Çantadaki kısmet – Bölüm 7

“Seven kadının güzelleştiğini annende gördüm ben!” diyordu gözleri dolarak Raziye hanım. Herkesin aklını geri bulup, yavaş diye hor gördüğü kızının herkesten çok sevildiğini görebildiği için Allah’a hep şükretmişti. Karı koca onlar öldükten sonra Reyhan’ın tek başına kalması en büyük korkularıydı ama şimdi Reyhan da gitmiş, geriye Raziye hanım kalmıştı.

“Tek tesellim kızımın hep mutlu olduğunu gördüm!” diyordu ama Nimet ve Hamit’in talihsiz ölümlerinden sonrasını bu cümleye dahil etmiyordu.

Ayhan hanım, son yardımcısının annesinin ameliyatını bahane ederek kaçtığının farkındaydı. Zaten kadının yemeklerini beğenmediğinden inanmış gibi yapmıştı. Kadın kendiliğinden ben yerime birini bulayım deyince de, bir yükten kurtulacağı için kabul etmişti. Hasret’i görünce, beklediğinden genç birini görünce şaşırdı ama bozuntuya vermedi. Hasret onun yaşına hürmeten, eğilip elini öpmeye kalkınca, Ayhan hanımın meşhur azarlarından ilkini yedi. Saygısını göstermek için yaptığı davranışın Ayhan hanımı böyle sinirlendirebileceğini hiç düşünmemişti.

“Daha işe girmeden el etek mi öpeceksin?” demişti gür sesiyle Ayhan hanım. Hasret daha “Saygıdan..” demeye kalmadan, “Saygı el etek öpmekle olmaz, kimseden zorlama bir saygı beklemiyorum ben!” diyerek devam etti. Hasret tam ağzını açacakken, “Kaç yaşındasın sen!” diye sorup konuyu değiştirince, Hasret korkudan titreyen sesiyle “Yirmi bir!” dedi. Onun üniversite bitirdiğini duyunca bu sefer ne diye bu işe başvurduğunu sordu. Hasret detaya girmeden anneannesiyle yaşadığını ve ona bakması gerektiğini söyledi. Sırası gelmişken de eğer işe kabul edilirse verilecek odada onunla kalmak istediğini ekledi.

“Hah! Kendi yetmiyor bir de yaşlı anneanne getiriyor!” dedi Ayhan hanım, “Kızım ben bakıcı arıyorum, bakacak insan değil!”

“Anneannem bakıma muhtaç değil!” dedi Hasret ama Ayhan hanımın gözlerinden fışkıran ateşi görünce daha cümleyi bitirir bitirmez pişman oldu söylediğine.

“Evinde otursun o zaman!”

Hasret işi alamadığından emin olsa da, oturdukları evin ikisinin de sağlığı için kötü olduğundan ve bu nedenle onu satıp, başka bir ev almak istediğinden söz etti ama Ege veya Güney olayına hiç girmedi. Ayhan hanım, kızın anneannesinden başka kimsesi olmadığına ikna olunca, “Başla bakalım!” deyiverdi. Hasret eli boş döneceğini düşündüğü sırada işe kabul edildiğini duyunca sevinçten yine sarılacaktı Ayhan hanımın eline ama son anda toparlanıp, nazikçe teşekkür etti.

“Anneanneni görmek istemiyorum evimde!” diye ekledi Ayhan hanım, “Madem onunla yaşayacaksın, arkadaki alandan öne geçmesi yasak! Zırt, pırt izin de alamazsın haberin olsun! Sadece çarşambaları izinlisin, pazarları ev işlerine bakan kadın kullanıyor, ikinize aynı gün izin veremem!”

“Tamam siz nasıl uygun görürseniz!” dedi Hasret ve evi de boşaltmayı planladıkları için arkadaşının teyzesi ile konuşup bir hafta sonra başlayabileceğini söyledi. Ayhan hanım da itiraz etmedi. Zaten devam eden kadının ayı tamamlaması için bir süre daha çalışması gerekiyordu.

Hasret nihayet günlük işlerden aldığı azıcık paralardan ve rutubetli o evden kurtulacakları için çok sevindi. Raziye hanım torunun anlattığı kadının kötü ününe rağmen bu kadar mutlu olmasına üzülse mi, sevinse mi bilemiyordu. Hasret çok merhametli ve iyi bir kızdı. Kadın kimseyi barındırmıyor ve sürekli azarlıyorsa, zavallı kız hem üzülür, hem de hayal kırıklığına uğrardı.

“Kızım emin misin! Bak kadını para için bile çekememiş senden öncekiler!” dese de, Hasret halledebileceğini, merak etmemesini söyledi. Yeni işine başlayacağı için o hafta günlük devam ettiği işlerin hiç birine gitmedi ve anneannesini yormadan evdeki eşyaların içinden götüreceklerini toparladı. Sonra bir emlakçı ile konuşarak evi satışa çıkarmak istediklerini ancak içindeki eşyaları, yeni bir ev alana kadar saklamak için bir yere ihtiyaçları olduğunu söyledi. Emlakçının söylediği depo fiyatları çok yüksek olunca Raziye hanım da “Boş ver eşyaları, gittiğin yerde yenilerini alırsın!” diyerek onu ikna etti. Hasret anneannesinin onun için sakladığı altınlardan haberdardı, Raziye hanım onunla gitmeyeceği için torununun artık kötü anıları olan bu evin eşyalarını yanında sürüklesin istemiyordu. Tek başına olacağı için çok eşyaya ihtiyacı da olmaz, altınlar ya da bankadaki parayla eşya işini hallederdi. Tek korkusu huysuzluğu ile nam salmış bu kadının Hasret’i kapının önüne koyup, ikisini de zor durumda bırakmasıydı ama Hasret böyle bir şey olmayacağına dair anneannesine garanti veriyordu. Kadın ne yaparsa yapsın dayanacak, ikisinin de bu evden daha iyi koşullarda yaşaması için çalışacaktı. Raziye hanım “Ben gelmeyeyim” de dese, “Dayınlardan birine de gideyim!” de dese Hasret onu bırakmaya razı olmadı. Raziye hanım bir kez daha torununu kıramadı ve evin satışını emlakçıya verdikten sonra birlikte Ayhan hanımın evine gittiler. Yaşadıkları bahçe katı ve rutubetli evden sonra, Ayhan hanımın çalışanlar için yaptırdığı tek göz evin rahatlığı ikisini de çok sevindirmişti. Ev tek göz olsa da, banyosu, mutfağı her şeyi tamdı. Üstelik de eşyalı olduğundan hiç bir şey getirmelerine gerek kalmamıştı. Hasret gelir gelmez büyük evdeki işine başlayınca, Raziye hanım da daha önce oturulduğu için elinden geldiğince evlerini temizledi. Büyük evde Ayhan hanıma pişen yemekler o söylemediği sürece, çalışanların evlerine girmiyordu. Onlar kendilerine ait mutfaklarında istediklerini pişirebilirlerdi. Ayhan hanım kişisel eşyalarının başkaları tarafından kullanılmaması konusunda son derece titizdi. Ev işleri ile uğraşan kadın ile Hasret, sadece giriş kattaki tuvaleti kullanabilirlerdi. İlk gün Ayhan hanımın evin bitmek bilmek kurallarını anlatması ile geçti. Alışverişi evin bahçıvanlığını da yapan Kemal bey yapıyordu. Mutfağı ve evin diğer ihtiyaçlarını çalışan iki kadın belirliyor, Ayhan hanıma onaylattıktan sonra Kemal beyi alması için gönderiyorlardı. Kemal bey aynı zamanda Ayhan hanımın şoförüydü de. Yaşlı kadın kimseyle anlaşamadığı için elindeki personeli en verimli şekilde kullanma yoluna gitmişti.

Evde zaten yemek olduğundan Hasret ilk günden yemek işine girmedi. Ayhan hanımın günlük ihtiyaçları, ilaçları, yemeğinin servis edilmesi gibi işlerle ilgilendi. Yaşlı kadın kuralları anlattıktan sonra derin bir sessizliğe büründü. Hasret’te kurallardan biri gerekmedikçe konuşmamak olduğu için sessizce ona söylenilen işleri yaptı. Akşam ancak saat onda anneannesinin yanına dönebildi. Aynı bahçenin içinde de olsalar Raziye hanım saat geç olunca torununu merak etmişti. Ev işleri ile ilgilenen Kezban hanım, Hasret’ten önce paydos yaptığı için Raziye hanıma uğrayıp bir ihtiyaçları olup olmadığını sormuştu. İlk günden yemek yapamamıştır diye evdeki yemeğinden bir kap ona da getirmişti. Gerçekten de ilk günün heyecanı ile dolaba koyacak bir şey getirmediklerinden evde yiyecek bir şey yoktu. Sonraki günlerde, Kemal bey kendileri için alışverişe giderken, onların market işleri de halletti. Hasret ve Kezban hanım erkenden büyük eve geçmek zorundaydılar. Ayhan hanım uyumayı seven bir kadın değildi.

Hasret ikinci günün sabahı Ayhan hanımın kahvaltısını hazırlarken başında durup onu sürekli kontrol eden patronundan, ilk iş azarını yedi. Ayhan hanım omletini yağsız severdi ve içine bir parça peynir atılmasını isterdi. Hasret omlet deyince tavaya yağı koymuş, uyarı gelmeden önce yumurtayı da üzerine kırıvermişti Sonradan öğrendi ki omlet deyince, yumurta tavaya kırılmayacak, çırpılacak, içine peynir eklenecek sonra yapışmasın diye ocak kısıkken tavaya dökülecek ve pişmeye başlayınca bir tarafına yeniden peynir konulup, katlanacak sonra iki tarafı da güzelce pişirilecekti. Çay limonlu ve açık olacak mutlaka kulplu porselen fincanda servis edilecekti. Bardaklar dolaba ters kapatılmayacak, bardaklar toplanırken parmaklar içine girmeyecekti.

(devam edecek)

Yorum bırakın