Sessiz ol! – Bölüm 26

Annesi Saygın’ın ruh halinden söylediklerinin her şeyi ifade etmediğini anladıysa da babasının telaşlandırmak için fazlasını sormamıştı. Oğlunun bir başkasına yardım etmek için önce onun bütün korkularını hissetmesi gerektiğini ablasından biliyordu. Rengi bu kadar solmuş ve yorgun gözüktüğüne göre arkadaşının başına sıradan olayların gelmediği belliydi. Patlama sırasında savrulduğu için alnındaki çizik belirgin şekilde görünüyordu. Tehlikenin geçtiğini hissettiğinden beri bitmeyen baş ağrısı yüzünden de sürekli gözlerini kısıyor ve kırpıştırıyordu.

Tomris hanım oğlu evine gitmek için ayrılırken onun yanaklarına dokunup kendine dikkat etmesini tembihledi. Annesinin sesinden anlattıklarıyla ikna olmadığını anlasa da, anlamamış gibi yapmaya devam ederek yanlarından ayrıldı Saygın. Herkes gibi anne ve babasının da aklını ve duygularını okuyabiliyordu. Tomris hanımın oğlunu anlaması için bu özelliklere ihtiyacı yoktu. Annesi olmak onu okumak için yeterliydi.

Cavidan polisten olanları öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. Cevdet ve Ayşegül’ün öldüklerine üzüldüğü için değildi bu şok, ağabeyinin bir seri katil olduğunu öğrendiğinde sırtından akan soğuk terle birlikte başlayan yersiz bir panik duygusuydu sadece. Cevdet’in bir çok insanı, annelerini ve karısını öldürmesi, yeğeninin babasını öldürmesi haberleri seri şekilde gelmesine rağmen Neval’in hepsinden kurtulabilmiş olması da başka bir şok konusuydu onun için. Annesinin ölümünden Neval’i sorumlu tutmayı planlarken olayların nasıl bu noktaya geldiğini anlamaya çalışıyordu. O da polis gibi yeğeninin anlattıklarına inandığı için hemen bir avukat ayarladı. Gülnaz hanımın ölümünün tüm sorumluluğu Cevdet’in üzerine kaldığı için mutluydu. Zavallı Ayşegül’ün başına gelenleri umursamamış olsa bile Mert’e üzüntüsünü bildirirken göz yaşlarına boğuldu. Cevdet’in ona ve ailesine zarar vermeden ölmüş olduğuna ne kadar şükrettiğini ise kimseye söylemiyordu. Ağabeyinin seri katil olduğunun ortaya çıkması kocasının ailesini de etkilemişti. Neyse ki gerçekten şoka girdiği için herkes katil ağabeyi yüzünden onun yaşadığı acı ve üzüntüye de inanmıştı. Olanlardan sonra Neval’in elinde kalanların peşine düşmek akıllıca olmayacak olsa bile, ağabeyinin tüm payına konan Mert’i hoş tutup, bu tuhaf ergeni parmağında oynatabilirdi. Mert henüz on sekizini doldurmamıştı ve bir vasiye ihtiyacı olacaktı. Mert yalanlarını devam ettirerek halasının kanatlarına sığınmış bir zavallıyı oynuyordu. Yaşı küçük olduğu ve babasını öldürmesi için haklı nedenler olduğundan hapse girmeden kurtulabileceğine emindi. Halası ona en iyi avukatlardan birini tutmuştu. Olanlardan sonra babasının yarım bıraktığı işin peşinden gidip Neval’e zarar vermeye çalışmanın her şeyi mahvetmek olacağını o da biliyordu. Halası ile ilgili plan yapmak için ise henüz erkendi. Kendisini ele vermemesi için babasını öldürdüğünde aslında Neval’in kurtuluşunu sağlamıştı, bundan sonra kimse ona dokunmaya cesaret edemeyecekti. Saygın’ın içinde hissettiği güven duygusunun kaynağı da buydu. Artık Neval tehlikede olmadığı için ailenin kalanı ile ilgili bir his takibinde bulunmuyordu, bu da Mert’in kurtuluşu olmuştu.

Rehabilitasyon merkezinde geçen bir haftanın ardından Neval yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştı. Nerede olduğunu fark etmeye başladığında, görevliler ona Saygın’ın onu her gün ziyarete geldiğini söylediler. Odasında Saygın’ın her gün gelirken getirdiği yapma çiçekler sıralanmıştı. Anne ve babasının ölümünden beri yaşadıklarından sonra gelişen son olaylar kendini kilitlemesine neden olmuş, bir haftadır neredeyse dünya ile tüm bağını koparmış bir şekilde ona verilen odada boşluğa bakmıştı. Sakinleştiriciler sayesinde kabuslar görmüyor ya da çığlıklar atmıyordu ama içinde bir yerlerde fırtınalar kopmaya devam ettiğini hissediyordu. Gözlerini etrafta gezdirip hiç tanımadığı bir yerde olduğunu fark edince yine kaçırıldığını sanıp paniğe kapılsa da bağıracak gücü kendinde bulamadığı için önce nefes alamadı bir süre, o sırada odaya giren kat hemşiresi onun halini görünce müdahale edip, sakinleşmesine yardım etti. Güvende ve bir rehabilitasyon merkezindeydi.

Saygın günde bir kez geliyor olsa da merkezi sürekli aradığı için onun kendine geldiğini duyar duymaz hemen koşup yanına geldi. Neval hayatının son döneminde sürekli onu beladan kurtaran bu yüzü öyle özlemişti ki onu görür görmez gözlerinden yaşlar inmeye başladı. Saygın bu göz yaşlarının acıdan olmadığını hissedecek kadar yakındı artık ona. Gülümseyerek yanına geldi ve elini tutup, “Ben de seni çok özledim!” dedi tatlı bir sesle, “Bir haftadır hayatım çok durgun!”

Neval gülümsedi bu sözlere, “Sanırım benim de öyle!” diye cevap verdi.

“Artık güvendesin! Sana zarar vermek isteyen kimse kalmadı! Toparlanıp buradan çıktığında seni yeni bir hayat bekliyor!” diyerek o kendinden geçtikten sonra olanları da kısaca özetledi. Mert tutuklanmamıştı, görünüşe göre zavallı çocuk babasını öldürmüş olmasına rağmen kendini koruduğu için ya ceza almayacak ya da para cezasına çevrilebilir bir cezayla kurtulacaktı. Cavidan Neval’in yerini öğrenmeye çalışmış ama Saygın bilgi vermemişti. Ondan gelecek bir tehlike hissetmese de kadının sadece sözleri ile bile Neval’in canını sıkabileceğini tahmin ediyordu.

“Teşekkür ederim!” dedi Neval, “Hayatımda bir süper kahraman olduğu için çok mutluyum!”

“İlk defa biri ucube değil de kahraman olduğumu düşünüyor!”

“Ucube mi? Sen tanıdığım en harika insansın, üstelik sadece farklı özelliklerin olduğu için değil! Sana borcumu asla ödeyemem!”

“Seni restoranda ilk gördüğümde olayların buraya geleceğini hiç tahmin etmemiştim” dedi Saygın.

“Ah evet o rezil gün, sana tepeden bakan o Neval ile şimdi bu odadaki Neval arasında o kadar çok fark var ki! Şu kapıdan çıktığımda korkmadan yaşayabileceğim artık ve umuyorum ki şu ilaçları kestiklerinde o kabusları da bir daha görmeyeceğim!”

“Umarım görmezsin ve artık sadece kabus olarak kalırlar!”

Biraz daha sohbet ettikten sonra hemşirenin uyarısı ile Saygın’ın gitmesi gerekti, Neval kalmasını söylemek istedi ama durup dururken hayatına bir sürü karmaşa kattığı bu kahramanı daha fazla yormak istemediği için sessizliği seçti. Saygın çıkmadan ona dönüp, “Seni buradan çıkardığım gün biraz otelde misafir olmanı istiyorum!” deyince kalbinden yükselen heyecanı Saygın’ın da hissettiğini bakışlarından anlamıştı. O mahcup bir şekilde dudaklarını ısırırken Saygın gülümseyip çıktı kapıdan. Artık bir tehlike olmadığı halde ondan otelde kalmasını istemesi az önce aklından geçirdikleri ile mi ilgili emin değildi ama hayatının kalanında ona yakın olmanın kendini güvende ve mutlu hissettireceğinden en ufak bir şüphesi bile yoktu.

Neval’in geleceği görme özelliği olmamasına rağmen o gün Saygın’ın arkasından düşündükleri bir kaç ay içinde gerçek oluverdi. Rehabilitasyon merkezinde on gün daha kendi isteği ile kaldıktan sonra Saygın onu alıp, otele götürdü.

“Sanırım bir süre gözümün önünde olup, güvende olduğundan emin olmak istiyorum” diye açıkladı bu durumu. Oteldeki ikinci gününün akşamında anne ve babasını da davet ettiği akşam yemeğinde onları tanıştırdı ve başı sıkışan arkadaşını merak ettiklerini söyledi. Olanlardan Tomris hanıma ve Enver beye bahsetmeseler de, onlar ikisi arasında yoğun bir şeyler olduğunu hemen anladılar. Ailenin tek bekar üyesi de belli ki yakında yuvadan uçacaktı.

Üçündü gün Neval’in artık işlerine dönmesi gerekiyordu ama söz verdiği gibi bir hafta dolana kadar otelde kalmaya devam etti. O bir hafta boyunca hiç kabus görmedi. Daha önce saldırıya uğradıkları için kat hâlâ güvenlik tarafından korunuyordu. Saygın onu bu defa farklı bir odaya yerleştirmişti. O uykuya dalana kadar uyumuyor ve zihni ile onun huzurunu hissetmeyi seçiyordu. Neval huzurla nefes aldığı sürece içine tatlı bir mutluluk yayıldığını hissediyordu bir süredir. Beşinci gün kardeşlerini yemeğe çağırdı ve yıllar sonra ilk defa Neval sayesinde onlarla vakit geçirdi. Herkes sırayla otele davet edilip Neval’le tanıştırıldığı için ikisi arasında sıradan şeyler olmadığını biliyordu artık. Hayatını insanlardan uzak ve dokunmadan yaşamayı seçmiş olan Saygın’ın hayatına yeni giren bu kızın kimsenin başaramadığını başarmış olması hepsini mutlu etmişti. İkinci kez gelip otelde kalan ve Saygın’ın neredeyse üzerine titrediği bu kadın çalışanlar arasında da konu oluyordu elbette.

Cavidan, iki kızı ve kocası üç yıl sonra bir trafik kazasında öldüklerinde, Neval ve Saygın ikinci çocuklarının haberini yeni almışlardı. Hâlâ otelde yaşıyorlardı ve Saygın otelin kendilerine ait katını yıktırıp çocuklu bir aileye uygun bir hâle getirmişti. Laven markası Cevdet ve Güliz hanımın ölümünün ardından aile şirketi ile arasındaki tüm bağları koparıp bağımsız olarak yoluna devam ettiği için, Mert babasından kalan kısmın başına geçmişti. Halası ve ailesi öldükten sonra mirasın tamamının ona kalmasını herkes zavallı çocuğun talihsizliği gibi görmeyi seçse de, Mert hayatının en güzel günlerinin yeni başladığını düşünüyordu.

SON

Yorum bırakın