“Sen beni takip ediyordun?” dedi Neval sessizliğe fırsat vermeden.
“Evet!” dedi Saygın, arkasından gelen soruyu nasıl cevaplayacağını henüz bilmediği için devam etmek istemedi konuşmaya.
“Neden takip ediyordun?”
“Aslında sadece aynı yöne gidiyorduk!” dedi Saygın boğazını temizleyerek, oturuşunu düzeltti. Yalan söylerken her zaman yaptığı gibi gözlerini Neval’den kaçırıyordu, “Senin bindiğin taksi yalpalamaya başlayınca, şoförün iyi olmadığını düşündük!”
“Düşündük mü?”
“Yani benim bindiğim taksinin şoförü fark etti önce! Adamın sarhoş olabileceğini söyledi sonra, varmış öyleleri! Tehlikeli sürüş devam edince senin güvende olman için takip etmeye karar verdik!”
“Peki ya polis? Onlara da mı siz haber verdiniz?”
“Evet! Şey biz adam sarhoşsa diye peşine düşünce, adam da bizi fark edip kaçmaya başladı. Biz de doğru gitmeyen bir şeyler olduğuna karar verdik ve polisi aradık! Yani şoför aradı!”
“Hepsi onun fikriymiş gibi anlatıyorsun!”
“Tecrübeliler tabi onlar, başlarına gelmese de bu tür hikayeler duymuşlar!”
“Teşekkür ederim! Ona da etmek isterdim!”
“Gitti maalesef!”
“Karşılaşmamız büyük tesadüf, inanamıyorum bu olanlara! Gerçekten bu kadar şansız olabilir miyim? Üst üste başıma gelenleri bir bilseniz! Ah! Size de neler yaptım değil mi ve siz şimdi benim hayatımı kurtardınız belki de!”
“Evet normal şartlarda karşılaşamıyor olmamız ilginç!”
Güldü Neval, “Evet Gülnaz teyzem elini atsa her şey farklı olurdu sanırım!”
“Anlamadım?”
“Yok bir şey! Şoför yakalandı mı?”
“Hayır!”
“Bana silah doğrulttu! Anlayamıyorum, beni bilerek mi aldı yoksa soymak mı istedi!”
“Soymak istese niye o kadar uzaklara götürsün!”
“Peşimizde siz olduğunuz için belki bilmiyorum!”
“Başka şeyler de oldu demiştin?”
“Bir kitap okumuştum, neye odaklanırsan başına sürekli o gelir diyordu. Ben sanırım kendime bunu yapıyorum!” dedi Neval ona cevap vermek yerine.
“Saldırıya mı odaklanıyorsun?” dedi Saygın.
Nokta atışına şaşırmış olsa da, söylediği şeylerden buraya varılabileceğini düşünen Neval devam etti, “Bu uğradığım ilk saldırı değildi! Neredeyse çocukluğumdan beri başıma geliyor! Lanetli miyim diye düşünüyorum bazen!”
“Tehlikedesin daha çok!” diye mırıldandı Saygın
“Anlamadım?”
“Yani tehlikeli saldırılar mı hepsi?”
“Evet hemen hemen hepsi. İlkinde annem ve babam öldü!”
Saygın onun elini tuttuğunda gözlerinin önüne gelenleri hatırladı ve bir şey diyemedi. Ona gördüklerini söylemeliydi belki de, başka türlü nasıl yardım edecekti. Onu uyarmaya kalksa vesveseli gibi görünecekti sadece ve Neval “Sana ne!” diyecek potansiyele sahip olduğunu daha önce ona göstermişti. Henüz olayın sarsıntısı çok yeni olduğundan bu konuya girerek kafasını karıştırmak istemedi.
“Çok üzüldüm! Zor günler geçirmişsin anlaşılan, aslında ben Gülnaz hanıma neden anne değil de teyze dediğini merak ediyordum! Anladım şimdi!”
“Gülnaz teyze beni evlat edindi, yurttaydım ben, yani şeyden sonra!”
“Aklına biri geliyor mu peki? Yani sana zarar vermek isteyen biri mi var hayatında!”
“Kabuslarımda biri var ama gerçek hayatta? Bilemiyorum!”
“Bilemiyorum dediğine göre şüphe duyduğun biri var?”
“Aslında hayır! Yeni beni sevmediklerini ve istemediklerini biliyorum ama bu derece bir şeye kalkışacak insanlar değiller!”
“Gülnaz hanımın çocuklarını mı kastediyorsun?”
Neval şaşkınlıkla baktı ona, “Gülnaz teyze sana benim hakkımda bir şeyler anlattı mı?”
“Hayır! Hayır! İnan hiç bir şey anlatmadı, sadece tahmin ediyorum!”
“Neyse!” dedi Neval sıkıntıyla, “Aslında biliyor musun? Başka bir şehirdeyim ve şansız biriyim sanırım sadece!”
“Diğer tüm olaylar gibi mi?”
“Evet! Burada olduğumu bilen bile yok! Aslında seninle karşılaşmamız tuhaf!”
“Tüm bunlarda parmağım olduğunu sanmıyorsun herhalde!” dedi Saygın sözün nereye gittiğini anlayamadığı için.
“Şaka yapıyordum!” dedi Neval, “Burada kalmak istediğimi sanmıyorum, beni çıkaracaklar mı?” diye sordu sonra. Huzursuz olduğunda seri halde konuşarak konulardan kaçmaya çalışırdı genellikle ve şimdi de bunu yapmaya başladığını fark etmişti. Gereksiz şeyler söylemeye devam etmeden önce kendi başına kalıp sakinleşmek istiyordu.
“Hemşire doktorun uğrayacağını söylemişti. Bence dinlenmeye devam et!”
“Sen burada mı kalacaksın?”
“Dışarıda polisin yanında da bekleyebilirim!”
“Dışarıda bir polis mi var?” dedi Neval ciddiyetle.
“Biri seni kaçırdı ve öldürmeye çalıştı unuttun mu?”
“Tamam!” diyerek başını yeniden yastığa bıraktı Neval, anlaşılan bu defa düşüncelerden değil, yaşamaktan da kurtulamayacaktı kolayca. Hayatına devam edebilmek için yaşadığı her korku ve endişeyi bilinçaltına ittiğini biliyordu ama şimdilik başka bir baş etme yöntemi bulamamıştı. Gülnaz hanımın onu taşıdığı onca işinin ehli doktor korkularını bırakmasına yardım edememiş, sadece etmiş gibi görünmeye çalışmıştı. Saygın sessizliğe geri dönünce, o da tavanı seyrederek düşünmeye başladı ve bir süre sonra yeniden içi geçti. Bir saat sonra bir polis gelip ikisinin de ifadelerini aldı. Taksi şoförünü aramaya devam ediyorlardı. Doktor gelip bir kez daha muayene yaptıktan sonra istediği zaman gidebileceklerini söyledi. Ancak hastaneden çıkarlarken Neval toplantıya katılamadığı için açıklama yapması gerektiğini hatırladı ve başına gelenleri anlatarak uygunsa ertesi gün uğrayabileceğini söyledi.
İkisinin de bu gece bir otelde kalmaları ve toplantılarına katılmak için yarına hazırlanmaları gerekiyordu. Neval’in iş yaptığı şirket hemen bir araç göndererek onları kendilerine ait olan bir misafir evine aldırttı. Bunca zamandır birlikte çalıştıkları iş ortaklarının başına gelenlere gerçekten üzülmüşlerdi. Saygın misafir evine kadar Neval’e eşlik etti ve onun burada güvende olacağından emin olduktan sonra bir otele geçmek için izin istedi. Onun da gidip kendi toplantısına hazırlanması, bir duş alıp dinlenmesi gerekiyordu.
“Burada yalnız kalabilirsin öyle değil mi?” dedi Neval’e ama Neval cesur ve umursamaz görünse de aslında bilmediği bu yerde o adamla yeniden karşılaşmaktan korkuyordu. Cevap veremeyince Saygın onun ne hissettiğini hemen anladı ama “Kalayım mı?” diye sormaya cesaret edemediği için ikisi de bir süre bakıştılar öylece.
“Zaten burası yeterince büyük!” dedi Neval, “İki ayrı odası da var!”
Saygın başını salladı, “Seni rahatsız etmeyecekse!”
“Yani seni de etmeyecekse!”
“Tamam o zaman!”
Neval’in iş ortağı akşam yemeleri için en yakın restorandan sipariş de vermişti, ikisi kendi odalarına çekilip dinlenmeye karar verdikleri sırada kapı çaldı ve yemekler geldi. Bütün gün bir şey yemedikleri için acıkmışlardı, yemekleri görünce yüzlerinde kocaman bir gülümseme belirdi ve birlikte mutfakta hiç bir şey bırakmadan hepsini yediler.
“İşte şimdi kendime geldim!” dedi Neval gülerek, patlayana kadar yemiş gibi hissediyordu.
Saygın gülümsedi sadece, Neval’in abartılı neşesi, tepkilerinin arkasındaki o korkmuş küçük kızı artık görebiliyordu. O da kendisi gibi korkularından korkan biriydi. Yine de özgüvenli görünmeye çalışarak bir şekilde mücadele veriyordu hayatla, Saygın gibi gölgelerde yaşamıyordu. Üstelik sürekli tehdit altında olmasına rağmen. Günün yorgunluğunun üzerine tıka basa yiyince, ikisine de ağırlık çökmeye başladı biraz sonra ve esneyerek odalarına girdiler. Neval üzerindekileri çıkarmadan, yatak örtüsünün üzerine kendini öylece bıraktı. Hemen uyuyacağını sanıyordu ama tek başına kalır kalmaz, taksinin içinde yaşadıkları teker teker gözünün önüne gelmeye başladı.
Diğer odada Saygın, onun tehlikelerden nasıl korunabileceğini düşünüyordu kendi kendine. Bunu atlatmış olsa da, bir sonrakinde bu kadar şanslı olmayabilirdi. O polisin aksine zarar vermek isteyen kişinin taksi şoförü olmadığını biliyordu. En kötüsü bildiklerini nasıl bildiğini açıklayamadığı için söyleyemiyor olmasıydı. Birisi ona zarar vermeyi kafaya koyduysa bir başka yolunu mutlaka bulacaktı.
(devam edecek)