Berent’te onları fark etmiş, konuşmak istediği sırada yine Ayşe’nin yanında aynı adamı görünce gerilmişti. Ağır adımlarla ona doğru yaklaşırlarken Altay psikolojik olarak Ayşe’den bir adım önde yürümeye başlamıştı Ayşe bunun kendi meselesi olduğunu düşünerek, koluna dokunup onu durdurdu ve yürüdü Berent’e doğru. Kerem hâlâ Altay’ın elini bırakmamış, annesine izliyordu gözleriyle.
“Seninle konuşmam gerek!” dedi Berent, Ayşe ona doğru yürüyünce.
“Konuşmak veya görüşmek istemediğimi belirtiğimi sanıyordum. Kerem’i de tedirgin ediyorsun, bizi rahat bırakmalısın bu yüzden!”
“Ben onun amcasıyım, ona babalık yapabilirim Ayşe, neden beni elinin tersiyle itiyorsun!” dedi Berent çaresizce.
“Babalık yapmak mı?” dedi Ayşe şaşkın şaşkın, “Berent sen ne söylemeye çalışıyorsun?”
“Sakince konuşamaz mıyız? Birbirimizi yıllardır tanıyoruz, yeğenimin ve senin yanınızda olmak istiyorum sadece. Levent değilim biliyorum ama yine de elimden geleni yapacağıma inanabilirsin!”
Gülümsedi Ayşe alaycı bir şekilde, “Berent! Levent’in yerine geçmeyi düşünmediğini umuyorum o yüzden bu konuya girmeyeceğim bile. İnan bana biz Levent varken de bir aile olamadık, bundan sonra da olamayız. O yüzden kendini de, bizi de daha fazla üzmemek için lütfen uzak dur bizden. Sana ihtiyacımız yok inan bana!”
“Bu adam yüzünden mi?” dedi Berent başıyla gözlerini dikmiş onları izleyen Altay’ı işaret ederek. Kerem’in babasıymış gibi onun eline sıkı sıkı yapışması canını sıkmıştı.
Altay, Berent’in kendisini işaret ettiğini görünce daha fazla duramayıp geldi yanlarına, zaten konuşmaları duyuluyordu istemeseler de. Berent’in yüzünün gerilmesine aldırmadan, uzanıp tuttu Ayşe’nin elini. Ayşe daha ne olduğunu anlayamadan Kerem de amcası ile annesinin arasına girdi gelip. Devam ederlerse olayların yine istemediği bir yere gideceğini anlayan Berent geri çekilmeye karar verdi bir kez daha ve “Peki öyleyse!” diyerek Altay’a ters bir bakış attıktan sonra dönüp yürüdü. Kerem, ondan kurtulduklarına duyduğu sevinçle dönüp, annesi ve Altay amcasının ellerine baktıktan sonra gülümsemeye başladı. Ayşe kibarca elini geri çekmek isteyince, daha sıkı tuttu Altay ve ona bakıp, “Olamaz mı?” dedi gülümseyerek.
“Olur değil mi anne?” dedi Kerem hemen.
“Siz ikiniz iş birliği mi yapıyorsunuz sahiden?” dedi Ayşe ama elini geri çekmedi bu sefer.
Pervin, yine onsuz görüşüldüğünü duyunca surat astı Kerem’e ertesi gün.
“Sana annem pastaneye yürüyelim mi dedi diyorum. Pervin’i de alıp yürüyelim mi deseydim yani? Sonra da amcan bizimle eve kadar geldi. İyi ki de gelmiş, Amcama rastladık. Amcan annemin elini tuttu sonra da işte!” diye açıklamaya çalıştı Kerem ama Pervin’in yine asıl konuya değil de kendine odaklandığını anlayınca vazgeçti açıklama yapmaya çalışmaktan ve da suratını astı. Hamiyet hanım ikisini servisten aldığında ikisinin de suratı beş karıştı ve konuşmuyorlardı. Ayşe gelene kadar da odada birbirleri ile hiç konuşmadan oturdular. Kerem gidince Hamiyet hanım torununun ağzından laf almaya çalışsa da konu aralarındaki sırla ilgili olduğundan hiç bir şey söylemedi Pervin.
Ayşe ve Altay’ın Berent’in ikinci kez gelişi ile birleşen elleri, sonraki buluşmalarda kimi zaman araya Kerem’i alarak, kimi zamansa Pervin ile Kerem önden yürürlerken arkalarında birleşmeye devam etti. Pervin amcasına da söz verdiği için Altay ailesine açıklayana kadar bu birliktelik hakkında ağzını açıp tek kelime söylemedi. Berent’e rastlanan pastane buluşmasının ardından olan buluşmalara Pervin’de davet edildiği için Kerem ile aralarındaki küslük de unutulup gitmişti.
Oğlunun, torununun arkadaşının annesi ile birlikte olduğunu öğrenen Hamiyet hanım ikisinin ne ara bir araya geldiğini anlamasa da sonunda Altay’ı bu kadar mutlu gördüğü için rahatlamıştı. Kerem’i zaten Pervin’den ayırt etmeden sevdiği için onun babaannesi de olmayı kolayca benimsedi. Ayşe gönlü zaten olsa da, Altay’dan çok oğlunun telkinleri yüzünden oyalanmamayı seçti. Emine hanım kızını bir kez daha isteyeceklerini öğrenince en az torunu kadar mutlu olmuştu, zaten tanıdığı Hamiyet hanımla dünür olmak onun da hoşuna gitmişti. Altay’da sadelikten yana olduğundan sade bir nikah töreni ile yedi ay sonra evlendiler Ayşe ve Altay. Kerem okul çıkışlarında artık babaannesi olan Hamiyet hanıma giderken, Pervin artık akraba oldukları için daha çok vakit geçirebildiklerine çok memnundu. Kerem annesinin yalnız kalmasın diye uğraşırken bir anda kocaman bir aile sahibi olmuştu.
Berent evliliklerini ortak arkadaşlarından duyabildi. Ayşe bir kez daha o erişemeden başkası ile evlenmişti. Elif hanım haberi duyunca hiç memnun olmadı ama Berent ile daha fazla bu konudan konuşmak istemediği için fazla yorumda bulunmadı. Ayşe bir kez daha oğullarından birini üzmekle kalmamış, oğlundan kalanlarla başka bir adamın hayatını paylaşmayı seçmişti.
Ayşe öncekinin aksine hesapsız, kitapsız bir ailenin içine girdiği için şanslı hissediyordu. Evlenmeden bir gün önce Altay ve Kerem ile Levent’in mezarını ziyaret ederek ona dua ettiler. Çok sevdiği Levent’in onun mutlu olacağı her şeyi onaylayacağından şüphesi olmadığı için içi rahattı. Üstelik Kerem annesinin Altay ile birlikte olmasını çok istiyordu. Altay ve ailesi ile daha yakınlaştıkça aslında oğlunun ne kadar haklı olduğunu da anlamış oldu. Hayatta her şeyle tek başına mücadele etmeye çalışmaktan yorulduğunu Altay ile evlendikten sonra anlayabilmişti. Sırtını yaslayabilmek, güvenle geri çekilmek, oğlunu güvenle emanet edebilmenin ne olduğunu Hamiyet hanımlar sayesinde fark etmişti. Kendi ailesinden gördüğü birlik ve sevgiyi, Altay’ın ailesinde de görünce, Elif hanımların Levent’ten neleri esirgediklerini görüp üzüldüğü anlar da oldu. Zavallı Levent sevdiği insanlar bir hayat seçmek için ailesine sırtını dönmek zorunda bırakılmıştı.
İnsanların yargılarının mutluluğun önüne geçtiği durumlarda hep bir şeyler eksik kalıyor, mahrumiyetler yaşanıyor, gerekmediği halde seçimler yapılmak zorunda kalınıyordu. Gerçek sevginin gücüne karşı direnmenin kimseye bir faydası olmuyordu aslında. Kerem babasının istediği gibi sevgi dolu bir ortamda desteklenerek büyüyordu artık. Tıpkı babası gibi, sevmeyi, sevilmeyi bilen bir model vardı önünde. Altay istemediği için ömrü boyu Altay amca demeye devam etti ona ama yüreğine baba olarak yazdı Altay’ı. Küçücük bir çocuğun önce yüreğinden, sonra elinden tuttuğu için daima sevdi onu gerçek babası gibi.
Her çocuğun sevilerek ve desteklenerek büyüdüğü bir dünya dileklerimizle.
SON