Oğlunun ona zarar vermek isteyebileceği aklına bile gelmeyen Ayşegül, bu fikri o kadar beğendi ki, hemen emniyet kemerini çözüp arabadan indi ve korkuluklara doğru ilerledi. Aşağıda uzanan geniş bir vadi vardı ve her yer yemyeşildi. Çocukluğunda annesinin köyüne gittiklerinde böyle yerler gördüğünü hatırlıyordu. Derin bir nefes aldı ve bu yaptıklarının ne kadar harika olduğunu söylemek için oğluna döndü.
Avukat ve koruma peş peşe arayıp bağ evinin konumunu bildirmişlerdi. Korumayla birlikte on kişilik bir ekip geliyordu, ancak onların polis gibi olaylara müdahale etme yetkisi yoktu, ancak saldırıya uğrarlarsa karşılık verebilirlerdi. Silahları olsa da kullanmamak için bütün şartları zorlayacaklardı. Onlar yola çıktığında polis de gelen sahipsiz ihbarı değerlendirmeye almıştı, bağ evinin konumuna onlar da ulaşmış, kontrol için bir ekip otosunu adrese göndermişlerdi.
Cevdet’in dinamitleri bulması ve istediği düzeneği kurması epeyce vaktini almıştı. Nefes nefese dinamit yerleştirmediği yerlerde bir kanıt bırakıp bırakmadığını kontrol etmek için son bir kez daha her yeri dolaştı. Mert biraz önce aramış ve her şeyi hallettiğini ve bağ evine doğru yola çıktığını söylemişti. Annesini viyadükten aşağı ittikten sonra, annesi ile hastaneden çıkan kişi olarak bu ölümden nasıl sıyrılabileceğini düşünmek aklına gelmişti ama babasının buna da bir plan yapmış olduğunu düşünerek bağ evine doğru yola çıkmıştı. Az önce ölüme ittiği annesi olmasına rağmen içinde zerre kadar bir acı veya pişmanlık hissetmiyordu.
Bağ evi şehrin çok dışında olmadığından Saygın ve güvenlik şirketinin oraya ulaşması çok sürmedi. Cevdet onun polis olmadan böyle hızla harekete geçeceğini düşünmediği için Mert’i bekleyip bağ evini öyle havaya uçurmayı planlamıştı. Elinde kanıt olmadan polis Saygın’ın bağ evinden bahsetmesini ciddiye almayacağı gibi bunca şeyi kimse bilmeden bilebildiği için işin içinde onun da olduğundan şüphelenip uzun uzun sorguya çekecekti. Mert’i de bağ eviyle birlikte havaya uçurursa geride hiç iz bırakmadan rahatlıkla buradan ayrılabilirdi. Bir gün yakalanabileceğini o da düşündüğü için kendinden başkasının ulaşamayacağı bir çok banka hesabı vardı. Karısı ve oğlu için para harcamadığı için kendi hayatını devam ettirebilecek epeyce bir parası vardı. Babasının mirasını daha sonra ablasını tehdit ederek alabilirdi. Yasal yollardan olmasa bile Cavidan ailesini korumak için ona istediğini vermek zorunda kalacaktı. Bir yandan dinamit düzeneğini kurarken bir yanda aklından teker teker tüm hesaplarını yapmıştı. Aslında çok daha önce herkesi bir anda ortadan kaldırıp böyle özgürleşebileceğini neden düşünemediğini merak ediyordu. Eğer suçu sabitlenmeden yurt dışına çıkmayı başarırsa her şeyi geride bırakıp farklı bir hayat seçebilirdi. Mücevher dükkanı da, babasının işi de umurunda değildi.
Çakıl yoldan geçen tekerlek sesini duyunca Mert’in geldiğini düşünüp camdan dışarı baktı ama öndeki arabanın peşinden gelen iki siyah minibüs görünce gelenlerin misafir olmadıklarını hemen anladı. Araba evin arkasındaydı ama burayı havaya uçurmadan ayrılmak istemiyordu. Mert’i sonra yanına çağırıp yine ortadan kaldırabilirdi. Elini cebine atıp çakmağı çıkardı ve barutu ilk alevlemeyi planladığı yere geldi. Yaklaşan arabalar evin önüne varmadan ateş düzenekteki ilk dinamitlere ulaşacak ve seri halde ateşleme olacağı için sırayla patlayacaklardı. Aslında o sersem herifler içeri girdikten sonra ateşlemeyi yapmak isterdi ve onlar teker teker havaya uçarken zevkle seyrederdi ama kaç kişinin geldiğini ve hepsinin içeri gireceğinden emin olamadığı için riski göze alamadı. Çakmağın emniyetini kaldırdıktan sonra barutun olduğu yere bıraktı ve arka kapıdan fırlayıp hemen arabasına bindi.
Saygın’ın kullandığı araba ve minibüsler eve varmak üzereyken evin arkasından hareket eden aracı fark ettiler ve minibüslerin biri aracı takip etmek için hiç durmadan evin arkasına dolaştı. Saygın arabayı durdurup eve koşacağı sırada, onun arabası ile gelen koruma kolundan tutup onu geri çekti. Tam o sırada yere ip gibi dökülmüş barutla ilerleyen alevler ilk dinamit durağına ulaştı ve evin bir kısmı büyük bir gürültü ile patladı. Patlamanın etkisi ile arabanın yanına doğru savrulan Saygın, kulaklarındaki çınlamaya rağmen Neval’den yükselen korkuyu hissetti.
Mahzenler evin alt tarafında depodan geçilen bir koridora açılıyordu. Tamamı evin hemen altına denk gelmediği için ilk patlamada sarsıntı ile tavandan dökülmeler olsa da, Neval’in olduğu kısım çökmemişti. Patlama sesi ile onun bulunduğu mahzendeki dinamitlerin yakında ateşleneceğini anlayan Neval korkuyla çığlık atmaya başlamıştı. İlk dinamitlerin patlaması ile savrulan barut izi tamamen dağılmadığı için alevler diğer dinamit kümesine doğru hızla ilerlerken, içindeki yoğun hisle ayağa fırlayan Saygın evin sağlam kapısına doğru koşunca, kalan minibüsten inenlerle, onun arabasıyla gelen koruma da arkasından koşup içeri girmişler, diğer patlamadan önce Neval’in sesini duydukları için oraya nasıl ineceklerini ararken dinamit izini fark edip, ikinci kümeye ulaşmadan ayakları ile dağıtarak yolunu kapatmışlardı. Diğer düzeneklerin patlama riskinin kalmadığına emin olduktan sonra depoya inmenin bir yolunu bulan adamlar, Neval’in bulunduğu mahzene ulaşıp onu çıkardıklarında, Neval korkudan sinir krizi geçiriyordu ve ipleri çözülüp ayağa kaldırılırken onu çözen adamın kollarına yığılıverdi.
O sırada bağ evine varmak üzere olan Mert uzaktan patlamayı ve dumanları görünce hemen babasını aramış, Cevdet peşindeki minibüsten kurtulmanın yollarını ararken, oğluna ondan haber beklemesini ve bağ evine gitmemesini söylemişti. Adamları atlattıktan sonra kendini rahatlatmak içi onu bulup öldürecekti. Bölgeyi iyi bilidiği için yoldan ayrılmış minibüsün zor geçeceği kayalık araziye geçmişti. Çocukken kardeşi ile babasından kaçıp saklandıkları bir mağara vardı. Minibüsün yavaşlamasından faydalanarak arabayı ağaçların arasına sürdü ve sonra inip, kayalık bölgeye doğru koşmaya başladı.
Mert gibi polis ekibi de patlamayı görmüş ve duymuştu, onlara verilen konumda meydana gelen patlama hayra alamet olamayacağı için merkezi arayıp destek istemişlerdi. Saygın Neval’i kucakladığı gibi dışarı çıkarmış ve içeride yapacakları başka bir şey olmadığından koruma ekibi ile birlikte bağ evinin dışına çıkmışlardı. Polisler eve vardıklarında, onlar da evin olduğu bölgeden ayrılmak üzerelerdi ve olanları anlatıp, diğer minibüsün Cevdet’in peşinde olduğunu söylediler. Polis ifadelerini almak için oradan ayrılmalarına izin vermemişti. Neval’in hayati bir durumu olmadığı için ambulans da çağırmamışlardı. Saygın mahzenlerin zeminlerinde cesetler olabileceğini söylediği için merkezden istenen ekiplere başka destekler de gerekmişti. Minibüsün altı kayalık arazide gitmeye uygun olmadığı ve Cevdet’in arabasını bulup onu gözden kaybettikleri için diğer koruma ekibi de bağ evine geri dönmüştü. Polis geldiği için artık onların olaylara dahil olmasına gerek yoktu. Bu arada viyadükten aşağıdaki vadiye düşen kadının cesedini bulan köylüler de jandarmaya haber vermişlerdi ama henüz cesedin kime ait olduğuna dair bir bilgi yoktu ve zavallı Ayşegül’ün akıbeti polis tarafından bilinmiyordu.
Mert babası yakalanırsa onu doğrudan ele vereceğini bildiğinden gerilmiş, ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Babası yakalanırsa nereye gidip, nerede saklanacağına dair bir fikri yoktu. Babası gibi gizli banka hesapları olmadığından hayatına saklanarak devam edemezdi. Aradan iki saat geçmiş ve babasından haber beklediği için arabayı çektiği yerden kıpırdamamıştı. Bir kaç kez babasını aramasına rağmen ulaşılamadığı mesajı gelince şarjını bitirmemek için beklemeye devam etmişti.
Cevdet kayalıklara doğru koşarken minibüstekilerin geri döndüğünü görünce rahatlamış, Cavidan ve ondan başka kimsenin bilmediği mağaraya sakin sakin ulaşmıştı.
(devam edecek)