Belge alımı sona erdiğinde kepler fırlatıldı ve herkes coşkuyla ailelerinin yanına koştu. Deniz ise hemen bahçeye çıktı ve elindeki belgeyi gökyüzüne kaldırıp ağlamaya başladı. Henüz herkes içeride olduğu için bahçede kimse yoktu. Kalabalık çıkmadan bahçeden ayrılıp gitmeyi düşünüyordu ki, o elini kaldırdığında arkasından gelen alkış seslerinin nereden geldiğini görmek için dönüp baktığında, ona gülümseyerek bakan, Nimet hanım, Derya hanım ve Hakan’ı gördü. Salonda onu alkışlayanlar rastgele insanlar değillerdi belli ki.
“Tebrik ederiz!” dedi Nimet hanım sevinçle yanına gelerek, “Seni böyle bir günde tek başına bırakacağımızı mı sandın?”
Deniz onları gördüğüne bu kadar sevineceğini hiç tahmin etmiyordu ama ağlayarak Nimet hanıma sarıldı, o da sevgiyle kucakladı. Arkasından Derya hanım da onu sımsıkı kucaklayarak tebrik etti. Derya hanımın kollarından ayrıldığında ona mutlulukla gülümseyen Hakan’a döndü. Hakan ondan çekindiğini bildiği için sadece elini uzattı ve tebrik etti.
“Haydi bakalım araba bekliyor yemeğe gidiyoruz!” dedi Nimet hanım ve onu alıp güzel bir restorana götürdüler.
Deniz annesinin öldüğünü ve ona kalan miras ile bir ev alıp, kendine ait bir hayatın temellerini attığını heyecanla anlattı onlara. Hakan onun aile hikayesini bilmediği için gülümseyerek ve sessizce dinledi onu. Nimet hanım ve Derya hanım bu habere çok sevinmişlerdi. Nimet hanım eğer kendine bir iş bakmadıysa, vakıfta ona hâlâ ihtiyaçları olduğunu söyledi hemen. Deniz bu teklife çok sevinse de, kabul etmek konusunda tereddüt ettiği için biraz dinlenmek istediğini söyleyiverdi. Artık maddi olarak sıkıntı yaşamadığı için buna inanacaklarını biliyordu. Yemek boyunca Hakan hep sessizdi. Deniz elinde olmadan arada bir ona bakıyor, Hakan sadece gülümseyerek karşılık veriyordu.
Yemek sona erince Nimet hanım kararını verince onu mutlaka beklediğini söyledi ve Derya hanımla bir işleri olduğunu söyleyerek kalkmaya hazırlandı. Kimseye fırsat vermeden Hakan’a Deniz’i eve bırakmasını tembihleyince, Deniz sesini çıkaramayıp kabul etti. Nimet hanım torununun artık geri durmaması gerektiğini düşünüyordu. Böyle devam ederse kızı elinden sahiden kaçıracaktı. Derya hanım Nimet hanımın neyi niye yaptığını bilecek kadar iyi tanıdığından dönüp Hakan’a göz kırptı.
“Hayatını yoluna koymana gerçekten sevindim!” dedi Hakan eve dönerlerken.
“Ailenin katkıları unutulmaz!” dedi Deniz kibarca, “Umarım senin de hayatında güzel gelişmeler olmuştur!”
“Olmasını istediklerim için bekliyorum!” dedi Hakan, “Umuyorum ben de senin gibi mutlu olurum bir gün! Vakfa benim yüzümden dönmekten çekiniyorsan, sen istemediğin sürece hayatına dahil olmaya çalışacağımı düşünme lütfen. Bana söylediklerini unutmadım ve açıkçası acısını hâlâ hissediyorum. İçtenliğimin arkasında acıma duygumun olduğunu düşünmen karşısında çaresizliğim devam ediyor.”
Deniz onun yüzüne baktı üzülerek, her şeyi yeniden birlikte kuralım dediğinde ona acıdığı için böyle yapmaya çalıştığını söylemişti.
“Artık acınacak durumda değilim sanırım!” dedi gülümseyerek. Hakan önce bunun ne anlama geldiğini anlayamadığı için dönüp ona baktı ve “Haklısın!” dedi sonra neşeyle ama bir sonraki adımın ne olduğunu kestiremediği için Deniz’in yeni evinin önüne gelene kadar gülümseyen bir sessizliğe gömüldü. Ondan bir tepki gelmeyince Deniz’de söylediğine pişman olmuş başını dışarı çevirmişti. Neden ona bu davetkar cümleyi, kurmuştu ki şimdi durup dururken. Aslında babasına mezuniyet belgesini göstermek için bahçeye çıktığında, en çok onu gördüğüne sevinmişti. Yemek boyunca onunla konuşsun istemişti içten içe ama Hakan hep sessizliği tercih etmişti. Bu geliş sadece anneannesine nazikçe eşlik etmekle ilgiliydi belli ki ama o sanki kendisi işçinmiş gibi hemen kendini ele vermişti. Üstelik daha önce onun kolay bir kız olduğunu düşünmesine sebebiyet verdikten sonra. Hakan, Deniz’in aklından geçenlerden habersiz, evin önüne geldiklerinde kendini ancak toparlayabilmişti. Arabadan onunla inip apartmanın önüne kadar yürüdü.
“Çok güzel bir yere benziyor!” dedi nazikçe, bu kez Deniz içine kaçtığı için nazikçe gülümseyerek karşılık verdi. Biraz sonra ayrılacaklardı ve o hissettiklerini Hakan anlasın istemiyordu.
“Bıraktığın için teşekkür ederim. Törene katıldığınız için de öyle tabi. Benim için değerliydi. Kendine iyi bak!” dedi ve bahçe kapısının demirini kaldırdı içeri girmek için. Hakan onun arabada söylediğinden sonra böyle dönüp gitmesini beklemiyordu. Refleks olarak uzanıp kolunu tuttu durması için. Deniz’in kalbi öyle hızlı attı ki o an, Hakan duyacak diye ödü kopsa da dönüp onun yüzüne baktı.
“Ben aslında ne söylemem gerektiğini bilmiyorum!” dedi Hakan gözlerini onun gözlerinden ayırmadan. Deniz bayılacak gibi hissediyordu heyecandan.
“Sanırım söyleyecek söz aramaktan vazgeçmeliyim!” dedi Hakan onun da kalbi Deniz’in ki gibi çarpmaya başlamıştı, onu tutuğu kolundan çekti kendine doğru, ve kolunu beline dolayıp, gözlerine baktı. Deniz daha önce olanlar yüzünden yaşadığı tedirginlikle, şu an hissettikleri arasında tereddüt ediyordu. Hakan onun gözlerindeki endişeyi görünce kendine çekip alnından öptü sadece ve bıraktı.
“Özür dilerim! ben sadece söyleyeceklerimden daha çok şey anlatır diye düşünmüştüm!” dedi Deniz’in kaçıp gitmesinden korkarak. Deniz’in nefesini toparlaması bir kaç saniye sürdü ve yutkunup toparlandı.
“Anladım!” dedi mahcup bir şekilde.
“Yarın alayım mı seni?” dedi Hakan şimdi bir şey söylemeden ayrılırsa yeniden karşılaşmayı beklemek istemiyordu artık.
“Olur!” dedi Deniz yine utanarak, Hakan gülümsedi ve uzanıp yanağından öptü bu kez. Deniz kıpkırmızı oldu .
“Yedide gelirim!” dedi Hakan ve başıyla girmesini işaret etti bahçeden ve p apartmanın kapısından girene kadar baktı arkasından. Deniz girince dönüp el salladı ona.
Nihayet her şey “Yeniden” başlamıştı aralarında.
SON
“
Merhaba, bitti mi?
BeğenLiked by 1 kişi