“Mutlu bayramlar!
“
Handan ile Hakan’ın gizli ilişkileri devam ederken Dilek kızıyla evlenmesini istediği adayların ailesi ile sıkı bağlar kurmak için uğraşıyordu. İçlerinden özellikle bir tanesinin hem çok iyi eğitimli, hem de anne ve baba tarafından varlıklı bir aileden geldiğini biliyordu. Yaşları da Handan ile evlenmeye uygun olmasına rağmen delikanlının bu güne kadar pek kimseyle görüşmediğini işitmişti. Uzun süre kendisi gibi yurt dışında kaldıktan sonra babasının şirketinin altında kendi markasıyla yeni bir oluşum yaratmak için çalışmaları devam ediyordu. Yani eğer ayarlayabilirse Handan ile tanışmaları için oldukça uygun bir zamandaydılar. O işlerini kurarken Handan’da kalbine girmeyi başarırsa, hem işi, hem de hayatlarını birlikte devam ettirebilirlerdi. Delikanlının annesi Gönül hanım tüm zenginliklerine rağmen asilliği ve mütevazılığı ile tanınıyordu. Dilek aileyi evlenmeden önceden beri biliyordu ama geçen zaman boyunca Kerem, karısı ile sosyalleşmeyi tercih etmediğinden yakınlaşmak için fırsatları olmamıştı. Son zamanlarda Gönül hanımın gönüllü çalıştığı bir dernek olduğunu duyarak, hemen o da gönüllü olmak için başvurmuş ve orada yakınlaşmayı planlamıştı. Kafasına bir şey koyduğunda olduğundan başkası gibi davranmakta üstüne olmayan Dilek, sonunda Gönül hanımla iyi bir sohbet arkadaşı olmuş ve hasta kızından acındırarak, Handan’ı kadının aklına sokmayı başarmıştı. Onun hasta kardeşine gösterdiği bağlılık ve merhamete ilişkin hikayeleri Gönül hanımı çok etkilemişti. Oğlunun bir talebi olmamasına karşılık, bu sevgi dolu, merhametli kızın ailelerine iyi bir gelin olabileceğini düşündüğünü söylemiş, en azından hatırı için onunla vakit geçirmesini önermişti. Dilek’in varlıklı bir aileden geldiğini ve Kerem gibi bir adamla evli olduğunu duyunca, bu çiftin kızlarının mükemmel olacağına dair bir şüphesi yoktu. Bunca zaman karı koca iki kızlarını da çok güzel saklayarak, herhangi bir dedikodunun içine dahil etmemişlerdi. Kocasını kaybetmiş, biri hasta olan iki kızın annesi olarak Dilek’te Gönül hanım için harika bir dünür adayıydı. Gönül hanımın bekar olan tek oğlu annesinin söylediklerini her zaman saygı ve sevgi ile dinlediğinden itiraz etmemiş ama ailelerin düzenleyeceği bir tanışma ortamını soğuk bulduğundan, kendisi halletmek istemişti. Gönül hanımda zaten çok güvendiği oğlunun bu isteğine saygı duymuş, ancak oğlu kararını verene kadar Dilek hanıma oğluyla konuştuğunu söylemeyeceğine dair söz vermişti.
Dilek bir yandan Hakan ile gizli gizli görüşmeye devam ederken, bir yandan da annesinin kendisi için seçtiği bu zengin genç adamı araştırmaya başlamıştı. Zaten annesi ile her zaman aynı fikirde olduklarından, annesinden dinlediklerinden ayrı, duyduklarından da çok etkilendiğinden, evleneceği adamın o olması konusunda hemen ikna olmuştu. Ancak Dilek kim olduğunu bilmese de bir süredir onun biri ile görüştüğünün farkında olduğundan, o çocukla bir an önce yollarını ayırması gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştu. Handan, Hakan’a da deliler gibi aşık değildi. Onun da aşkının Handan’a değil daha çok mirasına olduğunu da biliyordu. Yine de onunla iyi vakit geçirdiğinden o zamana kadar ayrılma kararı almamış, onun kendisini hoş tutmasının tadını çıkarmıştı. Annesinin bulduğu damat adayını kendisi de onayladıktan sonra Hakan’ı bir şekilde hayatından çıkarmasını gerektiği sonucuna varsa da, çok uzun süredir birlikte olduklarından bunun kolay olmayacağından emindi. Hakan, Handan’a kalacak olan mirasın kokusunu çoktan aldığından, ona başkası ile evlenmek için ayrılmak istediklerini söylese, kesin başına bela olurdu. Bu yüzden bir süre düşünüp plan yaptıktan sonra onunla konuşmaya karar verdi.
Bunlar olurken Seren görünürde Handan’ın yarışmaya katılacağı resimleri hazırlarken, geceleri kendi resimleri için büyük bir azimle çalışmaya devam ediyordu. Zaman sınırlı olduğundan hem ablasının göstermelik resimlerini, hem de kendi resimlerini tamamlamak zorundaydı. Havalar güzel devam ettiği için Mustafa ile günlük sohbetleri devam ediyor, bu sohbetler sayesinde de kendini daha iyi hissediyordu. Bakıcı kadın Dilek’in talimatı ile güya onu göz hapsine almış olsa da, tam yanında durmayıp, uzaktan gözü ile takibi tercih ettiğinden ikisinin herkesten gizli plan ve sohbetlerine devam etmekte de bir aksilik çıkmıyordu.
Kerem’in ailesinden kalan büyük ve gösterişli villalarının hemen bitişiğindeki müstakil ev, uzun bir süredir boş duruyordu. Yaşlı bir karı kocanın yaşadığı ev, kardeşlerin mal varlığı kavgası yüzünden bir türlü satılamamış, içinde rahmetlilerin eşyaları ile bekliyordu. Yaz sonuna doğru villanın önüne gelen nakliye kamyonları ve gürültülerden sonra Mustafa evin nihayet satıldığını ve evi içindeki eşyaları ile alan kişinin, her şeyi boşalttırıp, evi tadilata sokacağını söylemişti. Evden çıkan eski ama değerli olan eşyaları işe yarar şekilde değerlendirmek için bahçede çalışırken rastladığı Fatih beye danışmış, onun bildiği zor durumdaki bir kaç ailenin bu eşyaları alabileceğini öğrenince de çok sevinmişti. Ayarladığı nakliye firmaları evdeki eşyaları belirlenen üç aileye taşıyacaklardı. Mustafa’da sohbetlerde babasının yanında olduğundan, her şeyden haberi oluyordu.
Seren onların küçüklüklerinde bahçede rastlaştıkları karı kocanın evlerinin böyle dağıtılmasına üzülse de, en azından eşyaların ihtiyaç sahiplerine gitmesine sevinmişti. Eğer anlaşabilirlerse Fatih bey evin tadilatı yapılırken, bahçe düzenlemesi konusunda da evin yeni sahibine yardım edecekti. Mustafa, ev sahibin genç ve çok ama çok iyi yürekli bir insan olduğunu anlatıp duruyordu. Seren bir yandan elinde fırçası Handan’ın resimlerini hazırlarken bir yandan da Mustafa’nın anlattıklarını dinleyerek harika vakit geçiriyordu. Artık zihni ilaçların etkisinde olmadığından, normal insanlar gibi etrafta olan, biteni konuşmak onun da çok hoşuna gitmişti.
Handan ve Dilek ikisini bahçede sohbet ederken gördüklerinde, biri saf, diğerinin zihni ilaçlardan uyuşmuş ikilinin ne konuşuyor olabilecekleri konusunda tahminlerde bulunup alay ediyorlardı. Dilek bir keresinde Seren’den kurtulmanın bir yolunun da Mustafa gibi akılsız ve kolay yönetilebilir bir oğlanla evlendirmek olduğunu bile söylemişti. O zaman hem Seren’in sorumluluğunu ona atarlar, hem de parayı istedikleri gibi yönetip, Mustafa’yı istedikleri gibi kandırabilirlerdi. Ancak babası Fatih bey, Kerem’i de sağlığında bildiğinden, oğlunun bu oyuna gelmesine kesinlikle izin vermezdi. Bir süre önce kendi aralarında gülüşüp, konuştukları bu konu, Handan’ın, bahçeye bakarak Hakan ile ne yapacağını düşünürken yeniden aklına geldi ve planını hemen yaptı. Hakan’ı, akıl yoksunu kız kardeşi ile evlenmeye razı edecekti, böylece Hakan onun payını yöneteceğini düşündüğü için, hem de evlenmeden aynı evde yaşayıp, ilişkilerini istedikleri gibi devam ettirebilecekleri için kabul edecekti. Akıl yoksunu zavallı kız kardeşinin kocası ile ilişkisi olduğundan kimse şüphelenmezdi. İlaçların dozu yeniden artırıldıktan sonra Seren’in kendinden bile haberi olmayacaktı nasılsa. Annesinin bulduğu damat adayı ile de para için evleneceğini söyleyecekti. Böylece şimdi sahip olduklarının misliyle fazlası bir servete sahip olabilirlerdi. Handan, evli de olsa Hakan ile istediği zaman birlikte olabilir, Hakan’da karısının parası ile istediği gibi bir hayat yaşayabilirdi.
Konuyu Hakan’a açtığında, Hakan önce biraz mırın kırın ediyormuş gibi gözükse de, tam tahmin ettiği gibi ikna oldu. Biraz da başkası ile evleneceğini duyunca tepki gösterdi ama onun servetinin miktarını duyunca, sözde kıskançlığı da bir anda yok olup gitti. Mesele Seren’i bu evliliğe ikna etmekti. O yüzden Handan’ın arkadaşı gibi evlerine gelecek, Seren’i görür görmez aşık olmuş gibi onu kazanmaya çalışacaktı. Hakan için bir kadına yalanlar söylemek çocuk oyuncağıydı. Ucunda para olduktan sonra kadının güzelliği de hiç umurunda değildi ki Seren hasta ve solgun olmasına rağmen güzel bir kızdı. Ayrıca bu kadar hasta bir kadının uzun bir ömrü olacağını da sanmadığı için, Handan’ın vaat ettiklerinin ötesinde, Seren’in tüm payına sahip olma fikri onu iyice cezbetmişti.
(devam edecek)