Neval adamın onu dinlemeden yanlış yola sapmasından iyice tedirgin olduğu için elini çantasının içindeki gaz spreyine atmıştı. Ancak hareket halindeyken adamın yüzüne sıkarsa ikisinin de ölebileceği bir kazaya neden olabilirdi.
“Size diyorum! Nereye gidiyorsunuz, durdurun şu arabayı!” dedi sert sert. O sırada adamın omzuna uzanınca, adam bir an için geri dönüp, eliyle onu arka koltuğa itti ama çok hızlı gittiği için, direksiyon hakimiyetini bir anlığına kaybettiğinden araba yalpalayarak sonunda düz gitmeye başladı.
“Ne yapıyor bu sersem?” dedi Saygın’ın bindiği taksinin şoförü.
“Polisi aramalıyız!” dedi Saygın, “Sanırım yolcuyu kaçırıyor!”
Taksici kendi aracına binmeye çalışan kadını gördüğü için Saygın’ın söylediğini ikiletmeden yine durağına bilgi verdi telsizle. Bu arada öndeki taksinin şoförü diğer taksinin onu takip ettiğini fark etmiş, daha da hızlanmıştı. Neval’i arka koltuğa ittikten sonra elindeki silahı gösterdiği için Neval oturduğu yere yapışmış gibi kalakalmıştı.
“Kimsiniz siz? Ne istiyorsunuz?” diye inledi, “Param var! Beni hemen indirirseniz size para veririm ve bu olayı da unuturum!”
Taksici ona cevap vermeden arkasındaki diğer taksiden kurtulmak için daha dar ve virajlı başka bir yola girdi.
“Devam edeyim mi?” dedi Saygın’ın bindiği taksinin şoförü.
“Evet! Gözünü ondan ayırma!”
“İyi de ne yapacağız böyle! Eğer dediğiniz gibiyse adam zaten tehlikelidir peşinde olduğumuzu da anladı! Nereye kadar böyle iz süreceğiz!”
“Polis gelene kadar!”
“Şoför durağa yoldan ayrıldıkları bilgisini verdi. Duraktaki arkadaşları şüpheli taksi için polise ihbarda bulunmuşlardı.
Neval’in bindiği taksinin şoförü silahı gösterdikten sonra Neval’in telefonu ve bilgisayarını ön koltuğa almıştı. Kadını ona söylenen yere götürmesi gerekiyordu ama takip eden taksi yüzünden o yönde dönememişti henüz. Arkadan gelen taksi bir türlü peşini bırakmıyordu.
“Arkadaki takside kim var? Tanıyor musun?” dedi Neval’e sert sert.
Takip edildiklerinin farkında bile olmayan Neval hemen dönüp arkasına bakınca, tozun içinden görünen taksinin içini göremedi.
“Bilmiyorum!” dedi sesi titreyerek.
Şoför “Havaalanından beri peşimizdeler!” deyince yeniden dönüp baktı, Saygın mı geliyordu peşinden, ama neden? Onu tanıdığını söylerse onu kaçıran adamın ne yapacağını kestiremediği için, “Tanımıyorum!” diyerek oturdu yerine. Onun tehlikede olduğunu mu anlamıştı yani Saygın, nasıl?
“Allahım inşallah anlamıştır!” diye dua etti içinden.
“Merak etme!” diye mırıldandı Saygın kendi kendine.
“İki çocuğum var benim!” diye yanıtladı onun taksisini süren şoför, “Bu takip için bana iyi bir ödeme yapmanız gerekecek!”
“Para sorun değil, polis gelsin yeter!”
Şoför durağa polisin gelip gelmeyeceğini sordu yeniden, emniyet ekiplerin ihbarı aldığını söylemişlerdi ama şu anda köylerin arasından geçen ara yollarda gittiklerinden onlarla nasıl karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. Sonunda takibe çıkan ekibe şoförün telefonu ulaştırılınca polis doğrudan bağlantı kurdu konumları için. Şoför bir çırpıda havaalanından beri olanları anlattı polise, Saygın da taksideki kadın hakkında bildiklerini söyledi. Bunun bir kaçırılma olup olmadığından kimse emin değildi ama normal olmayan bir şeyler döndüğü belliydi. Saygın da Neval’in cep telefonu kayıtlı olmadığı için oteli arayıp, müşteri kayıtlarından buldurdu. Ancak Neval’in bindiği taksinin ön koltuğunda duran telefonun ekranı kayıtlı olmayan numarayı göstererek uzun uzun çalsa da açan olmadı. Konum takibi için polise de Neval’in numarasını verdiler. Yaklaşık yarım saat sonra yanlarından hızla geçen üç polis arabası öndeki taksinin peşine düşünce, Saygın taksiciye onları gözden kaybetmeden takip etmesini yineledi. Öndeki taksinin şoförü polisleri görünce paniklemiş ne yapacağına karar vermemişti. Neval’i istenilen yere götürmek için epeyce yüklü bir para almıştı ama şimdi yakalanırsa doğruca hapsi boylayacaktı. Polis arabalarını fark eden Neval başını çevirmiş gözlerini onlardan ayırmıyordu. Adama arkadan saldırsa, kaza yapacakları için hiç bir şey yapamadan öylece kurtarılmayı bekliyordu. Adam polislerden kurtulamayacağını anlayınca arabayı bir nehrin üzerinden geçerken durdurup hızlıca korkuluklara tırmandı ve kendini hızlıca akan nehrin sularına bıraktı. Hapis yatmaktansa, parayı feda etmeyi seçmişti. Polis araçları hemen arabanın etrafını çevirdiler ve bir kaç polis adamın atladığı yere koşarken, bir kaç tanesi de Neval’in yanına gelip onu araçtan indirdiler. O arada Saygın’ın bindiği taksi de onlara yetişmişti. Saygın araç durur durmaz inip Neval’in yanına gitti. Neval o kadar korkmuş ve sinirleri bozulmuştu ki titremesine engel olamıyordu. Polis adamı tanıyıp tanımadığını sorgularken başını çevirip Saygın’ı görünce ağlamaya başladı. Polisin sorgusu bitince Saygın hemen yanına gidip “İyi misin?” diye sordu. Neval Saygın da olsa güvenebileceği bir yüz görünce başını hemen onun göğsüne bırakıverdi. Kimseye dokunmamaya özen gösteren Saygın, Neval başını onun göğsüne bırakınca elektrik çarpmış gibi bir titremeye kapıldıktan sonra bir anda Neval’in hissettiği tüm gerilim onun bedenine geçti. Neval kendinde olmadığı için onun yaşadığı bu anları fark edememişti. Öğrendiği tekniklerle kendini hızla toparlayan Saygın, Neval’in aklından geçenlerden kendini korumak için derin bir kaç nefes alıp, zihnini kendine döndürdü ve “Buradayım merak etme!” diye fısıldadı ama ellerini kaldırıp ona sarılamadı. Neval’in başının yavaşça göğsünden kaymaya başladığını fark edince onun bayıldığını anladı ve mecburen kucaklamak zorunda kaldı.
“Bu ne büyük bir korku!” diye mırıldandı kendi kendine ve hızlanan kalbini bastırdı yeniden polise onu hastaneye götürdüğünü söyleyerek bekleyen taksiye yürüdü. Polis aracın plakasını, Saygın ve şoförün iletişim bilgilerini aldıktan sonra onları yanlarına bir memur vererek bıraktı. En yakın hastane kırk beş dakikalık yoldaydı ve yol boyunca baygın olan Neval’in başı hâlâ Saygın’ın göğsünde, kolu ise onun bedenine sarılıydı. Bu kadar uzun süre birine temas etmek Saygın için alışılmadık olduğundan zihnini onun zihninden korumak için mücadele etmesi gerekiyordu. Hissettiği beklenmedik bu büyük korku onu da sarsmıştı. Hastaneye yaklaşırken Neval hafifçe gözlerini araladığında, “Neden korkuyorsun bu kadar? Sana kim zarar vermek istiyor?” diye fısıldadı önde oturanlara duyurmadan.
Neval gözlerini kaldırıp onun yüzüne baktı ve “Sessiz olmalıyım!” dedi sayıklar gibi ve yeniden bıraktı kendini. Polis Neval’in bir şeyler mırıldandığını duyar gibi olmuş başını arkaya çevirmişti ama Neval hemen kendinden geçtiği için sadece öyle sandığını düşünüp, yeniden önüne dönmüştü. Taksi şoförü polisin ona ulaşabilmesi için gerekli tüm bilgileri bırakıp, hastaneye varınca onlardan ayrıldı. Tehlikeli bulduğu bu işe gereğinden fazla bulaştığını düşünüyordu. Saygın yardımcısını arayarak, taksicinin hesabına taksimetrenin o ana kadar yazdığı tutarın dört katı para geçirilmesini sağladı ve yardım ettiği için teşekkür etti. Bu arada o da kendi katılacağını toplantıyı kaçırdığı için bir kaç telefon etmesi gerekiyordu. Önce kendi şirketini yeniden arayıp, bir aksilik olduğunu, daha sonra da buluşacağı kişileri arayıp, özetle olanları anlattı. Seyahatini bir gün uzatırsa sorunun çözüleceği bilgisini alınca telefonu kapatıp, Neval’i yatırdıkları odaya döndü. Neval az önce gözünü açar gibi olmuş ve çığlık çığlığa bağırmaya başlamıştı. Daha odaya girer girmez onu korkusu bir şok dalgası gibi çarptı bedenine ve olduğu yerde sendeledi. Hemşire Neval’in koluna bir sakinleştirici vurduktan sonra sessizleşen Neval ile onu bırakıp çıktı odadan. Onlarla gelen memur güvenlik için odanın dışında bekliyordu. Neval derin bir sakinliğe bürünmüş yatarken, yavaşça yanına gitti ve derin bir nefes aldıktan sonra uzanıp eline dokundu.
(devam edecek)