Derya hanım burada iyi iş çıkardığını diplomasını aldıktan sonra yine çalışmak isterse onu seve seve kabul edeceklerini söyleyince Deniz’in gözleri doldu yine. Nimet hanıma da teşekkür etmesi gerekiyordu. Asıl teşekkür etmesi gereken kişi oydu aslında. Hakan ertesi sabah gelip onu anneannesinin evinde kahvaltıya götürebileceğini söyleyince de gülümsedi. Hakan’ın ne o gece, ne de şimdi ona zarar vermek istemediğini biliyordu artık. O yüzden ona yaptığı onca şeyden sonra ters davranmak istemiyordu. Nimet hanımı da ziyaret edip teşekkür ettikten sonra onunla yollarının ayrılacağını zaten daha önce söylemişti.
Deniz’in vakıftan ayrılma isteğini Derya hanım çoktan haber vermişti Nimet hanıma, Galip bey de vakıftan Deniz ile birlikte ayrıldıklarını söylemişti. Dolayısıyla Hakan anneannesini ertesi gün kahvaltıya geleceklerini söylemek için aradığında Nimet hanım hiç bir şaşkınlık belirtisi göstermedi. Vakıftan ayrıldıktan sonra Hakan Deniz’i yeni tuttukları daireye getirdi ve konuşmak veya vakit geçirmek için üstelemeden veda edip ayrıldı. Ertesi sabah nasılsa yeniden görüşeceklerdi. Deniz’in o gece ona acıdığı için yakın olmak istediğini sanmasına üzülmüştü. Ona bunun aksini ispat etmenin şimdilik bir yolu yoktu maalesef.
Ertesi gün kahvaltıya geldiklerinde Nimet hanım Deniz’e vakıfta kalmaya devam etmesi için ısrar etmedi. Aslında Hakan anneannesinin onu bırakmayacağını düşünmüştü. Nimet hanım onun beklentisinin aksine, Deniz’in kendi ayakları üzerinde durabilecek cesarete kavuştuğuna çok sevindiğini söyledi. Vakıfta yapmak istedikleri kadınları sonsuza kadar misafir etmek değil, tam da Deniz’e olduğu gibi yeniden hayata karışacak cesareti bulmalarını sağlamaktı. Tabi ne zaman dara düştüğünü hissederse artık vakfın yerini biliyordu. Nimet hanım, Derya hanım olmasa bile mutlaka birileri vakfı devam ettiriyor olacaktı. Deniz kahvaltı bitip, kahvelerini de içtikten sonra kalkmak için izin istedi. Hakan onu bırakmak için yeniden harekete geçmişti ki, artık buna gerek olmadığını söyledi. Bundan sonra kendi başına olacağına göre evin yolunu da kendi başına bulmalıydı. Nimet hanım da onu destekleyince Hakan bir şey söyleyemedi. Sadece dışarı kadar ona eşlik etti. Deniz kapıdan çıkarken ona da yaptıkları için teşekkür ettikten sonra yürüyüp uzaklaştı.
Geri geldiğinde yüzü o kadar mutsuzdu ki Nimet hanım anladığı halde hiç bir şey belli etmedi. İkisi arasında olacaklara bundan sonra karışmaması gerektiğini düşünüyordu. Nasılsa bir daha görüşüp görüşmeyecekleri konusunda Galip beyden bilgi alacaktı. Onlar Deniz’in hayatını kurtarmıştı ama o da Hakan’ın hayatını kurtarmıştı bir şekilde. Hakan geceleri barlar sokağına uğramadan doğruca evine gidiyordu artık ve belli ki kalbinin yerini yeniden hatırlamıştı. Bundan sonrasını kadere bırakmak en doğrusu olacaktı.
Hakan anneannesinin düşündüklerinden habersiz onu sorguya çekeceğini veya bir şeyler için üsteleyeceğini sandığı için fazla durmadı ve ayrılıp evine gitti hemen. Deniz’in kirasını her ay düzenli ödeyecekti ama onu bir süre kendi haline bırakmak istiyordu. Aslında istemiyordu, görüşmeye devam etmeliydiler ona göre ama onun güvenini kazanması bu şekilde mümkün değildi. Nasıl olacağını o da henüz bilmiyordu.
Deniz yeni dairesinde kendini çok daha iyi hissetmeye başlamış, olanları düşünmemeye çalışarak kendini iyice derslerin vermişti. Bir sene daha kaybetmeyi göze alamayacağı için mutlaka mezun olması gerekiyordu. Karşısına Nimet hanım ve ailesi gibi iyi insanlar çıktığı için çok şanslıydı ama kalan hayatında şansın ona yardım etmesini bekleyemezdi. Kendisi de biliyordu ki başka şartlar altında karşılaşmış olsalar Hakan’a karşı kalbini bu kadar sıkı kapatamazdı ya da kapatmaya uğraşmazdı. Onun başına gelenleri dinledikten sonra kalbi ona karşı iyice yumuşamıştı ama bu zaten Deniz’in en büyük zayıflığı olduğu için bir an önce oradan kaçmak istemişti. Kalbinin zayıf olmasına izin vermeden yaşamalıydı bundan sonra. Bir yandan derslerine odaklanırken bir yandan kendine yarım gün çalışabileceği bir iş buldu. Okulun yakınındaki kırtasiyede fotokopi çekiyordu. Çok bir para almasa da yine de onu idare ediyordu. Biriktirdiği para bitse bile babasının maaşından ona bağlanan kısım ve bu parayla mezun olup, diploması ile bir iş bulana kadar rahatça idare ederdi. Aslında vakıfta çalışıp, kendisi gibi zor durumda olan kadınlara yardım etmeye devam etmeyi çok isterdi ama olanlardan sonra o aile ile yeniden bir bağ kurmak istemiyordu. Her şeye yeniden başlamalıydı. Böyle söyleyince aklına Hakan geliyordu o sabah konuştuklarından dolayı ama onunla olmasa da yeniden başlamaları gerektiği konusunda haklıydı. O da kendi standartlarında birini ve kendi yolunu mutlaka bulacaktı. Annesi yüzünden başına gelmedik kalmamıştı ama tüm bu olanlar onu güçlendirmişti. Yeniden başlayacağı hayatında annesi yoktu, annesinin kim olduğunu bilen de olmayacaktı.
“Öldü” diyecekti soranlara, “Annem ve babam öldü ve ben tek başıma ayakta duruyorum!”
Galip bey Hakan’ı, Hakan ise uzaktan Deniz’i takip etmeye devam ediyordu bu arada, Nimet hanım her ikisini de takip etmiş oluyordu böylelikle. Deniz’in o daireye taşınmasında torununun parmağı olduğunu anlamak zor değildi. Hakan gündüz işine gidiyor, iş çıkışı mutlaka Deniz’in apartmanının önünden geçiyordu. Ev sahibi kirayı istediği sürece orada olacağından emindi nasılsa.
Gülten hanım kızı ve kocasını evden kovduktan sonra söylediği gibi genç sevgili Yıldırım ile resmi nikah yaparak istediğine kavuşmuştu. Ancak Yıldırım’la olan aşkının sandığı gibi güçlü olmadığını anlaması uzun sürmedi. Onca zaman aşkından yanıp tutuşarak evlenmelerini bekleyen Yıldırım, evliliklerinin birinci yılı tamamlandığında onun bir kazaya kurban gitmesini sağlayarak dul ve acılı kocası olarak mirasına sahip olmuştu. Deniz vakıftan ayrıldıktan üç ay sonra posta kutusuna bırakılmış olan ilamı görünce ne olduğunu anlayamadı. Annesinin avukatı onun payının ne olduğunu bildiren resmi bir ilamı adresine yollatmıştı. Yıldırım annesinin mal varlığının bir kısmını Gülten hanımın sağlığında çeşitli gerekçelerle vekalet alarak üzerine geçirdiği için vefatı ile paydan az alıyor gibi gözükse de aslında kendini garanti altına alacak kadarına sahipti. Deniz’e kalan pay da iki daire ve bankada üç daire alacak kadar miktarda bir paraydı. Bunlar Gülten hanımın şahsi ve kendi adına olan mallarıydı. Deniz kendine kalan mirasın tutarını ve nasıl başvuracağını anlatan işlemlerin olduğunu kağıdı titreyen elleriyle tutarken bir yandan geçmişin tüm acıları bir yanan geleceğini garanti altına alabileceğinin mutluğunu bir arada yaşıyordu. Her şeyi doğru okuyup anladığından emin olmak için en az dört beş kere okudu. Annesinin bu kadar kısa sürede hayattan ayrılmış olması bir kader miydi? Yoksa onun “Annem ve babam öldü!” deme kararı bir niyete mi dönmüştü. O gece uzun uzun göz yaşı döktükten sonra ertesi gün hemen annesinin avukatı ile bağlantıya geçti. Yıldırım kendine kalan mallar için çoktan işlemleri başlattığından intikaller sağlanmıştı. Deniz bir anda hayatında sahip olmadığı bir mal varlığına sahip olmuştu. Zaten annesinin gerçekte neye sahip olduğunu bilmediğinden bu beş dairenin parası onun için servetti. Mevcuttaki iki daire zaten kiradaydı ve oradan da gelirleri olacaktı. İşlemler tamamlandıktan sonra kendini garantiye almak için satın alabileceği bir ev aramaya başladı. İlk iş olarak kiradan kurtulmalı ve kimseye hesap vermeden yaşayabileceği bir evi olmalıydı.
(devam edecek)
Harika bir hikaye ! Her gün yenisini okumak için sabırsızlanıyorum. Bizlere böyle güzel hikayeler sunduğunuz için, çok teşekkür ediyorum. Kaleminize, yüreğinize, emeğinize sağlık.🌷🌷🌷
BeğenLiked by 1 kişi