“Kim bu adam?” dedi Handan hanım annesine, “Dünden beri bir tatsızlık olduğu belliydi ama anlamadım. Hakan ile ne ilgisi var? Anne kim bu kız Allah aşkına?”
“Kader!” dedi Nimet hanım sakince.
“Kader mi? Ne demek istiyorsun? Kimin kaderi?”
“Herkesin!” dedi Nimet hanım ve Deniz’in durumunu kontrol etmek için onun odasına doğru yürüdü. Derya hanım vakfın doktorunu getirtmiş Deniz’i muayene ettirtmişti. O da işin Hakan ile ne ilgisi olduğunu henüz bilmiyordu ama ona Deniz’i yatağına yatırdıktan sonra dışarı çıkmasını söylemişti.
Hakan kapının önünde anneannesi ve annesini görünce, “Özür dilerim böyle olsun istemezdim ama o serseri hakaret edince dayanamadım!” dedi mahcup bir halde. Nimet hanım torununun koluna sevgiyle dokunup içeri girince, Handan hanım neler olduğunu öğrenmek için oğluyla dışarıda bekledi.
Deniz kendine gelince dinlenmesi için odasında yalnız bıraktılar. Nimet hanım torunu, kızı ve Derya hanımın henüz vakıftan ayrılmamış misafirlerle ilgilenmek üzere aşağı indirdi. Bağışçılardan birinin serseri oğlunun akşamdan kalma olduğundan görevlilerden birine hakaret ettiğini söyleyeceklerdi soranlara. Mete’nin yediği yumruktan öncesini gören veya bilen yoktu. Doktor Deniz’e uyuması için bir hap verdiğinden kendine geldikten sonra fazla dayanamadan derin bir uykuya dalmıştı. Zaten çok yorgun olduğu için ertesi sabaha kadar deliksiz bir şekilde uyudu. Handan hanım oğlundan olan biten her şeyi öğrenmiş, annesinin bu olayın içine tesadüfen girmediğinden emin olsa da oğluna bir şeyden bahsetmemişti. Hakan’ın sorumluluğunu uzun süredir Nimet hanım aldığı için Handan hanım da, eşi de onun oğullarını sürekli takip ettirdiğini biliyorlardı. Hakan’ın bir aydır barlardan ve içkiden uzak durması Handan hanımı da çok sevindirmişti ama Hakan’ın yeniden bir kız yüzünden bunalıma girmesini hiç istemiyordu. Hakan’ın haline bakılırsa, Arzu’dan sonra ilk kez birine kalbini açmıştı. Nimet hanım ona “Ben ilgileniyorum!” dan başka açıklama yapmayınca eve gitti. Hakan, Deniz’in olduğunu görene kadar vakıfta kalmak istedi ama Nimet hanım sadece kadınların kaldığı bir yerde ona yer veremeyeceklerini söyleyerek ret etti.
“Deniz burada güvende, Derya hanım ve herkes onun yanında! Bırak biraz kafasını toparlasın!” dedi, Hakan toplantı salonunda konuştuklarından bu kez anneannesine bahsetmek istemediği için ısrar etmedi ve eve döndü. Etkinlik sona erdiği için eski güvenlik önlemleri yeniden devreye girmişti. Vakfa kimsenin habersiz gelip girmesine izin verilmiyordu. Misafir edilen kadınların yakınlarından onlara zarar vermek isteyenler her zaman çıkıyordu.
Deniz gözlerini açtığında gün aydınlanmıştı. Uzun zamandır uyuduğu için kendini sersemlemiş ve bitkin hissediyordu. Hakan’ın Mete’ye indirdiği yumruğu hatırlayınca telaşla doğruldu yerinden. Olanlara inanamıyordu. Kendini düze çıkaracağına inandığı bir anda hayatını mahveden bütün geçmiş ayaklanmış önüne dikilmişti.
“Bir annem eksik!” dedi elini başına götürerek. Misafir kadınlar bir gün önce Deniz ve Hakan’ın yakınlaşmasını fark edip, arkasından Hakan’ın Deniz için bir adamı yumrukladığını duyunca kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı. Sabah kahvaltı vakfın girişinde yeniden Hakan’ı Derya hanımla konuşurken görenler hemen diğerlerine haber uçurdular. Kimi bir peri masalının yaşandığına, kimi Deniz’in uyanık çıkıp zengin ve bekar torunu tavladığına inanıyordu. Her durumda Deniz’in bundan sonraki hayatı her şeyi unutturacak gibi duruyordu. Hakan’ın davetsiz ve sarhoş misafirden Deniz’i nasıl kurtardığı bir dizi sahnesi gibi anlatılır olmuştu. Hakan adamı yumrukladıktan sonra Deniz’i çekip dudaklarından öpmüştü.
Deniz uzun süredir vakıfta kaldığı için odasında toparlanmaya çalışırken hakkında konuşulacakları tahmin ediyordu. Hakan ile öncesinde olanların Nimet hanım ve Handan hanım tarafından bilinmesi de çok utanç vericiydi. Hakan’ın Mete ile karşılaşmadan önce söyledikleri ise iyice kafasını karıştırıyordu.
“Bu benim hikayem olamaz!” dedi kendi kendine, “Derya hanım belki okulla konuşup, kampüsteki yurtlardan birinde kalmam için yardımcı olur! Bu aileye daha fazla karmaşa yaratmadan, kendi yoluma gitmeliyim!” diyerek kalkıp çantasını topladı. Yapılanların hepsine minnettardı, böyle bir vakfın hayatta tutunacak dalı olmayan kadınlar için ne kadar önemli olduğunu görmüştü. Dışarıda desteğe ihtiyacı olan daha yüzlerce kadın vardı, o kendini idare edecek kadar toparlandığına göre daha fazla yük olmaya gerek yoktu. Çantasını hazır edip, Derya hanıma okulla konuşup, konuşamayacağını sormak için aşağı indi. Nimet hanım burada yardımcı olduğu süre boyunca ona cüzi de olsa bir maaş bağlatmıştı. Babasından kalan maaşı alması için gerekli başvurular yapılmış, buraya gelişinden bir kaç ay sonra o da hesabına yatmaya başlamıştı. En kötü ihtimalle bir oda tutabilir, dışarıda kendine bir iş bulup, hayatına devam edebilirdi. Mezuniyetine altı aydan az kalmıştı.
Derya hanımın odasına girince Hakan’ı görmeyi beklemediği için bir kaç saniye bocaladı.
“Gel bizden senden bahsediyorduk!” dedi Derya hanım.
Geri de çekilemeyince önceki günden bahsetmemek için Hakan’ın karşısındaki koltuğa oturup hızlıca niyetini açıkladı.
“Dönemin ortasında okulun sana yurt ayarlayabileceğini sanmıyorum!” dedi Derya hanım yorum yapmadan, “Okul üzerinde bu kadar etkimizde yok zaten!”
“Tamam teşekkür ederim!” dedi Deniz ve başıyla selamlayıp çıktı odadan.
“Öylece gidecek mi?” dedi Hakan Derya hanıma bakıp.
Derya hanım “Onu zorla burada tutamayız öyle değil mi?” deyince de kalkıp Deniz’in peşinden çıktı odadan.
Deniz, Derya hanımın söylediklerinden sonra, hemen o gün çıkıp kendine bir yer bakması gerektiğine karar vermişti. Bir yer bulana kadar vakıfta kalması gerekecekti yine ama diğer kadınlara açıklama yapmak istemediği için ortak alanlarda gözükmek istemiyordu. Odasına gidip el çantasını aldıktan sonra bir yer aramak için dışarı çıktı. Hakan onun peşinden gidip terslenmekten korktuğu için vakfın dışında arabasının içinde bekliyordu. Onun çıktığını görür görmez inip yanına geldi.
“Yer araman için sana yardım etmek istiyorum! Böylece daha hızlı olabilirsin!” dedi kibarca.
“Bunu ret etmek için bir nedenim yok sanırım!” dedi Deniz, “Beni kurtardığın için de sana teşekkür edememiştim aslında!” diye devam etti utanarak, “Talihsiz bir karşılaşmanın o gece yaşanmasını hiç istemezdim!”
Hakan bir şey demeden gülümsedi ve arabaya bindiler beraber, dışarıda onu beklerken kalabileceği yerler konusunda internetten kısacık bir araştırma yapmıştı. Üniversite yakınında yurt olmasa da öğrencilere stüdyo daireler kiralayan bir yeri arayıp, fiyatını ve boş yer olduğunu öğrendiği için doğrudan oraya götürdü Deniz’i.
Bir oda bir salon küçücük bir evdi burası ve bir kişinin tüm ihtiyacını karşılayacak konfora sahipti. Sürekli öğrencilere kiraya verildiğinden pırıl pırıl olmasa da Deniz’in rahatlıkla yaşayabileceği bir yerdi. Deniz yer sorununun bu kadar hızlı çözülmesini beklemediği için çok mutlu olmuştu. Dairenin kirası sandığı kadar yüksek çıkmayınca daha da çok sevindi ve hemen anlaşmayı yaptılar.
“Gördün mü iyi şeyler de oluyor hayatta?” dedi Hakan dışarı çıktıklarında, yeri tuttuğu için Deniz hemen dönüp hazır olan çantasını alıp gelmek istiyordu. Dairenin yüksek kirasının kalanını Hakan’ın ödeyeceğinden haberi yoktu. Hakan konuştuğunda ne kadar kira söylemesi gerektiği konusunda ev sahibi ile anlaşma yapmıştı. Bu ihtimal Deniz’in aklına bile gelmediği için bu güzel ve sevimli daireyi bu kadar uygun fiyata hiç yorulmadan bulduğu için çok mutluydu.
“Haklısın!” dedi gülümseyerek.
“İkimiz olunca her şey daha kolay oluyor gördün mü?” dedi Hakan hemen ama Deniz’in yüzü hemen ciddileşti. Vakfa dönüp, Derya hanımla vedalaştı önce, sorulara cevap vermek istemediği için şimdilik diğer kadınlarla konuşmak istemiyordu ama sonra mutlaka gelecekti.
(devam edecek)