Mushin bey oğlunun tavrının farkında olduğu için Atlas’tan artık babası ile konuşup, parayı iade etmesini ve özür dileyerek aralarını düzeltmesini istiyordu ama Atlas işini de başarmadan bunu yapmamaya kesinlikle kararlıydı.
Tunç’un düğününe davetli sürpriz konuklar da vardı. Bunlardan iki tanesi Yavuz beyin şirketi ile ortaklık anlaşması için görüşmelerde bulunan iki şirketin sorumlu müdürleriydi. Görüşme için Türkiye’de olduklarından Yavuz bey onları oğlunun düğününe de davet ederek jest yapmak istemişti. Bu şirketlerden özellikle bir tanesi Yavuz bey için önemliydi. O yüzden hoş ağırlamak istiyordu. Şirketler görüşmeye kendiliklerinden gelmiş olsalar bile piyasada pek çok şirketle görüşme başlattıkları için ince eleyip sık dokuyor, kendilerine en fayda sağlayacak anlaşmaları imzalamak istiyorlardı. Yakında şirketin başına tek başına geçecek olan Tunç’un düğününde olmaları da Yavuz bey için hem oğlu hem de şirketi açısından önemliydi. Aynı zamanda bu rakip firmalara da güç gösterisi olacaktı.
Parla tüm çekincelerine rağmen Ayşegül hanım ve Burak beyin telkinleri ile Tunç’un düğününe Atlas ile katılıp ailesi ile tanışmaya karar verdi. Sonuçta onlar artık iş ortağı olmuşlardı ve ortağının ağabeyinin düğününe katılması da gayet normaldi. Yavuz bey ve eşi, Muhsin beyden de dinleyip, artık merak ettikleri Parla’yı düğünde görünce mutlu oldular. Oğulları üzerinde bu kadar olumlu etkiler yaratan ve iş ortağı olan bu genç hanımın okul başarılarını da yine Muhsin beyden dinlemişlerdi. Atlas annesine bile Parla hakkında hiç bir şey anlatmıyor ve ketum davranıyordu. Aslında Parla’dan henüz “Evet” almadığı için yapıyordu bunu ama Yavuz bey oğlunun onlara ispat çabası ile ilgili olduğunu düşünüyordu. Düğün kalabalık ve ilgilenecek pek çok misafir olduğundan ayak üzeri çok fazla sohbet edemeden Atlas Parla’yı alıp, dedesi ile oturacakları masaya götürdü. Ayşegül hanım kızına bu düğünde giymesi için güzel bir elbise aldırmıştı. Atlas ilk kez onu böyle saçı yapılmış, makyajlı ve şık bir elbise ile gördüğü için heyecanlanmıştı. Kapıdan giren yirminci kişi olduğu gün arkadaşlarının onun hakkında söylediklerini hatırlıyordu. Şimdi ağabeyini de tanıyıp bu düğüne de katılan bir kaçı, Atlas’ın yanındaki kızın kapıda gördükleri o kız olduğuna bile inanamıyorlardı. Muhsin bey bu kader kapısı hikayesini ailesine anlatma kısmını da Atlas’a bırakmıştı. Sadece Tunç biliyordu kardeşinin seçimini. O da dedesi gibi sır tutmakta ustaydı. Düğününe Parla’yı da getirmesi için ilk teklifte ondan gelmişti. Babasının aralarında yaratmaya çalıştığı tüm rekabete ve kıyaslamalara karşılık iki kardeşin aralarındaki bağ oldukça sağlamdı. Bunu da başından beri olmasını sağlayan kişi anneleriydi, kocasının bu rekabetçi tutumunun iki oğlu arasında sorunlar açmasını istemediği için başından beri ikisi ile de sürekli konuşmuş ve birbirlerini rakip görmelerine asla izin vermemişti. Atlas’ın durumunda yaptığı gerçekten büyük bir şey olduğu için arkasında duramadığı için sessiz kalmayı tercih etmişti. Kocasının böyle bir şeyi kolay kolay hazmedemeyeceğini biliyordu ve Atlas’ında babasının hazmedemeyeceği bir şey yapmak istediği için şirketin kasasını soyduğunun farkındaydı. O da başlarda Muhsin bey gibi oğlunu geri adım atması için iknaya çalışmış ama başaramamıştı. Atlas babasına söyler diye dedesine anlattığı detayları ona da söylemediği için annesi de paranın kayınpederinde olduğunu bilmiyordu.
Atlas, Parla ve dedesini onlar için ayrılan masalarına oturttuktan sonra davetlileri karşılayan anne ve babasının yanına gitti. Ağabeyinin düğününde tüm ailenin bir arada gözükmesi gerekiyordu. Parla Muhsin beyle biraz sohbet ettikten sonra biraz ilerideki masada oturan adamın ona dikkatlice baktığını fark etti önce sonra o da dikkatlice bakınca gözlerine inanamadı ve Muhsin beyden izin isteyerek o masaya yöneldi.
Masadaki adam Parla’nın staj yaptığı fabrikanın müdürüydü ve Yavuz beyin de asıl önemsediği şirketin sorumlusu olarak gelmişti. Parla bu tesadüfü duyunca çok şaşırdı. O ayrılmadan önce müdürü yakında Türkiye’ye geleceğinden bahsetmemişti, çünkü şirketi asıl göndereceği müdürün sağlık sorunları çıkınca onun yerine Parla’nın müdürünü görevlendirmişti. Yavuz bey yabancı misafirlerini çok yalnız bırakmak istemediği için onların masasına geldiğinde, Parla’yı o masada görünce şaşırdı ilkin. Parla’nın müdürü yakın bir süre önce onunla çalıştıklarını ve iş teklif etmiş olmalarına karşılık onun Türkiye’de ortağı ile çalışmak için bu kadar iyi bir teklifi kabul etmeyip geldiğini söyledi. Parla her zaman olduğu gibi kıpkırmızı olmuştu bu övgü dolu sözleri duyunca, Yavuz bey de Atlas’ın ortağı olan bu genç hanımın tam da kendi işlerine uygun bir stajı ve bağlantıları olduğunu duyunca çok şaşırmıştı. Hemen o ortağın küçük oğlu olduğunu dile getirdi, Parla’da başıyla onayladı. Gerçekten Türkiye’de iş için bulunurken, tesadüfi şekilde bu düğüne katılıp, Parla ile yeniden karşılaşmaları ilginç bir durumdu. Adam zaten staj yaptığı alanda kurulu bir şirket varken neden ortağı ile ayrı bir şirket kurduklarını sorduğu sırada uzaktan olanları gören Atlas geldi yanlarına ve Parla’yı soruyu cevaplamaktan kurtarıp, adamları babası ile bıraktı.
Parla’dan olanları dinleyince, babasının yüzündeki o hayranlık dolu ifadeyi anlamıştı. Aslında Parla’nın tanımadığı adamların masasında olması ve babasının da hayranlık dolu bir ifade ile onunla konuşmasını görünce o da neler olduğunu anlamak için gelmişti yanlarına.
“Babam sana bayıldı! Kesin bilgi!” dedi coşkuyla, “Ama heveslenmesin sen benim ortağımsın, makarnacı olmayacaksın!”
Güldü Parla onun bu sahiplenici ve kahraman tavrına, “Gerçekten ilginç bir tesadüf yaşadık bu gece!” dedi. Atlas’ın aldığı yüzük geldiğinden beri parmağındaydı. Atlas’ın onu havaalanından almaya gittiğinde baktığı ilk şeydi yüzük ama Parla’ya belli etmemişti. Muhsin bey Tunç’un düğünü için gelirken her iki torununa da rahmetli eşinin sakladığı iki yüzüğünü getirmişti. Tunç nikahtan önce karısının parmağına yüzüğü takmış, Atlas’ın ki henüz cebindeydi.
Yavuz bey yabancı misafirlerin masasından ayrılınca hemen onların yanına geldi, “Yarın akşam bir yemek olacak, ertesi gün de kararlarını bildirecekler ve olumlu olursa anlaşmayı imzalayacağız!” dedi Parla ve Atlas’a bakarak, “Eğer siz de o yemekte bulunursanız, bu anlaşmayı yapabilmek için güçlü bir zemin olmuş olur gelir misiniz?” diye tamamladı sözünü.
Atlas ilk defa babasının onu böyle ciddiye alarak iş konuştuğuna şahit olmuştu. Tabi yemekte asıl bulunmasını istediği kişi Parla’ydı ama yine de Atlas’ı görmeze gelmeyip ikisine birden eşit davranarak teklif etmişti.
Parla dönüp Atlas’a baktı ve sözü ona bıraktığını belli edince, “Tabi geliriz!” dedi Atlas gururla, babası onun omzunu sıvazladı ve karısını diğer davetlilerle yalnız bırakmamak için yanına gitti.
Muhsin bey Atlas’ın yüzündeki ifadenin istediğini almış birinin gururu olduğu görebiliyordu. Rahatça konuşabilsinler diye onları masada bırakıp, o da tanıdığı bir kaç kişi ile sohbet etmek için uzaklaştı. Parla onca endişeden sonra akşam boyunca olanlara inanamıyordu. Az önce Atlas’ın babası onlardan bir iş anlaşmasını güçlendirmek için yardım istemişti. Atlas’ın durumunu da bildiği için bu konuşmanın onun ve kendisi için anlamı çok büyüktü. Atlas Parla’nın şaşkınlıktan kalakalmış haline gülse mi, onunla gurur mu duysa bilemiyordu. Kendisi de en az onun kadar şaşkınlık yaşıyordu. Az önceki tavrı babasının hem Parla’yı, hem onu, hem de şirketlerini resmi olarak tanıdığını gösteriyordu. Başarmıştı ve bu da Parla sayesindeydi. Kader kapısı onu hayatında bulabileceği en doğru kıza yönlendirmişti, tıpkı dedesini babaannesine yönlendirdiği gibi. Babasına ona kızıp, o üniversitede okuması için ısrar ettiği için borçluydu hissetmeliydi belki de.
(devam edecek)
Güzle hikayeydi emeğinize sağlık bazi hikayelerinizde daha devam etsin istiyorum ama hemen bitiyor devam etse ne güzel olur diyorum kaleminize kuvvet diyeyim
BeğenLiked by 1 kişi