Sessiz ol! – Bölüm 16

Adli tıbbın raporuna göre, Gülnaz hanım Neval’in dikkat çektiği gibi ilaca olan duyarlılığı sonucunda ölmüştü. Ancak ilacın kadının ilaçlarının arasına nasıl girdiğini kimse bilmiyordu. Yeni bakıcıya kimse ilacın Gülnaz hanıma alerji yaptığından bahsetmemişti, bu kısmı Cevdet, Cavidan ve Neval doğruluyordu zaten. Eski bakıcı da ayrılırken bir bilgi aktarmadan gitmişti. Bu durumda kadının ilacı yaşlı kadına verirken bir art niyet güttüğünün ispatı mümkün değildi. Cavidan ve Cevdet aile buluşmalarında oraya gelirken, Neval onlardan daha sık geliyordu. Aileden biri Gülnaz hanımın odasına girip, eve hiç alınmayan bu ilacı diğerlerinin arasına koymuş olabilirdi ancak buna dair de bir kanıt bulunmuyordu. Üç çocuk da mirasa bir an önce kavuşmak için annelerini öldürmek istemiş olabilirlerdi. Savcılık kanıt olmasa da ölümü şüpheli gördüğünden soruşturma açılmasına karar verdi. Bu durumda vasiyet açıklansa bile kimse soruşturma tamamlana kadar kendine düşen paydan tasarruf edemeyecekti. Avukat ikinci bir mesajla durumu mirasçılara bildirdi. Vasiyetin okunması için o akşam hepsinin annelerinin evine gelmesini istiyordu. Aynı zamanda otopsi sona erip, rapor yazıldığından Gülnaz hanımın defninin gerçekleştirilmesi gerekiyordu. Ailenin tüm fertleri bir aradayken bu konuyu da halledebilirlerdi.

Gündüz gelen mesajın ardından odasından çıkıp, Saygın’ın yanına giden Neval, avukattan gelen ilk mesajı ona göstermişti.

“Üvey ağabeyin ve ablanın miras için annelerini öldürmüş olma olasılığı bana hiç uzak gelmiyor! Savcılık da benzer bir düşüncedeyse soruşturma açılacaktır!” dedi Saygın.

“Ne olursa olsun avukat vasiyet için bizi çağıracak. O insanları görmek istediğimi pek sanmıyorum. Beni yine annelerini kandırıp, parasını almakla suçlayacaklar!”

“Öyle yaptın mı peki?”

“Elbette hayır! Bana dokunduğunda bunu göremiyor musun?”

“Hayır, sadece korkularınla ilgili olanları gördüğümü söyledim! Görmeme izin verirsen diğerlerini de görebilirim ama bunu kesinlikle istemiyorum!”

“Biraz dışarı çıkmak istiyorum artık, dört duvar arasında kalmak bana göre değil. Hava almam gerek!”

“Seninle gelmemi ister misin?”

“Hayır tek başıma yürümek istiyorum!” dedi Neval ve otelden çıkıp cadde boyunca yürümeye başladı tek başına. Saygın onu takip ettirdiği için tek başına gitmesi içine sinmese de kendini kontrol etmeye çalışıyordu. Onu her gördüğünde olacaklarla ilgili içindeki sıkıntı daha da büyüyor gibiydi! İlk defa sahip olduğu özelliğin fazlasına sahip olmayı istediğini düşündü. Eğer onun başına gelebilecek her şeyi ve düşmanını görebilseydi, kimseyi inandıramasa bile en azından kendisi bir önlem almaya çalışabilirdi. Ancak şimdi düşman belirsizdi, ne zaman ve nasıl saldıracağı da, bunu neden yaptığı da.

Neval bir parka gidip oturdu ve oynayan çocuklara bakarken, Gülnaz hanımın onu evine getirdiği ilk günlerde onunla bağ kurabilmek için nasıl uğraştığını hatırladı. Korkularından kurtulup, normal bir hayat yaşayabilsin diye götürmediği doktor kalmamıştı. Onu herkesten, kendi çocuklarından bile korumuştu hayatı boyunca Basit bir soğuk algınlığı ilacı ile son nefesini verirken Neval onu koruyamamıştı oysa. O hayattayken birlikte yaptıkları ve büyüttükleri işlerin ona ait olmadığına dair bir şüpheye düşmemiş olsa da son bir kaç gündür odada düşünürken aslında sahip olduğu her şeyin Gülnaz hanımın parasıyla yaptığını fark ediyordu. Evet o emek vermiş, o parayı daha da değerlendirmişti ama bunu zaten bu aileye borçluydu. Vazgeçmek istemiyordu ama bu açıdan bakınca Cavidan ve Cevdet’e de hak veriyordu. Birlikte aynı evde de büyüsüler o annelerinin ilgisini ve parasını onlardan uzaklaştıran kişi olmaktan öteye geçememişti. Onların yerinde olsa belki o da aynı şeyleri hisseder ve yapardı.

Saygın o dışarıdayken kendini işlere veremediği için adama mesaj atıp nerede ve ne yaptığını sordu. Bir parkta tek başına oturduğunu öğrenince hem içi rahatladı hem de başına gelenler yüzünden geldiği bu hale gerçekten de üzüldüğünü hissetti. Birlikte çok az vakit geçirmişlerdi, bu vakitlerin bir çoğu da macera filmlerini aratmayacak sahnelerle doluydu. Hatta ilki bir komedi filminden alıntıydı sanki ama sıra dışı bu olaylar ve ikisini bir şekilde birbirine bağlayan bu hisler yüzünden ondan başka bir şey düşünemiyordu. Biri için hissettiği en yoğun endişeydi kalbinin içindeki. Neyse ki dört beş saat sonra Neval otele geri geldi ve Saygın’a uğramadan doğrudan odasına gitti. Gülnaz teyzesini düşünüp bütün gün ağladığı için kimseye görünmek istemiyordu. Avukatın ikinci mesajını duşunu alıp, giyinmek üzereyken gördü. Oraya gitmek için iki saati vardı. Üzerini giyinip, yüzüne ağlama izlerini kaybedecek kadar bir makyaj yaptıktan sonra otelin garajına indi. Saygın o sırada gelen bir tedarikçisi ile görüşmede olduğundan onun otelden ayrıldığını fark etmedi. Neval’in haberi olmadan aracına da bir takip, uyarı sistemi iliştiren takipçi ise o hareket eder etmez aldığı uyarı ile yine peşine takıldı.

Savcılık soruşturma başlattığına göre şimdi hepsi şüpheli durumuna düşmüştü ve muhtemelen sorgular, ifadeler yeniden başlayacaktı. Bu akşam açıklanacak mirastan sonra ise Cevdet ve Cavidan’ın Neval’den daha da nefret edecekleri açıktı. Cevdet, karısı Ayşegül ve oğulları Mert herkesten önce eve ulaşmışlardı. Ayşegül yine hayalet gibi boş bakışları ve her tarafını kapatan uzun ve koyu elbiselerinden birini giymişti. Cenazeye uygun olsun diye seçtiği siyah renk onu yürüyen bir ölü gibi gösteriyordu. Cevdet’in söylediğine göre kayınvalidesinin ölümüne o kadar üzülmüştü ki ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuş, gözlerinin altına yeni siyah halkalar eklenmişti. Mert her zamankinden daha sessiz ve suratsızdı. Başını hafif öne eğmiş, kaşlarının altından tek tek herkesin yüzünü inceliyordu. Neval onunla bir kaç kez göz göze geldiğinde içinde tuhaf bir ürperti hissetti. Cavidan çocukları ve kocası olmadan gelmişti. Kocası yeterince zengin olduğundan güya parada gözü yok gibi görünmeye çalışıyordu. O da annesinin ölümünden duyduğu acı yüzünden bitkin görünmeye çalışıyordu ama yeni boyanmış saçları ve abartılı makyajıyla daha çok kırmızı halıda yürümeye hazırlanan bir aktristi andırıyordu. Bakıcı hariç evdeki tüm çalışanlar işlerine devam ediyorlardı. Evde kimse olmasa da temizlik, bahçe bakımı gibi işler devam ediyordu. Cevdet annesinin odasının iyice temizlenip havalandırılmasını istemişti. Neval eve vardığında, avukat gelmiş olduğu için ona doğrudan laf sokacak fırsatı bulamadan vasiyetin okunması kısmına geçtiler. Neyse ki vasiyetten Neval’e duyulan nefreti büyütecek bir sürpriz çıkmadı. Gülnaz hanım sağlığında olduğu gibi Laven markası ile ilgili her şeyi Neval’e, kocasının yarattığı marka ile ilgili her şeyi de diğer iki çocuğuna bırakmıştı. Evi de Cevat ve Cavidan’ın almasını istiyordu. Neval’in bunlarda gözü olmadığını bildiği ve onun hayatını zaten garantiye aldığı için çocuklarının onunla daha fazla uğraşmalarını istemediği vasiyetin her satırından anlaşılıyordu Bekledikleri gibi fazladan öfkelenecekleri bir şeyle karşılaşmayan Cevdet ve Cavidan, Neval ile neredeyse hiç konuşmadan ayrıldılar evden. Vasiyet okunmuş olsa da şimdilik annelerinden kalanlara ulaşmaları mümkün değildi. Cenaze için ertesi gün öğle namazından sonrası uygun görülmüştü. Gülnaz hanım aile mezarlığına kocasının yanında daha önce ayrılan mezarına gömülecekti. Sağlığında bir kaç kez Neval’e “Diğer tarafta da gidip o adamla olmak istemiyorum aslında!” diyerek bunun şakasını yapmıştı ama çocuklarına bir şey diyemediği için farklı bir yere gömülme isteğinde bulunmamıştı. Ertesi gün cenaze için yeniden bir araya gelmek üzere evden ayrılırken her biri kendi çevrelerine cenaze gün ve saatini bildirme işine girişti.

(devam edecek)

Yorum bırakın