdi. Bir an önce gelip çantasını alırsa o da çantayı koruma sorumluluğundan kurtulur, daha rahat hareket ederdi. Şimdi paranın başına bir şey gelse, ki para dolu çantalardan yana pek şanslı değildi, bunun sorumluluğunu alamazdı.

Taylan’da parayı iade edecek kadar dürüst bir insanı daha fazla zorda bırakmak istemiyordu ama takvimine ne kadar bakarsa baksın boş bir zaman bulamıyordu. Ayhan hanımın katılacağı bağış gecesine de az kaldığı için bir an önce çantayı geri alıp, ona teslim etmesi gerekiyordu. Parayı saklayan kadının adını yine sormadığı için telefonu para çantası olarak kaydetti. Sonra Datça’dan günü birlik uçak bileti ayarlayabilir mi diye kontrol etmeye başladı. Kendi gidemezse bile en azından kadıncağızı biraz yoracak da olsa aynı gün gelip, dönecek şekilde uçak bileti ayarlayabilirse onun da izin amasına gerek kalmaz, izin gününde gelip, gidebilirdi. Sonra kendi durumunu ayarlayınca Taylan da gidip, teşekkür ziyaretini yapardı. Belki Ayhan hanım da, onca parayı geri getirdiği için bir iyilik düşünürdü ama bundan pek emin de değildi. Gerçekten bu devirde kimsenin yapacağı bir hareket değildi kadının yaptığı.

Derneğin bağış gecesinden üç gün önce sabah erken saatte kalkıp, çok geç olmadan dönüş yapılabilecek bir bilet kombinasyonu bulmuştu Taylan ama Datça’da havaalanı olmadığından, transfer de yapılması gerekecekti. Kadının çalıştığı otelin adını sorup, uçak saatlerine uygun havaalanı transferi de satın alırsa her şey tamam olurdu. Tabi adını bilmediği kadına da uyar, seyahat yorgunluğunu göze alırsa. Arayıp arayıp rahatsız etmek istemediği için, tüm hesapladıklarını bir mesaja yazarak yolladı.

Hasret’in ancak molasında bakabildiği mesajda belirtilen tarihler izin gününe uymuyordu ama bir arkadaşı ile değiştirmeyi deneyebileceğini yazdı cevap olarak. Yorgunluk önemli değildi, çantanın bir an önce sahibine ulaşmasını daha çok önemsiyordu. Kim bilir ne temiz kalpli bir insandı ki, onca parası, onca zaman sonra yeniden ona geliyordu.

“Halam çok iyi biridir, tanısanız çok seversiniz!” yazdı Taylan’da, Ayhan hanımın birebir ilişkilerde insanı ne kadar yoran bir karakteri olduğundan bahsetmesine gerek yoktu. İçi rahat etsin diye onu halasına götürüp, çantayı kendisinin teslim etmesini sağlayacaktı. Böylece paranın doğru kişiye gittiğinden de emin olabilirdi.

Hasret Taylan’ın dolandırıcı olduğunu düşünmemişti ama bu ince düşüncesine teşekkür etti. O tarihte izin gününü ayarlayabilirse haber verecekti.

Aksi durumda Ayhan hanım bağışı geceden sonra teslim etmek durumunda kalırdı ki, para geri geldikten sonra bunun sorun olacağını sanmıyordu Taylan. Tabi halasının dırdırını duymak istemediği için tercihi paranın geceden önce gelmiş olmasıydı.

Hasret molası bitince dönüp, beraber çalıştığı arkadaşına günü birlik bir seyahate çıkması gerektiğini söyledi. O tarihte izinleri değişirlerse minettar kalacaktı. Kız Hasret’in ihtiyacı olduğunu anlayınca, bir gün de fazladan onun yerine çalışmasını istedi. Böylece bir hafta da iki gün izin yapmış olacaktı. Hasret “Tamam!” dedi hiç düşünmeden. İzin günü ile ilgili planları yoktu zaten. Bir hafta izne çıkmadan da çalışabilirdi. Sonraki molasında Taylan’a mesaj yazıp biletleri alabileceğini söyledi.

Taylan’ın bilet için kimlik bilgilerine ihtiyacı olduğundan kahramanının adını da öğrenmiş oldu ve telefonundaki kaydı düzeltti. Uçak öğlene doğru geleceğinden onu alıp, halasına götürecek, çantayı teslim ettikten sonra yeniden hava alanına getirecekti. Fazladan bir kaç saat kalıyordu arada ama adının Hasret olduğunu öğrendiği kadın bu vakti nasıl değerlendirmek ister bilmediği için bir plan yapmadı. O da aynı gün öğleden sonra izinli olmak için arkadaşları ile plan yapmaya girişti. Yoğunlukta olsa en azından yarım gün çıkabilirdi herhalde.

İzin değişiklikleri ile ilgili Firuzan hanımın da onayını aldıktan sonra Hasret uçağın olduğu gün erkenden onu almaya gelen transfer aracına bindi. Para dolu çantayı otelden çıkardığı için rahatlamıştı. Uçakta da kaybetmeden götürüp teslim ederse ondan sonra işinin başına dönüp kendi hayatına bakacaktı.

Oğullarının yanında sırayla kalmaya devam eden Raziye hanım, Hasret’in temiz kalbine çok dua etti yine. Onca parayı kaybetmiş olmasına rağmen, bulduğu koca bir çanta paraya benim diyememiş, bulmuştu sahibini.

“Ah be kızım! Allah da senin gönlüne göre verecek elbet!” dedi telefonda. Hasret ses tonundan onun parayı geri vermesine hâlâ karşı olduğunu anlamıştı ama anlamamış gibi yaptı. Eğer Allah’ın sevdiği kuluysa, Kezban hanımlar yakalanır, geri gelirdi parası ama polis yakalansalar bile parayı çoktan harcamış olabileceklerini vurgulamıştı. Çantanın sapına sımsıkı yapışıp, yolu seyretti havaalanına kadar. Daha önce uçağa da binmediği için kapıdan girince ne yapacağını bilemedi ilkin. Çantayı kontrol cihazından geçirirken içindeki paraları görünce onu çevirebilecekleri geldi aklına ama kimse onu durdurmadı. Sora sora nihayet uçağa bindiğinde hostes çantayı kabin bagajına koymasını veya ayaklarının altına itmesini söyleyene kadar çantayı kucağına koyup sarılmıştı koltukta. Yanında oturan kadın daracık koltukta kucağındaki çantaya sarılan Hasret’e ters ters bakıyordu zaten. Gözünün önünden ayırmak istemediği için kabin bagajı yerine, öndeki koltuğun altına koymayı tercih etti mecburen. Uçak havalanırken biraz korktu ama sonra kendiliğinden geçti. Herkes gayet normal davrandığına göre korkulacak bir şey yok diye ikna etti kendini. Taylan bey uçaktan indiğinde onu elinde ismi yazan bir kağıtla bekleyecekti. Uçaktan iner inmez diğer insanları takip etmeye başladı. Elbet hepsi havalanından çıkıp gidecekti. Valizlerin alındığı yere gelince etrafına bakındı. Onun yanındaki para çantasından başka valizi yoktu. Sonra gün ışığının yansıdığı tarafa bakınca çıkışı gördü.

Taylan’da bekleyenlerin en önüne geçmiş, elindeki kağıdı mümkün olduğunda yukarıda tutmaya çalışıyordu. Zaten boyu uzun olduğundan, Hasret’in arkada da olsa onu görmeme şansı yoktu. Minibüste yanyana da oturmuş olsalar birbirlerinin yüzüne bakmadıkları için karşılaşınca tanımayacaklarını konuşmuşlardı. Taylan her mesajın sonunda mutlaka uzun uzun teşekkür ediyordu.

Hasret çıkışa yürürken telefonu açınca, Taylan’ın elinde kağıtla çekilmiş fotoğrafının geldiği mesajı görüp gülümsedi. Taylan edememiş, onu kolayca tanısın diye bekleyenlerden birine fotoğrafını çekip göndermişti. O da kapıya varmadan durup kendi fotoğrafını çekti ve gönderdi. Aslında bunu yola çıkmadan düşünmüş olsalar o kağıda da hiç gerek kalmazdı. Gülümseyerek çıkışa vardığında Taylan’ı fotoğrafından ve uzun boyundan hemen tanıdı. Taylan’da az önce fotoğrafı gördüğünden gülümseyerek el salladı.

“Ağır değil mi?” diyerek hemen çantayı elinden aldı karşılaştıklarında ama sonra da sanki paranın derdine düşmüş gibi olduğunu düşünerek utandı yaptığından.

“Güvenle teslim ettim size çok şükür!” dedi Hasret rahatlamış bir ifadeyle, o kurtulduğuna sevindiği için hiç yanlış anlamamıştı Taylan’ın çantayı alışını. Birbirlerini hiç tanımadıkları ve çantadan başka konuları olmadığı için karşılıklı kaldılar bir an için ama sonra Taylan toparlanıp, arabanın uzakta olmadığı söyledi.

“Şey aslında çantayı size verdiğime göre, beni yük etmenize gerek yok. Uçak saatim gelince giderim ben!” dedi Hasret çekindiği için. O an gidip halayı da görmeye gerek olmadığını düşünmüştü birden. Görevini yapmış parayı kaybedene geri getirmişti. Şimdi tanımadığı birinin evine gitse, bir de geri havaalanına getirmeleri gerekecekti.

“Olur mu öyle şey!” dedi Taylan, “Kaç saat yol geldiniz, eziyet çektiniz. Halam da sizin gibi biriyle mutlaka tanışmak ister, ayrıca ben de sizi ağırlamak istiyorum!”

“İşinizden etmeyeyim sizi! Zaten sıkışıkmışsınız.” dedi Hasret yine, yazışırlarken Taylan ona doktor olduğundan bahsetmişti.

(devam edecek)

Yorum bırakın