Saygın anlatması gerektiğini bildiği halde hâlâ kararsız gözlerle bakıyordu Neval’e, “Bir medyuma gitmeye ihtiyacın yok!” dedi sonra kararını verip, “Ben bazı şeyleri görebiliyorum!”
“Ne?”
“Bak ben doğuştan sıra dışı özelliklere sahip biriyim. Bir çeşit empatım aslında”
Neval yutkundu ama bir şey söyleyemedi önce, Saygın’a teselli bulmaya gelmişken onun ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışıyordu muhtemelen.
“Medyum gibiyim anladın mı? Bir şeyler görebiliyorum, hissedebiliyorum insanlara dokunduğum zaman. Hatta bazen dokunmadan da!”
“Bu mümkün mü?”
“Bende olduğundan emin olmasam evet diyemezdim!”
“Sen bana dokununca bir şey mi gördün demin?” dedi Neval eline bakarak.
“Ben senin hakkında belki de bilmemi istemediğin çok şey gördüm Neval, tanıştığımız ilk andan beri!”
“Nasıl yani?” dedi Neval endişeli gözüküyordu şimdi.
“Az önce sana dokunduğumda yeniden saldırıya uğradığını gördüm!” dedi Saygın sondan başa gitmek belki de daha iyi olacaktı.
“Benimle ilgili neler biliyorsun?”
“Çocukken şahit olduğun o olayı biliyorum!”
Neval ayağa kalkıp bir adım geri attı, “Nasıl?”
“Neval bunu senden sakladığım için özür dilerim ama tuhaf koşullarda bir araya geldik hep! Bak ben neden insanlardan bu kadar izole yaşıyorum hiç düşündün mü?” dedi Saygın etrafını göstererek, “Bu olmaktan hoşlandığım bir şey değil anlıyor musun, hayatımı zorlaştıran bir şey! Beni yoran!”
Onun sesindeki çaresizlik Neval’i biraz kendine getirmişti, “Benim anlayabileceğim bir şey değil bu!” dedi yüzündeki ifade biraz daha yumuşamıştı, “Senin travman bu muydu yani?”
“Kesinlikle!”
Neval içindeki korku yerini, güvene bırakınca gelip yeniden eski yerine oturdu, “Kafam çok karışık lütfen anlamama yardım et!”
“Seninle burada ilk karşılaşmamızda bir şeyler hissetmiştim ama o takside başına gelenlerden sonra bana sarıldığında hazırlıksız yakalandığım için senin zihninle bir bağ kuruldu aramızda! Bunu isteyerek yapmadım ve aslında bunu kimse ile yapmak istemiyordum! Sonra toparlanıp kendimi kontrol ettim ama o kapı bir kez açıldığı için artık görmeze gelemezdim. Hastanede sen uyurken eline dokundum ve korkularının nedenini anladım.”
“Sen o geceyi mi gördün?” dedi Neval gözleri kocaman açılmıştı.
“Senin yaşadığın gibi değil tabi tam olarak ama..”
“Onu gördün mü? Ailemi öldüren adamı gördün mü?”
“Geçmişe dair senin zihninde olmayan bir şeyi göremem! Yaşadığın şeyleri ve hissettiğin tüm korkuları biliyorum!”
“Zihin okuyabiliyorsun?”
“Sadece o kadar değil maalesef! Aynı zamanda bir şeyler de görebiliyorum, senin göremediğin veya bilmediğin!”
“Az önce bunu yapamadığını söyledin!”
“Öyle değil, bunu bir his gibi düşün daha çok! Peşinde biri var onu biliyorum! Ama sana kim olduğunu söylemem, yeniden deneyecek onu söyleyebilirim!”
“Kim? Söylesene kim?” dedi Neval yeniden ayağa kalkarak, “Kim benim peşimde? Ne için?” dedi ve sinirli sinirli dolaşmaya başladı, “Gülnaz annem öldü, belki de öldürüldü ve benim peşimde biri var!”
Saygın söylediğine pişman olmaya başlıyordu yavaş yavaş, bunu bilmenin ona bir faydası olmaktan çok iyice aklını karıştırdığını görebiliyordu.
“Bence adli tıp raporu çıkana kadar burada kal yine! Kendini güvende hissedersin, ben de senin güvende olduğunu bilirim!”
“O taksi şoförü ölü bulundu!” dedi Neval ona dönüp, aklının içindeki düşünceler büyük bir hızla oradan oraya koşuyor sonra duvarlara çarpıp tek tek düşüyorlar gibi hissediyordu, “Ama sen yine de saldırıya uğrayacağımı gördün ve gördüğüne göre, burada da kalsam uğrayacağım öyle değil mi?”
“Burada güvende olursun!”
“Yedi yirmi dört otelde kalamam biliyorsun! Benim bir işim var! Eninde sonunda çıkmam gerekecek buradan! Başıma geçmişte gelenleri gördüğünü, peşimde biri olduğunu ama onun kim olduğunu bilmediğini ve yeniden saldıracağını söyledin bana şimdi değil mi?”
“Evet!” dedi Saygın bezgin bir sesle, “Pek anlamlı ya da faydalı olmadı sanırım!”
“O taksiyi olacakları bildiğin için mi takip ettin?”
“Hissettiğim için!”
“Hastanede ne gördün? Yani bana dokunduğunda!”
Saygın gördüklerini mümkün olduğunca sakin bir şekilde anlatmaya çalıştı. Neval’in yüzü bembeyaz olmuştu dinlerken.
“Bunları nasıl bilebilirsin?” diye inledi dehşetle.
“Bunları sana hiç söylememeliydim belki de ama ben de bir profesyonel değilim bu konuda. Tek istediğim seni korumak!”
“Başka ne biliyorsun?”
“Başka bir şey bilmiyorum ! Sadece korkuların ile ilgili olanları görebilirim! Daha doğrusu onlardan kaçamıyorum! Burada kal! Boşuna karşılaşmış olamayız değil mi? Kader seni sürekli hayatıma dahil ediyor! İkimiz de bundan kaçamadık henüz!”
“Polis sana asla inanmaz!” dedi Neval çaresizce.
“Bana kimse inanmaz, sen bile inanamıyorsun şu an!”
“Tamam bir kaç gün kalacağım, sadece diğerleri beni bulsun istemediğim için. Tüm bu olanları sakince ve tek başıma düşünmeye ihtiyacım var. Gülnaz teyzem gerçekte öldürüldüyse bunu da kimin yaptığını bilmek istiyorum!”
“Üzgünüm onunla ilgili bir fikrim yok!” dedi Saygın, “Olsa elimden geleni yapardım! Teşekkür ederim kalmayı kabul ettiğin için, sana söz veriyorum seni kimse rahatsız etmeyecek!”
Saygın otelin müşterilere açmadıkları koridorunda kendi kaldığı odanın hemen yanındaki odayı hazırlattı Neval için. Bu koridordaki odalar onun özel misafirleri için boş tutuluyordu. Aslında Saygın öyle söylüyordu. Daracık bir odanın içinde yan odalardaki duygu karmaşalarını hissetmek istemediği için bütün koridoru kapatmıştı ama şimdi ilk kez diğer odalardan biri bir misafir için açılıyordu.
Neval gerçekten de iki gün boyunca odadan hiç dışarı çıkmadı. Saygın onun tüm ihtiyaçlarının odaya servis edilmesini sağlıyordu. Geceleri attığı çığlıkları duysa da kapısına gitmemek için kendini zor tuttu. Kendiyle baş etme çabasını hissediyordu. Korkularını yeniden kontrol altına alıp, sağlıklı düşünmeye çalışıyor ama Gülnaz teyzesinin ölümünden duyduğu acı onu göz yaşlarına boğduğu için bir türlü aklını toparlayamıyordu. Yine de dışarıda olmaktansa burada saklanmak ona iyi gelmişti. Üçüncü günün sabahı Gülnaz hanımın avukatından vasiyetin otopsi ve defin işleminin ardından Gülnaz hanımın evinde açılacağına dair bir mesaj geldi. Yazdığına göre otopsi sonuçları o gün akşam belli olacaktı. Ölümün şüpheli bulunursa savcılık dava açacak, dava vasiyetin okunmasını değil ama uygulanma sürecini etkileyebilecekti.
Cavidan, Neval’in annesinin mirasından hiç bir pay almaması gerektiğini düşünüyordu. Zaten hakkı olmayan kadarını annesini hoş tutarak üzerine geçirtmişti. Annesinin akıl sağlığı yerinde değilken bu işlemlerin yapıldığına dair itirazlarda bulunabileceklerini kocasının avukatından öğrenmişti. Kendi rahatını bozmamak için erkek kardeşini dolduruyordu sürekli. Onun sinirlerini kontrol edemeyen bir psikopat olduğunu biliyordu. Gülnaz hanımın ölümünün ardından ortak çıkarları olduğu için uzun zamandır olmadığı kadar çok vakit geçirmeye başlamışlardı. Cenaze gerçekleşmemiş olsa da, duyanların taziyelerini annelerinin evinde kabul ediyorlardı. Neval’in ortalarda olmamasından ise hiç bir şikayetleri yoktu. Gelenlere onun bir paradan başka bir şeyde gözü olmayan biri olduğuna dair ufak ip uçları veriyorlardı. Yıllarca annelerini sevgi gösterileri ile avucunun içine alıp çocuklarından soğutmuş, babalarından kalan mirasla kendi işini ayırtmıştı. Gülnaz hanım hayattan ayrılır ayrılmaz da başka bir şey koparamayacağını bildiği için ortadan kaybolmuştu.
Gülnaz hanımın yanında sürekli Neval’i görenler, ikisinin arasındaki derin sevgi bağına şahitlik etmiş olsalar da duyduklarını hayretle karşılamadan edemiyorlardı. Annelerinin öldürülmüş olma ihtimaline bile onun parmağı olabilirdi anlattıklarına göre.
(devam edecek)