Avukat yeğeni, Hasret’i kovmaması için halasını ikna etmeye uğraşırken, Ayhan hanımın sözleri iyice zoruna giden Hasret mutfakta bir krizin eşiğindeydi. Paraya daha neredeyse ellerini süremeden kaptırdıklarını henüz kabullenemezken, suç ortaklığı ile yaftalanıp, evsiz kalmayı zihni almıyordu. Mutfakta sinirli sinirli biraz dolandıktan sonra öfkeyle salona geri döndü.
“Maalesef bu evden gidecek hiç param yok. Ayrıca sizin de beni suçlamak için elinizde bir deliliniz yok! Durup dururken beni ve anneannemi bu evden atmaya kalkarsanız ben de sizden şikayetçi olacağım. Sizin de yıllardır yanınızda çalışan bu kadınla işbirliği yapıp bana pusu kurmadığınızı kim bilebilir öyle değil mi?”
Ayhan hanım gözlerini fal taşı gibi açmış Hasret’e bakıyordu, yeğeni eğilip, “Doğru söylüyor!” diye fısıldadı, “Polisin araştırması bitene kadar kalsın burada, benim de eve dönmem gerek biliyorsun ve seni tek başına bırakamam!”
Ayhan hanım yeğeninin onunla kalmaya gönlü olmadığını anlamıştı çoktan, kızı gönderir, o da çekip giderse bu sefer de evde sefil olmak vardı.
“Ne istiyorsun?” dedi Hasret’e daha sakin bir sesle. Aslında kızın diklenip nihayet hakkını aramaya karar vermesini takdir etmişti ama bu ona sempati duyduğu anlamına gelmiyordu. Cahil anneannesi o kadına yüz verip başına sarmasa bütün bunlar başlarına gelmezdi. Hasret’in parası gitmezdi yani. Öte yandan yıllardır yanında çalışıyor diye bu insanlara güvenmiş olan kendisi Hasret’ten daha da salaktı.
“Artık dönecek bir evim, yenisini alacak param da yok. Bir kira evine çıkıp, kirasını ödeyecek bir başka iş bulana kadar çalışmaya devam etmek istiyorum!”
“Ev işleri için ben bir firma ayarlarım!” dedi avukat yeğen yine araya girip.
“Eğer bu işten temiz çıkmayı başarırsan sana gitmen için üç ay veriyorum!” dedi Ayhan hanım Hasret’e, “Eğer bu işte bir parmağın olduğu ortaya çıkarsa, hayatını mahvederim anlaşıldı mı?”
“Tamam!” dedi Hasret, “Üç ay sonra söz veriyorum, siz söylemeden çekip gideceğim!”
Avukat yeğen, zaman içinde halasını yumuşatabileceğine inandığı için şimdilik yangına körükle gitmemeyi tercih etti ama o gece de halasının yanında kalıp, ertesi sabah evden ayrıldı.
Raziye hanım kendini o kadar suçlu ve berbat hissediyordu ki, sabah akşam polisler o hain karı kocayı yakalasın diye dua etmeye başladı. Hasret nihayet biraz toparlanınca anneannesini onun suçu olmadığına ikna etmeye çalışsa da, Raziye hanım ikna olmadı. Oğullarını arayıp yardım etsinler diye olanları anlattı ama sadece gelip onda kalabileceğine dair teklifler duyabildi. Hiç biri Hasret için de aynı teklifte bulunmuyordu. Tabi ki Raziye hanım onların yanına gitse Hasret’i arkada bırakacak değildi ve onlar da ağızlarını açıp laf etmezlerdi ama yine de bu şekilde istemediklerini belli etmişlerdi. Onlardan da para yardımı gelemeyeceği anlaşılınca iş yine Hasret’in anlaştığı üç aylık maaşına kalmıştı. Raziye hanımın kocasından aldığı emekli maaşını buraya geldiklerinden beri bankadan hiç çekmediklerinden biraz da birikmiş o vardı. Allah’tan yaşlı kadın torununa diye ayırdığı altınları hep üzerinde taşıyordu. Evde bir yere saklamış olsa bu hain kadın onları da bulup alırdı.
Kezban ve Kemal beyin nerede olduklarına dair aileleri dahil kimsenin bir bilgisi yoktu. Üç dört gün sonra arabayı söylenilen adrese bırakanların onlar olmadığı anlaşıldı. Arabayı park eden adam, Fatih Koçbaş adında bir temizlik görevlisiydi. Kemal beyi markette tanımıştı, yıllardır karşılaştıkları için sohbet ediyorlar, Kemal bey ona içmesi için sigara veriyordu. Arabayı belirlediği yerden alıp, söyleyeceği adrese bırakması için para teklif etmişti. Söz de araba kardeşinindi ama onların evlatlarının yanına gitmeleri gerektiğinden, ödünç aldıkları arabayı teslim edemeyeceklerdi. Fatih arabayı adrese park edip, anahtarı üzerinde bırakırsa kardeşine telefon edecek ve arabasını almasını isteyecekti. Hikaye tuhaf da gelse, Fatih paraya ihtiyacı olduğundan ve Kemal beyi yıllardır tanıdığı için bu yaşlı adamın bir suça karışacağı aklına gelmemiş, kabul etmişti. Polis kimliğini tespit edip onu bulduğunda çok şaşırmış, hapse girmekten korktuğu için her şeyi hemen anlatıvermişti. Markette onlarla sigara içen bir başka çalışan Fatih’in söylediklerini doğrulayınca, onun da bir mağdur olduğu ortaya çıktı. Karı koca üşenmeyip detaylı bir plan yapmışlar ve ortadan kaybolmuşlardı. Fatih detayı ile polisi neden oyalamak istedikleri ise yurt dışına kaçtıkları ortaya çıkınca anlaşıldı. Üstelik sadece Ayhan hanım ve Hasret’i değil, akrabalarından ve arkadaşlarından da birilerinin paralarına borç alma bahanesi ile el koymuşlardı. Aslında vizelerini de çok önceden alan karı kocanın, diğer tüm paraları planlamışken, Hasret’in parasını da öğrenip son anda plana dahil ettikleri belliydi. Raziye hanım onlara paradan hiç bahsetmemiş olsa, onlar hiç zarar görmeden durumu atlatmış olacaklardı. Hasret anneannesi daha fazla üzülmesin diye bu detayı ona hiç anlatmadı.
Hırsızlık olayından sonra Raziye hanımın sağlığı giderek bozuldu. Yaptığı hata ile torununa verdiği zararı bir türlü hazmedemiyordu. Hasret her gün sabahtan Ayhan hanımın işlerini yapmak için eve geçiyor, Ayhan hanım onu uzun süre yanında istemediği için akşam yemeğinden sonra anneannesinin yanına dönüyordu. Avukat yeğen söz verdiği gibi ev işlerini halletmesi için bir firmadan iki tane eleman gönderdi. Elemanlar şirketten geliyorlar ve ödeme şirkete yapılıyordu. Yaşanabilecek her aksaklığın sorumluluğu şirkette olduğundan risk önceki çalışanlara göre daha azdı. Daha genç ve profesyonel olduklarından işleri büyük bir özen ve çabuklukla hallediyorlardı. Ayhan hanım, Hasret ile, Hasret’te onunla gerekmediği sürece konuşmuyordu. Bu zaten evin kurallarına dahil olsa bile artık ikisinin de yüzü hiç gülmüyor ve ses tonları buz gibi çıkıyordu.
Sürekli azar işitip, aşağılanmaktansa bu şekilde çalışmak Hasret’e daha iyi geliyordu. Ayhan hanımla yaptıkları anlaşmaya uymak istese de üç aylık maaşı ve birikmişlerle bu işi nasıl çözeceğini bilmiyordu. Emlakçı ile konuşup durumu anlatmış, ucuz ve küçük bir kira evine ihtiyaç duyduklarını söylemişti ama en basit evlere bile çok yüksek hava parası istediklerini öğrenince işi nasıl çözeceğini bilememişti. Onlarla daha önce de iş yapan emlakçı, paranın çalışmasına üzüldüğü için bir aylık kira dışında bir talep istenmeyen evlerden mutlaka bulmaya çalışacağına ve diğer emlakçı arkadaşlarından da yardım isteyeceğine söz verdi ama evlerin iyi olmasını beklememeliydiler. Taşındıkları o rutubetli evden bile kötüsü gelebilirdi. Bu arada ev satılıp içinden eşyaları da alamadıkları için yeni ev sahibi kullanmak istediklerine el koyup kalanını kapının önüne çıkardı. Hasret’in yapabileceği bir şey olmadığından sesini çıkaramadı. Emlakçı onlara mobilyalı bir ev bulmaya çalışacaktı. Raziye hanım bozulan sağlığı ile torununa daha fazla yük olmak istemiyor olsa da, bir yandan onu eskisinden de daha beter bir duruma bıraktıktan sonra oğullarının birine gidip, onu ortada bırakmayı içine sindiremiyordu. Hasret’in dayılarının onu istemediğini sezdiğini ve onunla asla gelmeyeceğini anlamıştı.
Reyhan bozulan sağlığına rağmen peri masalı yaşıyor derken, her şey bir kabusa dönüvermişti. Ne yazık ki Hasret annesinin iyi şansından bir parça da olsa payını alamamıştı. Babası ile kazada ölüp giden Nimet’in de bu şanstan nasibini alamadığı açıktı.
Polis Kezban hanım ve Kemal beyin hangi ülkeye kaçtıklarını tespit etmiş olsa da yurt dışında iz sürmek ülke içi gibi kolay değil ve bir çok prosedüre bağlıydı. Ayhan hanım söylenilenlerden onları bulamayacakları mesajını çoktan almıştı. Böyle kolay kandırılmış olmayı bir türlü kendine yediremiyordu.
(devam edecek)