Yokluğum – Bölüm 9

Semiha’yı son görüşünün üzerinden iki ay geçmiş olmasına rağmen Kerem’in duyguları sanki ilişkileri devam ediyormuş gibi artmaya devam ediyordu. Onu bir yerlerde görme ihtimali yüzünden arabayla geçtikleri yollar boyunca insanları tarıyor, internette bir izini bulabilmek için hâlâ çaba sarf ediyor, fotoğraf sergilerini takip ediyordu. Umutsuzluk kendini göstermeye başlamış olsa da ona yenilmek istemiyordu. Yeniden karşılaşabilmeleri için içinden sürekli dua ediyordu. O konuyu hiç açmadığı için Nusret bey de konuya girmiyordu ama onun dalıp gitmelerinden ve hallerinden durumunu konuşmadan da takip edebiliyor ve üzülmekten başka bir şey yapamıyordu. Semiha evleneceğini söylediği günden sonra bir daha aramamıştı. Hoş aramış olsa da bunun Kerem’e bir katkısı olmayacağı için önemli değildi.

Bir kaç gün sonra sabah Kerem’i evden almaya gittiğinde onun bütün gece uyumamış olduğunu hemen anladı.

“Bir karar verdim!” dedi Kerem arabaya biner binmez. Nusret bey dikiz aynasından ona bakıyordu, “Ama önce bir soru sormak istiyorum. Sence ben zayıf biri miyim?”

“Zayıf mu?” dedi Nusret bey şaşkınlıkla, “Neden soruyorsun ki bunu?”

“Sence zayıf biri olmasam yüzüme biraz gülen ve beni sevdiğine inandıran bir kadına bu kadar aşık olabilir miyim? Hem de iki günün içinde. Bunu ancak zayıf ve sevgiye muhtaç biri yapar!”

“Aşk böyle bir şey değil mi? Neden kendini bu kadar küçümsüyorsun?”

“Ben sevgiye muhtaç biriyim, kendimi biliyorum. Ailemi kaybettiğimden beri çok yalnızım. Bana sarılacak, beni sevdiğini hissettirecek kimse kalmadı hayatımda!” diye inledi Kerem, gece boyunca düşündüğü ve bu düşüncelerden de pek olumlu sonuçlara varmadığı belli oluyordu.

“Kendine acımaya başlarsan bu seni daha iyi bir noktaya taşımaz biliyorsun.” dedi Nusret bey, “Her şeyi gayet iyi idare ettin bu güne kadar. Bir kez duygularına yenik düştün diye bu kadar olumsuz söylemi hakkettiğini düşünmüyorum!”

“Olumsuz söylemlerde bulunmuyorum, sadece kendim hakkındaki bir gerçekle yüzleştim hepsi bu. Beni mutlu etmeyen bir gerçek bu ve ikinci kez aynı hataya düşmek istemiyorum. Bu duygusal zayıflığım hayatımda beni hatalı sonuçlara taşıyabilecek kadar güçlü olduğunu gösterdi bana”

“Kalbine nasıl hükmetmeyi düşünüyorsun?” dedi Nusret bey, “Bastırmaya çalıştığın her şey güçlenir. Zamana bırakmaktan başka çaresi yoktur bazı şeylerin! Kendini zorlama!”

“Çözümü buldum bile!” dedi Kerem sinirli bir gülüşle, “Bir daha hiç bir kadın bu duygusal zayıflığımı bana karşı böyle acımasızca kullanamayacak!”

“Ne yapacaksın?”

“Evleneceğim!” dedi Kerem dikiz aynasından gözlerini Nusret beye dikerek. Nusret bey doğru duyduğundan emin olamadığı için ona bakıyordu. Semiha ile mi evleneceğini söyleyecekti yoksa?

“Evlenmek mi? Kiminle?” dedi bir fikri yokmuş gibi.

“Dilek’le!”

“Sami beyin kızıyla mı?” dedi Nusret bey hayretle, bu defa gerçekten çok şaşırmıştı, “Evlenmenin duygusal zaaflarını nasıl önleyeceğini hiç anlamadığım gibi, konu nasıl o kıza geldi doğrusu bilmiyorum!” dedi hayretini saklamadan.

“Onu sevmiyorum elbette, böylece duygusal zayıflığımdan faydalanamaz!”

“Çok özür dilerim ama delirdin mi sen? Sevmediğin bir kadınla evlenilir mi bir kez aşık olup karşılık bulamadın diye? Asıl bu çocukça ve zayıfça bir karar!”

“Daha hepsini dinlemedin. Eğer onunla evlenirsem başka bir kadına duygu beslememek için kendini bağlamış olacağım!”

“Yani hem sevmediğin bir kadınla evleneceksin, hem de ona sadık kalacağın için başarılı mı olacaksın?”

“Evet tam olarak, bu sadece bir şirket evliliği olacak?”

“O kızı onayladığım için söylemiyorum ama sence Dilek bunu kabul edecek mi?”

“Tabi edecek aile servetleri buna bağlı çünkü!”

“Bütün bunlar umutsuzluğun dönüştüğü öfkeyi kendine yönlendirmenden başka bir şey değil bence! Birine öfke duyacaksan Semiha’ya duymalısın. Kendini bunun için cezalandırmak istediğine inanamıyorum!”

“Ona ben izin verdim beni böyle yaralaması için, ona bütün kalbimi açtım. Neden biliyor musun? O beni sevmesini istediğim bir model çünkü, annem gibi ailem gibi.”

“Hayır o aşktı! Aile sevgisi veya senin anneni özlemenle ilgili değil!”

“Annemi özlemem ile ilgili değil tabi, sadece bir kadının beni sevmesini istediğim için öyle bir benzetme yaptım! Bu da beni sevgiye muhtaç ve zayıf yapıyor! Oysa işimle ilgilenmeliyim. Dilek de işimin bir parçası olduğu için onunla evleneceğim ve babasının isteğini yerine getireceğim.”

“Bunun bir şaka olduğunu söylemeni bekliyorum!” dedi Nusret bey, her ne kadar onun babası gibi hissetse aralarındaki yakınlık bunları konuşmalarına el verse de, onun hayatına müdahale etmesi mümkün değildi. Hayatı ile kararlara karışamaz ancak tavsiyeler de bulunabilirdi.

“Ben kararımı verdim!” dedi Kerem başını dışarı çevirerek, “Bu gün Sami beyle konuşacağım!”

“Biraz daha beklemeni rica ediyorum!”

“Hayır bu iş zaten çok uzadı, yasal işlemleri başlatacağız, bunu yaparken de müstakbel kayınpederime artık üzülmemesini söylemeliyim öyle değil mi?”

“Ona kızıyla sadece şirket için evlendiğini söyleyecek misin?”

“Onu sevmemi umursasa zaten onunla evlenmemi teklif etmezdi değil mi? Kızını hiç tanımadığımı biliyor!”

“Doğru!” dedi Nusret bey çaresizce, adamın tek düşündüğü şirketini ve aile mirasını korumaktı. Kızı hem kendi şirketlerine hem de Kerem’in aile mirasına sahip olacaktı. Zaten onunla baş etmekte zorlandığı için sorumluluğunu da Kerem’e verip rahat edecekti. Nusret bey yine dayanamayıp, “O kız senin aile adını taşımak için uygun mu emin değilim!” deyiverdi “Hayatını pek kontrollü yaşadığı söylenemez!”

“Onunla bir evlilik anlaşması yapabiliriz!” dedi Kerem, “Bir gün ayrılsak bile bana mali açıdan zarar veremez!”

“Mutlu olmayı hak ediyorsun! Ondan çok daha iyisi ile evlenebilirsin!” dedi son bir kez ama Kerem’in yüzünde gördüğü ifade ona artık susması gerektiğini hatırlattığı için başka bir şey söylemedi.

Sami bey, Kerem’in telefonda söylediklerini duyunca yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. Üzerindeki bütün yük bir anda kalkıvermişti. Ona hemen kızını arayıp müjdeyi vereceğini ve en yakın zamanda görüşüp konuşmaları için de Kerem’e telefon numarasını göndereceğini söyleyip kapattı. Dilek babasının daha önceden karar verip, uygulamaya koyduğu bu durumdan haberdardı. Bir süredir evli bir adamla ilişki yaşıyordu. Ondan defalarca ayrılmayı denemiş olsa da bunu bir türlü yapamamış onu karısından ayrılmaya ikna etmek için ondan bir çocuk bile yapmıştı. Uzun süre yurt dışında yaşadığı için babasının bu çocuktan hiç haberi olmamıştı. Kısa bir süre önce babasıyla yaşamaya geri gelirken onu geçici olarak bir sosyal hizmetler yurduna bırakmış ve kısa zamanda geri alacağı için kimseye evlatlık olarak verilmemesi konusunda bir anlaşma yapmıştı. Kızı henüz dört aylıktı. Öz babası hamileliği sırasında onu kabul edip nüfusuna geçireceğini söylemiş olmasına rağmen doğumun ardından ikisini de görmeye hiç gelmemiş, ailesi ile birlikte Dilek’in henüz ulaşamadığı bir yere taşınıp izini kaybettirmişti. Babası zengin bekar Kerem ile evlenmesi için konuştuğunu söylediğinde, kızını geri almak için kafasında bir sürü plan kurmaya başlamıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen Kerem’den babasına bir dönüş olmaması canını sıkmış olsa da, Sami beyden az önce gelen haber kızı ile yeni bir aile kurabileceğinin müjdecisi olmuştu. Bunun bir aşk evliliği olmayacağını o da biliyordu. O yüzden yaptığı planları uygulamak için Kerem ile konuşması gerekiyordu. Onu ikna edebileceğinden yüzde yüz emindi, bu güne kadar kafasına koyup yapamadığı pek bir şey olmasa da, kızının öz babasına karşı zayıf davranmış ve elinden kaçırmıştı.

(devam edecek)

Yokluğum – Bölüm 9” için bir yanıt

  1. Hiçbir erkek Dileği o şartlarda kabul etmezken, Kerem nasıl kabul edecek? Üstelik aşık bile değilken! Bence Nusret bir şekilde bu evliliği önlemek için Semihadan ve yaptığı mutsuz evlilikten bahsetmesi lazım.

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın