Berent acılı ve dağılmış gözükmek için gelmeden bir iki kadeh içmişti ama kesinlikle sarhoş değildi. Sadece Ayşe’ye ajitasyon yapmak için biraz içki kokmak istiyordu. Tabi davranışlarını kontrol edemiyor gibi gözükmesi de gerekebilirdi. Ayşe delikten bakıp gelenin Berent olduğunu görünce bir “Of” çekti. Doğrudan Berent’i gördüğü için Elif hanımın da yanında olduğunu düşünmüştü, kapıyı açıp “Daha geçen gün söylemedim mi? Neden geldiniz yine?” dedi hışımla.
“Bu defa sadece ben geldim, annem seni geriyor biliyorum!” dedi Berent mahzun bir şekilde.
“Neden geldin?” dedi Ayşe hiç istifini bozmadan.
“İçeri giremez miyim?”
“Hayır giremezsin! Birazdan Kerem’i yıkayıp, yatıracağım, uygun değilim!”
“Ben onun amcasıyım!” dedi Berent kaşlarını kaldırarak, “Sana onu yıkayıp, yatırman da yardımcı olabilirim. Baba yarısıyım biliyorsun!”
“Şimdi mi aklına geldi amca olmak!” dedi Ayşe küçümseyerek, “Levent hayattayken, düğünümüzde, oğlumuz doğduğunda, hatta kardeşin öldüğünde hiç yanımızda oldun mu söyle?”
“Haklısın ben çok pişmanın, her gün uykularım kaçıyor yapmadıklarımı düşünmekten! Levent’in ve senin yanında olamadığım için çok üzgünüm, ne düşünüyordum bilmiyorum!” dedi Berent inleyerek, zorla gözlerinin ıslanmasını bile sağladı hatta.
“Bilemiyorum ama o zaman ne düşünüyorsan, lütfen şimdi de onu düşün!” dedi Ayşe, kapıyı kapatmak içim hamle yaptığında Berent bir ayağını içeri koyarak kapıyı kapatmasına engel oldu.
Bir süredir çizgi film seyretmeyi bırakıp, annesi ile kapının dışındaki amcası olduğunu söyleyen adam izleyen Kerem, annesinin “Bu ne cürret!” diye bağırıp, amcası da onun kapıyı kapamasını engellemek için kolunu tutunca paniğe kapıldı. Berent Ayşe’ye engel olmak için mecburen zor kullanıyordu, bu defa da kapıyı kapatırsa bir daha açmayacağından emindi. Alkol aldığı bahanesine sığınacağını önceden planladığı için de rahat hareket ediyordu, sonuçta amacı Ayşe’ye zarar vermek değildi. Ayşe Berent’in beklenmedik bu haşin tavrından iyice rahatsız olduğu için kolunu sertçe çekip kurtardı.
“Zorla içeri girip ne yapmayı umuyorsun?” dedi tükürür gibi, “Buyur yap hadi!!
Kerem annesinin sesindeki korkuyu sezdiği için refleks olarak annesinin sehpanın üzerine duran telefonuna uzanmıştı. Kimi arayacağını bilmiyordu ama birinden yardım istemesi gerektiğine karar vermişti. Henüz çok küçük olduğundan kapıya koşup annesine yardım edemezdi. Amcası onu bir hareketi ile kolayca durdururdu. Bir anda “Ben sana yardımcı olurum!” diyen Altay bey geldi aklına, koşa koşa odasına gidip, pastanenin adresi ve telefonunu yazan kağıdı sakladığı yerden çıkardı ve telaşla numaraları telefondan tek tek çevirmeye başladı. Okuma yazma bilmese de sayıları tanıyor ve telefonu kullanabiliyordu. Altay bir müşterinin aradığını sandığı için “Buyurun!” diyerek açtı telefonu.
“Altay amca ne olur gel annemi kurtar!” dedi Kerem korku dolu bir sesle, o sırada içeriden Ayşe’nin bağırma sesi geldiği için Altay neye uğradığını şaşırdı, “Yardım ederim demiştin, gel ne olur!” dedi Kerem ağlamaklı bir sesle yeniden.
“Neredesin?” dedi Altay endişeyle.
“Evdeyiz! Kapıda içeri girmeye çalışan adam annemi ittiriyor!”
Altay onların evini bilmediği için Kerem’den yardım isteyince, anaokulunda ev adresleri ve telefonları çocuklara ezberletildiği için Kerem hemen açık adreslerini söyleyiverdi.
“Şimdi çıkıyorum telefonu kapatma sakın!” dedi Altay Kerem’e, “Sakin ol sakın korkma tamam mı? O adam kim?”
Bir yandan Kerem ile konuşurken bir yandan sipariş yollamak için kullandıkları motosikletlerden birine atlamıştı. Mesafe yakında olsa, koşarak vakit kaybetmeyi göze alamazdı. Kerem daha ” Amcam olduğunu söylüyor ama ben onu ikinci kez görüyorum, bir kez daha gelmişlerdi bir kadınla” diyene kadar apartmanın önüne varmıştı bile, motoru rastgele bir yere devirip, koşa koşa kapıya yöneldi. Kapı açık olduğundan içeri girince Ayşe ile Berent’in yükselen seslerini apartmanın içinde duymaya başladı ve merdivenleri üçer beşer çıkarak Berent’i ensesinden tuttuğu gibi karşı kapıya fırlattı.
Ayşe ne olduğunu anlayamadan, telefonu kapatmadığı için onun geldiğini bilen Kerem dışarı koşup, “Altay amca kurtar annemi!” diyerek Altay’ın bacaklarına sarıldı. Beklemediği bir hamleyle ensesinden güçlüce çekilince Berent’i dengesi bozulmuş tırabzana son anda tutunarak düşmekten kurtulmuştu.
“Sen de kimsin be!” dedi sinirle. Tam sarhoş ayağı ile Ayşe’yi ittirip, sonra da kollarına almayı planladığı sırada gelmişti bu kim olduğu belirsiz adam.
Ayşe’de şaşkın şaşkın bir oğluna bir Altay’a bakıyordu. Aslında sahiden de Berent’in anlamsız içeri girme isteğinden korkmaya ve ona gücünün yetmeyeceğini anlayıp korkmaya başlamıştı ki Altay Hızır gibi koşup gelmişti merdivenlerden.
“Asıl sen kimsin?” dedi Altay, Kerem’i bacaklarından ayırıp, annesine doğru itti. Adam saldırıya geçerse Kerem’in zarar görmesini istemiyordu. Ayşe, hemen Kerem’i tutup içeri arkasına çekti.
“Ben Ayşe’nin kayınbiraderiyim!”
“Eski kayınbiraderi herhalde!” dedi Altay, Kerem’den babasının öldüğünü duyduğu için. Ayşe iyice afalladı onun sözlerine. Onun pastanedeki adam olduğunu fark etmiş, hızlıca sipariş getirmek için o an apartmanda olduğunu düşünmüştü elinde olmadan ama Levent’in öldüğünü bilmesine bir anlam veremedi hemen.
“İnsan akrabasının evine böyle zorla mı girer akşamın kör saati? Çocuğun ödü patlamış! Amcalık böyle mi oluyor sizin oralarda?”
“Sana ne lan?” dedi Berent tepesi atmıştı iyice, önce Levent şimdi de bu serseri mi çıkmıştı yoluna. Ayşe’nin tepeden bakan tavırlarından zaten gerilmeye başlamışken bir de bununla uğraşamazdı şimdi. Levent kardeşiydi geri çekilmişti ama bu sefer olmazdı, “Asıl sen hayırdır bu saate?” dedi pis pis, “Benim kardeşimin karısına göz mü diktin yoksa ırz düşmanı?” diye diklendi.”
Ayşe tam “Sen ne saçmalıyorsun?” derken, araya girdi Altay, “Bekar bir kadınla istediğim gibi görüşürüm, sana hesap mı vereceğim bir de!” diye aynı diklikle karşılık verdi Berent’e, “Şimdi gidersen polisi aramam, bak bu katın kameraları var!” dedi katın lambasını göstererek, “Her şey kayıt altında!”
Berent başını kaldırıp yan gözle baktı katın lambasına, lambanın hemen yanındaki küçük parçayı görünce, toparladı kendini.
“Ben zorla girmeye çalışmıyordum, Ayşe ile bir şey konuşmaya gelmiştim!” dedi daha sakin bir sesle.
“Konuşmaktan anladığın buysa bir daha buralarda görmeyim seni!” diye diklenmeye devam etti Altay ve bu defa korumak ister gibi Ayşe ile Kerem’in önüne geçti, “İşte merdivenler! Veda vakti!” dedi sonra. Berent, Altay’ın arkasından gergin bir ifade ile duran Ayşe’ye baktı bir şey desin diye ama Ayşe “Polisi ararım bir daha gelirsen!” deyince cevap vermeden dönüp indi merdivenleri. Altay gelmese, Ayşe’ye sarılıp, ağlamayı, hatta dizlerine kapanmayı planlamıştı ama Altay gelince iş çığırından çıkmış acılı biri gibi görüneceğine, kapıya dayanan bir zorba gibi gözükmüştü maalesef. Bu olaydan sonra Ayşe’ye yaklaşmak iyice zor olacaktı, üstelik yeğeninin gözünde de korkutucu bir adam olmuştu. Kimdi ki bu adam? Kaç gündür hiç görmemişti onu girip çıkarken, Ayşe’nin sevgilisi miydi yani? Yoksa sadece arkadaşlar mıydı?
Altay, Berent’in binadan çıktığını bildiren kapı sesi duyulana kadar aşağı eğilip bekledi. Sonra dönüp “İyi misiniz?” dedi Ayşe’ye. Kerem yine annesinin arkasından fırlayıp, Altay’ın bacaklarına sarılmıştı, “Bizi kurtardın Altay amca, teşekkür ederim!” diyerek ağlamaya başladı. Altay zaten kaç gündür aklından çıkaramadığı bu sevimli çocuğun gösterdiği sevgiye ve ağlamasına üzüldüğü için çömelip sıkıca sarıldı ona, “Korkma, başın her sıkıştığında gelirim ben tamam mı?” dedi sevgiyle. Ayşe ikisinin arasındaki bağı anlamaz gözlerle bakıyordu onlara.
(devam edecek)