Yok yere – Bölüm 26

Ertan ağabeyi geldikten sonra kapının önünden ayrılmış işlerine dönmüştü ama üçünün bunca zaman ne konuştuklarını merak etmeye başlamıştı. Gönül, Saffet denilen o adamla içeri gireli bir saati geçmek üzereydi. Ertuğrul’dan da girdiğinden beri hiç ses çıkmıyordu.

Ertuğrul ve Gönül hemşire odasında el ele ve gergin bir şekilde Saffet beyin hikayesini dinlemeye devam ediyorlardı.

“Psikoterapist, Seyhan’ın doktoru ile kullanacakları ilaçlar konusunda görüş birliğine varmaya çalışırken, Reyhan’ın yerine işe aldıkları görevli kadın, Seyhan’ın sabah yatağında olmadığını söyledi Yeşim hanım Ve Utku bey kahvaltılarını ederlerken. Onun davranışları tuhaflaştığından beri sıkı göz hapsinde tutuyorlardı ama Seyhan bir yolunu bulup odadan, hatta evden çıkmanın bir yolunu bulmuştu.”

“Kaçmış mı?” dedi Gönül kendi hikayesini hatırlayarak, Ertuğrul’da anlamıştı onun bu soruyu neden sorduğunu.

“Maalesef!” diye devam etti Saffet bey, “Seyhan bir yolunu bulup altı aylık hamileyken evden kaçmayı başarmıştı. Güvenlik kameraları onun bahçe kapısından çıkışını tespit etmiş, Utku bey onun bulunması için özel güvenlik şirketleri ile iş birliği yapmış olsa da, günler geçmesine rağmen ondan bir haber alınamamıştı. Bir bebek sahibi olmaya bu kadar yaklaşmışken, bebek zarar görmesin diye her şeye katlanırken, kızın karnında bebekle birden bire ortadan kaybolması Yeşim hanımı mahvetmişti.”

“Onu bulamadılar çünkü Yusuf babam onu alıp, balıkçı barakasına götürdü!” diye inledi Gönül çaresizce.

“Yani sen o bebek misin sence?” diye sordu Ertuğrul hayretle.

Gönül, dönüp Saffet beye baktı merakla, “Büyük ihtimalle!” dedi adam.

“Aman Allah’ım! Yani Seyhan benim asıl annem değil öyle mi?”

“Hiç değil diyemeyiz ama evet anneniz Yeşim hanım, tabi eğer siz o bebekseniz. Bu da ancak DNA testi ile anlaşılabilir!”

“Hemen yaptır aşkım!” dedi Ertuğrul Gönül’e bakıp.

Gönül’ün kafası o kadar karışmıştı ki, bir cevap veremedi. Ertuğrul onun gözlerindeki çaresizliği görünce birden heyecanlanıp, öyle söylediğine pişman olmuştu.

“İyi misin?” dedi saçlarını okşayarak, “Bu senin için şok bir haber oldu!”

“Ben anlayamıyorum!” dedi Gönül Saffet beye bakarak, “Siz beni nasıl buldunuz?”

“Kolay olmadı!” dedi Saffet bey, “Utku bey uzun süre Seyhan’ın peşini bırakmadı ama bir yılın sonunda artık umudunu kaybedip, aramalara son verdi. Yeşim hanım olanlardan sonra kendini eve kapatmış, daha az konuşup, daha az yemeğe başlamıştı. Bir bebek sahibi olmak için göze aldıkları hiç ummadıkları bir yöne gidip, tam bir faciaya neden olmuştu. Bebeklerine taşıyıcı annelik yapan kızın rıh sağlığı bozulduğu yetmezmiş gibi, karnında onların bebekleri ile kaçıp gitmişti. Aklı, kimi kimsesi, parası olmayan kızın başına dışarıda neler geldiğini bilmiyorlardı. Hem kız, hem bebekleri ölmüş olabilir, ölmekten beter bile olmuş olabilirlerdi. Eğer bebeği doğurduysa ki bir yıl olduğundan eğer yaşıyorlarsa bebek çoktan doğmuş olmalıydı. Kimin elinde, ne halde olduğunu kimse bilmiyordu. Bir bebek sahibi olmak uğruna iki canı tehlikeye sokmuşlardı ve Yeşim hanım bunun vicdan azabını taşıyamayacağını düşünüyordu. Utku bey karısını bunun onun suçu olmadığına ikna etmeye çalışsa, Seyhan için eve gelen psikoterapistle de görüştürse bir fayda sağlayamadı. Yeşim hanımın bütün ışığı zaman içinde söndü ve evden çıkmayan sessiz, asosyal bir insana dönüştü. Bir kaç yıl sonra da bir çok fiziki rahatsızlık yaşamaya başladı.”

“Gönül’ü nasıl buldunuz?” dedi Ertuğrul sabırsızlanarak.

“Anlatıyorum!” diye yanıtladı Saffet bey istifini bozmadan, “Sordunuz, anlatıyorum işte. Beş altı yıl önce Holding binası önünde bir trafik kazası meydana geldi. Bir özel araç, karşıdan karşıya geçmekte olan kadına çarpmıştı. Kavşaktaki kameralar arızalı olduğu için polis holding binasının güvenlik kameralarını görmek istedi. Kadının şirketlerden birinde bir görüşmeden çıktığı anlaşılınca Utku bey de kamera görüntülerini görmek istediğini söyledi. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan kadın için sağlayabilecekleri hukuki ya da başka bir destek varsa yapmak istiyordu. Kayıtlar da aracın aslında yola bakmadan atlayan başka bir kadına çarpmak üzere olduğu, aracın gelişini fark edince, o geçti diye kaldırımdan ayağını indiren yaralı kadına tutunup, onu öne çektiği ve kendini kaldırıma attığı ortaya çıktı. Kaldırıma atlayan kadın önce yere kapaklanıp, aracın diğer kadına çarptığını görünce ayağa kalkıp koşarak kaçmıştı. Tüm bu davranışları can havliyle yaptığı için suçlu olup olmadığı tartışılırdı elbette ama diğer kadını aracın önüne o attığı için korkup kaçmış olmalıydı.”

“Haydi o da Gönül’ün annesiydi deyin bize!” dedi Ertuğrul gerilerek.

“Evet, kamera kayıtlarını dikkatle izleyen Utku bey kendini kaldırıma atan kadının Seyhan olduğunu görünce şoka girmişti.”

“Yok artık ya! İnanamıyorum!” dedi Ertuğrul iyice şaşırıp. Gönül gözlerini kocaman açmış işin nereye varacağını merakla bekliyordu ki aklına annesinin kaçıp, sonra da dizleri parçalanmış olarak eve geldiği gün geldi.

“Aman Tanrım!” dedi hayretle, “Demek o yüzden peşime düştüler diyormuş geldiğinde!” dedi ve diğer ikisine o günü anlattı yeniden. Annesi Yusuf babasına kızıp evden kaçmış, sonra Gönül okula gitmeden bir sabah üzeri başı kirli ve dizleri parçalanmış bir şekilde geri gelip, Gönül’ü onu ele vermekle suçlayarak, birilerinin onu öldürmeye çalıştığını söylemişti.

“Büyük ihtimalle dizi olaylarının birinin içinde sanıyordu yine kendini!” dedi Gönül, “Sizin şirketinizin yeri neredeydi?”

“Karsu caddesinde, Tepebaşın’da.”

“Tepebaşı, Sosyal Meydan’a yakın mı?” diye sordu Gönül yine.

“Evet, neden?” diye Saffet bey.

“Anneme bir motosiklet çarptığında yine oralarda geziyormuş demek ki, acaba holdinge mi geliyordu?”

“Olabilir!” dedi Saffet bey.

Bilecek herhangi bir kaynakları yoktu ama Seyhan, Yusuf onu evden kovdukça kendini Utku beyin eski karısı sandığı için holdinge gelip ondan para koparmak istiyordu. Onun aklında kalana göre Utku bey onu çocuğu ile sokağa atmış, o da Yusuf’un yanına sığınmıştı. Yusuf da en az onun kadar kötü çıkınca da, geri gelip, çocuğun zengin olan babasından yani eski kocasından para istemeye karar vermişti ama ilkinde, ondan kurtulmak isteyen kocası, daha holdinge varamadan tuttuğu kiralık katili üzerine salmıştı. Adam arabayla onu ezmeye çalışırken son anda kurtulmuş ve onu bulamasınlar diye yeniden Yusuf’un evine saklanmıştı. Gönül’ün ondan kurtulup, babasının yanına dönmek için Utku beyle iş birliği yaptığından şüpheleniyordu. Hatta belki de paraları alıp Yusuf ile yiyeceklerdi. Tuhaf olan her gelişinde Seyhan yollarda dikkatsizce yürüdüğü için sağına soluna bakmadan trafiğe atlıyor olmasıydı ve ikinci defa holdinge gitmeye çalışırken bu defa hızla gelen motosikletçinin çarpmasından kurtulamamıştı. Dengesini kaybeden motorcu onun yere düştüğünü görünce, toparlanıp hızla kaçmıştı.

“Kendini niye ele versin ki gidip?” dedi Ertuğrul, “Bunu hiç bir zaman bilme şansımız olmayacak sanırım!”

“Sanırım!” dedi Gönül hüzünle ve Saffet beye bakıp, “Onca yıl sonra bana nasıl ulaştığınızı hâlâ anlatmadınız!” diye sordu.

(devam edecek)

Yorum bırakın