Ayhan hanımın avukat olan yeğeni, halası ile konuşur konuşmaz polisi arayıp, çocukluğundan beri kendisinin de tanıdığı Kezban hanım ve Kemal bey hakkında suç duyurusunda bulundu. Bunu yapmadan önce de halasına defalarca bu insanların arabayı çalıp kaçtıklarından emin olup olmadığını sormuştu. Çünkü daha önce de bir kaç kez Kemal beyin kendi şahsi işlerini halledebilmek için arabayı kısa süreler alıp gittiğini biliyordu. Ayhan hanımın buna tepki göstermesine rağmen, bunca yıl çalıştıktan sonra kendilerinde hak görüyor olsalar gerek, başları sıkıştığında Ayhan hanımın onayına başvurmadan böyle şeyler yapmışlıkları vardı. Ayhan hanımı bu kez net olarak harekete geçiren şey, yedek anahtarla yaşadıkları evi Hasret’e açtırıp, tüm kişisel eşyaların toplanıp gidildiğini öğrenmiş olmasıydı. Bu insanlar temelli gidecek olamasalar, hem habersiz işe gelmemezlik etmezler, hem de evi tamamen boşaltarak gitmezlerdi. Ayhan hanımın böyle bir şeyi asla hoş görmeyeceğini bile bile hem de.
Polis gelip, Hasret’in, Ayhan hanımın ve son olarak da Raziye hanımın ifadesini aldı. Raziye hanım, karı koca gece gittikleri için bir şey görmemiş ve duymamıştı. Sadece bir akşam önce Hasret, Ayhan hanımla birlikteyken Kezban hanım gelmiş, birlikte çay içip sohbet etmişler, hatta hiç yapmadığı halde o gün Raziye hanım yorulmasın diye içeri girip çayları da kendi servis etmişti. Hasret, Kezban hanımın içeri girdiğini duyar duymaz anneannesinin yüzüne baktı endişeyle, o bakınca Raziye hanım da o ana kadar aklına gelmese de, torununun endişe ettiği konuyu hemen anladı ve polisleri kapının önünde bırakarak bir anda dönüp eve girdi. Polis daha ne olduğunu anlayamadan içeriden yükselen feryat, Hasret’in korktuğu şeyin gerçekleştiğini gösteriyordu. Satıştan gelen para sakladıkları yerde değildi. Raziye hanım yaklaşık yirmi dakika elleri, ayakları titreyerek şok geçirdikten sonra, çayları içtikten sonra da oturmaya devam ettiklerini ama Kezban hanımın elinde para çantası görmediğini söyledi. Hatta üzerinde incecik ve cepsiz bir elbise vardı. Onca parayı ceplerine doldurup çıkmış olması imkansız olacağı gibi paranın içinde durduğu çanta da yerinde değildi. Hasret anneannesinin içeriden yükselen feryadı duyulur duyulmaz evin merdivenlerine çöküp kaldı. Hayatlarının devamını garanti altına alacak tek para da ellerinden gitmişti. Ayhan hanım onları kovduğunda şimdi sahiden gidecekleri yer yoktu.
Anlaşıldı ki, Kezban hanım ve kocası, Ayhan hanımın arabası ile Hasret ve Raziye hanımı ev satışından gelen paralarını alıp kaçmıştı. Hasret’te mağdur olmasına rağmen Ayhan hanım polise iki çalışanın da iş birlikçi olabileceklerini söylemişti. Kezban hanım ve Raziye hanımın aralarından su sızmadığını evin arka pencerelerinden defalarca seyretmişti. İki kadın her akşam birlikte otururlarken, bal gibi de bu planı yapmış olabilirlerdi. Evin satışından bir para geldiği ne belliydi ayrıca? Dikkat dağıtmak için böyle bir plan yapmış olabilirilerdi. Ayhan hanım görevli memurlara kendi kurgularını anlatırken, onunla eve gelen Hasret iyice şoka girmişti.
“Ayhan hanım sizin ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?” diye inledi, “Ben evin satıldığını ve parayı bir çanta içinde aldığımı ispatlayabilirim, çünkü satışı emlakçı üzerinden yaptık. Ayrıca bu işi halletmek için izin aldığımı hatırlarsınız. Hatta o gün de yerime Kezban hanım bakmıştı!” der dermez, Kezban hanım ve kocasının her şeyi planlayarak onları bu noktaya getirdiklerini anladı. Ayhan hanımın zorluklarından bıkan karı koca kaçmaları için gereken araba ile can suyu gibi yetişen bir çanta dolusu parayı alıp kaçmışlardı. Evlerin arkasındaki ayak izlerinden, Kezban hanımın çantayı arka camdan kocasına verdiğini tahmin ediyordu polis. Ayrıca, Hasret’in söylediklerini emlakçı doğrulamıştı. Yapılan aramada Kemal beyin el yazısı ile bırakılmış bir not garajda bulundu. Arabayı sadece ödünç almışlardı ve hangi adrese bırakacakları notta yazıyordu. Güvenlik kameraları kapatılmış olsa da, trafik kameralarından karı kocanın tahmini olarak gece iki civarında evden ayrıldıkları anlaşılmıştı. Araba onların evden ayrılışından on iki saat sonra dört yüz kilometre uzakta ve söylenilen adreste bulundu. Aracın hiç bir sıkıntısı yoktu ve içinde özür dileyen bir not daha vardı.
Her ne kadar arabanın çalınmayıp, ödünç alındığı notlarda belirtilse bile, Ayhan hanım ve avukat yeğeni şikayetçi olacaklarını polise bildirdiler. Hasret’te paraları çalındığından şikayetçiydi. Hasret ve Raziye hanımın çalınan paralarının ortaya çıkmasından sonra, Ayhan hanım, polis ve yeğenine, Hasret’in görmesini ve bilmesini istemediği başka yerleri de kontrol ettirdi. Buralardan Kezban hanımın da haberi yok sanıyordu ama anlaşıldı ki, Kezban hanım Ayhan hanımın bütün gizli yerlerini keşfetmiş ve giderken oraları da temizlemişti. Buna bir ev parası değerinde antika takı seti ile Ayhan hanımın bağış yapmak istediği yüklüce bir para da dahildi.
Polis arabanın bulunduğu yerdeki kameraları takibe alarak, karı-kocanın nereye gitmiş olabileceklerinin peşine düştü. Yıkık, dökük evlerinin olduğunu söyledikleri memleketlerine gitmemişlerdi. Zaten şimdi ellerinde o evden en az on tane alacak kadar paraları vardı. Polisler yapacaklarını yapıp gittiklerinde saat gece yarısına geliyordu. Son çalınanlar da belli olduktan sonra Ayhan hanımın öfkesi hiç dinmedi. Raziye hanım ellerindeki son kaynak onun yüzünden gitti diye fenalık geçirirken, Hasret boş gözlerle kenarda dikiliyordu. Ayhan hanımın avukat olan yeğeni, halasını tek başına bırakmamak için evine dönememişti. Polislerin sorularını yanıtlamak için hepsi birden büyük evde toplanmışlardı. Polisler evden çıkar çıkmaz, Ayhan hanım, Raziye hanımın ayılıp bayılmalarına tahammül edemediği için Hasret ve ikisini odalarına gitmeleri için kovdu. Hasret azarlara alışık olduğundan robot gibi anneannesinin koluna girip, kendi odalarına geçti. Dövünüp, duran Raziye hanımı teselli edecek kadar bile kendinde değildi. Ablası ve babasının geçirdiği kazada yanan paradan sonra, bu ellerinden kayıp giden ikinci büyük paraydı. Sabaha kadar anneannesi ayrı, o ayrı köşelerde kendi şoklarını yaşadılar. Hasret sabah giyinip büyük eve geçtiğinde, Ayhan hanım ve yeğeninin de gece hiç uyumadıklarını bıraktığı yerde durduklarından anladı.
Yeğeni, Ayhan hanım gibi huysuz olmadığından ikisine de gece yiyecek ve içecek bir şeyler hazırlamıştı. Hasret içeri girince, akşamdan kalanları toplamak için sehpanın üzerine eğilince, Ayhan hanım uykudan uyanmış gibi bağırmaya başladı.
“Sakın dokunma! Hepiniz aynısınız! Sen de hemen bu gün anneanneni de alıp çık git evimden! İşbirlikçi pislikler sizi!”
Hasret bir eli kirli tabaklara uzanmış vaziyette öylece kaldı olduğu yerde. Avukat yeğen, “Halacığım, kızın da parası çalındı, onlar da mağdurlar!” diye araya girmeye çalışsa da Ayhan hanım belli ki bütün öfkesini Hasret’ten çıkarmaya kararlıydı.
“Kimseyi istemiyorum evimde!” diye bağırdı Ayhan hanım, “Gidip bir bakım evine yatacağım ve tüm bu düzenbazların elinden kendimi kurtaracağım!”
Sinirleri zaten bozuk olan Hasret’in çenesi titremeye başlamış, ne diyeceğini iyice şaşırmıştı.
“Ayhan hala, kadınla iş birliği yapacak olsalar niye kendi paraları çalındı diye numara yapsınlar. Kadın zaten onlardan aldığının kat kat fazlasını alıp gitmiş senden. Onunla giderlerdi!”
“O bunak anneannesiyle nereye gidecek bu! Suç üzerine kalmasın diye yapmışlardır öyle! Numara hepsi!”
Hasret’in göz yaşları sel olmaya yüz tutunca, avukat yeğen, kaş göz edip, ona içeri gitmesini söyledi. Hasret şimdi çekip giderse halasını tek başına bırakıp gidemezdi. Dünden beri burada olduğu için o da kocasını görememişti. Ayhan hanım kocasını da çağırması gerektiği konusunda ısrar ederken, onun evdeki yardımcıyı kovmayı planladığını sezememişti. Her ne kadar halası ile arası iyi olsa ve ona borçlu hissetse de bu evde yaşamaya ya da bir süre daha kalmaya hiç meyilli değildi.
(devam edecek)