“Bunun adı yaşamak mı?” demişti Handan hanım son görüştüklerinde , “Sen yaşamıyorsun Hakan, hayatı tamamlanması gereken bir görev gibi tüketiyorsun sadece.”
“Peki sen ne yapıyorsun benden farklı olarak?” demişti Hakan annesinin yüzüne ifadesiz bir şekilde bakarak, “Çaba gösteriyorum, başkalarının hayatlarına fayda sağlamaya çabalıyorum. Aslına bakarsan ailede sen hariç hepimiz anneannenin vakfı için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yaptıklarımızın hepsini de aslında sadece kendimiz için yapıyoruz. Bu bize bir amaç veriyor, fayda sağlamak mutlu ve işe yarar hissettiriyor. Her insanın farklı olduğunu, ne yaşanırsa yaşansın insanların yaşama umuduyla yeniden buluşabileceğini görüyoruz. Aslına bakarsan belki de vakıf hepimiz için bir okul!”
“Gelip kadınların hayatların feyz almamı mı istiyorsun?”
“Ben sana vakıf için çalış demiyorum. Çalışmak istersen yardıma ihtiyacımız var ama sana söylediğim ruhsuz bir bedenmiş gibi yaşamayı bırak. Canın yeniden yanacak diye korkuyorsun biliyorum ama yeniden yakalayabileceğin mutlulukların da önüne geçiyorsun böyle!”
“Ben mutluyum! Vakıf için yardım edebileceğim bir şey varsa bu ara biraz boş vaktim olacak, uzun zamandır yıllık izin kullanmadığım için birikmiş üç ayım var. Şirket artık bunu kullanmamı istiyor. Hepsini bir arada alamasam da en azından bir ayını haftaya alayım diyorum. Benden istediğin bir şey varsa yardım edebilirim!”
“Harika!” dedi Handan hanım bu fırsatı yakaladığına çok mutlu olmuştu, Hakan’ı en azından merkezde bir süreliğine tutmayı başarırsa Derya hanım ne yapıp edip, onun bütün kilitlerini kırabileceğinden emindi
“Anneannen ve Derya hanım kadınlar için bir yeni yıl etkinliği düzenlemek istiyorlar. Eğlenebilecekleri bir yeni yıldan bahsediyorum.”
“Anneannem her yıl düzenlemiyor mu zaten yeni yıl etkinlikleri?”
“Evet ama bu sefer farklı olsun istiyor. Öyle sadece süslemeler yemekler, tombalalar değil, müzikli bir eğlence istiyor. Tabi hepimiz o gece orada olacağız. Bizim için de ailenin bir arada olduğu hoş bir eğlence olacak!”
“Benden ne istiyorsun?”
“Anneannenin asistan olarak yetiştirdiği bir kız var, Deniz. Onunla beraber bu etkinliği organize edebilirsin. İkiniz de gençsiniz. Eminim bizlerden daha iyisini ortaya çıkarabileceksiniz!”
“Parti mi organize edeceğiz yani? Benim gibi asosyal bir adamın ne yapabileceğini sanıyorsun?”
“Eğlenebileceğini ve eğlenmeyi unutmadığını sanıyorum. Yardım edeyim dedin, işte sana yardım. Sence benim düzenlediğim bir partide insanlar anneannenin istediği gibi eğlenebilirler mi?”
Güldü Hakan, Handan hanım çoğunlukla klasik müzik dinlerdi. Gürültülü olduğunu söylediği güncel müziklerden hoşlanmazdı, bilmezdi de, “Sonuçta yüzyılın partisi değil!” dedi annesine omuz silkerek. Aslında bir kez olsun bir şeylerin ucundan tutup onun dilinden kurtulmak istiyordu sadece. O kız her kimse zaten bu işi yapmak zorundaydı belli ki, Hakan’ın sadece işin içindeymiş gibi gözükmesi yeterdi.
Nimet hanım kızının planını dinleyince bir süre şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi. Hiç planlamadığı bir şekilde torunu ve Deniz yüz yüze gelecekler ve vakfın eğlencesini düzenlemek için birlikte çalışmaları gerekecekti. Aralarında geçenleri kimse bilmediği gibi, ikisi Nimet hanımın bildiğini de bilmiyorlardı, “Buna gerek yok!” diyecek gibi oldu ama sonra bu iki gencin hayatı beklenmedik şekilde ikinci kez kesiştiğine göre ilahi planın bir bildiği olduğunu düşündü. Karşılaştıklarında orada olmak istiyordu sadece ve kendilerini ele vermemeleri için etrafta başkaları da olmasa iyi olurdu.
“O zaman şöyle yapalım!” dedi kızına bozuntuya vermeden, “Bu merkezdekiler için de sürpriz olacağından, o ikisi benimle çalışsınlar! Hakan zaten merkeze gitmeyi pek istemiyor.”
“Ama anne zaten Derya hanımla bir araya gelsin diye onu bu işe bulaştırdım. Sana gelirlerse benim planıma hizmet etmiyor ki!”
“Canım önce bir benim yanıma gelsinler, zaten Derya’nın kontrolünde olmayacak mı her şey. Geçen konuştuğumuzda seçeceğimiz şarkılara bile özen göstermeliyiz dedi. Kadınları olumsuz etkileyecek bir şeye neden olmak istemiyoruz! O işleri onunla halledecekler eninde sonunda.”
“Peki tamam nasıl istersen, o halde ben Hakan’a seni aramasını mı söyleyeyim?”
“Yok ben Deniz ve Derya ile konuşayım onu ararım!” dedi Nimet hanım. Bu olayın sonunda Galip beyin Hakan’ı takip ettiği de ortaya çıkacaktı. O yüzden iki genci karşılaştırmadan önce iyice düşünüp taşınmak istiyordu. Ayrıca ikisi karşılaştıktan sonra birlikte bir şey yapmak istemeyebilirlerdi. Deniz, Nimet hanımın Hakan ile bağını öğrenince nasıl tepki verecekti, bunların hepsini kafasında oturtmaya ihtiyacı vardı. Neyse ki Handan hanım onları bir araya getirmeden önce gelip anlatmıştı. Derya hanıma Deniz’in hikayesindeki son delikanlının torunu olduğunu söyleyebilir ve ondan yardım isteyebilirdi aslında ama yine de iyice düşünmek istiyordu.
Handan hanım oğlunu nihayet kendi kafasındaki çözüme bu kadar yaklaştırmışken Nimet hanımın neden böyle ağırdan almak istediğine bir anlam verememişti ama uzun süredir Hakan’ın kontrolünü ona bıraktıkları için bir bildiği vardır diye düşünüp, oğluna anneannesinin onu arayacağını söyledi.
Deniz ve Mete’nin ilişkileri devam ederken Banu başından beri hoşlandığı Mete’den hiç vazgeçmemişti. Yine de Mete’nin Deniz ile ilgilendiğini öğrendiği andan itibaren kendini geri çekmiş ve onlara saygı göstermeyi düşünmüştü. Elinden geldiğince Mete’ye olan duygularını bastırmak istemişti ama maalesef bu pek mümkün olmamış, Mete’lerin yazlıklarının olduğu o yerde karşılaştıklarında Mete’ye duygularını itiraf etmiş, Mete’de Deniz’e rağmen ona karşılık vermişti. Mete annesinin Deniz’i pek onaylamadığını başından beri biliyordu. Onu seviyordu ama hayatında yaşadıkları yüzünden içten içe problemleri olması onu korkutuyordu. Banu, yakınlaştıkları o yaz, Deniz’in ruh sağlığının göründüğü kadar iyi olmadığından bahsetmişti. Annesinin ona yaptıkları yüzünden çoğu zaman kendini doğru şekilde yönetemiyordu. Elbette bunlar gerçek değildi ama Banu eline fırsat geçmişken kendini Deniz’den daha iyi göstermek istemişti. Deniz’in bu halleri ileride kontrolden çıkabilir, hatta evlenirlerse çocuklarına bile geçebilirdi. Zaten annesi aklı başında bir kadın olsa, genç bir adamla birlikte olur, öz kızına sırt çevirir miydi. Deniz’in de annesinden almış olabileceği genetik bir şeyler mutlaka olacaktı. Annesinin Deniz’in annesinin yaptıklarını onaylamayışının ardından bir de bu tür sorunların yaşanabilme olasılığı Mete’yi düşündürmüş, aslında kendine itiraf edememiş olsa da Deniz ile bir gelecek kurmaktan çoktan vazgeçmişti. Bu yüzden Banu ile yakınlaşmak ve bu yakınlığı sürdürmek de bir sakınca görmemişti. Sonuçta onlar gençti, bir okul aşkı yaşamışlardı. Yaşamışlardı kabul ediyordu ama artık okulları bitiyor ve önlerinde gerçek bir hayat başlıyordu. Alacağı riskleri ailesi ve kendi açısından doğru değerlendirmeliydi. Okul bitince Deniz ile yollarını ayırmak daha kolay olacağı için bekliyordu. Bu arada Banu ile de bir gelecek planı yoktu, sadece kalan zamanda okul yıllarını boşa harcamak istememişti. Deniz onların birlikteliklerini öğrenip, kendi girdabına sürüklendikten sonra ikisinin ilişkisi de devam etmemişti. Banu, Deniz’in yerine geçtiğini düşünürken, Mete Deniz’i terk etmeyi planladığı şekilde diploma töreninden sonra ailesi ile gitmiş ve Banu’yla da bir daha iletişime geçmemiş, onu engellemişti. Oğlunun kendiliğinden Deniz ile ayrılmasına sevinen annesi ise, oğlu için çoktan belirlemiş olduğu gelin adayını hemen onun hayatına dahil etmenin bir yolunu bulmuştu. Mete, Deniz gibi uysal bir kızdan sonra Banu’nun kaprislerinden yıldığı için annesinin onun için bulduğu kıza hiç itiraz etmemişti. Arada aileler olduğu için birbirlerini okul ortamındaki gibi hızla tanımaya fırsatları olmayacaktı ama Mete’nin de bir acelesi yoktu zaten.
(devam edecek)