Otelin sahipleri İstanbullu bir karıkocaydı. Her şeylerini bırakıp, otel işletmeye karar vermişler, aynı parsel üzerindeki beş villayı satın alıp, otele çevirmek istiyorlardı. Geniş bir alan üzerine kurulu olan villaların arkasına üç katlı bir otel binası inşa etmişler, şimdi personeli tamamlamaya çalışıyorlardı. Yirmi dört saat hizmet verecekleri için belirli görevlerde çalışan personel için de lojmanlar da eklemişler. Hasret’e de lojmandan Ayhan hanımın arka bahçesinde kaldıkları gibi bir oda bir salon denilebilecek bir yer vereceklerdi. Çalışma saatleri uzun bir işti ama zaten aynı yerde kalacağından ve bekar olduğundan sorun olmayacağını düşünmüştü arkadaşı. Hasret, Ayhan hanımın yanında çalışırken telefonla konuşması yasak olduğundan arkadaşı bu detayları mesajına yazıp haber vermiş, o da geri arayıp başka şeyler soramamıştı. Akşam odaya döner dönmez sevinçle anneannesine sarılıp, artık bu işe ihtiyaçları kalmadığını, hatta bu şehri bile terk edeceklerini anlattı. Henüz her şeyi bilmiyordu ama işi bulan arkadaşına güveniyordu.
Raziye hanım ellerini açıp, “Çok şükür!” diye dualar ettikten sonra Hasret’in saçlarını okşayarak, torununun bu yola tek başına çıkacağını söyledi. Bu yaştan sonra öyle sıcak yerlerde yaşaması mümkün değildi. Ayrıca sağlığı da giderek bozulduğundan Hasret’in artık onunla ilgilenmesini istemiyordu. Bir süre oğullarının yanında kalıp duruma bakar, olmazsa bir bakım evine geçebilirdi.
Hasret son olaylardan sonra onun suçluluk duyduğunu bildiğinden onsuz gitmek istemediğini defalarca söylese de, aslında sıcaklara dayanamayacağını o da biliyordu. Onun bir süre dayılarında kalabileceğini, gidip otele ve kalacakları yere baktıktan sonra eğer, klimalı ve konforluysa mutlaka yanına gelmesini istediğini söyledi. Raziye hanım gülümseyerek başını sallasa da, elbette böyle bir niyeti yoktu ama torununu üzmemek için öyle söylemişti. Saat geç olduğundan arkadaşını yine arayamadı ama aklına takılan bazı soruları yazarak, otelin tam yerini sordu. Bir kere bu sektöre girince, başka yerlere de kolayca geçebilirdi. Arkadaşı, karı-kocanın burayı hizmete açtıktan sonra bir yıl deneyip, verim alırlarsa başka yerlerde de şube açmayı planladıklarını yazdı. Otelin yerini tam bilmiyordu ama öğrenip, haber verecekti. Tabi Hasret işi kabul ediyorsa onu da otele bildirecekti. Hasret Ayhan hanımın evinden bir an önce ayrılmak istediği halde üç ayın dolacağı günü arkadaşına mesaj yazarak, o tarihin ertesi günü gelip başlayabileceğini söyledi. Uzun süredir ilk defa iyi bir haber aldığı için de nihayet yüzü gülmüştü. İşin olacağı kesinleşene kadar dayılarını arayıp da onlara geleceğini söylememesi için anneannesine söz verdirdi. Ertesi gün işe gittiğinde Ayhan hanıma hiç bir şeyden bahsetmedi.
Arkadaşı otelin tam adresini ertesi gün öğleden sonra gönderdi. İşe başlamadan önce gidip mülakata girmesi gerekiyordu. Ancak mülakattan sonra başlayıp, başlamayacağı belli olacaktı. Ne kadar referansla da gitse, haklı olarak iş verenler onu görüp, tanışmak istiyorlardı. Ayhan hanıma nereye gideceğini söylemeden, anneannesiyle bir hafta sonu gidip gelebileceklerini düşünüp görüşmeye gitmeyi kabul etti. Evin satış işlemleri haricinde daha normal izinlerini bile hiç kullanmamıştı. Ayrıca yakında ayrılacağına göre de iki üç gün izin alması normaldi. Kezban hanım olmadığına göre de pazar izin alamaz kuralı yıkılmıştı. Raziye hanım havalar sıcak olmasa da iki günlüğüne onca yola dayanamayacağını söyleyerek Hasret’in tek başına gitmesi gerektiğini söyledi yine. Ayrıca durup dururken ikisine birden yol ve kalacak yer masrafı yapmasına gerek yoktu. O gençti, akşamdan biner sabaha oraya varır, görüşmesini yapıp, akşam yine biner gelir, konaklama için de harcama yapmasına gerek kalmazdı. O süre boyunca da Raziye hanım burada tek başına beklerdi. Ayhan hanım onun evde kalıp kalmadığını bile sezemezdi. Gitmişken kalacağı yere de bakabileceğini düşünen Hasret, anneannesinin söylediklerine itiraz etmedi.
Ayhan hanım daha izin lafını duyar duymaz suratını assa da, kızın haklı olduğunu bildiği için sesini çıkaramadı. Hafta sonu olduğundan Şengül’den gelip kalmasını istemeyi düşündü ama Şengül, Hasret’in izin almak istediği hafta sonu kocası ile plan yaptığından gelemeyeceğini, ev işleri için personel gönderen firmadan fazladan birini yollayıp, yollamayacaklarını soracağını söyledi. Hasret konuşmalara kulak misafiri olduğu halde, bunun onun sorunu olmadığını düşünüp, yorum yapmıyordu. Eskiden olsa işleri kolaylaştırmak için bir şeyler yapmaya çabalardı. Ayhan hanım kendi bencilliklerinin sonucunu yaşıyordu. Onu hırsızlıkla suçladığından bu yana ona karşı bir sempatisi kalmamıştı. Onca azara rağmen yine de haline üzülürken, artık yaşadığı her şeyi hakkettiğini düşünmeye başlamıştı. Her ne kadar bağışlar yapıp yardımlar da bulunuyor olsa da, birebir ilişkilerde gerçekten fenaydı. Zaten şunun şurasında yirmi gün zamanı kalmıştı Hasret’in. Otel işinin olmama olasılığı tabi ki vardı ama arkadaşı onu mutlaka beğeneceklerini söylüyordu. Ayhan hanım, anneannesinden medet ummasın diye Raziye hanımın kalacağından da bahsetmedi. Zaten ihtiyacı olmasa bile, onu da götürmesi için gereksiz bir laf da edebileceği için o konuya girmeyi hiç istememişti.
Şengül, firma ile görüşüp Ayhan hanımın günlük ihtiyaçlarını karşılayacak birini ayarladığını söyleyince, Hasret belli etmese de rahatladı. İki günlüğüne gelen birinin onun ne isteyip, istemediğini bile anlayacak vakti olacağına inanmayan Ayhan hanım ise memnun olmasa da mecburen kabul etti. Böylece Hasret hafta sonu otele gidebilmesi içi gidiş, dönüş biletini internet üzerinden alarak evden çıkışlarının ilk adımını atmış oldu. Ege de yemyeşil ve denize yakın bir yerde bulunma fikri onu heyecanlandırıyordu. Mutlaka bir izin zamanı olacaktı ve o izin zamanında o da herkes gibi denizin tadını çıkaracaktı. Sabah uyandığında yeşilin ve denizin kokusunu almayı sadece videolardan görmüş hep özenmişti. Artık nihayet kaderin yüzüne güldüğünü düşünüp, yola çıkana kadar gülümseyerek uyuyabildi. Raziye hanım da torununa onu mutlaka beğenip işe alacaklarına dair telkinlerde bulunup, bol bol dua etti. Onun için de artık oğullarının evlerinde yeni bir düzen başlayacaktı. Hasret’in mutlu ve güvende olduğunu bildikten sonra başının çaresine nasılsa bakardı.
Hasret cuma akşamı gelen kadına yapacaklarını anlattıktan sonra evden ayrıldı. Hafta sonu çalışacak olan kadın Hasret yola çıkacağından iş devri yapmak için sadece uğramıştı. Onun gibi gece arkada kalmayacağından, sabah geri gelecekti. Neredeyse bütün hayatı koşturma ve stresle geçen Hasret, otobüs daha hareket eder etmez derin bir uykuya daldı. Sanki iş görüşmesine değil de tatile gidiyor gibi hissediyordu. Ayhan hanımın yanındayken onun olumsuz enerjisi, aklındaki stres dolu sorular ve tabi anneannesinin iyi olup olmadığı düşüncesi ile geçiyor, geceleri odaya döndüğünde ise Raziye hanımın artık yetişemediği işleri halledip, bu işin sonunun nereye varacağını düşünerek uykuya dalmak onu mahvediyordu. Şimdi bu dört tekerin üzerinde her şeyden uzaklaşan bir yolculuğa çıkıyor olmanın düşüncesi bile gevşemesine yetmişti. Sabah vardıklarını hatırlatan muavinin sesiyle gözlerini açtığında kendi bile nasıl bu kadar uzun ve derin uyuyabildiğine şaşırdı.
Burada güneş bile daha sarıydı sanki, sadece güneşin değil her şeyi rengi onun geldiği yerden farklıydı. Yıllardır bu kadar uzun ve derin uyuyamadığı için otobüsten inip aklını başına toplaması biraz zamanını aldı. Otele nasıl gideceğini öğrendikten sonra, onu en yakın yerde indirecek olan minibüse binip kalkmasını beklemeye başladı. Daha işe kabul edilmemiş olsa bile kendini bu yerde çalışırken hayal etmeye çalıştı. Havanın tatlı ılıklığı şimdiden onu kucaklamıştı. Belki de hayatının bundan sonrasının ağız tadıyla yaşanacağı kısmı burasıydı.
(devam edecek)