Çantadaki kısmet – Bölüm 15

Hasret izinden dönünce Ayhan hanım ona belli etmese de derin bir “Oh!” çekmişti. Yakınında çalışan insanların değişmesinden hoşlanmıyordu. Hasret bu güne değin en memnun kaldığı çalışan olmasına rağmen, karşılıklı yaptıkları anlaşmadan geri adım da atmıyordu. Kezban hanım ve Kemal bey bulunamamıştı ve Hasret’in bu işe karışmadığı kesin olarak ispatlanmamış olsa da, karıştığına dair delil de yoktu. Ayrıca “Parayı onlarla çalmış olsa, hırsızlık olayından sonra kalacak yerim yok dese de bunca zaman dayanmaz ” diyordu Şengül. Onun da halası başına kalacak diye çalışanlarla idare etme eğilimde olduğunu çözmüştü Ayhan hanım. Başlarda kendini borçlu hissettiğinden veya acıdığından Ayhan hanıma destek olsa da, artık kendi hayatını onun için bölmeyi tercih etmiyordu. Onun da haklı olduğunu biliyordu ama huyu böyleydi Ayhan hanımın. Herkesten önce hep kendini düşünüyordu.

Datça’daki yazlık için alıcı parayı toparladığını haber verince, hiç vakit kaybetmeden Taylan’a haber verdi. Taylan zaten öncesinden hazırlığını yapmış olduğundan, itiraz etmeden yola çıkacağını söyledi. Datça’ya gidip, satış işlemini gerçekleştirip parayı alacak, bir kaç gün daha ekleyip, biraz tatil yapacaktı. Aslında ilk gidişi ertelenince daha uzun kalabileceği bir zaman olduğunu düşünmüş ama hastane de işler düşündüğü gibi gitmeyince yine kısa bir tatil planlamak zorunda kalmıştı. Vekalet zaten onda olduğundan halasına uğramadan yola çıkmak için hazırlıklara başladı.

Hasret’in ayrılacağı kesinleştiği için Raziye hanım da oğullarını aramış, onun şehir dışına gideceğini bu yüzden de oğullarının evinde kalmanın zamanı geldiğini bildirmişti. Annelerine ellerinden gelen saygıyı gösteren oğullar da kendi aralarında bir sıra belirleyerek bir haftaya kadar gelip annelerini alabileceklerini haber vermişlerdi. Daha önce Raziye hanım ya da başkası evlerinde düzenli kalmadığından ona uygun bir oda ayarlamaları gerekiyordu. Gelinler para konusunda destek olmak istemeseler de Raziye hanımın sandığı gibi kayınvalidelerinin gelip kalmasına karşı değillerdi.

Hasret anneannesinden ayrılacağı için üzgündü. Gitmeden onunla daha uzun vakit geçirmek istese de, hem hazırlanması gerektiğinden hem de Ayhan hanıma söz verdiği tarihi doldurur doldurmaz yola çıkacağından buna fırsatları olmayacaktı. Şimdilik gittiği yerde anneannesiyle kalacak bir yer yoktu ama belki ilerleyen zamanda koşullar değişebilirdi.

Raziye hanım güzel yürekli torununa sıkıca sarılıp onu teselli etti. Zaten bir torunun anneannesine yapacağından fazlasını onun için yapmıştı. Hangi torun anneannesiyle yaşardı. Ayrıca ona borçlu olan Hasret değil, Raziye hanımdı. Elinde olsa, rahat etmesi için fazlasını yapardı ama maalesef ona vermek için ayırdığı altınlardan başka bırakabileceği bir şeyi yoktu. Kocasından kalan maaşın kartını her ay çeksin diye ona vermeyi teklif etti ama Hasret kabul etmedi. Artık kendi ayakları üzerinde durma zamanıydı. Otelde kalıp, orada yiyip içeceğinden aldığı para dışında bir ihtiyacı olmayacaktı. Onu da mümkün olduğu kadar eline kalan diğer paraların üzerine koyup biriktirecekti. Tabi ilk aşamada yabancı dil öğrenmesi gerektiğinden ona biraz parası gidecekti ama bu terfi edip, farklı görevlerde çalışmasını sağlayacağından önemliydi. Daha iyi bir görev, daha iyi bir maaş demekti.

Hasret’in son çalışma gününden iki gün önce dayılarından biri gelip anneannesini götürdü. Ayrılığın bu kadar göz yaşı dolu olacağını ikisini de düşünmemişti. Raziye hanım gittikten sonra odaya döndüğünde, odanın bütün sıcaklığı sönmüş gibi hissetti. Neyse ki anneannesi kendi başına telefon kullanmayı öğrenmişti. Çalışma saatleri dışında sık sık haberleşecekler ve ona olan biten her şeyi anlatacaktı eskisi gibi. Hâlâ Ayhan hanıma gidişi ile ilgili bir şey söylememişti, söylemeyecekti de, madem Hasret’ten çok sayıyordu günleri başından beri, o zaman son günün geldiğini de biliyor olmalıydı. Herhangi bir sözleşme ve benzeri bir şey yapmadıkları için de haber vermeden gitmesi sıkıntı olmayacaktı. Şengül maaşını her ay dolmadan zaten yatırıyordu. Maaşının yattığına emin olduktan sonra ayrılmasında bir sıkıntı yoktu.

Son gün odaya dönerken, Ayhan hanım bir şey söyler mi diye bekledi ama yaşlı kadın konuya bile girmedi. O da işi bitince veda bile etmeden dönüp odasına gitti, toparladığı eşyalarını alıp otogara gitmek için sessizce ayrıldı evden. Artık tamamen kendi başına bir yola çıktığı için heyecanlıydı. Ayhan hanımla geçen bunca zamanın ardından, kendini geliştirebileceği ve eğitimi ile ilgili bir iş yapacak olmak hem mutluluk veriyor, hem de korkutuyordu. Otelde bir aksilik olur birden bire işten çıkarılırsa ne olacağı gelmiş, biraz gerilmişti ama daha başından olumsuz düşünmek istemediği için aklından kovalamaya karar verdi. Şimdi kalmak için ayrı bir yer tutmaya kalksa, alacağı parayla karşılayabileceğini sanmıyordu. İnternetten civardaki yerlerin kiralarına bakmıştı. Turistik bir bölge olduğundan kiralar da yüksekti. Raziye hanım tüm yaşadıklarına rağmen, şansın insanın yüzüne ne zaman güleceğinin belli olmayacağını söylerdi hep.

“Sen Allah’tan iste kızım!” diye öğretirdi. Yürekten istediği her şey bir vesile ile bir gün ona gelirdi. Daha çok iki çanta dolusu paranın nasıl ellerinden uçup gittiğini konuşurken söylenirdi bu cümleler. Biri kül olmuş, diğeri çalınmış, ikisi de kısmete girmemişti. Hasret bir daha parası olursa bir çantaya koymayacağına yemin etmişti. Uzun süre Kezban hanımla, kocası yakalanırlar diye umut etmişlerdi ama maalesef herkesin parasıyla onların ki de uçup gitmişti. Yine bir gece yolculuğundan sonra bu defa otele nasıl gidileceğini bildiğinden minibüs durağına geçti. Erken bir saat olduğundan minibüs bir kaç yolcunun daha gelmesini bekliyordu. Neredeyse en son durakta ineceğinden, en arkaya geçip oturdu. Firuzan hanımlara o gün öğlene doğru geleceğini haber vermişti. Hemen bu gün başlaması gerekmezse, yerleştikten sonra sahile gitmek istiyordu. Bu defa dolmuş yoluna dikkatlice bakıp, sahil ile otel arasındaki yolu öğrenmeye çalışacaktı.

Yarım saat içinde minibüsü dolduracak yolcular tek tek gelmeye başladı. O arka koltukta rahatça oturmayı planlarken, yanına iki tane iri kıyım adam oturunca, başını camdan dışarı çevirip düşüncelere daldı. Yanına oturan adam yere bacaklarının arasına koyduğu çanta yüzünden normalden daha geniş bir yer kaplıyor, Hasret’i rahatsız etmemek için de sürekli kıpırdanıyordu. Bir süre sonra telefonu çalınca, onu arabayla gelip alması gereken adamın gelmediğinden şikayet etmeye başladı. Oysa ki bir gün önceden aracın geleceğine dair teyit almış, gelmeyeceğini öğrenince de mecburen minibüse binmek zorunda kalmıştı. Telefonda ettiği şikayetler bitip kapatır kapatmaz, telefon yeniden çaldı. Yan yana oturdukları için Hasret bütün konuşmaları mecburen dinliyordu. Neredeyse bir doksan boyunda olan adam bu son telefonda gelen haber yüzünden iyice gerilmişti. Anlaşılan hasta olan bir yakının ölüm haberini almıştı. Kıpırdanıp durdukça, bacağı Hasret’i sıkıştırdığından, eğilip çantayı, koltuğun altına ittikten sonra, ölüm nedeni hakkında uzun uzun konuşup telefonu nihayet kapattı. O susunca, Hasret’te dışarıyı seyrederek düşüncelere daldı ve bir daha da minibüsün içinde olan bitenle ilgilenmedi. Sahili gördükten sonra minibüsün hangi yolu takip ettiğine odaklandı ama yine de mesafeden emin olamadan, oteli görünce inmek istediğini seslendi. Tam indiği ve dolmuş hareket edeceği sırada, bir adam arkasından yetişip elindeki çantayı uzattı, adamın da inmek için yardım istediğini düşünerek, elini uzatıp çantayı aldı. Adam çantayı verdikten sonra “Kaptan! Devam et!” diye bağırınca, minibüs kapılarını kapatıp hareket etti. Bir minibüse, bir eline tutuşturulan çantaya bakarken, adamın aslında “Çantanız!” demiş olduğunu hatırladı. Çantanın yanına oturan adamın koltuğun altına ittiği çanta olabileceğini düşündü ama emin olamadı. Çanta yerde durduğu için eğilip bakmamıştı. O sahilin otele uzaklığına daldığı için adamın inişini de görmemişti.

“Hay Allah!” diyerek oldukça ağır olan çantayı yere bıraktı. Minibüs çoktan uzaklaşıp gitmişti. Minibüsün plakasını da almak aklına gelmediği için sahibi hakkında bir bilgi bulmak umuduyla, çantanın fermuarını açtı.

(devam edecek)

Yorum bırakın