Yasal işlerinin neredeyse tamamını avukat olan yeğeni Şengül ile halleden Ayhan hanım, iş güvene gelince doktor olan yeğenini tercih ederdi. Mallarının alım, satım işlerini Şengül’e vermesi gerekirken ona verdiği vekaletname ile çözüyordu. Evden çalınan parayı, bir yardım kuruluşunun kuruluş yıldönümü gecesinde bağış olarak vereceğini önceden söylediğinden, gecenin tarihi gelmeden yerine koyması gerekiyordu. O gece bir plaket alacak ve bağış parasını da elden verecekti. Kocasından kalan malı mülkü fazlaca olduğundan, çalınan para büyük miktarda bile olsa bir şeyler satarak yenilemek mümkündü. Uzun süredir Datça’da bulunan ve yıllardır gitmediği yazlıklarını satın almak isteyen bir müşteri vardı. Bu yazlık için ailesindeki herkes talip olmuştu ama elbette satın almayı değil, gidip tatil yapmayı istemişlerdi. Ayhan hanım kullanılmak istendiğini hemen anlardı bu yüzden de yazlığın anahtarını hiç kimseye vermedi. Sağlığı ile iyi niyetle yakından ilgilendiği için doktor olan yeğeni Taylan’a teklif etmiş ama o da bekar olduğundan, tek başına yazlığa gitmeyi anlamlı bulmadığını söyleyerek kabul etmemişti. Yine de yazlığın anahtarı bir mesele çıkarsa halletsin diye onda duruyordu. Ne kadar gidilmese de, evin her yıl bir çatlağı, patlağı çıkıyor veya tadilat gerektirebiliyordu. Site içinde olduğundan doktor olan yeğeni gidip ne gerekiyorsa hallediyor, ev yerine otelde kalıp geri dönüyordu.
Aslında Taylan da bal gibi arkadaşlarıyla ve ya kız arkadaşlarından biriyle gidip tatil yapabilirdi ama Ayhan hanıma ne kadar destek de olsa, bazı tavırlarından hoşlanmadığı için bu tür tekliflerini kabul etmiyordu. Eğitimi sırasında zaten destek almış, karşılığında olanca iyi niyetiyle zorda kalmasına mani olmaya çalışıyordu ama daha fazlasını almaya hiç niyeti yoktu. Ayrıca ailesi ile arası bozuk olan halasının sunduklarını gizli gizli aldığı ortaya çıkarsa kendini çok kötü hissederdi. Ayhan hanım sinirlenince yaptıklarını ailesine karşı kullanmak ister diye de düşündüğünden buna fırsat vermek istemiyordu. Gerekmediği sürece halasını ziyarete de hiç gitmiyordu. Genelde işler, telefonla veya uzaktan halledilebilecek şeyler olduğundan bu konuda rahattı. Halasının evine neredeyse yedi aydır hiç uğramamıştı. Avukat kuzeni ve onun Ayhan hanımın işlerini hallettiğini ve eğitimlerinde destek gördüklerini herkes öğrenmişti. Bu anlamda bir endişe duymasına gerek yoktu ama diğer hiç bir desteği artık kabul edemezdi ki zaten, eğitim hayatının finanse edilmesi onun için yapılabilecek en önemli şeydi. Artık başarılı bir dahiliye uzmanıydı. Kendi muayenehanesini açmak için planları vardı.
Ayhan hanım bağış gecesi gelmeden önce Datça’daki yazlığı satarak çalınan parayı telafi edecek, kalanını ise şimdilik elinde tutacaktı. Aslında yaşı ilerledikçe böyle insanların elinde oyuncak olacağını düşünmek iyice zoruna gittiğinden. Kalan parasıyla kalınabilecek en lüks bakımevlerinden birine yerleşmeyi artık ciddi ciddi düşünüyordu. Tabi araştırmadan herhangi birine gitmeyeceği için avukat yeğeninden de bu konuda destek istemişti. Şengül de, Taylan gibi eğitimi dışında ondan maddi destek almamıştı ama zaten Ayhan hanım da bir daha böyle bir şey teklif etmemişti. Sadece oldukça geniş çevresinden ona işler yolluyordu. Halası sayesinde zengin bir müşteri portföyü olan Şengül, kocasının şirketi için de zaman zaman Ayhan hanımdan çevresel destek talebinde bulunuyordu. Karşılığında da Ayhan hanımın yasal işleri ve bu tür isteklerini hallediyordu. Taylan olan gibi bekar olmadığından zaten istese de onun işlerini halletmek için gönderdiği yerlere gidemezdi.
Taylan özel bir hastanede görev iyi de kazanç sağlıyordu. Bölümde üç doktor olduklarından bir işi olduğundan ki bunların neredeyse yarısı Ayhan hanımın işleri oluyordu, randevularını diğer doktor arkadaşlarına paslayarak çıkabiliyordu. Ayhan hanım Datça’da ki yazlığı uzun zamandır talep eden kişiye satmaya karar verdiğini söyleyince, mecburen izin alması gerekti. Zaten yazlık bir yere gideceği ve satışı bir iki günde gerçekleştirip gelemeyeceğini bildiği için yıllık izninden alarak hazırlığını yaptı. Gitmişken iyi de bir otelde kalıp, dinlenmeyi de planlıyordu. Halası o iznini ayarlarken yazlığı almak isteyen adamı aramış ve vekalet sahibi yeğeni ile Datça’da buluşup, satış işlemlerini gerçekleştirebileceklerini söylemişti. Ancak adam Ayhan hanımın birden bire satışa karar vereceğini tahmin etmediğinden parasını bağlamıştı ve bir buçuk, hatta iki aydan önce de parayı teslim etmesi imkansızdı. Böyle bir olasılık aklına gelmeyen Ayhan hanım, Taylan’ı arayarak iznini ertelemesini söyledi. Adamdan haber gelene kadar harekete geçemeyeceklerdi. Neyse ki kuruluş gecesine üç aydan fazla vardı. Kezban hanım ve kocasının çalıp götürdükleri parayı arsalardan birine müşteri çıkınca kaçırmamak için yaptıkları satıştan almışlardı. Bağış gecesinden önce parayı temin etmiş olmak için erken harekete geçmişlerdi ama maalesef para kuş olup gitmişti evden. Yaz sonu Datça tatilinin daha iyi olacağına kanaat getiren Taylan da yolculuğunu iptal etmişti.
Bu arada yapılan soruşturmada Hasret ile Kezban hanımların bir ortaklıkları olduğuna dair bulguya rastlanmadığı için ona karşı bir suçlamada bulunulmuyordu. Ayrıca evin satışına dair belgelerle, parayı teslim edişine dair emlakçının da ifadesi alınınca, onun da Ayhan hanım gibi mağdur olduğu ortaya çıkmıştı. Ayhan hanım tükürdüğünü yalamamak için bir delil olmasa da Hasret’ten ne özür dilemiş, ne de tavrında bir değişikliğe gitmişti. Hasret’te adı temize çıktığı için rahatlamış ama Ayhan hanıma hizmet etmek zorunda olduğundan iyice sessiz kalarak işine devam etmişti. Söz verdiği gibi üç ay dolunca bu evden çekip gidecekti.
Bu arada bir kaç arkadaşı ile haberleşmiş ona yeni bir iş ve ev bulmaları için yardım istemişti. Onlar da kendi çevrelerine haber yollamışlar, bir ses çıkarsa Hasret’e bildirmek için bekliyorlardı. Hasret bu tecrübe ona ders olduğu için daha çok mesleği ile ilgili bir alanda çalışmak istiyordu artık ama koşullar neye el verir, karşısına ne çıkarsa ona da mecbur olacağını biliyordu.
Şirketten gelen çalışanlar evde kalmayıp, işleri bitince gittikleri için Raziye hanım günü tek başına ve torununa dua ederek geçiriyordu. Zaten yan odaya bir çalışan gelirse bu sefer hiç konuşmamaya karar vermişti. Kalmak için davet etmekten başka bir destekleri olamayan oğulları da vicdan yaptıkları için sık sık arayıp çağırıyorlardı ama hiç birinin teklifini kabul etmiyordu. Aslında gidip sırayla gelinlerinin yanında kalmanın da iyi fikir olmayacağını bu son olaylardan sonra anlamıştı. Torununa da yük olmak istemediği için o da Ayhan hanım gibi bir bakım evine yatmayı düşünmeye başlamıştı ama maddi olarak gücü olmadığından ancak devletin bakım evlerinden birine gidebileceğini düşünüyordu. Duyduğuna göre onlarda da yer bulabilmek için yıllarca bekleyen insanlar vardı. Oğullarına fikrini açıkladığından onlar böyle söylemişlerdi. Ayrıca annelerini bakım evine gönderecek değillerdi. Onun yardım etmeyişlerine gücendiği için böyle söylediğini sanıyorlardı ama Raziye hanım ciddiydi. Elden ayaktan düşüp, kimseye yük olmak istemiyordu. Bu saatten sonra da daha iyi olmayacağı açıktı. Şimdi bile iki kişinin yemeğini zor yapıyor, temizlik, ütü işlerini büyük evin işinden dermanı, zamanı kalmasa da gelince Hasret hallediyordu. Zavallı kız gençliğini yaşayacağına bir de anneannesine bakıp, elin yaşlısına hizmet ediyor, hırpalanıyordu.
Sonunda üç ay dolmadan Hasret’in arkadaşlarından birinden tam da onun istediği gibi Ege’de butik bir otelde çalışması için bir imkan çıktığı haberi geldi. Otel yaz sezonuna yetişmediği ve kış mevsiminde de hizmet vermek üzere hazırlandığı için yaz sonu ancak açılabilecekti. Her ne kadar mesleği Turizm-Otelcilik olsa da henüz bu alanda bir tecrübesi olmadığı için Hasret’e de üst düzey bir iş vermeyeceklerdi ama yeni bir tesis olduğundan başlamak için iyi bir basamaktı.
(devam edecek)