Yokluğum – Bölüm 10

Daha önce Kerem ile hiç karşılaşmadıklarından, ona istediği imajı çizebileceğini düşünüyordu Dilek. Yıllarca yurt dışında yaşamıştı, babasının sosyal çevresinden kimse onu fazla tanımıyordu. Sami bey kızının yurt dışında kurduğu iflah olmaz hayatı yüzünden gözünün önünde olmasına karar vermiş onu şirkette yönetici pozisyonuna getirmişti. Bunların hepsi iki ay önce gerçekleşmişti ama Kerem’in süreçlerden haberi elbette yoktu. Dilek babası çok daha önce dönmesini istemesine rağmen hamile olduğu için çeşitli bahanelerle babasını oyalayıp, kızını doğurmuş, sonra oradaki sosyal hizmetler kurumu ile görüşerek çocuğuna bakamayacağını ülkesine döneceğini ama sonra onu yanına almak istediğini söylemişti. Böylece döndüğünde kimsenin çocuktan haberi olmayacaktı. Dönmeden önce babasına evli bir çocuk sahibi olduğunu söyleyemeyeceği için çareler ararken Sami bey ona telefonda Kerem ile yapabileceği evlilikten bahsetmiş, bu da Dilek için ilaç yerine geçmişti. Ancak geldikten sonra Kerem’den bir türlü ses çıkmadığı için Sami bey yeniden konuyu açmak için fırsat kollayıp, sonunda düşünüp kararını vermesini bekleyeceğini belirterek konunun takipçisi olduğunu belli etmişti. Dilek Kerem’in bu umursamaz tavrından onlara dönüş yapacaklarına dair umudu kaybettiğinden kendine yeni bir hedef ararken babası arayıp, Kerem’in evlenmeye ikna olduğunu söyleyince rahatlamıştı. Şimdi onunla buluşmak için hazırlanırken, ona söylemeyi planladığı her şeyi gözden geçiriyordu. Eğer işler istediği gibi giderse kızına kavuşmak için güzel bir plan yapmıştı. Babası çekip gittiğine göre artık çocuğa sahip çıksın diye beklemenin bir anlamı yoktu. Aslında çocuğu bıraktığı yerde iyi bakıldığından ve belirli bir süre arayıp sormazsa bir ailenin yanına verileceğinden emindi. Orada işler Türkiye’deki gibi yürümediğinden iyi bir aileye düşme şansı da oldukça yüksekti. Kerem’den ses çıkmayınca bir kaç kez bunu yapabileceğini düşünse de, sevdiği adamdan doğurduğu kızına arkasını dönmek bir türlü içine sinmemişti.

Nusret bey Kerem’i, Dilek ile buluşmasına götürmek için almaya geldiğinde çok huzursuzdu. daha önce Dilek’i araştırıp hakkında iyi yorumlar duymadığından Kerem’in doğru kararı verdiğinden kesinlikle emin değildi. Zaten arada aşk yokken bir evliliğe yeltenmek Dilek’le de, Semiha ile de, başkasıyla da en olmadık davranış modeliydi. Bir kadına aşık olup, görmeze gelindi diye alınacak bir karar asla değildi. Bir şekilde Kerem’e asıl zayıflığın bu seçim olduğunu yeniden söylemesi gerekiyordu.

Kerem arabaya bindiğinde onun yüzünü görünce “Sakın bir şey söyleme!” dedi peşinen, “Kararım kesinlikle tartışmaya açık değil!”

“Umarım onu tanıdıktan sonra sana uygun olmadığını anlar vazgeçersin!” dedi Nusret bey konunun evlilikten çok yanlış eş seçimi olduğunu vurgulamak ister gibi.

Kerem cevap vermeden telefonu ile oyalanmaya başladı. İçten içe yaptığı şeyin doğru olmadığını kendisi de biliyordu. Dilek’in bu duygu dışı evliliği kabul edip etmeyeceği konusunda da emin değildi. Nusret bey onun Kerem’e uygun bir kız olmadığını söylese de o da bir insandı ve duyguları vardı. Bu akşam ki buluşma planının ne kadar uygulanabilir olduğunu gösterecekti.

Buluşacakları restorana girdikten sonra, garson ona ayırttıkları masayı gösterdi. Dilek on dakika önce gelmiş, onu bekliyordu. Kısa bir tanışma faslından sonra Dilek, “Umuyorum babamın şirket davası için bu evliliği kabul etmiş olmam sizde kötü bir imaj bırakmamıştır.”

“Hayır kesinlikle! Bunun duygusal bir evlilik olmayacağını biliyor olmanız benim için artı puan!” dedi Kerem hemen.

“Ben o kadar katı bakmıyordum ama madem niyetinizi bu kadar açık ettiniz, ben de size dürüst davranacağım!”

“Lütfen çok isterim!”

“Bakın ben yurt dışında yaşarken ailemden gizlediğim bir kaza geçirdim. Bu kazanın neticesinde de çocuk doğurma şansımı ne yazık ki kaybettiğim söylendi!”

“Duygusal olmayan bir evlilikte bunun önemi olmadığını anlamanız gerekir, sizinle gerçekten karı koca olmayacağız!”

“Evet anlıyorum. Demek istediğim bu aramızda bir konu olarak kalacağına göre insanlar bir çocuğumuz olmasını bekleyeceklerdir. Aslına bakarsanız ben de çocukluğumdan beri hep anne olmayı hayal etmiştim!” dedi Dilek ve sahte göz yaşlarını tutmak için derin bir iç geçirip durdu, “Kaderimde yokmuş maalesef. Zaten bir çocuk bile doğuramayan benimle anlaşmalı bir evlilik dışında hiç bir erkek evlenmezdi. Sizinle evlenmeyi bu yüzden kabul ettim. Ancak evliliğimizden tek bir beklentim var!”

“Nedir?” dedi Kerem, “Elimden gelen bir şeyse yapacağımdan emin olabilirsiniz!” dedi Kerem, Dilek’in anne olma hayalinin bir kazaya kurban gitmesine üzülmüştü gerçekten.

“Evlat edinmek istiyorum!” dedi Dilek minnet dolu bir sesle, “Madem evleneceğiz ve bir aile olmayacağız sizinle. O halde ben bir çocuğa anne olmayı çok isterim!”

“Bir çocuğa aile olmak gerekir ama?” dedi Kerem duraksayarak, “Sevgi olmayan bir evliliğe çocuk dahil etmek sizce ne kadar doğru olur?”

“Onu seveceğim!” dedi Dilek, “Onu daha şimdiden seviyorum! Siz çocukları sevmez misiniz yoksa?”

“Hayır öyle demek istemedim!”

“Evleneceğimize ve bunun gerçek bir evlilik olmayacağına göre, siz de baba olma şansınızı kaybedeceksiniz! Yani bu sadece benim değil, sizin için de bir şans. Üstelik anne ve babası olmayan bir çocuğa kucak açarak, iş anlaşmamızı faydalı bir iş için kullanmış olacağız!”

“Bilemiyorum!” dedi Kerem, “Bu sorumluluk için doğru kişi olduğumdan emin değilim!”

“Eğer bir aşk evliliği yapmış olsaydınız, bir çocuğunuz olmasını istemeyecek miydiniz?” dedi Dilek elinden geldiğince sevgi dolu bir sesle.

“Şey! İsterdim herhalde!”

“O zaman baba olmayı sorumluluk olarak görmeden isterdiniz hem de!”

“Belki de bilmiyorum!”

“Lütfen bunu düşünün!” dedi Dilek, “Sizden başka bir şey istemiyorum!”

Kerem bu tanışmaya gelirken böyle bir konuyu konuşmayı hiç düşünmediği için kafası karışmıştı. Aslında Dilek ile evlenmeye karar verdiğinde de bu kararın onu baba olmaktan yoksun bırakacağını da hiç düşünmemişti. Daha çok bunu nasıl gözden kaçırabildiğini anlamaya çalışıyordu. Hayatı boyu sevmediği bir kadınla mı yaşlanacaktı= Yoksa zihni şimdilik kendini kurtarmak adına onu geçici bir çözüm olarak görüyordu da o yüzden mi böyle bir şey hiç aklına gelmemişti.

Dilek’in bu evlilikten bir beklentisi olmaması ve evliliklerinin amacı hakkında bilinçli olması hoşuna gitmişti. Kendini çocuk doğuramadığı için böyle anlaşmalı bir evliliğe layık görmesini doğru bulmuyordu elbette ama her ikisinin de bu evlilikten kazançları olacaktı. Kerem’in ağabeyinden başka ailesi olmadığı için torun bekleyen bir anne babası olmayacaktı ama çevrelerine bunu açıklamayacakları ve mecburen sosyal ortamlara dahil olacaklarından sürekli çocuk konusu ile muhatap olmak zorunda kalacaklardı. Görünüşe göre bu evlilik Kerem’i sadece duygusal yönden değil, baba olma konusunda da kısırlaştıracaktı. Başkalarına sevgi konusunda zayıflığını göstermek istemese de bu ihtiyacını pekâlâ da bir şansız bir çocukla paylaşabilirdi. Anne, baba sevgisini kaybetmiş bir çocuğa sevgi vermekten ve sevgi almaktan daha güzel ne olabilirdi ki?

Nusret beyin bu konuya daha duyar duymaz itiraz edeceğini bildiğinden, Dilek’e düşüneceğini söylemiş olsa da dönüş yolunda hiç bahsetmedi. Zaten kendisi de henüz kesin bir karar vermiş değildi. Yine de ilk aşamada soğuk bakmadığını da fark etmişti. Dilek ile bir evlilik anlaşması yapsalar bile bu evlat edinecekleri çocuğu bağlamazdı. Ağabeyinin de bu konuya bir itirazı olacağını sanmıyordu. Onlara aşık olup evlendiği karısının bebek sahibi olmayacağı için böyle bir şey yaptıklarını söylerdi. Şirket evliliği için onunla olduğunu bilse ağabeyinin de Nusret bey gibi tepki vereceğini düşündüğünden, o konudan ona da bahsetmeyi düşünmüyordu. Zaten burada yaşadığından Kerem ne dese inanacaktı.

(devam edecek)

Yorum bırakın