Kerem aşka dayanmayan bu anlaşmalı evliliğin hiç değilse iki çocuğa yuva olmak gibi bir amaca hizmet edecek olmasından dolayı çok mutluydu. Bu düşüncesini sık sık Nusret beye dile getiriyor, Nusret bey ona ifade etmese de Kerem’in kendi hayatını kendi eliyle yok etmek için kutsal bir amaca hizmet ettiğini düşünmeyi seçtiğine inanıyordu. Elbette bu iki çocuğa yuva olmak çok kutsal bir girişimdi, ona itirazı yoktu. Keşke bütün sahipsiz çocuklar güzel ortamlarda yetişecekleri yuvalara sahip olsalardı, ancak karşılıklı sevgi ile kurulan bir yuvanın sağlamlığı ile birbirine zerre kadar aşk beslemeyen iki insanın kuruduğu bu yuva bir olacak mıydı? Kerem bir kadın tarafından sevme ve sevilme hakkından kendini mahrum bırakarak bunu çocuklar üzerinden yapmayı seçmişti. Oysa sevdiği bir kadınla evlenip yine de evlat alabilirlerdi.
Dilek planları hiç bir aksamaya uğramadan başarılı olduğu ve kızını yanına aldığı için çok mutluydu. Öz babası ailesi ile ortadan kaybolup gitmiş olsa da en azından Dilek kalan parçaları sağlam bir temele oturtabilmişti. Onu doğurup bıraktığından beri tek hedefi nasıl geri alacağını planlamak olmuştu. Şimdi hem babasının şirketini kurtarmış hem de kızına kavuşmuştu. Diğer çocuğun doğumuna az kaldığını bildiği için yaşadığı huzursuzluğu bunları düşünerek bastırmaya çalışıyordu. Nihayetinde evde iki bakıcı olacaktı, kızların araları bir yaş olacağından Handan için de bir arkadaş olacağını düşünüyordu ama o çocuğu kendi kızına denk tutabileceğini hiç sanmıyordu doğrusu.
Hamilelik Semiha’yı olağan bir durumdan daha fazla sarstığı için son bir ay resim yapmayı da bırakmıştı. Baştan Naci’ye kızmıştı onu evde oyalamak için bulduğu çözüme ama tuvalin başına geçince de aslında özlediğini de fark etmiş, ruhuna iyi gelmişti çalışmak. Sadece bir kaç tablo ortaya çıkarabilmiş olsa da Naci onları evin en sevdiği köşelerine asmıştı hemen. Küçük bir tanesini ise çoktan hazırlanmış olan çocuk odasına astırmıştı. Semiha’yı dışarılarda yormamak için internet üzerinden beğendirerek hazırlatmıştı odayı. Semiha planları şaşmadan giderse, çocuğun o odada hiç yatmayacağını bildiği için mümkün olduğunca az ve sade şeyler seçmiş ama bunu yaparken de Naci’ye karşı kendini gerçekten kötü hissetmişti. Hamilelik onu iyice duygusallaştırdığı için, çözdüğünü sandığı bir çok konu tekrar tekrar aklına gelip canını sıkmasına neden oluyordu. Bu arada elinde olmadan da Kerem’i çok özlüyor Naci’nin etrafında olmadığı zamanlar gizli gizli göz yaşları döküyordu. Naci bunların hiç birini hakketmiyordu. O Naci’yi kendinden uzaklaştırmak için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Ondan bir gün öleceğini bile saklamamış, ona aşık olmadığını defalarca söylemişti. Naci sanki onu duymuyormuş gibi sadece kendi kalbinin sesini dinleyerek onu bir koruma çemberinde yaşatmıştı. Bu gerçekten aşk mı yoksa aşka yakın bir acıma mı emin olamıyordu Semiha. O elinden geleni yaptığı halde Naci’nin vazgeçmemesi, geçmediği gibi onu korumak adına hayatına sürekli müdahale etmesi sonucu yaşananlar için kendini suçlamak istemiyordu. Hiç birini planlayarak yaşamamıştı. Hiç birini Naci’ye inat da yaşamamıştı. Oluvermişti, tek bir gece gösterdiği zafiyet şimdi karnında minik bir bebeğe dönüşmüştü işte. Bu bebek öz babası ile büyümeliydi. Naci ile değil. O gittikten sonra geriye bir bebek bırakırsa, Naci’nin onsuz kendine ait bir hayatı da kalmazdı. Hayatından çıkıp gittiğinde artık onu gerçekten sevecek mutlu olacağı bir kadın bulup, ondan çocuk sahibi olmalıydı o.
Doktor risk almamak için bebeği sezaryen ile almaya karar vermişti. Böylece bebeğin doğacağı gün, hatta saat bile belliydi ve Nusret beye bu bilgiyi çoktan ulaştırmıştı. Naci’nin tüm direncine rağmen onu kendi seçtiği doktora ikna edebilmişti. Hayrettin çok eski bir arkadaşının jinekolog olan kardeşiydi. Eski ve güvenilir bir arkadaşı olan Tülay ile Naci’nin olmadığı bir gün görüşmüş ve olanı biteni anlatmıştı. Hayrettin’in güçlü bir iş ahlakının olmadığını bildiği için onu seçmişti. Ücreti karşılığında Hayrettin seve seve Semiha’nın planına dahil olacaktı. Tülay kardeşinin bu haliyle hiç bir zaman gurur duymuyordu ama en azından Semiha’ya faydası dokunacağı için aracı olmayı kabul etmişti.
Naci o kadar heyecanlıydı ki, son bir hafta Semiha’nın yanından neredeyse hiç ayrılmadı. Semiha önden uyardığı için doktor doğum anında onu odaya almayacaktı. Doğum hastanede gerçekleşmeyeceği için Semiha’nın planını engelleyecek bir durum yoktu. Hayrettin ortağı ile birlikte açtığı bir kadın hastalıkları ve doğum merkezine sahipti ve maalesef istenmeyen hamileliklere son vermekle ünlü olmuştu. Semiha eski bir arkadaşının sahibi olduğu yerde kendini güvende hissedeceğini söyleyip, göz yaşlarına boğulmasa Naci yurt dışında bir hastanede doğumu bile düşünmüştü her şeyin yolunda gitmesi için.
Nusret bey, Semiha’nın ona ilettiği gibi bir gün merkeze gidip Hayrettin ile yüz yüze tanışmış ve planın detaylarını ondan öğrenmişti. Doğum sırasında yaşanılan bir sorun nedeni ile bebeğin ölü doğduğu söylenecekti Naci’ye. Nusret bey yeni doğmuş bebeği alıp eve götürse bile ona bakma zor olacağı için Hayrettin’in ayarladığı bir süt anneye teslim edilecek, orada bir ay kalıp toparlandıktan sonra bebek yeni evine gelecekti. Bebeğin merkezden ayrılıp, süt annesinin evine gitmesi ve oradan alınıp Kerem’e teslim edilmesi işi Nusret beydeydi. Süt anne olarak seçilen kadının hamileliği ikiz bebek olarak başlamış ama ne yazık ki biri bir hafta önceki doğumdan hemen sonra vefat etmişti. Yüklüce ödeme alan kadın, bebeğinin ölümünü kayıt altına aldırmadığı için Semiha’nı doğurduğu bebek geldikten sonra iki çocuk onların gibi nüfusa kayıt edilecek, sonra da Kerem’e evlatlık verilerek tüm işlemlerin yasal olması sağlanacaktı. Ölen bebek ise Semiha’nın ölü doğan bebeği olarak defnedilmek üzere korunuyordu.
Nusret bey, doktor Hayrettin’in planını dinleyip merkezden çıktıktan sonra kendini iyice kötü hissetmişti ama Semiha’nın bebeğinin kimsenin haberi olmadan Kerem’e ulaşması için de uygulamaya koyabildikleri tek plan buydu maalesef. Planı daha önce benzer tecrübeleri olduğundan Hayrettin yapmıştı zaten ve Semiha onun planını duyar duymaz onaylamıştı.
Doğum için belirlenen tarihte hastaneye giderken Semiha hem çok gergin hem de halsizdi. Bebeğin yüzünü görmek istemediğini söylemişti. Eğer görürse ondan vazgeçememekten korkuyordu. Bebeği ile tanışamadan ayrılacak ama en azından onun güvende ve babası ile olacağını bilecekti. Nusret bey çocuğun kendini evlatlık sanacağından dolayı öz babası ile büyümesinin ne anlamı olacağını sorgulayıp dursa da Semiha, tıpkı Kerem’in yaptığı gibi bu konuda ona fazla söz hakkı sağlamamıştı. Nusret bey Semiha’nın varışından bir kaç saat sonra merkeze ulaşmış, arka kapıda bebeğin ona teslim edilmesini bekliyordu. Kerem’i şirkete bırakmış ve özel bir kaç işi olduğunu söylemişti, akşam almaya gidecekti ama gün içinde ihtiyacı olursa ona hizmet veremeyecekti.
“Kızın için uğraşıyor olacağım!” demişti içinden sadece. Bu olanlardan kendi ailesi de dahil hiç kimseye bahsetmiyordu.
Hayrettin son kontrollere geldiklerinde hamileliğin Semiha’nın bedenini çok yıprattığını ve bebeğin sağlıklı doğması için ellerinden geleni yapacaklarını ama yine de riskler olduğu konusunda Naci’nin kulağını doldurmuştu. Semiha, Naci’nin bebeğe kendini çok kaptırmasını hiç istememişti başından beri, onu kaybettiklerini duyduğunda da çok acı çekmesini istemiyordu.
Naci “Seçim yapman gerekirse karımı yaşat!” demişti doğrudan.
(devam edecek)