“Dilek ile konuştuğumu biliyorsun!” diye söze girdi Kerem. Nusret bey başını sallayarak onaylayınca devam etti, “Dilek kağıt üzerinde bir evliliği sorun etmediğini söyledi. Bir evlilik anlaşması hazırlamamız onu rencide etmeyecek!”
“Bu iyi haber!” dedi Nusret bey, Kerem’in kararını onaylamadığı için bu konuda fazla konuşmak istemiyordu. İstemiyordu ama Semiha ile konuştuklarını da aklından çıkarmaması gerektiği için kara kara nasıl yapacaklarını düşünüyordu.
“Bir konu daha var!” dedi Kerem, “Asıl konuşmak istediğim konu da bu zaten! Evlilik konusunda kararım tartışmaya açık değil ama bu konuda görüşüne ihtiyacım var!”
“Nedir?”
“Kağıt üzerinde bir evlilik yapmanın ikimiz için de tek dezavantajı bir çocuk sahibi olamayacağımız gerçeği!” diye devam etti Kerem ciddiyetle. Konu tam olarak aklındaki olaya gelince Nusret bey kaşlarını kaldırıp dinlemeye başladı hayretle. Uğraşsa konuyu bu şekilde gündeme getirmek aklına gelmezdi herhalde, “Dilek yurt dışında yaşarken başına gelenler nedeniyle bir çocuk sahibi olma şansının olmadığını söyledi o gün bana ama bunun bir sır olduğunun altını çizmem gerek. Ancak hayatı boyunca da bir çocuk sahibi olmak istemiş. Aslına bakaran ben de o konuyu açana kadar çocuk meselesi hakkında hiç düşünmediğimi fark ettim!”
“Nereye varacaksın merak ediyorum?”
“Dilek evlat edinmeyi teklif etti o gün yemekte!”
“Yok artık!” dedi Nusret bey elinde olmadan. Aslında bunu çocuğun kendi şansını nasıl inşa ettiğine duyduğu hayretle söylemişti ama Kerem onu Dilek’e karşı olduğu için ortaya koyduğu bir tepki olduğunu zannederek hemen savunmaya geçti.
“Çocuk sahibi olmayı ben de istiyorum bu sadece onun fikri değil. Bu şartlar altında sahipsiz bir çocuğu evlat edinmek ikimizin de bu isteğini çözüyor! Yani mal varlığımın zaten nüfusuma geçecek bir çocuğa kalmasının bir sakıncası yok. Normal bir yolla evlenmiş olsam zaten çocuklarım olacak!”
“Buna karar vermiş görünüyorsun”
“Konu şu ki, eğer bir çocuk evlat edinirsek, o çocuk için Dilek ile bir ömür evli kalmamız gerekeceğini düşünüyorum. Yani bir çocuğu hayatımıza dahil edip, sonra yollarımızı ayırmak ona haksızlık olur öyle değil mi?”
“Birbirini sevmeyen anne babası olması da haksızlık olur aslına bakarsan!” dedi Nusret bey yine çenesini tutamayıp ama bunları söylemesinin kendi varmak istediği sonuca bir hizmeti olmadığını fark edince daha ağzından çıkar çıkmaz pişman oldu. Neyse ki Kerem sadece kendi sesini dinliyor gibiydi kafası karışık olduğu için.
“Yani evliliğin bir oyuncak olmadığını biliyorum. Şimdilik kendimi kontrol etmek için Dilek ile evlenmek işime geliyor ancak bu kadar uzun süre onunla aynı çatı altında yaşamaya tahammül edebilir miyim bilmiyorum. Bir çocuk söz konusu olmadığından bunu dert etmeme gerek yok. Hatta sözleşmede bu evliliğe süre bile koyabilirim istersem, ancak bir çocuk hayatımıza dahil olunca ona anne ve baba olmak zorundayız.”
“Yuva olmak zorundasınız!”
“Evet! Bu da başka bir boyu! Birbirimizi seviyor gibi yapmak zorundayız!”
“Birbirinize olan saygınızı kaybetmediğiniz sürece ev arkadaşı olarak davranmanız yeterli olur sanırım!”
“Yani buna karşı değil misin?”
“Karşı mı olmalıyım?”
“Bilmiyorum Dilek’i onaylamadığın için buna da tepki vereceğini düşündüm aslında!”
“Seni caydıracak şeyler söylememi mi umuyordun?”
“Neden olmasın? Evlilik tamam ama çocuk kararından hiç emin değilim!”
“Peki evlat edinmezseniz Dilek seninle evlenmiyor değil herhalde, her durumda o babasının şirketini kurtarmak için seninle evlenecek öyle değil mi?”
“Evet öyle ama benden bu konuda bir ricada bulunduğu için resmi nikahtan önce ona cevap vermek zorundayım. Onu bu konuyu gelecekte düşünelim diye oyalamak istemiyorum. Gerçekten anne olmayı çok istiyor ve biyolojik olarak bu artık mümkün olmadığı içinde en azından bu evlilikten böyle bir talebi var!”
“Hayatınıza bir çocuk girdikten sonra ikinizin birbirinize karşı sorumluluklarınız olacak. Olmak zorunda, o çocuk için girmek istemediğiniz hâllere ve durumlara girmek zorunda kalacaksınız örneğin. Eğer o çocuk istiyor diye bir evlat edinir ve ikisini de kendinden uzak tutarsan bu çocuk için hiç iyi olmaz. Yani ciddi olarak düşünmen gerekiyor bu konuyu. Eğer evlenecekseniz ve ikiniz de çocuk istiyorsanız, sahipsiz bir çocuğa yuva olmak bence de en iyisi olur!”
“Yani sıcak bakıyorsun!”
“Bu kararın sorumluluğunu alamam, ancak tuhaf bir tesadüf ki, daha bir kaç gün önce çok iyi tanıdığım ve sevdiğim bir kadın bana doğuracağı çocuğu evlatlık verebileceği iyi bir aile bilip bilmediğimi sordu?”
“Sen ciddi misin?”
“Evet” dedi Nusret bey. Semiha’ya verdiği sözü tutmak için bundan daha iyi bir fırsat bulamazdı, “Çocuk evlilik dışı bir ilişkiden olduğu için tanıdığım iyi kadın ona iyi bir hayat veremeyeceğinden korkuyor, çünkü ömrünü kısaltan ve kesinlikle genetik olmayan bir hastalığı var!”
“Ölecek mi diyorsun?”
“Evet ölecek.”
“Aman Tanrım! Kim bu kadın onunla tanışabilir miyim?”
“Hayır!” dedi Nusret bey hemen, “Henüz kararını bile vermedin zaten, ben sana sadece tuhaf bir tesadüften bahsediyorum!”
“Tam da bunu düşündüğüm sıra sana böyle bir teklif gelmesi ilginç değil mi? Belki de o çocuk benim kaderim!”
“Ona hiç şüphem yok!” dedi Nusret bey içinden, “O senin öz çocuğun ve nasıl yapıyorsa emin adımlarla sana geliyor sahiden!”
“Kadının hastalığının genetik olmadığından eminiz değil mi? Aslına bakarsan evlat edineceğimiz zaman çocuğun sağlık hikayesini de bilmemiz gerektiğini hatırlatmış oldun sen bana?”
“Sahipsiz bırakılmış her çocuğun aile hikayesine ulaşabileceğini mi sanıyorsun? Ayrıca bir çocuk evlat edineceksen ona her şart altında sahip olmak istemelisin. Aksi çok acımasızca olur!”
“Sanırım Dilek ile bu çocuğu konuşabilirim. Kadınla tanışamayacaksak bu işi nasıl halledeceğiz?”
“Ben hallederim. Çocuk evlilik dışı olduğundan tanıdığım kadın sizinle yüzleşmek istemeyecektir! Bana güvendiğin için sana söylüyorum. Yoksa zaten araya bile girmem beni biliyorsun!”
“Heyecanlandım sanırım! Bu akşamdan hiç böyle bir gelişme beklemiyordum. Çocuğun cinsiyeti ne peki?”
“Henüz bilmiyorum. Bakılmamış ama yakında belli olacağını söyledi”
Nusret bey bir yandan bu şansı yakaladığına mutluyken bir yandan Dilek’in nasıl bir anne olacağını da düşünmeleri gerektiğine inanıyordu. Bu kız ya iyi bir anne olamazsa ne olacaktı?
“Bir şey kafama takılıyor!” dedi düşünceli bir sesle, “Dilek’in iyi bir anne olup olamayacağını bilmiyoruz henüz?”
“Benim iyi bir baba olacağımı biliyor muyuz?”
“Hayır ama en azından seni çocukluğundan beri tanıyorum ben, o kız için aynı şeyleri söyleyemem. Bu çocuğu alıp getirecek olan bensem, bunları garantileme sorumluluğu da bana ait olacak öyle değil mi?”
“Anne olmayı çok istiyor, her kadının içinde annelik vardır herhalde öyle değil mi? Bence Dilek bir çocuk sahibi olduğundan daha iyi bir insana dönüşecektir. Ayrıca ben ikisinin de yanında olacağım öyle değil mi? Çok iyi bakıcılar da tutabiliriz. Böylece çocuk doğrudan Dilek’in sorumluluğunda kalmaz!”
“Evet bu olabilir! Benim de çocuğunu alacağım için annesine verecek sözlerim olmalı!”
“Sen o kadınla bir daha konuş, eğer fikrini değiştirmemişse, ben Dilek ile konuşurum”
“Fikrini değiştiremez. Çocuğun annesinin ölümünü yaşamasını istemiyor!”
“Ah! Haklısın unutmuşum. Çok acı ve zor bir durum gerçekten! Bu durum olmasa çocuğu vermeyecek mi demek bu peki?”
“Sanırım vermez! İsteyerek hamile kalmadığı için bu durumda şimdi! Çocuğun babasına aşık olmuş!”
Kerem durup düşüncelere daldı bir an için, Nusret bey çok açık vermiş olmaktan korktuğu için “Sen Dilek ile konuş bakalım ne diyecek!” dedi hemen.
(devam edecek)