Sessiz ol! – Bölüm 8

Neval yeni evine geçip, Saygın ile olanları aklından çıkarmayı başarınca yeniden işine odaklandı. Gülnaz hanım artık eskisinden daha sık arayıp, nasıl olduğunu soruyor olsa da, ona olan sevgisinden buna itiraz etmiyordu. Son zamanlarda ilerleyen yaşı yüzünden sağlığının iyice bozulduğunu görüyor, onun arayıp durması yerine Gülnaz hanımın araması daha iyi oluyordu. Böylece onun sağlığı hakkındaki endişesini belli etmeden, o da yaşlı kadını yoklamış oluyor karşılıklı içlerini rahatlatıyorlardı. Yeni evine taşındıktan yaklaşık bir ay sonra yeniden bir iş seyahetine gitmek için hazırlık yaparken, bir yandan telefonda Gülnaz hanımın yanına alması gerekenler listesini dinliyordu.

“Ağrı kesicini de al biliyorsun hava değişimi sana dokunuyor!”

“Aldım merak etme! Sen de ilaçlarını içiyorsun değil mi?”

“Evet elbette tatlım, sen beni merak etme, yeni yardımcım ilaç işinin kontrolünü elimden aldı, Cavidan onu çok sıkı tembihlemiş!”

“İyi yapmış, birinin seninle ilgilenmesi beni iyi hissettiriyor!”

“Evet ama ben de seninle ilgilenen biri olsun istiyorum!”

“Tamam! Şimdi hazırlık yapmam gerek!” diye güldü Neval, konunun gene evliliğe geleceği belli olmuştu.

“Seyahatten döndüğünde konuşacağız!” dedi Gülnaz hanım kaçamayacağını ima ederek ve telefonu kapattılar.

Sabah uçağı olduğu için hazırlıklarını son bir kez kontrol ettikten sonra, uzanıp güzel bir dinlenme müziği açtı ve ve vücudu iyice gevşedikten sonra da müziği kapatıp kendini derin bir uykuya bıraktı Neval. Bu tür müzikler dinlemek stresini azalttığı için çok yorgun değilse uyumadan önce mutlaka dinliyordu. Sabaha doğru stresli rüyalar ara ara gelse bile son günlerde belki de bu yeni evin verdiği güven hissi yüzünden daha iyi hissediyordu.

Sabah erkenden kalktı ve tam kapıdan çıkarken telefonunu çaldıran ismin Gülnaz hanım olduğunu görünce gülümsedi.

“Günaydın! Çıkıyorum şimdi! Taksi aşağıda bekliyor!”

“İner inmez beni ara tamam mı?”

“Her zaman ki gibi, merak etme! Şimdi çıkmalıyım görüşürüz!” dedi ve kapattı telefonu.

Gece uykusu bölünmeden uyuduğu için dinlenmiş hissediyordu. Yaklaşık bir buçuk saat sürecek uçuşta okumak için bir dergi alıp, kalkışı beklemeye başladı. Uçak bir saatten fazla rötar yapınca, toplantısına geç kalacağı için gerilse de, iner inmez bir taksi bulup, hızlı hareket ederse yetişebileceğini kendine tekrarlayarak sakinleşti. Bagaja valiz vermediği için uçak iner inmez kendini koşar adımlarla dışarı attı ve kalabalık yüzünden ayarlanmış gibi önünde duran ilk taksinin kapısına elini uzattı.

Kapıyı açıp, binmek için başını içeri uzattığı sırada, “Yok artık!” diyen sesin sahibi ile göz göze geldi, “Siz beni mi takip ediyorsunuz acaba?”

Otelde kendini rezil ettiği adamı karşısında bulunca, Neval’de afalladığı için başı taksinin içine eğilmiş vaziyette kaldı bir süre, o sırada trafik akmaya başladığı için taksici “Binecek misiniz?” diye sordu. Arkasındaki arabalar korna çalarak yanından geçmeye çalışıyorlardı.

“Şey ben!” dedi “Üzgünüm, tamam!” diyerek geri çekildi ve taksinin kapısını kapattı. Ağzından çıkan o kelimeleri ne için söylediğini kendisi de anlayamamıştı. Bu adam da nereden çıkmıştı şimdi. Saygın’ın bindiği taksiyi geçen boş taksi Neval’i almak için birden bire durunca, Saygın’in bindiği taksinin şoförü iyice sinirlendi. Neval boş taksiyi kaçırmamak için bir hamlede kapısını açtı, içeride kimse olmadığından emin olduktan sonra da hemen biniverdi.

“İyi ki durdunuz!” dedi şoföre gideceği yeri söylerken, diğer arabanın içinden kendini geri çektiği anda şoförün onun taksi aradığını anlaması gecikmeden toplantıya yetişmesini sağlayacaktı. Taksi şoförü aynadan gülümseyerek arabayı hareket ettirdi, böylece kornaya basıp duran Saygın’ın bindiği taksinin şoförü de hareket edebildi. Havaalanı çıkışında yoğunluk olduğundan iki taksi çıkışa kadar peş peşe gitmeye devam ettiler. Neval beklemediği bu tesadüf yüzünden yaptığı rezilliği hatırlasa da, bilgisayarını açıp, kendini yapacağı sunuma odaklamaya çalıştı. Saygın da bu beklenmedik karşılaşmaya şaşırmıştı, biraz daha nazik bir şeyler söyleyebileceğini düşünmüştü o da Neval öndeki taksiye binerken.

Havaalanı çıkışına geldiklerinde yol bir kaç şerit genişlediği için Neval’in bildiği taksi manevralarla kalabalığın içinden sıyrılıp hızlanınca, Neval ağır kanlı bir şoföre düşmediği için sevinerek kendini sunuma odakladı yeniden.

Saygın’ın bindiği taksinin şoförü, tehlikeli manevralarla diğer arabaları geçen önceki taksiyi görünce “Şunun yaptığına bak!” diyerek homurdandı, “Önüne geleni taksi şoförü yapıyorlar, sonra bizim adımız kötüye çıkıyor!”

Saygın da adamın yaptığı sağlı sollu makasları görmüştü, şimdi aralarına bir çok araba girdiği için gözden kaybolmak üzereydiler. Trafik rahatlayınca, Saygın’ın bindiği taksi şoförü de hızlandı ve biraz sonra diğer taksiyi yeniden görebilecek kadar yakınlaştılar.

Neval bu şirketle görüşmeye ilk kez gelmiyordu. Orhun beyler uzun süredir müşterileriydi. Toplantıya zamanında varacak olmanın rahatlığı ile sunumunu hızlıca gözden geçirdikten sonra midesi bulanmaya başladığı için başını kaldırıp yola baktı. Taksi gerçekten hızlı gidiyordu ve yaptığı sert makaslar yüzünden savrulan Neval’in tansiyonu düşmeye başlamıştı.

“Biraz daha sakin mi kullansanız!” dedi adama, yavaşlamasını istemiyordu ama böyle sağa sola savrulmak da hiç hoş değildi.

Adam cevap vermeden arabayı sürmeye devam etti. Biraz ileride yolun sola doğru ayrıldığını gösteren tabelayı geçince, o yöne dönmek için sinyal verdiğini fark eden Neval, “O çıkışın doğru yol olduğunu sanmıyorum!” dedi yeniden, “Çevre yoluna kadar devam etmeniz gerek!”

Adam dikiz aynasından onunla göz göze geldikten sonra, gaza daha çok basarak aracın kapılarını otomatik kilitleyen düğmeye bastı. Neval arabada yalnızken her zaman bu kilide basardı. Gülnaz hanım sürekli kırmızı ışıkta duran kadınların çantalarını çalmak veya onlara zarar vermek için bekleyen tehlikeli insanlardan bahsettiği için arabaya biner binmez, kemerini takıp, kapıları kilitlerdi.

Adamın tehlikeli araç kullanımı, cevap vermeye tenezzül etmeyişinin ardından, kapıları kilitleyip, daha da hızlanması tehlikede sinyallerini beynine ulaştırınca, “Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz?” dedi gergin bir sesle ama adam yine cevap vermeden, yan yola sapmak için tehlikeli bir manevra ile şerit değiştirdi.

Saygın bir süredir gözünü ayırmadığı taksiye bakarken hissettiği huzursuzluğu bastırmaya çalışıyordu ama adamın trafiği de tehlikeye atacak manevra ve hızlı sürüşü bunu yapmasına engel oluyordu. İçinden bir ses ters giden bir şeyler olduğunu fısıldıyordu. Taksi şehir merkezin giden yön yerine, şehrin dışına yönelen yan yola doğru sinyal vermeye başlayınca, kalbinde hissettiği o kötü his şoföre “O taksiyi takip et!” demesine neden oldu. Öyle birden bire söylemişti ki, taksi şoförü onun söylediğini idrak edip oraya sapabilmek için diğer şoförleri kızdıracak manevralar yapmak zorunda kaldı.

“Gideceğinizi söylediğiniz yere bu yoldan gidilmiyor!” dedi Saygın’a ters ters.

“Biliyorum ama öndeki taksi bana pek güvenli gözükmedi!”

“O adam kendi canını da, müşterisinin canını da hiçe sayıyor!”

“Takip edin lütfen, plakasını soracağınız bir yer var mı?”

“Anlamadım?”

“O taksinin plakasını sorabilir misiniz?”

“Ne için soracağım?”

“Gerçek mi diye?”

Taksici anlam veremediği bu meraka kendi de bulaşınca telsizden duraktaki arkadaşlarına aracın plakasını verdi ve kayıtlı olup olmadığını öğrenmelerini istedi. Hâlâ hızla giden taksinin herhangi bir yerde kaydının bulunmadığı bilgisinin gelmesi altı yedi dakika sürdü ve bu arada iki taksi de yan yola çoktan girmişlerdi.

(devam edecek)

Yorum bırakın