Tüm zenginliklerine rağmen oturdukları evin düzeninde ve yerleşiminde Gülnaz hanım hiç bir zaman söz sahibi olamamıştı. Kocası öldükten sonra ise çocukları babalarının hatırası olduğunu söyleyerek evde herhangi bir düzenleme ya da değişiklik yapmasına izin vermediler. Hele Neval geldikten sonra pabuçlarının dama atıldığını düşünen Cevdet ve Cavidan ellerinden geldiğince annelerinin hareketlerini kısıtlama çabasına girdiler. İkisinin evlenip evden ayrılmasından sonra yıllardır beklediği fırsatı ele geçiren Gülnaz hanım, şehir dışında satın aldığı daha küçük bir eve taşınmak için hiç zaman kaybetmedi. Ancak başlangıçta Neval’in okulu olduğu için o evde sadece hafta sonları yaşayabildiler. Neval üniversiteyi bitirdiğinde ise Gülnaz hanım temelli o eve yerleşirken, yeni koleksiyonun geliri ile Neval’e de şehirde yeni bir daire satın aldı. Neval’in her gün işe gitmesi gerektiğinden Gülnaz hanımın evinde sürekli kalması mümkün değildi. Aslında Gülnaz hanım ona bir araba da satın almıştı ve Neval her gün mesafe uzak da olsa gidip gelebileceğini söyemesine rağmen, Gülnaz hanım bunun eziyetten başka bir işe yaramayacağını söyleyerek geri çevirdi. Kendi yaşadığı evi de ileride çocukları sahip çıkmasın diye Neval’in üzerine yaptırmıştı. İki çocuğunun da babalarından kalan işle birlikte gerçekten yüklü bir mal varlıkları vardı. Yusuf bey parasını harcamayı sevmediği için işi dışında da pek çok mülk satın almıştı. Gülnaz hanım ev, koleksiyonla birlikte Yusuf beyden kalan mülklerin de çoğunu çocuklarına verdi, hatta kendi payına düşenlerden bile. Onun tek istediği kalan hayatını gerçekten öz çocuğu gibi sevdiği Neval ile huzurlu bir şekilde yaşamaktı. Çocuklarına ne engel ne de yük olmak istemiyordu. O zorluk çıkarmadığı için de çocuklarının ona düşman olması için hiç bir neden yoktu.
Babaları öldükten sonra ikisine de hem annelik hem babalık yapmıştı. Cevdet’in çıkardığı her sorunun çözümünde annesi vardı. Naif ve akıllı bir kadın olan Gülnaz hanım, oğlunun arkasını temizlemekte ustalaşmıştı artık. Cavidan ise ağabeyinin yarattığı problemler konusunda çok ağzı sıkıydı. İkisi gerektiğinde iş birliği yaptıklarından birbirlerini hiç ele vermiyorlardı. Cevdet’in bir ara madde kullandığı yıllarca üçü arasında sır olarak kalmıştı. İçkili araba kullanmaları, çıkardığı kavgalar paranın da gücüyle bir şekilde halledilmişti. Ayşegül ile evlendikten sonra garip bir şekilde durulan Cevdet, şimdi ailesi, işi ve kendi sosyal yaşamı dışında bir olay çıkartmadan sakince yaşıyordu. Karakter, baba kaybı ve ergenlik bir araya gelince dengeleyemediği hayatı, şimdi dengeye gelmiş gibi görünüyordu. Ayşegül sessiz bir kadın olduğu için Cevdet’in varsa aşırılıkları kimsenin haberi olmuyordu artık. Cavidan’ın kardeşi ile para dışında bir ortak hayatı olmadığından o da kendi dengesi ile meşguldü. Mehmet’ten iki tane kızı olmuştu ve kocasının aile işi ve kızlarında başka bir hayatı yokmuş gibi duruyordu.
Hayatlarındaki tüm karmaşalara rağmen herkesin hayatı birbirinden çok net çizgilerle ayrıldığı için kimsenin diğer ile sorun yaşayacak bir konusu ya da pozisyonu yoktu. Gülnaz hanım yıllar içinde herkesi yerli yerine çok güzel oturtmuş ve her şeyi çok iyi idare etmişti. Neval’in de hayatını kurtarıp, onu da yeni hayatının varisi yapmaktan çok memnundu. Eğer onu evlat edinmemiş olsa kendini daha yalnız ve amaçsız hissedeceğini söylüyordu sürekli. Birbirlerinin hayatlarına karşılıklı olarak destek olmuşlardı.
Neval üvey kardeşlerinin onu kabul edememiş olmalarına çok takılmıyor ve onlara hak veriyordu. En az Gülnaz hanım kadar onları bu konuda rahatsız etmemek için her şeye çok özen gösteriyordu. Gülnaz hanıma hiç bir zaman “anne” dememek de bunların ilkiydi. Başlangıçta ürkek olduğu ve güvenemediği için bu kelimeyi söylemek istememiş, Gülnaz hanım da hiç bir zaman böyle bir talepte bulunmamıştı. Onu evlat edindikten sonra da üvey kardeşlerinin onun varlığını tehdit gördüklerini hissettiği için o kelimeyi hiç kullanmamıştı.
“Anne” kelimesi onun için hâlâ ölüm sahneleri gözünün önünden gitmeyen gerçek annesini ifade ediyordu. Çok küçük olduğu için onlarla ilgili pek fazla bir şey hatırlamıyordu. Bazen bir çocuk bahçesinde oynadığını ve onların bir banktan gülümseyerek onu izlediklerini hatırlasa da bu çok silik bir andı. Odasını hayal meyal hatırlıyordu ama evin kalanı hakkında hatırında hiç bir iz yoktu. Eve ne olduğunu, nerede olduğunu bile bilmiyordu. Gülnaz hanım onun ailesinden kalan mirasa ihtiyacı olmadığı için geçmişin peşine düşmesini hiç istememişti. Geçmişin korku dolu anları ile yaşamaktan kurtulamadığı için Neval’de bu fikirden uzak durmuştu. O izleri takip etmek hayatına fayda sağlamayacağı gibi, kendini daha da kötü hissetmesine neden olacaktı belli ki.
“Neval, sessiz ol!” diyen o ses hâlâ kulaklarında ve rüyalarındaydı. Yıllarca o sesin sahibinin geri gelip onu yetimhanede ya da Gülnaz hanımın evinde de bulduğuna dair de kabuslar görmüştü. İlk yıllarda sahip olduğu ölüm korkusu, Gülnaz hanımın onu en iyi psikologlara götürmesi sayesinde ortadan kalkmıştı ama o gecenin hafızasına kazınan anlarını silmek için bir yol bulamamışlardı. Geçmişine ait elinde kalan tek şey maalesef ki korku dolu o gecenin anılarıydı. Gülnaz hanım onu evlat edinmemiş olsa, kim bilir daha nasıl ailelere verileceği de ayrı bir konuydu. Evlatlık verildiği ilk ailede başına gelenler yaşadığı onca şeyden sonra delirecek gibi olmasına neden olmuştu. Yeniden yetimhaneye döndüğüne o kadar sevinmişti ki bir daha hiç bir yere onu vermemeleri için yetimhane yetkililerine yalvarmak istemiş, konuşmadığı için sadece göz yaşlarına boğularak ellerine yapışabilmişti. Gülnaz hanım onu kazanmak için beş ay boyunca yetimhaneye gelip gitmiş, ancak ondan sonra gelip evinde kalması için onu ikna edebilmişti. Neval güvenip onunla rahatlıkla kalmaya başlayınca da evlat edinmişti. Kendi çocukları artık büyümüş olduklarından onu diğer ailede olduğu gibi incitmeyeceklerinden emindi.
Aslında başlarda Cevdet ve Cavidan anneleri onlardan başka birine dikkatini verdiği için mutluydular. Gülnaz hanım bir süre Neval ile o kadar meşgul oldu ki, Cevdet ve Cavidan’ı eskisi gibi takip edip, kontrol etmeyi de bıraktı. Onların artık kendi başlarına idare edecek kadar büyük olduklarını düşündüğü için böyle davranıyordu elbette ama çocuklarının bir süre sonra bundan rahatsızlık duyduklarını fark edemedi. Cevdet aynı evde yaşadıkları süre boyunca Neval ile neredeyse tek kelime bile konuşmadı, hatta onunla aynı odada bulunmamak için özel bir çaba sarf ediyor gibiydi. Cavidan ise sessizce annesi ve onu izlemekle yetiniyor ama Cevdet gibi de Neval’den kaçmıyordu. Onu annelerini oyalayan evcil bir hayvan olarak görüyorlardı, ileride annelerinin onun üzerinden böyle büyük bir işe kalkışacağı o zamanlar ikisinin de aklına gelmiyordu. Gülnaz hanım bu süreci başarıyla yürüttüğü için de ikisi de herhangi bir kayba uğramadılar ve bu yüzden de olanlara itiraz da bulunmak için ellerinde bir dayanakları hiç olmadı. Kendi maddi varlıkları zarara uğramadığı sürece Neval’e itiraz edemeyeceklerini Gülnaz hanım çok önceden öngörmüştü.
Neval, Gülnaz hanım sayesinde kendi başına bir marka olmuştu artık, her sene yenilenen koleksiyonu tanıtmak için yurt dışı ve yurt içi fuarlara katılıyor, koleksiyon tanıtımları için seyahatler yapıyordu. “Laven” kendi başına bir yol izliyor ve diğer koleksiyonların bir devamı ya da parçası gibi görünmüyordu artık.
(devam edecek)