Yok yere – Bölüm 27

“Yeşim hanımı mutlu etmek için bir süre sonra Utku bey bir başka özel dedektif ile anlaştı. Adam elinde eski bir fotoğraf ve kamera kayıtlarından alınmış son fotoğrafla Seyhan’ın peşinde dolaşmaya devam etti. Nasıl yaptıysa, kazadan sonra kaçan Seyhan’ın şehrin başka bir yerindeki kamera kayıtlarında olduğunu tespit etmeyi başarmış ve sonunda yaşadığı yeri bulmuştu. “

“Barakayı mı?” dedi Gönül.

“Evet ama baraka bulunduğundan ne sen, ne Seyhan, ne de baban olduğunu söylediğin o adam orada yaşamıyordu! Barakada bir kızlarıyla yaşayan insanların tuhaf hikayesini öğrenince, baban sandığın adamın ablasına ulaştı. Kadın Seyhan’ın ve kardeşinin öldüğünü ve kadının bir de yaşı tutan bir kızı olduğunu söyleyince bu defa senin izini sürmeye başladı. Gittiğin okullardan öğretmenini, oradan seni yetiştiren kadını ve yaşadığınız o daireden de tanıdıklarını bularak buraya taşındığını öğrendi.”

Gönül şaşkın şaşkın bakıyordu, “Yadigar öğretmenimin evini de mi bulmuş adam?” diyebildi sadece, “Yani siz bunca zahmeti o çocuğun ben olduğumdan bile emin olmadan mı çektiniz ve geldiniz?”

“Evet, Yeşim hanımın durumu artık pek iyi değil, Utku bey karısının mutlu ve iyi olmasını istiyor. Onlar gerçekten görüp göreceğiniz en iyi insanlardır ve birbirlerine çok bağlılar. Eğer siz onların kızı iseniz, DNA testi bunu ortaya çıkarak. O zamana kadar da Yeşim hanım bir şey bilmeyecek.”

“Peki ya değilsem?” dedi Gönül. Bu umut sadece Yeşim hanım için değil onun için de geçerliydi.

“Eğer bu hikaye gerçekse ve sen o insanların çocuğuysan, zengin bir ailenin tek kızı olarak büyümek yerine, bu hayatı yaşamış olacaksın!” dedi Ertuğrul düşünceli bir şekilde.

“Evet ama hayatınızın bundan sonrası bambaşka olacak!” dedi Saffet bey.

“Ben çok şaşkınım!” dedi Gönül, “Ne düşüneceğimi veya ne istediğimi bilmiyorum?” diyerek Ertuğrul’a baktı, artık sinirleri bozulmuş ağlamaya başlamıştı.

“Hiç bir şeye mecbur değilsiniz elbette!” dedi Saffet bey, “DNA testi siz izin verdiğiniz zaman yapılabilir. Ben size düşünmeniz için bir gün süre vereyim, kartım zaten siz de var! Yarın kararınızı bana bildirirsiniz!”

“Tamam!” dedi Ertuğrul, Gönül’ün yerine. Başına gelen onca şeyden sonra böyle bir şeyle karşılaşmanın kafa karıştırıcı olduğunu anlamış ve üzülmüştü Gönül için. Saffet bey çantasını alıp odadan çıkınca, meraktan ölmek üzere olan Ertan hemen içeri daldı. Gönül’ü Ertuğrul’a sarılmış ağlarken bulunca, kötü bir haber aldıklarını düşünüp kaygılandı.

“O kadar karışık ve uzun bir hikaye ki, nasıl anlatsak bilemiyorum!” dedi Ertuğrul bir yandan sarıldığı Gönül’ün sırtını sevgiyle sıvazlarken. Gönül biraz sakinleşince de olabilecek en özet haliyle kardeşine durumu anlattı.

“Yani Gönül şimdi çok zengin bir kız olacak öyle mi?” dedi Ertan her zaman ki çocukça neşesiyle.

Gönül’de güldü onun tepkisine elinde olmadan.

Ertuğrul kardeşinin ensesine bir şaplak atıp, “Bunu mu çıkardın sadece bu hikayeden? Öz anne ve babasını bulmuş olabilir. Annesi sandığı kadın annesi olmayabilir, biraz hassas olsana!”

“Özür dilerim!” dedi Ertan yüzünü asarak.

“Sorun değil aslında ben de tam olarak anlamadım ne yaşadığımı!” dedi Gönül. Ertuğrul onun kafasını toparlaması için alıp çıkardı dışarı. Gönül’ün evine gidip, Saffet beyin anlattıklarını baştan sona yeniden konuştular.

“DNA testi yaptırarak bir şey kaybetmiş olmazsın, o çocuk sen olmasan bile ama bana sorarsan şüphe götürmeyecek şekilde çocuk sensin. Çünkü Yusuf babanın anneni, yani taşıyıcı anneni bulduğunda tam olarak Seyhan’ın kaçtığı aylıkmış hamileliği ki zaten Seyhan ismi yeterli değil mi? İyi ki kendine bir dizi karakteri adı seçmemiş, o zaman iyice arapsaçına dönerdi işler!”

“Haklısın!” dedi Gönül yine elinde olmadan güldü.

“İyi ki babalığın bulmuş sizi o akşam, yoksa sahiden de başınıza neler gelirdi kim bilir? Hayatta bile olamayabilirdin şimdi ve ben seni hiç tanıyamazdım o zaman!” diyerek sarıldı Gönül’e Ertuğrul yine. Uzun uzun konuşup DNA testini yaptırmaya karar verdiler sonunda, eğer gerçekten Gönül o ailenin kızıysa, tüm hayat hikayesi değişecekti yeniden.

“Para pul umurumda değil!” dedi Gönül ertesi gün Saffet beyi aradığında, “Kim olduğumu bilmek istiyorum!”

Saffet bey Gönül zaten klinikte çalıştığından testin yapılışına eşlik etmek için hemen geldi yanına. Ertuğrul işte olduğu için Ertan hiç ayrılmadı yanlarından. Bir gün önce klinikten çıkar çıkmaz aramıştı patronunu, Utku bey onca yıl sonra ilk defa bu kadar somut bir sonuç elde ettikleri için çok heyecanlıydı. Test sonuçları olumlu çıkarsa hemen atlayıp İzmir’e gelecek, kızlarını alıp karısına götürecekti. Yeşim hanım artık neredeyse odasından çıkmadan yaşamaya başlamış, yürüme yeteneğini de iyice kaybetmişti. Evin içinde bile ancak tekerlekli sandalye veya yardımla dolaşabildiğinden, sürekli bir bakıcısı bulunuyordu yanında. Utku bey kızlarını bulursa, karısının toparlanıp ayağa kalkacağına inandığı için ilk karamsarlığın üzerinden bir yıl geçince yeniden aramaya başlamış ve umudunu kaybetmemeye çalışmıştı. Dedektif kızın izini bulduğunu söyler söylemez hemen en güvendiği dostu ve avukatı Saffet beyi kız ile görüşmeye yollamıştı.

Saffet bey Gönül ile ilk kez konuştuktan sonra Utku beye “Yeşim hanıma oldukça benziyor!” dediği için Utku bey onun kızları olduğundan iyice umutlanmıştı. Ertuğrul ortaya çıkan bu durumdan, kesin sonuç alana kadar ailesine bahsetmedi. Aslında bunu Gönül istemişti, sonuç olumsuz çıkarsa bütün hayat hikayesinin en acı haliyle ortaya dökülmesini istemiyordu. Ertuğrul kardeşi hariç kimseye Gönül’ün hikayesinin detaylarından bahsetmemişti. Ailesinin tek bildiği Gönül’ün anne ve babasının hayatta olmadığıydı.

Gönül DNA testi sonuçları gelmeden Doruk beye de anlatmıştı Saffet beyle olanları. Doruk bey Gönül’ün gelip onu bulması kadar şaşırtıcı bulmuştu bu hikayeyi, Utku beyle bir tanışıklığı olmasa da hakkında bir çok şey duymuştu üstelik. Böyle başarılı bir adamın ve ailesinin trajik hikayeleri olmasına da üzülmüştü.

“Onlar da evlat kaybetmişler bizim gibi!” diyerek gülmüştü acı acı, “Sen bütün bu hikayelerin içine nasıl dahil olabildin böyle güzel kızım?” diyerek sarılmıştı Gönül’e, “Başlangıçta hikayen iyi başlamasa da hayat seni iyilerle karşılaştırıp korumuş, ben o ailenin çocuğu olduğunu düşünüyorum!”

“Ben de öyle!” diyerek onu desteklemişti Ertuğrul.

On beş gün sonra Saffet bey bir akşam üzeri yeniden kliniğe geldiğinde onu ilk Ertan görmüştü yine ve koşarak yanına gidip sonucu sormuştu hemen. Saffet bey ona bir şey söylemeden Gönül’ü bulmuş, sonucu söylemiş ve onu alıp kliniğin önünde bekleyen arabaya götürmüştü. Gönül’ün gerçekten de onların kızı olduğunu öğrenen Utku bey, Saffet bey ile birlikte gelmişti İzmir’e. Gönül, Saffet beyin gerçek babasının onu dışarıdaki arabada beklediğini söylemesi ile bayılacak gibi olmuş, sonra titreyerek onunla dışarı çıkmış, arka kapısı açık bekleyen arabaya binmişti.

Utku bey, karısının gençliğine gerçekten de çok benzeyen Gönül arabaya binince gözleri dolarak bakmış “Kızım!” diyebilmişti sadece, şoför de Saffet beyin işareti ile arabadan indiği için ikisi kalmışlardı sadece. Gönül cevap bile verememiş, ne söyleyeceğini bilememiş, öylece bakabilmişti sadece öz babası olduğu söylenen bu adama.

Utku bey onu alıp, bir an önce annesine götürmek istediği için Gönül, klinikten yıllık iznini almış, Ertuğrul ve Doruk beyi arayıp, henüz baba diyemediği Utku beyle İzmir’e gidip, Yeşim hanımla tanışacağını söylemişti ağlayarak. Bir kaç gün sonra da geri gelecekti.

“Peki ya sonra?” diyebilmişti Ertuğrul onu yeniden kaybetmekten korktuğu için.

“Sonra ne olacak ben de bilmiyorum henüz!” diye yanıtlamıştı Gönül sesi titreyerek.

Ertuğrul “Buradan gidecek misin?” diye sorunca anlamıştı onun korkusunu ve “Hayır senden asla gitmeyeceğim!” diyebilmişti bir tek.

(devam edecek)

Yorum bırakın