“Kendimi buldum burada!” diyordu Parla’ya annesi, oradan ayrılırsa yine kendini kaybetmekten korkuyor olabilir diye düşünüyordu Parla bu yüzden ve yanına gelmesi için ısrar etmiyordu. Mezun olup adam akıllı bir işe girdikten sonra annesi ile yaşayabilecekleri bir ev kiralayacaktı. Artık ondan sonra da Atlas’ın sağladığı bu olanakları kullanmaya devam etmek arsızlık olurdu zaten. Atlas önce dedesinin sonra ailesinin yanına gittiğinde onu bu kadar özleyeceğini hiç düşünmemişti Parla ama daha üçüncü gün hamburgercide, yürürken hep onu aramıştı gözleri. Sanki köşeden birden bire çıkıverecek, “Sürpriz yapıp geri geldim!” diyecek gibi hissetmişti. Atlas daha ayrıldıkları andan itibaren sürekli mesaj atmaya başlamıştı oysa. İşe gittin mi? Anneni gördün mü? Uyudun mu? yazan onlarca mesajla yirmi dört saat Parla’yı düşündüğünü belli ediyordu.
“Oğlum yeter bırak kızı biraz kafasını dinlesin, annesi ile vakit geçirsin! Çok şeyler yaşadılar!” diyordu Muhsin bey torununa sürekli ama o daha arkasını dönerken Atlas yeni bir mesaj daha atıyordu Parla’ya. Arkadaşça şeyler yazıyordu neden onu bunaltsındı ki? Parla telefonuna gelen her mesajı okudukça gülümsüyor eğer çalışıyorsa akşam çıkarken topluca tek bir mesaj yazıyordu ancak. Ayşegül hanım da sevmişti Atlas’ı, kızının onun yanında ne kadar güvende ve rahat olduğunu da görmüştü. Burak bey de Yücel beyden duyduğu kadarıyla Atlas ve ailesinin dört dörtlük insanlar olduğunu söylüyordu. Parla sıradan bir ev hanımı olan annesinin kozadan çıkmış bir kelebek gibi dönüştüğü yeni kadına inanamıyor ona baktıkça gurur duyuyordu.
“Kendimden vazgeçmek öğretilmiş bize Parla, daha doğumdan itaberen, susmak, itaat etmek öğretilmiş. Kim olduğumuz, ne istediğimiz, neyle mutlu olduğumuzla değil, ne kadar mutlu ettiğimizle ölçülmüş değerimiz. Burada bunu fark ettim kızım. Aslında var olduğumu anladım. Bu ne kadar acı bir şey anlayabiliyor musun? Onca yıldır başkalarının istediği hayatı yaşayıp, kendime yabancılaştığımı anladığımda o kadar ağladım ki, Burak bey beni sakinleştirmek için epeyce dil dökmek zorunda kaldı!”
“Burak bey en az Atlas kadar mucize biri!” dedi Parla, “Hatır için seninle bu kadar birebir ilgilenmesini hiç beklemiyordum doğrusu. Sana sadece kendini değil, burada bir hayat da vermiş oldu!”
“Evet!” ded Ayşegül hanım gözleri parlayarak, “Hayatı ilk kez bulduğum bu yerden neden ayrılmak istemediğimi anlıyorsun değil mi?”
“Sanırım!” diyordu Parla ve Ayvaz beyin ve onun hiç bilmediği bu yeni kadına hayran oluyordu gün geçtikte. Atlas olmadığı için hamburgerciden sonra annesi ile daha çok vakit geçiriyordu artık hatta izin günlerinde onunla oluyordu bütün gün. Burak bey Parla’nın geldiği günler işini hafif tutuyordu Ayşegül hanımın hatta bazen o da onlarla birlikte kahve içiyor ve sohbet ediyordu. Bakım evi onun da hem evi hem iş yeri olduğu için yirmi dört saat sadece orada sosyalleşebilen bir adamdı. Hastaları ile birebir ilgilenip, onlara arkadaş oluyordu bu yüzden ama Ayşegül hanım hasta olmaktan çıkıp, çalışan olduğu halde arkadaşlıkları devam ediyordu belli ki.
Atlas geceleri uyumadan önce arıyordu Parla’yı bütün gün mesajlarla yetinse bile sesini duymayı özlüyordu nişanlısının, açıkça da söylüyordu böyle. Uyumadan önce sesini duyup, uykuya içi rahat geçmek istiyordu. Parla’nın da hoşuna gidiyordu bu konuşmalar, onca saati birlikte geçirdikten sonra şimdi tek başına olmaktan sıkılıyordu bazen. Kendi evine geçtiğinden beri dedesinin yanında olduğu kadar neşeli gelmiyordu Atlas’ın sesi, babasına mezun olduktan sonra yapacağı projelerden bahsetmiş ama babası onu hayalperest olmakla itham etmişti.
“Ama görecek!” diyordu Atlas, “Beni ağabeyimle karıştırıyor, o çok başarılı ve iyi bir insan ama ben makarnacı olmayacağım onlar gibi! Dedem o işi kuran kişi olduğu halde benden böyle bir şey beklemiyorken babamın neden ağabeyimin gölgesinde orada çalışmamı istediğini anlayamıyorum! Ağabeyim zaten dört dörtlük ve bana ihtiyacı bile yok. Babamın baskısını bildiği için zavallı sürekli bana ondan habersiz destek olmaya çalışıyor!”
“Babanın da ağabeyin ve senin gibi iyi bir insan olduğuna eminim!” diyordu Parla da, “Bak benim babama varlığımı bile kabul etmiyor, annem sanki beni başka bir adamdan doğurmuş gibi davrandı yıllarca ve sonunda bizi sokağa attı. Senin babansa tam tersi seni ailenin bir parçası yapmaya çalışıyor. Sadece bunu kendi planları ile halletmek istiyor hepsi bu. Benim durumumu hatırlayıp, babanı yargılamaktan kaçınmalısın!”
“Aynı dedem gibi konuştun!” diyordu Atlas, “O babası diye öyle söylüyor sanıyordum ama sen söyleyince her şey başka bir anlam kazanıyor sanki!”
Atlas’ın gelmesine bir kaç gün kala Parla itiraf etmese de çok özlediğini düşünüyordu onu. Ayşegül hanım da kızının o yokken bile sürekli ondan bahsetmesinden anlamıştı Parla’nın duygularını ama söylese itiraz edeceğini bildiği için bir şey demiyordu. Atlas gelmeden önceki son izin gününde yine annesinin yanına bakım merkezine gittiğinde Burak bey de kahvesini alıp onlara eşlik etmek istemişti. Sonra Ayşegül hanımın bir işi çıkınca ikisini yalnız bırakınca, Burak bey onunla özel bir şey konuşmak istediğini söyleyince gerilmişti Parla. Annesinin burada kaldığı süre boyunca Burak beyin gözetiminde olduğunu bildiği için içi hep rahattı ama şimdi doktorun annesi yokken onunla konuşmak istemedi endişe doldurmuştu içini, acaba annesinin fark etmediği sorunlarımı vardı hâlâ?
“Annem iyi değil mi?” dedi endişeyle Burak beye bakıp.
“İyi ne kelime, annen bir melek!” dedi Burak bey hemen.
Tuhafına giden bu cevaba rağmen açıkladı ne demek istediğini, “Yani sağlığı demek istiyorum!”
“Ah anladım! Kusura bakma!” dedi Burak bey kahkaha atarak, Parla’nın iyice aklı karıştı.
“Bak Parla!” dedi Burak bey ciddileşerek. Biliyorsun ben yedi, yirmi dört burada yaşıyordum. Annen de öyle! Bana arkadaşlığı ve desteği ile çok faydası oluyor. Aslına bakarsan ben anneni arkadaştan öte görmeye başladım ama o bunu sana söylemekten çok çekiniyor!”
Parla hiç beklemediği bu sözleri dinliyordu dikkatlice, “Yani siz?” dedi şaşkın şaşkın.
“Ben anneni seviyorum Parla, bu yaştan sonra çılgın aşklar yaşayacak değiliz belki ama birbirimizi tamamladığımızı düşünüyoruz. Senin fikrini almak istiyorum o yüzden!”
“Annem sizden hoşlanıyor mu?” dedi Parla gülümseyerek, çok şaşırmıştı. Annesindeki değişikliğin kaynağının doktoru olarak Burak bey olduğunu hep biliyordu ama duygularından dolayı bu değişimi yaşadığını hiç düşünmemişti.
“Senden çekindiği için bana da karşılık vermek istemiyor şimdilik!” dedi Burak bey, “O yüzden seninle ben konuşmak istedim kızım! Gönül eğlendirmiyoruz, annenle evlenmek istiyorum!”
Parla o kadar şaşırmış ve mutlu olmuştu ki ne söyleyeceğini bilemiyordu. Ayşegül hanım geri geldiğinde kızının yüzündeki ifadeyi görünce, Burak beyin onunla konuştuğunu anladı ve paniğe kapıldı. Burak bey Parla’nın artık bildiğini anlaması ve onun yanında cesaretlenmesi için oturur oturmaz Ayşegül hanımın elini tuttunca, Ayşegül hanım korkuyla kızına baktı.
“Bu son zamanlarda duyduğum en güzel haber!” dedi Parla hayreti devam ederken, “Yani ben annemin mutlu olmasını çok istiyorum böyle bir şey hiç aklıma gelmemişti ama bunun için benim iznime onayınız yok! Her zmana yanınızdayım!”
“Parla! Kızım! Beni yargılarsın, kınarsın diye çok korktum !” dedi Ayşegül hanım gözleri dolarak.
“Anne, seni mutlu oldun diye niye kınayayım! Burak beye güveniyorum ben, sen de güveniyorsan, bana laf düşmez zaten!”
Burak bey yüzündeki mutluluğu saklayamıyordu artık, “Gördün mü?” dedi Ayşegül hanıma, “Parla anlayacaktır demiştim!”
“Biz oda nikahı yapacağız sadece!” dedi Ayşegül hanım utanarak.
“Tamam!” dedi Parla da mutlulukla.
(devam edecek)
Hikayelerinizi severek okuyorum çok teşekkürler elinize kaleminize düşüncelerinize sağlık
BeğenLiked by 1 kişi