Mustafa, Gültekin’in gelmesini dört gözle bekliyordu yine. Seren’in akıl sağlığı raporunu aldığını duyunca çok sevindi. Gültekin ona olan biteni kısaca özetleyip, ondan da polisin bir daha uğramadığını ve başka gelişme olmadığını duyunca, depoya gidip resimleri teker teker arabasına taşıdı. Seren’in yazdığı kağıt Mustafa’da durduğu için onu da teslim alıp, doğruca kargoya gitti.
Seren’in tahmin ettiği gibi, resimlerin kargoya verilmesi için gereken süre başladığı için Handan bitmek üzere olan resimleri kendi tamamlamaya çalışıyordu ama Seren ile ikisinin yetenek ve teknikleri uyuşmadığı için istediği sonucu elde edemeyip sinirleniyordu. Seren’in bakıcısını şimdilik evine yollamışlar, polis aramış olmasına rağmen kaçışı ile ilgili bir ip ucu bulabilmek için odasındaki her şeyi didik didik etmişler ancak hiç bir şey bulamamışlardı. Sokak ve ön kameralarda da nasıl olmuşsa Seren’in kaçışı ile ilgili hiç bir görüntü yoktu. Mustafa’nın söylediklerinin aksini yaptığına dair bir kanıtta olmadığı için gidişi gizemini korumaya devam ediyordu. Polis elindekinden farklı bir bulguya henüz ulaşamamıştı. Dilek yaşadıkları bu sözde mağduriyeti kızının yararına kullanmak için Gönül hanımı arayıp başlarına gelenleri büyük bir üzüntüyle anlatmıştı. Oğlunun bu işin içinde olabileceği aklına bile gelmeyen Gönül hanım evladından haber alamayan Dilek’in acısına ortak olmuş, onunla birlikte üzülmüş, konunun Handan ile oğlunun buluşması olmayışına da sevinmişti. Dilek onun geçmiş olsun ziyaretine geleceğini düşünse de, Gönül hanım konu istemediği yerlere gider diye uğramayı aklına bile getirmiyordu. Yine de oğluyla telefonda konuşurlarken duyduklarını üzüntüyle ona da anlattı. Gültekin annesine bu şekilde yalan söylemeyi hiç istemezdi ama sanki olayın baş kahramanı değilmiş gibi hayretini belli ederek dinledi. Her şey yoluna girdikten sonra bu işe bulaştığını onlara hiç söylememeliydi belki de.
Kargoları gönderdikten sonra Mustafa’dan aldığı Nusret beyin eşine ait telefonu aramaya karar verdi. Seren’in doğum günü için ona bir sürpriz yapabilirdi böylelikle. Artık Seren ortaya çıkacağına göre ona güvenip, güvenemeyeceklerini düşünmelerine de gerek yoktu ona göre.
Nusret beyin dul eşi Nedret hanım, kocasının ölümünden sonra Kerem’in ailesinin onu hiç arayıp sormamış olmasına içerlemiş ama çocuklarına belli etmemeye çalışmıştı. Çocuklar annelerinden daha fazla gergindiler bu konuda, hayatı boyu o aileye hizmet ettikten sonra Kerem’in karısının onları bir kez bile aramamış olması nankörlüktü onlara göre. Sonuçta babaları yine onlara hizmet verirken hayatını kaybetmişti. Nedret hanım başlarda onların da Kerem’in ölümüyle büyük bir şok yaşıyor olduklarını söyleyerek çocuklarını yatıştırmak istemiş olsa da, sonrasında çocukların öfkesi yeniden yükselmişti.
Nusret beyin hayattaki tek sırdaşı karısı olmuştu her zaman ve Nedret hanım bu sayede, çocuklarının ve dahası kimsenin bilmediği pek çok şey biliyordu o aile hakkında. Dilek’in, kocalarının ölümünden sonra neden hiç arayıp sormamış olduğunu da biliyordu bu yüzden. O da kocası kadar ağzı sıkı bir kadın olduğundan bildiklerini kendisi ile birlikte mezara götürmeyi düşünüyor ve çocuklarına tek kelimesini bile anlatmıyordu. Nusret beyin ölümünden sonra çok sarsılmıştı elbette, o da elinde olmadan Kerem’i ve ailesini suçlamıştı başlarda ama sonra sakinleyip, bunun bir kader olduğuna ikna etmişti kendini. Kerem’in ailesinin vefatından sonra kocasının onu bir evlat gibi gördüğünü ve bu son seyahate de severek ve isteyerek gittiğini biliyordu. Hele o küçük kız Nusret bey için gerçekten çok değerliydi. Nedret hanım kazadan sağ çıkan tek kişi olan çocuğun neler yaşadığını merak ediyordu bir tek ama Dilek ile bağlantıya geçmek gibi bir niyeti yoktu yine de.
Tanımadığı genç bir adamın arayıp, Seren’in bir arkadaşı olduğunu ve konuşmak istediğini söylemesine şaşırdı biraz bu yüzden. Seren’in tıpkı babası gibi iyi bir kız olduğunu kocasından dinlediklerinden biliyordu zaten, artık bir genç kız olduğuna göre, ailesinin haberi olmadan görüşmek istiyor olabilir diye düşündü ve delikanlıya istediği zaman uğrayabileceğini söyledi. Fatih beyle arada bir haberleşiyor olsalar da Seren’in ortadan kaybolduğuna dair henüz bir bilgisi yoktu.
Arayan delikanlı yanında Seren olmadan gelince biraz şaşırsa da onu içeri buyur etti. Gültekin önce Seren’in Nusret beyden ne kadar iyi bahsettiği ile konuya girdi. Nedret hanım kazadan sonra aileden hiç kimseyle görüşmediğini söyleyince, Seren’in de kazadan sonra zor günler geçirdiğini ve sağlığının bozulduğunu söyledi. Nedret hanımın Semiha’dan haberi olduğundan Gültekin’in anlattıklarından kızın annesinin hastalığına sahip olduğunu sanıp üzüldüğü için düşünmeden, “Hay Allah annesine mi çekti acaba?” deyiverince, Gültekin onun Seren’in gerçek annesi hakkında bilgi sahibi olduğunu hemen anladı. Ondan daha fazla bilgi almak için kazadan sonra Seren’in başına gelenleri kısaca özetleyip, evden kaçtığını söylediğinde ise Nedret hanım ne diyeceğini şaşırmış vaziyette onu dinliyordu.
“Doğrusu o kadının bu kadar kötü olacağını tahmin edemezdim!” dedi hayretle, “Nusret ona hiç güvenmezdi zaten. Doğru söylüyormuş, zavallı Seren başına gelmedik kalmamış!”
“Maalesef! Siz annesinin sağlığı ile ilgili bir şeyler mi biliyorsunuz acaba? Çünkü onu iyi etmek için doktorlar aile hikayesini de bilmek istiyor! Yaşadığı stres çok ağır şu anda, çaresiz hissediyor! Ben aslında sizi görmek ona iyi gelebilir diye geldim bu gün! Doğum günü çünkü!” dedi Gültekin.
Nedret hanımın gözleri dolmuştu çoktan, “Ah ne iyi ettiniz ben de onu görmeyi çok isterim!” dedi sevgiyle, bir yandan da mezara götürmeyi planladıklarını söyleyip söylememekte tereddüt ediyordu ama söyleyecekse bile bir yabancıya değil, doğrudan Seren’e anlatabilirdi her şeyi, “Neden onu da alıp getirmiyorsunuz?” dedi merakla.
“Aslında bu çok iyi olur!” diye yanıtladı Gültekin, “Ona sürpriz yapmak istiyordum!” diyerek Nedret hanımla vedalaştı ve Seren’i almak için hemen eve döndü.
O kapıdan çıkar çıkmaz Nedret hanım uzun süredir yaptığı gibi kocasının hayaline seslendi “Ah Nusret, orada da rahat durmuyorsun değil mi? Bu kızı kurtarmak için şimdi de beni kullanacaksın!”
Gültekin neşeyle eve gelince Seren tam olarak ne olduğunu anlayamadı ama doğum günü için ona harika bir sürprizi olduğunu söyleyince elinde olmadan heyecanlandı. Gültekin evde yokken biraz evi toparlamaya çalışıp, yorulmuştu ama doğum günü için dışarı çıkmak fikri enerjisini yeniden toplamasına neden oldu. Elinden geldiğinde hızlı bir şekilde üzerini değiştirip hazırlandı.
Daha önce Nusret beyin evine hiç gitmediği için arabanın önüne park ettiği evin neresi olduğuna dair hiç bir fikri yoktu. Kimseye güveni kalmadığı için bir an için Gültekin’in onu yine Dilek’e teslim edeceği korkusu yaşadı ama sonra onun için yaptıklarını düşününce bunun mümkün olmayacağı sonucuna kendini ikna etti ve gülümsemeye devam etti. Nedret hanımla da çok fazla karşılaşmamışlardı. Küçüklüğünde belki bir kaç kez görmüş olsa da hatırlamıyordu. O yüzden kapıyı açtığında da neden orada olduklarına bir anlam veremedi. Nedret hanım onu solgun ve Gültekin’in koluna girerek yürürken görünce, hemen Semiha’yı hatırladı. Onunla da hiç tanışmamıştı ama ölümüne neden olan bir hastalığı olduğunu kocasından uzun uzun dinlemişti. Gözleri dolarak hemen onları içeri buyur etti. Gültekin bu defa elinde bir pastayla geldiği için, Seren’in oturmasına yardım ettikten sonra pastayı Nedret hanıma teslim etti göz kırparak.
(devam edecek)