Çantadaki kısmet- Bölüm 6

Derken bir arkadaşının teyzesinin yaka silkeleyerek ayrıldığı bir iş için Hasret’e haber geldi. Zengin ve yaşlı bir dul olan Ayhan hanım, tutulan hiç bir bakıcı ile anlaşamıyor, hepsinin işine bir nedenle son veriyordu. Arkadaşının teyzesi de Ayhan hanımın evinde ancak iki ay dayanabilmişti. Tekerlekli sandalye ile evin içinde gezebilen Ayhan hanımın aklı herkesten fazla başındaydı ve çok inatçı bir kadındı. Tutulan bakıcının onun yemeklerini de yapması gerekiyordu, çok kolay gibi dursa da, işin en zor kısmı burasıydı. Ayhan hanım her yemeği yemediği gibi, herkesin yaptığı yemekleri de beğenmiyordu. Diğer kardeşleri gibi erken evlenmek yerine, evlenmek için geç sayılan bir yaşta Dursun bey ile evlenmişti. İkisi de çocuk istemiyorlardı. Dursun bey aileden zengin bir adamdı ve peşinde dolaşan güzel ve aç gözlü kadınlardan bıkmış, evlenmekten ümidi kesmişti. Ayhan hanımla tesadüfi bir şekilde tanışmışlardı. Onun dik başlılıkta ünlü olduğunu duyunca, sırf meraktan arkadaşlık kurmuştu. Dursun bey de inadı ile tanınan bir adamdı, ikisini de tanıyanlar asla beraber olamayacak, hatta olurlarsa birbirlerini öldürecek kadar ileri gidebileceklerini düşünüyorlardı ama beklenmedik bir şekilde evlendiler. Üstelik daha sevgili olduklarını bile kimse anlamadan. Herkes bir yıl içinde boşanmalarını beklerken onlar tam yirmi yedi yıl evli kalmışlardı. Yirmi yedinci yıllarında Dursun bey kalp krizinden ölüvermiş, Ayhan hanım da tek başına kalmıştı. İnadı ve dik başlılığından ötürü kendi kardeşleri onu geçimsiz olarak yaftalamış, zengin bir adamla evlenince iyice şımardığına kanaat getirmişlerdi. Ayhan hanım kardeşlerinin sırf kocasının maddi durumu iyi diye attıkları taklaları yüzlerine vurup, istediklerini alamayacaklarını hissettirince hepsi ona yüzünü dönmüştü. Dursun beyin de kardeşleri ile arası iyi değildi. Karı-koca kendi deyimleri ile akraba ve çocuk yükü olmadan mutlu ve uyumlu bir yirmi yedi yıl geçirmişlerdi.

Dursun beyin vefatından sonra iyice tek başına kalan Ayhan hanıma, yeğenlerinden bir kaçı destek olmuştu. Anneleri kardeşlerini sevmiyor olsa da, Ayhan hanım yeğenlerinden sevdiği bir kaçına ailelerine söylememe şartı ile destek olmuştu. Ailelerine yalan söylemek zorunda kalmasınlar diye doğrudan ellerine para vermek yerine, eğitimleri için kocasının ve kendisinin üye oldukları vakıflardan burslar sağlamıştı. Biri avukat, biri de doktor olan yeğenleri gerçekten başarılı çocuklardı ve ikisinin de ailelerinin maddi gücü onları paralı ve iyi üniversitelerde okutmaya yetmiyordu. Aslında Ayhan hanım ailesinden birileri de çocukların eğitimi için yardım isteyecek olsa zaten geri çevirmezdi ama ne yazık ki herkes kendi refahının peşindeydi. Çocuğu olmayan zengin kız kardeşlerinin onlara bakmasını istiyorlardı. Dursun beyin vefatından sonra uzmanlığını almış alan doktor yeğeni de desteğini boşa çıkarmamış, onun tüm sağlık problemleri ile ilgilenmişti. Kocasının hayattan ayrılışı ona çok ağır geldiği için önce belinde, sonra da ayaklarında problemler başlamış, sonunda yürüyemeyecek hâle geldiğinden tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı. Avukat olan yeğeni de kocasının ailesi Dursun beyin mirasından faydalanmak isteyince, Ayhan hanımın tüm yasal haklarını güvence altında olduğuna dair işlemleri gerçekleştirmişti. Zaten Dursun bey sağlığından avukat olan yeğenle görüşerek, onun ölümünden sonra karısının hiç bir şekilde mağdur olmaması için gerekli tüm koşulları sağlamıştı. Sırf çocukları olmadığı için Dursun beyin mirasının kendi ailesine kalması gerektiğini savunmuşlar ama Dursun beyin ve avukat yeğenin aldığı önlemler sayesinde hiç bir sıkıntı olmamış ve herkes geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Dursun bey de sağlığında karısının yaptığı gibi başarılı yeğenlerine destek olmak istemiş ama onlar durumu hemen ailelerine ilettikleri ve aileleri de Dursun beyin çocuklarına para teklif etmesinin çok çirkin bir davranış olduğunu söylediklerinden zaten kötü olan ilişkiler iyice zarar görmüştü.

Ayhan hanım, hem kendisi, hem de kocası mal varlıkları yüzünden insanlardan kazık yedikçe, ortamlardan iyice uzaklaşmış, yalnız kaldıkça da daha da huysuzlaşmıştı. Ev işlerini yapan kadının yaptığı yemekleri hiç beğenmiyordu ama kadın Dursun beyin sağlığından beri yanlarında olduğundan onu göndermek gibi bir niyeti yoktu. Tekerlekli sandalyeye mahkum olduktan sonra bir yardımcıya ihtiyacı olduğundan, gelen kadının aynı zamanda onun yemeklerini de yapmasını şart koşuyordu. Evde çalışan kimsenin gece onunla olmasını istemediğinden, çalışanlar, evin arkasına sonradan eklenen pansiyon benzeri odalarda kalıyorlardı. Ayhan hanım odasına çekildikten sonra onlar da kendi odalarına dönüyorlar, eğer odalarına bağlı olan ziller çalarsa koşup hemen Ayhan hanımın ihtiyacını karşılıyorlardı.

Tekerlekli sandalyeyle yaşamaya başladığından beri gelip de kovulan yardımcı kadınların haddi hesabı yoktu. Ev işleri ile sorumlu olan Kezban hanıma bile fenalık gelmişti olanlardan. Ayhan hanım ona da huysuzluk yapıyor ama o alıştığı ve kocası da evin bahçıvanı olduğu için duymaza gelmeden idare ediyordu. Ancak bakıcı kadınlar Ayhan hanımla birebir vakit geçirip hizmet ettiklerinden işleri daha zordu. Bu zorluk yüzünden kimi kendisi kaçıp gidiyor, kimisini de Ayhan hanım kovuyordu. Bazen sevdiği yemekleri yapmayı bilmeyen kadınlar geldiğinde onlarla mutfağa giriyor, tek tek yapması gerekenlerin talimatını veriyor. Malzemeler istediği gibi doğranmaz veya istediği ölçüde pişmezse kıyameti koparıyordu. Allah var piyasanın çok üzerinde para ödüyordu yanında çalışanlara ama kadınlar onunla uğraşmaktan yılınca, parayı falan boş verip arkalarına bakmadan kaçıyorlardı.

Hasret’in arkadaşının teyzesi de Ayhan hanımın her şeye karışıp, hiç bir şeyi beğenmemesinden yıldığı için, köydeki annesinin ameliyat olacağı ve ona bakacağı yalanını uydurmuştu. Kovularak ayrılmadığı için de, kendi yerine birini bulmaya çalışacağına söz vermişti. Gelenin iyi veya kötü olması hiç umurunda değildi, bir an önce işi bırakmak için yerine adam arıyordu. Hasret aylık ücreti duyunca kulaklarına inanamadı. O bahsedilen parayı üç ayda ancak kazanıyordu ki her gün çalışamazsa dört ay bile olurdu. Ayhan hanımın evindeki odada kalınacağı için rutubetli bu evden de kurtulurlardı. Tabi önce Ayhan hanımın, Hasret’i anneannesi ile birlikte kabul etmesi gerekiyordu. Arkadaşının teyzesi hemen birini bulduğuna sevindiğinden Ayhan hanıma sorup, haber vereceğini söyledi. Ertesi gün Ayhan hanım görüşmek için Hasret’i bekliyordu.

Hasret burada çalışıp para biriktirebilirse, rutubetli evi de satıp, Ege’ye veya Güney’e gitmeyi iyice kafasına yerleştirmişti. Anneannesi o zaman diğer çocuklarından birinin yanına gidebilir veya isterse onunla gelebilirdi. O gelmesini istiyordu aslında ama Raziye hanım oralarda dayanamayacağını, başına bir iş gelse oğulları da uzakta olacağından Hasret’in başına iş olacağını söylüyordu. Hasret bunca şeyi birlikte yaşadıktan ve katlandıktan sonra anneannesine seve seve bakıyordu ama Raziye hanım kızın artık kendi hayatını kurması gerektiğine emindi. Hatta evlense çok daha mutlu olurdu.

“O zaman kocanla nereye isterse gidin!” diyordu sürekli. Hasret babası gibi bir seven daha olabileceğine hiç inanmıyordu. Evlenen bütün arkadaşları mutsuzdu. Hemen hepsi de kendi istekleri ile evlenmişlerdi. Hasret gibi bir meslek sahibi olmayı önemsemeyenler şimdi kocalarının eline baktıklarından ayrılamıyorlardı. Meslek sahibi olanlar ya aileleri yüzünden, ya çocukları olduğundan devam ediyorlardı. Üstelik de en eski evli olan daha dört senelikti.

Raziye hanım onun çevresinde doğru insanların olmadığını anlatıyordu sürekli. O şartlar el vermediği için böyle günlük işler peşindeydi, o kızların hepsi imkanları da olsa ya okumayı seçmemişler ya da evlenmeyi çocuk oyuncağı sanıp acele etmişlerdi. O da kızının kocadan yanı bulduğu şansı, torunun da bulmasını istiyordu. Hamit gibi çok seven bir kocası olursa o da annesi gibi mutlu bir kadın olurdu.

(devam edecek)

Yorum bırakın