Derya hanım üç hafta boyunca Deniz’i hiç dışarı çıkarmadan vakıf merkezinde tutmayı başarabildi. Deniz kendini ve dünyayı bir süreliğine bıraktığı için böyle bir yerde olmaktan hoşnutsuz değildi. Kimse onu bir şeye zorlamıyordu. Odadan çıkmak isterse, çıkıp diğerlerine karışıyor, istemiyorsa kapısı günlerce kapalı kalıyor sadece yemek, çay, su ve çamaşırlar geliyordu. Odaların günlük işlerini yapan kadınlar çok sessizlerdi. İçeride biri varsa izinle giriyorlar, sessiz ve hızlıca işlerini yapıp çıkıp gidiyorlardı. Deniz koridorlarda dinlendirici ve hafif bir müziğin çaldığını günler sonra fark edebilmişti. Eğer isterse yayın odalardan da dinlenebiliyordu. Her şey, sürülen yaşam gibi çok sadeydi içeride. Toz mavi rengin hakim olduğu mekanlar geniş ve ferahtı. Üçüncü haftanın sonunda Deniz biraz daha bu girdaba sürüklenirse çıkamayacağını fark etmiş, odadan her öğünde çıkmayı tercih etmeye başlamıştı. Derya hanım her ne kadar onu kendi haline bırakmış gibi gözükse de, Nimet hanımın emaneti olduğunu söyleyerek ya yemeklerde, değilse odasına uğrayarak ona kısa telkinlerde bulunuyordu. Onu tamamen başıboş bırakmamışlardı aslında ama öyle sanmasını istiyorlardı. Üç hafta gibi kısa bir süre geçmiş olsa da Deniz buraya alışmıştı, yeniden dışarı çıkıp hayata karışmak istemiyordu. Derya hanım kendini iyi hissediyorsa yavaş yavaş diğer kadınlarla iletişim kurmaya çalışmasını önerdi. Zaten o istemese de kadınlar ortak alanlarda bulunduğu zamanlar ona eşlik etmek için yanına geliyorlardı. Nimet hanım haftada bir iki kez uğruyor ama Deniz’i görmek için özellikle peşinde dolaşmıyordu. Geldiğinde ortak alanlardan birindeyse onunla kısa bir sohbet edip yeniden ayrılıyordu. Derya hanım Deniz’in okuluna devam etmesi için uygun şartları araştırmıştı ama bu dönem çoktan kaçırıldığı için ancak gelecek yıl diplomasını almak için bir şansı olacaktı. Bir yıl kaybetmiş olacaktı ama en azından diplomasını alabilecek ve emekleri boşa gitmiş olmayacaktı. Yeniden okula döneceği zaman gelene kadar Derya hanım onu merkezin ofislerinde devam eden işlere dahil etmek istiyordu. Böylece Deniz yarım gün diğer kadınlarla vakit geçirdikten sonra ki bunların çoğu sohbetler değil, grup halinde alınan eğitimler oluyordu, kalan vakitte de Derya hanımın onu yönlendirdiği ofislere yapılan işleri öğrenmeye çalışıyordu. İki ayın sonunda Deniz hem fiziksel, hem de ruhsal olarak daha farklı görünmeye başlamıştı. Yüzü gülüyor, herkesle neşeyle sohbet ediyor ve hızlıca adapte olup öğreniyordu. Nimet hanım ondaki gelişmelerden çok memnundu, tabi en büyük başarı Deniz’i zorlamadan kozasından çıkarabilen Derya hanıma aitti. Ona hiç bir zaman buradaki kadınlardan biri gibi davranmamıştı. Kendini aciz hissetmesine de izin vermemişti.
Nimet hanımın kızı Handan hanım merkezin işleri ile herkesten çok ilgilendiği için annesinin merkeze getirdiği bu yeni kızla tanışmıştı. Nimet hanım ona, Deniz’in Hakan ile bağlantısından söz etmemişti. Aslında Nimet hanım ve Galip bey dışında bunu bilen yoktu. Deniz’in öğrenmesi ve yapması gereken işlerin bir kısmını Handan hanımla çalışması gerekiyordu. Handan hanım annesinin Deniz’i nereden tanıyıp, getirdiğini bilmediği için onu geçmişte yaşadığı mağduriyetlerin çoğunu da bilmiyordu. O annesi gibi kadınların hikayelerinin içine girmeyi sevmezdi. Yapılacaklar konusunda harekete geçmekte ve organize etmekte iyiydi ama fazla duygusal olduğundan hikayelerden etkileniyordu. Bu nedenle idari işlerle ilgilenmeyi daha çok tercih ediyordu. Kadınların hayat hikayeleri zaten Derya hanım ve diğer uzmanların konusuydu. Deniz ile çalışırken de onun hikayesi ile hiç ilgilenmedi. Daha önce de vakıftan destek alan kadınları kadrolara almışlıkları vardı.
Beşinci ayın sonunda Deniz eve hiç uğramadığı için gidip kontrol etmesi gerektiğini düşünmeye başladı. Bunca ay boyunca faturalar da ödenmemişti. Henüz burada tam kadrosu tanımlanmadığı için yasal bir geliri yoktu ama Nimet hanım ona elden günlük destek veren kadınlara yaptıkları gibi harçlık verilmesini sağlamıştı. Buraya girdiğinden beri ardından bıraktığı hayatı hatırlamak veya yeniden dahil olmak hiç istememişti. Her ne kadar kendini toparlamış gözükse de dışarıdaki hayata yeniden dönüp bakabildiğinde bunu başarmış sayılacaktı.
Geçen süre boyunca ne Mete ne de Banu hiç aramamışlardı. Onları birlikte görmüş olmasından öte onca aydır okula gitmiyor ve ortalarda görünmüyor olmasına rağmen bunu yapmamışlardı üstelik. Babasını ve kendini kaybetmişti. Şimdi yeniden yüzünü merkezin dışındaki hayata döndüğünde geriye kimsenin kalmadığını biliyordu. Kimseyle karşı karşıya gelmek zorunda olmak istemiyordu. O seneye okula döndüğünde Mete ve Banu zaten mezun olmuş olacaklarından karşılaşma şansları yoktu. Her ne kadar yüzü gülmeye başlamışsa da kalbindeki yaralar sessizce kanamaya devam ediyordu. Onlarla yaşamayı öğrenmişti henüz, onları onarmış değildi.
Derya hanım onun evine gidip, evi komple kapatması fikrini desteklemişti. Eğer bir gün yeniden dışarıdaki hayata dahil olmak isterse bunu acı anılar hatırlayacağı bir evde yapmak zaten istemeyecekti. O yüzden arası soğumadan evi kapatmak ve olanlarla son bir kez daha yüzleşmek en iyisi olacaktı. Binanın önüne gelene kadar sadece hüzünlü bir ruh halindeyken sokak kapısından evin içine girince babasına dair tüm acılar bir yaydan fırlamış oklar gibi kalbine saplanmaya başladı. Vakıftan bir haftalığına izin almıştı. Bu süre zarfında evi toparlayıp, kapatacak, ev sahibine olan borcunu Nimet hanımın ona verdiği borçla ödeyecekti. Borç karşılığı bir yıla yakın vakıfta ücretsiz hizmet verecekti. Zorla sakinleştiği beş ayın ardından bir hafta fırtınalarla dolu geçti. Her şeyi tamamlayıp, günlerce göz yaşı döktükten sonra vakıf merkezine geri geldiğinde Derya hanım onun başa döneceğinden korktu ama sadece iki gün sonra Deniz kaldığı yerden devam etmeyi başardı.
Okulunun açılmasına sadece bir ay kalmıştı. Artık dışarıda geçmişinden kalan tek şey okuluydu. Sınavlarını verip, diplomasını aldıktan sonra vakıftan başka bir hayatı kalmayacaktı. Hayatını hem sonlanmaktan, hem de mahvolmaktan kurtaran Nimet hanıma sonsuz bir minnet duyuyordu. Derya hanım ve o olmasa bu kadar sürede hayatını kaldığı yerden daha iyi bir noktaya taşıması imkansız olurdu.
Hakan günlerce arasa da o gece rastladığı kızın izini bir türlü bulamadı. Galip bey ve adamı onu her gün izlemeye devam ediyorlardı. Üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen bardan herhangi bir kızla eve dönmemişti o geceden sonra ama düzenli olarak içmeye devam ediyordu. Handan hanım oğlunun kendini bir türlü toparlayamıyor olmasına kızıyordu. Vakıfta onca ağır şeyler yaşayan kadınlar hayata dahil edilebilirken, kendi oğluna bir fayda sağlayamıyor olmalarına da üzülüyordu. Hakan kesinlikle kendiliğinden gelip Derya hanımla konuşmayı kabul etmemişti. Ona göre annesi ve büyük annesi abartıyorlardı. O kendince gayet düzenli bir hayat yaşıyordu. Gündüz işine gidiyor, başarılı bir şekilde çalışıyor, akşamları da kendi rutinini tekrarlıyordu.
(devam edecek)