“Bu çok saçma!” dedi Deniz şuursuzca “Kriz için konfor alanı mı?”
“Evet çok saçma ama var! Üstelik gördüğün gibi de bir ihtiyaç! Şimdi krizin bir süreliğine sona erdiyse, bir duş almanı öneriyorum. Sonra da kahvaltıya inmek için seni bekliyor olacağım. Kahvaltıdan sonra gelir kaldığın yerden devam edersin, sana engel olmayacağım!”
Deniz şuursuzca banyo kapısına baktı, kendinden gelen kötü kokuyu algıladı o da. Derya hanımın kollarından geri çekildi hemen.
“Sen duşa gir, ben koridordaki görevliye senin için sıfır çamaşır ve kıyafet getirmesini söyleyeceğim. Bu tür durumlara karşı her zaman tedbirliyiz. Konforla bunu kast etiğimi anlıyorsun değil mi? Fiziksel olarak dağınık olmak zorunda değilsin bu krizleri yaşarken.”
Deniz’in iyice kafasını karıştırdığını görebiliyordu Derya hanım, gülümsedi ve onu yataktan kaldırıp banyoya götürdü. Musluğu açtı ve suyun akarken ısınmasını bekledi. Sonra elini akan suyun altına sokup, “Bence iyi, su sana iyi gelecek, ben çıkıyorum. Sen yıkan, çamaşırları kapıdan sana uzatırım geldiğinde!” dedi ve söylediği gibi çıktı banyodan. Musluktan akan suyun sıcaklığı banyoyu hafif bir buhar tabakası ile kaplarken, Deniz üzerindekileri çıkardı ağır ağır. Akan o sıcak suyun altında olmak istiyordu gerçekten. Tamamen soyunup suyun altına girdi. Su sıcak bir sevgi gibi sarmaları tenini ve değdiği yerlerde garip bir rahatlama hissi yaratarak akıp gitti aşağı doğru. Hiç kıpırdamadan bedeninden akan suyun duş giderinden girdaplar akarak boşalmasını izledi. Ayak parmaklarının arasından bir nehir oluşturup deliğe doğru gidiyordu. Elleri ile yüzüne toplanan saçlarını geriye itti suyun yardımıyla. Suyun alnına değmesini hissetti, sonra hafif hafif salınarak kendini gezdirdi suyun altında, derin bir nefes aldı. Rüzgarda sallanan kuru bir ağaç gibiydi duşun altında, sakin yağmurun iri damlaları okşuyordu onu sevgiyle sanki. Gözlerini kapatıp durdu öylece, Uykusuzluk, suyu görünce kaçmıştı gözlerinden, tam da şimdi uzansa derin bir uykunun içine dalacağın hissediyordu. İçeriden kapı sesini duyunca nerede olduğunu hatırladı yeniden, gözlerini açıp, şampuan ve sabunu aradı etrafında, saçlarını ve bedenini yıkadıktan sonra bir süre daha kaldı sıcak suyun altında. Parmak izleri buruşana kadar izin verdi suyun temasına. İçeriyi unutmuştu yeniden. Annesi banyoda uzun kalmasına, suyu çok sıcak kullanmasına, banyoyu ıslak bırakmasına kızardı her zaman. Onu hatırlayınca kapattı musluğu. Duşakabinin kapakları, banyo aynası buharla kaplanmıştı. Suyun altından çıkınca ürperdi hemen havluyu bulup sarındı sıkıca. Aynada bir yansıması yoktu şimdi, buhar kendi ile yüzleşmesine engel oluyordu. Havluya sıkıca sarınıp çömeldi olduğu yere, “Ne istiyorsun Deniz?” diye sordu kendine, “Ne istiyorsun söyle?”
Sıcak suyun etkisi ile biraz daha kendine gelmiş gibi hissediyordu ama dün gece düşündüğü ve mantıklı bulduğu onca karardan sonra gelen kriz yüzünden güvenemiyordu kendine. Doğruldu ve utanarak kapıyı aralayıp başını odaya uzattı. Derya hanım onu görünce görevlinin getirdiği temiz çamaşır ve kıyafetleri söylediği gibi uzattı kapıdan. Teşekkür edip aldı ve onu daha fazla bekletmemek için giyindi çabucak ve çıktı banyodan.
“Saçlarını kurutmalısın, kurutma makinasını görmedin mi?” dedi Derya hanım ve banyoya girip kurutma makinasının yerini ona gösterdi ve saçlarını kurutmasına yardım etti. Sonra birlikte kahvaltıya indiler. Kahvaltı boyunca sessizce diğer kadınları izledi. Birbirleri ile sohbetler ediyorlar ve gülüyorlardı hepsi. Bir kaçının yanında çocukları vardı.
“Sonra ne oluyor onlara?” dedi Derya hanıma.
“Buradan ne zaman çıktıklarını bilmek istiyorsun?”
“Evet!”
“Hazır hissettikleri zaman. Onlara çalışabilecekleri bir iş buluyoruz bazen, kimi dönüşümlü olarak burada çalışıyor, kendilerini borçlu hissettikleri için. Herkesin yapabileceği çok fazla iş var. Bir süre maddi destek sağlıyoruz bazılarına. Genellikle mutlu oluyorlar hayata karışıp ama olmayanlar da var tabi! Bu bir seçim.”
“Benim de böyle yapmamı mı bekliyor olacaksınız?”
“Hayır!” dedi Derya hanım, “Seni bir yatırım olarak görüyorum. Eğer kendini toparlamayı başarırsan, senin gibi eğitimli ve becerikli birine ihtiyacım var asistanım olarak. O yüzden seninle özel olarak ilgileniyorum.”
“Asistan mı? Burada mı?”
“Evet, buradaki kadınların büyük bir çoğunluğu eğitimsiz. Aileleri izin vermemiş okuyup kendilerini gerçekleştirmelerine. Sadece okumak değil tabi, her türlü engeller çıkarmışlar kendileri olmaları için. Yeteneklerini, karakterlerini bastırıp yok etmişler. Onları derinliklerinden bulup çıkarmak zorundayız. Kendileri ile tanışmaları için. Tabi bunun için uzmanlarımız var. Senden isteyeceğim bu değil ama idari anlamda desteğe ihtiyacım var benim uzmanlık alanım bu değil çünkü. Sen işletme okumuşsun, burası bir vakıf olsa da, idareye ihtiyacı var. Kendinde bu gücü görürsen eğer senden bunu yapmanı isteyeceğim. Tabi hiç mecbur değilsin. Bir karşılığı yok burada sana sağlananların. Bu bir öneri sadece, benim içinse bir umut!”
Deniz bir şey söylemeden baktı Derya hanımın yüzüne, onu ikna etmek için miydi tüm bu sözler, bir taktik mi, yoksa bir teklif miydi?
Güldü Derya hanım, “Bunları konuşmak için çok erken, ikimiz de senin sağlıklı düşünemediğini biliyoruz! Önce kendinle barışıp, kaybettiğin ya da hiç rastlamadığın kimliğini bulman gerek. Yoksa kaderini tekrarlamaktan öteye geçemeyeceksin!”
Deniz cevap vermeyince, “Yeniden odana çıkmak ister misin? ” diye sordu ona, başıyla onaylayınca, onu odasına bırakıp, çıktı oyalanmadan.
Deniz sanki ilk defa görüyormuş gibi etrafına baktı yeniden. Sıcak sudan sonra dolan midesi bedenine ağırlık vermeye başlamıştı iyiden iyiye, yatağın örtüsünü bile kaldırmadan kıvrılıp yattı üzerine. Gözlerini açtığında hava çoktan kararmıştı. Öğle yemeği o uyurken geldiği için tepsi yanı başındaki komodinin üzerinde duruyordu ve buz gibi olmuştu hepsi. Hiç açlık hissetmediği ve uyuşukluk hissettiği için gözlerini kapattı yeniden ve bıraktı kendini. Bir kaç gün geçtikten sonra Derya hanımın kriz için konfor alanı yaratmakla kastettiği şeyi anlamıştı. Eğer uyuyorsa yemeği odasına geliyordu. Uyumuyorsa Derya hanım onu alıp çıkarıyordu. Sürekli gelen ağlama krizleri yerini sürekli uyumaya bırakmıştı. Neredeyse üç gündür gece gündüz uyuyordu şimdi. Yıllar sonra böyle özgürce sıcak suyun altında durabildiği için banyoya giriyordu aklına geldikçe, kötü kokuyor olmak ona kendini daha berbat hissettiriyordu.
Nimet hanım sürekli arayıp Deniz hakkında bilgi alıyordu Derya hanımdan. Derya hanıma göre umut vardı. Deniz bu girdaptan çıkabilecek kadar güçlü bir kızdı. Henüz yardım kabul etmiyordu telkinlerle ilgili ama yakında Derya hanım bunu da çözecekti.
“Derya!” dedi Nimet hanım fısıldar gibi “Hamile değil, değil mi?”
Derya hanım durdu bir süre, “Sanmıyorum ama takip ederim!” dedi sonra ve başka soru sormadı. Nimet hanımın en çok sevdiği huyuydu bu Derya hanımın asla soru sormazdı.
Hakan aklına takıldığı için bir kaç kez daha sordu o geceki kızı insanlara ama ne kendisi rastladı ne de birinden onu görüp, bildiğine dair bilgi alabildi. Kendinden başka kimseye zarar vermek istemiyordu bu hayatta. Kendine zarar vermiyordu ona göre ama çevresine göre öyleydi. En azından başkasına zarar verdiğini bilmek ya da etrafına düşündürmek onu rahatsız ediyordu. O geceden sonra kimseyi götürmedi evine. Galip bey Nimet hanıma Hakan’ın kimseyle olmayıp, o kızı aradığını söylediğinde Nimet hanım torununun neden bunu yaptığını anlayamamıştı önce ama sonra Deniz’den hikayeyi duyunca Hakan’ın kendini kötü hissetmiş olabileceğini tahmin etmişti onun yüzünden. Yine de bu kızın onu diğer tüm avcılardan uzak tutmasına memnun olmuştu.
(devam edecek)