Raziye hanım torunu ve kızına bakıp destek olmaya çalışsa da, evle tarlanın parasını gelip almalarını söyledikleri için vicdan azabı çekiyordu . Kızı ve damadına hayır yapalım derken işler fena bir durum almıştı. Kızının da yarım aklı iyice uçup gitmişti. Ne kadar diri de olsa, son hastalığından beri kendini eskisi kadar iyi hissetmiyordu. Reyhan’ın ve ailesinin başına gelenler onu iyice üzmüştü. Reyhan evin her köşesinde kızı ve kocası ile konuşmaya devam ettikçe de anneanne torun iyice sinirleri bozuluyor, kendilerini toparlamaya çalışırken yeniden bunalıma sürükleniyorlardı. Sonunda Raziye hanım çocukları ile konuşup, hepsinin ortak olduğu bir tarlayı da Reyhan’a bağışlamaları için onları ikna etti. Hiç değilse bu evden çıkıp, şehrin daha içinde bir daireye geçerler, Hasret’te okuluna daha rahat gider gelirdi. İkinci bağış isteği gelinlerin canını sıksa da, Raziye hanımın evlatları kabul etti ve satılan bir tarlanın parası bu kez banka aracılığı ile artık on sekizine girmiş olan Hasret’e açılan banka hesabına geçirildi. Raziye hanımın ölen kocasından maaşı vardı ama Hamit günlük işlerde çalışı durduğundan, Reyhan ile Hasret’e ondan maaş da kalmamıştı. Amcaların desteği, Raziye hanımın maaşı ile dokuz on ay idare etmişlerdi. Tarladan gelen parayla oturabilecekleri bir ev bulmak için Hasret’in köydeki dayısı yanlarına geldi. Ancak hem mirası durmadan bağışlayıp durdukları hem de her ay maddi destek oldukları için karısı artık söylenmeye başlamıştı. Diğer dayıların evlerinde de durum aynıydı. Annelerini ve yeğenlerini üzmemek için bir şey diyemiyorlardı ama onların da daha fazla destek olacak güçleri kalmamıştı. Tarlanın satışı da iki ay sürmüş, Raziye hanımın oğlu gelip rahatça oturabilecekleri bahçe katı küçük bir daire alıp gitmişti. Oturdukları gece kondu da çok olmasa da bir paraya satılmış, nakliye masrafları da çıkınca ellerine az da olsa biraz para kalmıştı. Oğulları bir şey demiyor olsa da, Raziye hanım annelerinin hatırına kızına arka çıktıklarını anlamıştı. O da ölüp gittikten sonra Hasret ne annesine bakabilir, ne de kendi başına yapabilir durumdaydı. Kız kardeşi ve babasının ölümünden sonra zar zor ayakta kalmayı başarmış, sırf annesi ve anneannesine destek olabilsin diye direniyordu. Raziye hanım onun okulundan geri kalmaması için elinden geleni yapmıştı. Kız bir de eğitimden olursa sonrasında iyice ortada kalırdı.
Havaların iyi olduğunda taşındıkları yeni evlerinin yağmur yağdığından su bastığını ancak yaşayarak öğrenebildiler. Su basması yetmiyormuş gibi eksilmeyen rutubetten her yanı böcekler sarıyordu. Reyhan normalde de böceklerden çok korktuğundan elinde terlik ile uyumaya başlamıştı. Eski evlerinden buraya gelmek en çok onun için zor olmuştu. Raziye hanım ile Hasret, Hamit ve Nimet’ten kalanların bir kısmını bu eve gelirken bırakmışlardı. Aslında hepsini bırakacaklardı ama Reyhan’ı zapt edemezler diye korktuklarından bir kaç parçayı almışlardı. Reyhan’ın yeni eve alışması zor olurken, bir de su baskını ile böcekler çıkınca, işler iyice zorlaşmıştı. Hasret bütün bu şartlara rağmen iki yıllık turizm otelcilik okulunu kazandı. Dayılarından gelen para iyice azalınca, eve destek olmak için okuldan sonra çalışmaya başladı. Ancak bunun da başka türlü sorunları vardı. Sabahtan okula diye çıkıp, akşama kadar çalışıyor, hafta sonları da işe gidiyordu. Raziye hanım tek başına hem evle, yemekle, hem annesi ile ilgilendiğinden canı dayanmıyordu. Hasret çalışmayıp, anneannesine yardım etmek istese bu sefer de geçinemiyorlardı. Raziye hanımın kolunda iki altın bileziği, koynunda da bir kaç tane cumhuriyet altını vardı ama Hasret’in durumuna çok üzüldüğü için o hayattan gittikten sonra kullansın diye saklıyordu. Hamit ölmeden önce bankada ‘hiç’ olan az bir paraları vardı. Hasret’in hesabında kalan az para ile onu birleştirseler bile hayatları garantiye alınamıyordu.
Raziye hanım diğer çocuklarına da kızamıyordu çünkü hepsinin kendi geçim, derdi ile büyüyen çocukları vardı. Zaten yeterince özveri göstermişler, kız kardeşleri iyi olsun diye kendi paylarından vazgeçmişlerdi. İlk vazgeçişlerinden elde edilen gelir arabada yanınca, tüm fedakarlık boşa gitmişti. Gelinler de haklı olarak yeniden yeniden taviz vermek istemiyorlardı. Tek çocuk Hasret değildi, onların da kendi canlarına kalmasını istedikleri vardı. Reyhan’a zaten kimseden az verilmemiş, üzerine iki kez de herkesin payından aktarılmıştı.
Raziye hanım yine de gelinleri yumuşar diye Reyhan’ın geldiği halden çıtlatıyor, böcekli ve su basan evde yaşamın ne zor olduğundan yakınıyordu ama kızlar üzüldüklerini söyleseler de maddi herhangi bir yardıma yanaşmıyorlardı. O da çocuklarının huzuru kaçmasın diye oğullarına bir şey anlatmıyordu. Hasret bu evde yaşamaya devam ederlerse annesinin kalan aklını da oynatacağı ve onların da rutubetten hasta olacağını düşünüyor ama nasıl bir çare olacağını bulamıyordu. Anneannesine bir kaç kez okulu bırakıp, tam zamanlı çalışsa daha çok para kazanacağını söylese de Raziye hanım, torunun bu isteğine kesinlikle karşı çıktı.
“Okuyacağın iki yıl, dişimizi sıkarız!” diyordu sürekli. Hasret’in stajları da devreye gidince bir süre bulduğu işlere de gidemedi. Okul stajlarından şimdilik para vermiyorlar ama yapmasa da sınıfta kalıyordu.
Hasret ikinci sınıfın ortalarına geldiğinde annesi rutubetli ev yüzünden ağır bir zatürreye yakalandı ve bir ay içinde zaten zayıf olan bünyesi dayanmadığı için hayata gözlerini kapadı. Raziye hanım bir yandan evlat acısı ile yanarken, bir yandan kızı ondan önce hayattan ayrılıp, torunun önüne engel olmayacağı için sevindi. Öyle karmaşık bir duygu seliydi ki yaşadığı, zavallı yaşlı kadın kızı hayattan ayrıldıktan sonra amacını kaybetmiş gibi iyice dağıldı. Hasret ailesinden tek geriye kalandı ve daha bu yaşta yaşadığı bunca acının etkisi ile iyice içine kapanmıştı. Amcalar kız kardeşlerinin cenazesine gelip evin halini görünce, fazla destek olamadıklarına üzülseler de gelinler yapabilecekleri başka bir şey olmadığını söyleyip, kocalarını teselli ettiler. Rutubet ve acılar yüzünden artık Raziye hanımın da dayanacak gücü kalmamıştı. Reyhan’ın ölümünden sonra Hasret bir süre anneannesine bakmak zorunda kaldı. Bu süreçte çalışamadığı ve sadece okula gidebildiği için onun maaşı ile yaşamaya çalıştılar ve epeyce de zorlandılar. Neyse ki ağabeylerden biri karısından gizli beş altı ay boyunca Hasret’in hesabına para yolladı ama sonra o da kesildi.
Hasret nihayet mezun olduğunda Raziye hanımın durumu da iyice ağırlaşmıştı. Sakladığı altınları Hasret’e verip, artık kızın tek başına yapabileceğini, onlardan birinin gelip kendisini almasını istedi oğullarından. Hasret ile kalıp, hem onun yoluna taş olmak istemiyor, hem de onun ölümünün ağırlığı ile tek başına uğraşsın istemiyordu. Anneannesinin gitme kararı çok yorulmuş olsa da Hasret’i çok üzdü. O da gittikten sonra bir başına kalacaktı. Hasret çok ağlayıp, yalvarınca Raziye hanım da kıyamadı ve kalmaya karar verdi. Okul bitip, diplomasını alan Hasret, mesleği ile ilgili hemen iş bulamayacağının farkındaydı. Yaşadıkları şehirlerden ziyade Güney’e veya Ege’ye giderse belki daha iyi fırsatlar olabilirdi ama ne anneannesiyle oralara gidebilir ne de onu geride bırakabilirdi. O yüzden babası gibi bir süre gündelik işlerde çalışıp, durumlarını toparlamaya çalıştı. Okul bittiğinden en azından tam gün çalışabiliyordu ama maalesef Hamit’in de daha önce denediği gibi kısa vadeli bu işler de iyi para kazanma şansı olmuyordu. Anneannesi tek başınayken kötüler, ona bakamaz, yetemez diye aylık maaşlı işlere bakamıyordu şimdilik ama Raziye hanıma bir şey söylemiyordu.
(devam edecek)