Şans nihayet Dilek’in yüzüne gülmüş ve hakkı olan mal varlığına sahip bir kadın olmuştu. Handan istediği gibi aklı başında genç bir kız olmuştu. Kerem’in ölümünden sonra kızının geleceği garanti altında olması, kaygılarını ve üzerine düşen sorumlulukları epeyce hafifletmişti. Kızının geleceğini korumak için kendini kısıtlaması gereken bir durum kalmamıştı. Zavallı Kerem’in, acılı dul eşi rolü sona erdikten ve miras işlemleri sona erdikten sonra Handan ile uzun bir seyahat planlıyorlardı. Yaşadıkları acılardan sonra herkes kabul edecekti ki, ikisinin de uzaklaşmaya ihtiyaçları vardı . Zavallı Seren sağlık nedenleri yüzünden onlara katılamayacak olması çok üzücüydü tabi ama elden bir şey gelmiyordu. En azından zavallı yavrucak hayatta olduğu için şükrettiklerini söyleyeceklerdi. Onlar seyahatteyken ve döndükten sonra evde bakıcısı ile ilaç kontrolünde yaşamaya mahkumdu.
Kız kardeşinin babalarının ölümü yüzünden onu suçlayan imaları yüzünden Seren kendini daha da kötü hissetmeye başlamıştı. Eğer bu kadar direnci düşük bir bünyesi olmasaydı, tedavisi için gidilen bu seyahate hiç gerek kalmaz. Hem babası, hem de Nusret amcası hayatta olurlardı. Arabaya biner binmez uyumasa belki karşı şeritten üzerlerine fırlayan arabayı daha yükselmeden fark edebilir ve onları uyarırdı ama neler olduğunu bilmeyecek kadar derin bir uykudaydı o sırasında. Sabah arabaya bindiği an ile hastanede gözlerini açtığı an arası tamamen karanlıktı. Handan’ın annesine “Babam yerine keşke o ölseydi!” dediğini duymuştu kendi kulaklarıyla.
Kerem’in ölmeden önce bir vasiyet yazmış olduğu avukat tarafından bildirildiğinde Dilek neye uğradığını şaşırdı. Açıklanan vasiyete göre Kerem’in sağlığında devam eden düzenli para akışı dışında kimse iki kız da on sekizini doldurana kadar mal varlığını yönetme hakkında sahip olamayacaktı. Bu durumda Dilek’in elinde rahat yaşamalarına yetecek kadar para geçecek olsa da, tüm zenginliğe sahip olması için hem kızının, hem Seren’in on sekizini doldurmasını beklemek zorunda kalacaktı Dilek bu vasiyetin Kerem’in, Seren’in kendi kızı olduğunu öğrendikten sonra yazdığına emindi. Onun Handan’a olan düşkünlüğünün farkında olduğundan, aklı sıra kızları koruma altına almak istemişti belli ki. Vasiyeti yazdırdığı sırada onlar reşit olmadan ölme ihtimalini düşünmüş olması da ilginçti.
Kerem Semiha’nın ölümünden sonra çok üzülmüş ve kızının o zamana kadar başına gelenlerden sonra kendisi de zamansız olarak ölürse hiç bir şeysiz kalmasını istememişti. Handan, Dilek’in öz kızı olduğuna göre, Kerem hayattan ayrılır ayrılmaz Seren’i hiç umursamayacak, her şeyin kendi kızı tarafından kontrol edilmesi için elinden geleni yapacaktı. Ne kadar gerçek karı koca olmasalar ve Dilek gerçek niyetlerini saklamaya çalışsa da, onca yıl boyunca Kerem Dilek’in hırslarını ve sınırlarını çözmeyi başarıştı. Nusret beyin Handan ile ilgili gerçeği anlatmasından sonra ise kızların adil bir şekilde malları paylaşmaları ve Dilek yüzünden mağdur olmamaları için böyle bir önlem almıştı. Dilek’in sandığı gibi Seren’i kayırmak istese, o zaman tüm mal varlığının kontrolünü tek başına ona bırakması gerekirdi. Öfkeden ne düşüneceğini şaşırdığı için Dilek’in Kerem’in aklındaki adaleti fark edecek hali yoktu ve Seren’in akıl sağlığının yerinde olmadığı ve tedavisi için ekstra masraflar gerektiği iddiasında bulunarak vasiyetin şartının değiştirilmesini istedi. Kızın düzelmesi için ekstra çok fazla masraf yapılacaktı. Üstelik ona yapılan bu harcamalar, Handan ile onun ortak haklarından gidecek, Handan mağdur olacaktı. Avukat Seren için yapılan harcamaların bir çoğunun eskiden beri devam ettiğini söyleyerek, bunların mevcut para akışı ile karşılanabileceğine kanaat getirdiği için bir şey değişmedi. Handan’ın on sekizine girmesine bir, Seren’in ise iki yılı vardı. Dilek zamanın çok uzun olmadığını düşününce biraz sakinleşti, ayrıca vasiyette Seren’in öz evlat olması ve belirli ayrıcalıklar kazanması ile ilgili bir madde yer almıyordu. On sekizine girdiğinde Dilek’in bulduğu doktor sayesinde Seren’in aklı aldığı ilaçlar yüzünden yerinde olmayacağından ona düşen payı Dilek ve kızı yönetmek zorunda kalacak, Kerem’in adil olduğunu düşündüğü planı da işe yaramayacaktı.
Dilek biraz olsun sinirlerini yatıştırmak için Kerem’in elli ikisi çıkana kadar bekledi ve planladığı gibi kızını alıp bir seyahate çıktı. Okullar açık olmasına karşılık yaşadıkları sarsıntı nedeniyle Handan’a rapor almış, Seren’i de aynen planladığı gibi evde bakıcısı ile bırakmıştı. Seren zaten kazadan beri raporluydu ve psikolojik olarak toparlanmayı başaramadığı için görünüşe göre bir süre daha raporlu olmaya devam edecekti. Dilek kızın sürekli sersem gibi olduğunu bilse de, onu geride bıraktığı için güya çok üzüldüğünden, onlar yokken hiç değilse mutlu olduğu bir şeyleri yapması için bakıcısına resim malzemelerini önüne koymasını ve kendi bulduğu doktorun verdiği ilaçları düzenli olarak içirmesini tembih etmişti. Bu ilaçlar Seren’in zaten karmakarışık olan zihnini neredeyse tamamen bulandırıyor, bütün gün yarı uyur bir halde dolaşmasına neden oluyordu. Eskisi gibi hızlı düşünemiyor, doktorun bedeninin sağlığına kavuşması için verdiği fizik hareketlerini bile yapacak dermanı bulamıyordu. Ne resim yapacak, ne de başka bir şeyle ilgilenecek hali vardı. Bütün gün odasının penceresinden dışarıyı seyrediyor, çoğunlukla da sızıp kalıyordu. İştahı giderek azaldığından, kazadan beri devam eden hareketsiz yaşamına rağmen iyice kilo kaybetmişti. Bu hali onun iyice acınası bir durumda gözükmesine neden oluyordu. Taziye için gelenler onu gördüklerinde, kolay kolay toparlanamayacak bir durumda olduğunu düşünüp, acıyorlardı. Dilek sonrasında insanların arkalarından konuşmamaları için her ziyarete gelenin bir şekilde onun bu halini görmesini sağlamıştı. Bünyesi doğuştan zayıf zavallı çocuk, kazanın travması ile artık iyice hayattan kopuk yaşıyor, acısı yüzünden vücut direnci giderek eksiliyordu. Anne olarak kızının haline çok üzüldüğü için, onun ihtiyacı olan tüm özel bakımı sağlıyordu Dilek. Handan’da kız kardeşinin en azından eski haline dönebilmesi için elinden geleni yapmaya gayret ediyordu. Anne kızın planlı olarak dışarıya yansıttıkları ve bundan sonrada yansıtacakları bunlardı. Onlar yokken bir aksilik çıkmaması için kızı uyuşturan ilaçların dozunun iki katına çıkarılmasını istemişti doktorundan. Böylece onlar geri geldiklerinde şimdikinden daha da zavallı durumda olacaktı. Bakıcısı doz artıracak bir durum olmadığının farkında olduğu halde hiç sesini çıkarmadan söylenileni yapıyordu. Kız yatağa düşüp, altından alması gerekmediği sürece bakması kolaydı.
Dilek ve Handan iki hafta sonra seyahatlerinden döndüklerinde, onu tam da istedikleri gibi hayatla neredeyse bağı kopmuş halde bulunca hiç üzülmediler. Dilek herkese zavallı kızın bir türlü toparlanamadığını söylemeye ve ona elinden gelen en iyi bakımı sağladığını anlatmaya devam etti. Handan kız kardeşinin zavallılığını gösteren fotoğraflarını sosyal medya hesaplarına yükleyerek altına duygusal cümleler yazıyordu. Böylece herkes Seren’in iyileşemeyecek kadar kötü durumda olduğuna yavaş yavaş inanmaya başladı.
Seren’in bu halde okula devam etmesi mümkün görünmediği için eğitim yılı sonunda okuldan kaydı silinmek zorunda kaldı. Arkadaşlarından bir kaçı onu ziyarete gelmek istese de Dilek, kızının iyi olmadığı, bünyesi zayıf ve mikrop olasılığı yüksek olduğundan ziyaretçi kabul edemediklerini söyleyerek hepsini geri çeviriyordu. İnsanlar yavaş yavaş Seren diye birinin varlığını unutacaklardı.
(devam edecek)