İkinci ayın sonunda Hasret, Kezban hanımın sadece anneannesinin değil, Ayhan hanımın da aklını bulandırdığını fark etmeye başlamıştı. Kadın her olaya olumsuz bakıp, bir türlü çenesini tutamadığından Ayhan hanıma da olur olmaz şeyler anlatıyordu. Raziye hanımdan duyduğu bazı şeyleri olumsuz olaylar gibi anlattığını duymuştu bir kez kulaklarıyla ama Ayhan hanım “Laf mı dinliyorsun?” demesin diye çıkaramamıştı sesini. O sessiz kalıp, idare etmeye çalışsa da, Ayhan hanım “Seni kovarım!” demeye başlamıştı bile. Bu kadar hızlı bakıcı değişip durmasının tek nedeni Ayhan hanımın huysuzluğu değildi anlaşılan. Kezban hanım eve gelen birinin kendisinden iyi çıkıp, işini elinden almasından korkuyordu muhtemelen.
Bu arada satışa çıkardıkları evin yeri güzel olmasına rağmen, bahçe katı ve rutubetli olmasından dolayı alıcılar fiyatı yüksek bulduklarından henüz almak isteyen olmamıştı. Binadakiler de sorunca, yağış olunca sel bastığını bir güzel anlatıyorlardı. Emlakçı fiyatı biraz kırmazlarsa satışı yapamayacaklarını söylemeye başlamıştı. Hasret, Kezban hanımdan beklemediği ataklar sonucu, Hasret hanımın onu her an işten çıkarabileceğinden iyice endişe etmeye başlamış ama Raziye hanıma bir şey söyleyememişti. Raziye hanım bunun olabileceğinden bahsetmiş olsa da, ev bir an önce satılsa, başka küçük bir ev alıp geçebilirlerdi. Eşyaları da evin içinde durduğundan, taşındıkları yere de alıp giderlerdi. Ayhan hanımın kaprisleri çoğalınca, anneannesine söylemeden emlakçıya fiyatı kırmasını söyledi. Ayrıca içindeki eşyaları da satıştan sonra almaları gerekebilirdi. Onlarında, mutfak dışında bir masrafları olmadığından, aldığı maaşları da biriktirmeye başlamıştı ama daha işe gireli az bir zaman olduğundan para birikmiş denemezdi. Kezban hanımın patronunu ve anneannesini kışkırtmaları, bütün gün Ayhan hanımın azarları ile iki ay daha zorla geçti ve sonunda emlakçıdan evin alıcısı olduğuna dair bir haber geldi. Satışın yapılabilmesi için Hasret’in gidip imza atması gerekti. Ayrıca alıcı elden ödeme yapacağından, parayı da teslim alması gerekiyordu. Bir günlüğüne bu işleri halletmesi gerektiğini söyleyerek izin istediğinde Ayhan hanım, çok abartılı bir tepki gösterdi. O güne kadar izin günlerinde bile fazladan para istemeden çalışan Hasret bu sert tepki karşısında neredeyse ağlayacak olsa da, kendini toparlayıp gitmesi gerektiğini söyledi. Ayhan hanım o izin vermeden giderse, anneannesini de alıp evi terk etmesini söyleyince, konuşmalara şahitlik eden Kezban hanım nasıl olduysa araya girip, Ayhan hanımı kızı göndermeye ikna etti. Onun yokluğunda Kezban hanım onun işini de yapacaktı. Onca zaman kızmış olmasına rağmen, böyle bir anda araya girip onu koruduğu için Hasret’in ona olan bütün öfkesi uçup gitti. Evet çenesi düşüktü ama belli ki aslında iyi niyetli biriydi. Ayhan hanım, Hasret gibi sakin bir kızı bile haddinden fazla delirttiğinden, akşam gidip anneannesini bir şeylere ikna etmeye uğraşmaktan yılmış, Kezban hanıma da iyiden iyiye diş bilemeye başlamıştı. Ayhan hanımın tehdidine karşılık onun işini yapmayı teklif ederek, onu ikna etmesi yaptığı onca gıybeti affettirmişti.
Evin nihayet satıldığı haberi Raziye hanımı da çok sevindirdi. Hasret ona evi istediklerinden az bir fiyata verdiklerini söylemeyecekti. Satış işlemleri için gittiğinde, emlakçıdan aldığı paraya göre uygun bir ev aramasını rica etti. Ev değerinden de ucuza gittiği için o parayla iyi bir ev almak zordu ama emlakçı yine de elinden geleni yapacağını söyledi. Bir yıl çalışabilmiş olsa, eksilen paranın bir kısmını hiç değilse tamamlayabilirdi ama henüz biriken para fazla bir kısım tamamlamıyordu. Evin belirledikleri satış fiyatından gidip, üzerine de biriktireceği parayı eklemeyi hayal ederken şimdi sadece evden almayı hayal ettiği parayı bile tamamlayacak durumda değildi.
Yine de şanslarının yaver gideceğine kendini ikna edip, parayı alıp eve getirdi. Anneannesinin saymayacağını bildiğinden ilk belirledikleri satış fiyatı kadar söyledi. Raziye hanım küçücük evin içinde para dolu koca çantayı nereye saklayacağını düşünürken, Hasret’te Ayhan hanım daha da delirmesin diye, işini Kezban hanımdan devir almak için büyük eve gitti.
Kezban hanım kendi işine döner dönmez Ayhan hanımın yüz ifadesinden, onun yine boş geçmeyip bir şeyler söylediğini anladı. Ayhan hanım, Kezban hanım araya girmiş olsa da, Hasret’in izin vermediği halde gittiğini ima etmeye başlamıştı. Hasret bu lafın sonunun yine kovulmaya gittiğini anlayınca, Ayhan hanımdan önce davranıp, emlakçıya ev bulmasını söylediğini ve şimdi isteseler de çıkıp gidemeyeceklerini söyledi. Yeni evlerini alır almaz, Ayhan hanımın söylemesine bile gerek kalmadan sessizce çıkıp gideceklerdi. Eğer isterse bu günden o güne kadar maaşta vermeyebilirdi ama şimdi yaşlı anneannesini sokaklara düşürecek durumda değildi
Ayhan hanım, kızın beklenmedik bu dik çıkışını sessizce dinledikten sonra teklifi kabul etti. Hasret’in yalan söyleyeceğini düşündüğü için de emlakçının ev satıldığında ona da bilgi vermesini istedi. Hasret sinirden tırnaklarını avucuna batırarak sakin bir sesle vereceğini söyledi. Ayhan hanımın böyle söylemesine rağmen iş uzarsa onları kapının önüne koyacağından emindi artık. Dua edip, bir an önce ev bulunmasını dilemekten başka çaresi yoktu. Kadın izin de vermediğinden çıkıp kendisi de ev bakamazdı şimdi.
Gergin bir şekilde anneannesinin yanına döndüğünde, Raziye hanım uyumamış onu bekliyordu. Paraları artık geldiğine göre Hasret’in istediği zaman işten çıkacağını söylüyordu. Hasret’te elinden geldiğince moralli gözükmeye çalışarak, bir aceleleri olmadığını ama emlakçı ev bulur bulmaz bu düşünceyi değerlendirebileceğini söyledi. Bu işe başladığından beri gözlerinin altındaki mor halkalar belirginleşmiş, kilo vermişti. Anneannesini Ayhan hanımın onunla uğraşmadığına ikna edebiliyor olsa bile, yorulmadığına edemiyordu. Bedensel yorgunluktan çok ruhsal olarak bitik durumdaydı. Annesinin ölümünü atlatamamıştı, anneannesi üzülmesin diye o konudan da hiç bahsetmiyordu. Babası, ablası, annesinin peş peşe gitmiş olmalarını ruhu kaldırmıyordu. Anneannesi olmasa gerçekten aklını kaçırabilirdi. Onun varlığı, ona sahip çıkışı içini rahatlatıyordu. Ayrıca Raziye hanım kendini ondan sorumlu hissettiği kadar, o da kendini annesine karşı sorumlu hissediyor bu da kendi için olmasa da onun için hayata tutunmasını sağlıyordu.
Raziye hanım evin sonunda satılmasına çok sevinmiş, Kezban hanıma torunu ile yaptıkları planları anlatmıştı. Ayhan hanım zaten satıştan ve paradan haberdar olduğundan, Kezban hanımın bunu koz olarak kullanacak bir tarafı olmadığı için, Hasret, anneannesine “Niye anlattın?” diye sorup canını sıkmadı. Kadıncağız bütün gün tek başına olduğundan hiç değilse anlatacak bir şeyleri ve dinleyecek biri olmasın onu mutlu ediyordu
Ancak iki gün sonra Kezban hanım sabah işe gelmeyip, Ayhan hanımın bakması için Hasret’i onların kapısına gönderdiğinde işler karışmaya başladı. Kezban hanım ve Kemal bey gece herkes uyurken eşyalarını toplayıp, kaçıp gitmişlerdi. Onların kaçıp gitmesi, Ayhan hanımı huylandırdığından kendi yaşadığı evde bir eksik olup olmadığını Hasret’e tek tek kontrol ettirdi. Kadının ve kocasının yaptığına o kadar sinirlenmişti ki, bir yandan Hasret’e kontrol edilecek yerleri listelerken bir yandan da sürekli söyleniyor, Hasret’i de azarlıyordu. Kezban hanım evle ilgilenip, uzun yıllardır da çalıştığı için nerede ne olduğunu ezbere bilirdi. Ayhan hanım da ona ve kocasına güvendiğinden elini her yere uzatmasına ses etmezdi. İkisi de çalışma hayatları boyunca dürüstlüğe sığmayan hiç bir eylemde bulunmamışlardı. Bütün gün Ayhan hanımın yaptırdığı kontroller neticesinde evden de büyük bir kayıp olmadığı anlaşıldı. Bir kaç küçük şey yerinde olmasa da bunlar Kezban hanımın alıp götürdüğü şeyler diye nitelenemezdi. Ayhan hanım bile onların yerinde olup, olmadıklarından emin değildi. Arabayı kontrol etmek ancak akşam üzeri akıllarına geldi. Kemal beyin şoförlük ettiği aracın garaj da olmadığı anlaşılınca kızılca kıyamet koptu. Ayhan hanım büyük bir öfke ile avukat olan yeğenini arayıp, polise haber vermesini istedi. Karı koca kaçarlarken arabayı çalmışlardı.
(devam edecek)