Zeliha kardeşinden temelli kurtulmanın yollarını ararken ailenin başına hiç beklemedikleri başka bir olay geldi. Meliha, evlendiği halde Emin’den vazgeçemediği için herkesten gizli görüşmeye başlamıştı. Emin de okulda tanışıp evlendiği karısı ile anlaşamadığını fark edince, ailesinden çekindiği için boşanamamış, zaten önceden beri ona ilgisi olan Meliha ile görüşmeye başlamıştı. Baştan çekinip, utanarak gizli gizli yapılan buluşmalar sonunda bir otel odasına taşınınca da korundukları halde Meliha hamile kalmıştı. Hamile kalmış olma olasılığını da hiç aklına getirmediği için ancak karnı şişmeye başladığında uyanmış, gizlice bir doktora gidince hamileliğin üç buçuk aylık olduğunu öğrenmişti. Aldıracak ve saklayacak bir durumu olmadığından da mecburen annesine söylemek zorunda kalmıştı.
Safiye hanım kızının yaptıklarını duyunca neredeyse olduğu yere yığılıverecekti. Hamile kalması yetmiyormuş gibi hamile kaldığı adam da ortaklarının evli oğluydu. Bunca zaman düzenleri bozulmasın diye idare ettikleri aile, Meliha’nın hamileliğini duyarsa her şey mahvolurdu. Meliha çocuktan Emin’e de bahsetmiş ama Emin zaten onunla bir şey düşünmediği için “Git aldır!” demişti sadece.
“Geri zekalı!” diye bar bar bağırmıştı Safiye hanım kızına, saklayacak durum olmadığı için mecburen oğlu ve gelinine de söylemişlerdi. Mümtaz öfkeden deliye dönmüş ama kardeşi ile gönül eğlendirip, bir de hamile bırakan ortağına ağzını açıp bir söz söylememiş, bunun baskısı ile saatli bombaya dönmüştü. Annesinden sonra kız kardeşine bir de o bağırıp çağırmış, sonra Zeliha’nın bebeğe bir şey olur demesi ile birlikte geri çekilmişti. Öyle ya da böyle kardeşinin karnındaki bebeği dünyaya getirmekten başka çaresi yoktu çünkü kürtaj süresi geçmişti.
“Ele güne ne diyeceğiz?” diye dövünmeye başlayan kayınvalidesine çözüm yine Zeliha’dan gelince, Safiye hanım neredeyse onu alnından öpecekti.
“Birini bulup evlendirelim, sonra boşanırlar!” dedi Zeliha bir akşam hepsi birlikte otururlarken.
“Hangi salak hamile bir kadınla evlenir?” dedi kocası ters ters kardeşine bakarak.
“Benim kardeşim evlenir!” dedi Zeliha hemen, “Zaten aklı ermez onun bir şeye, ben ikan ederim. Evlenirler, karı koca olmadan bebek doğana kadar yaşarlar bir evde, bir süre sonra da anlaşamadık der ayrılırlar. Bebek babasız doğmamış olur?”
“Ben senin geri zekalı kardeşinle evlenmemem!” dedi Meliha hemen.
Planı gayet mantıklı bulan Safiye hanım ise hemen susturdu kızını, “Onu başımıza bu çorabı örmeden düşünecektin sana soran yok!” diyerek, kardeşini gerçekten ikna edip edemeyeceğini sordu gelinine.
“Ederim etmesine ama o zaman aynı evde oturacaklar mecbur, başka türlü Yusuf bile yutmaz yani bu oyunu!” dedi hemen Zeliha. Kardeşini de bu aileye dahil ederse, onu öyle her ay idare edip saklaması da gerekmezdi.
“Yapalım!” dedi Mümtaz, o da günlerdir düşünüyor, hem düzeni, hem namusu kurtaracak bir yol bulamıyordu bir türlü. Akıllı karısının planı hepsini çözüyordu durumların. Zaten iş yerinde Emin’le her gün yüz yüze bakıp belli etmemeye çalışmak çok zoruna gidiyordu. Hiç değilse meselenin bu kısmı çözülürse o da rahat ederdi.
Meliha’nın itirazlarını kimse dinlemedi ve Zeliha’nın tez zamanda kardeşini eve çağırıp konuşmalarına karar verildi. Zeliha hemen ertesi gün ayakkabı tamircisini arayıp, kardeşine yarın gündüz mutlaka gelmesini, onu çok özlediğini söyledi. Yusuf ablasının onu böyle arayıp özlediğini söylemesine o kadar mutlu oldu ki, telefonu kapatınca gözleri dolu dolu olunca güldü Nevzat bey haline.
Ertesi gün işten erken çıktı, duşunu alıp, tertemiz giyindi ve hemen ablasının yanına gitti.
“Ah! Yusuf’um benim can kardeşim. Evlendim, ana oldum seninle hiç ilgilenemedim ama biliyorsun aklım, kalbim hep seninle. İyi ki geldin beni kırmadın!” diyerek daha kapıda kardeşinin boynuna atıldı.
“Canım ablam, anne yarım, ben de seni çok özledim. Vallahi yeğenim Berk’i de göreceğim diye sevine sevine geldim. Daha eniştemle de hiç oturup konuşmadık!”
“Enişten yok evde sonra konuşursunuz onunla, ben artık böyle ayrı gayrılığa dayanamıyorum. Biliyorum sen de dayanamıyorsun. Ne yaptı ablan bil? Buna bir çare buldum!”
“Sahi mi neymiş?”
“Seni görümcemle evlendireceğim. Böylece sen de bu ailenin bir parçası olacaksın. O küçük kulübeden kurtulacaksın. Zenginlerin arasına karışacaksın!” dedi ellerini çırparak Zeliha.
“Zenginlik de falan gözüm yok benim, sahi evlendirecek misin beni?” dedi Yusuf heyecanla, “Yani artık hem evleneceğim, hem isteyince seninle olacak mıyım eskisi gibi!”
“Tabi olacaksın bunca zaman aslında buna zemin hazırlıyordum ben. Sana söylemedim sürpriz olsun istedim. Meliha çok güzel kız biliyorsun, gördün nikahta?”
“Tam hatırlamıyorum ama olsun, çok severim ben karımı, onu çok mutlu ederim. Baba da olurum değil mi? Benim de olur çocuğum!”
“Olmaz olur mu? Evlen sen, hemen olur bak gör!” dedi Zeliha saf saf yüzüne bakan Yusuf’a.
“Yalnız oda nikahı yapacağız, Mümtaz’ın ortaklarının yası var biraz, düğün, gelinlik falan olmayacak tamam mı? Benim kardeşim kalenderdir öyle şeylere takılmaz dedim ben!”
“Tamam olsun, fark etmez ki zaten!”
“Sen her gün işine gider gelirsin yine bakarsın karına!”
“Kokuyorum diye istemezse ya beni? “
“Canım gelince hemen duşa girersin sen de, mis gibi yıkanırsın, kokmazsın o zaman!”
Zavallı Yusuf her zaman ki gibi hemen kanmıştı ablasına, hem evlenecek, hem de artık ablası ile eskisi gibi yakın olabileceklerdi Safiye hanım apartmandan bir daireyi de onlara verecekti. Nevzat bey de bu saf çocuğun ablasının sayesinde evlenip, böyle iyi bir aileye damat gideceğine çok sevindi ama neden oda nikahı ile apar topar evlendiğini sorgulamadı fazla. Oğlanın hali yüzünden belki pek ele güne söylemek istememiş olabilirlerdi. Önemli olan iki sahipsiz kardeşin hayatlarının kurtulmasıydı. Bebek daha da büyümeden konuyu bağlamak için apar topar nikah yapılıp, Yusuf kulübeden ablasının yaşadığı apartmana taşındı. Meliha da istemeye istemeye mecburen onunla aynı dairede yaşamaya başladı. Daha ilk geceden aynı odada uyuyamayacaklarını duyunca Yusuf biraz bozuldu ama sesini çıkarmadı. Durum bir kaç gün değişmeyince iş çıkışı ablasına uğrayıp, “Kokuyorum diye mi benimle uyumuyor acaba?” diye sordu.
“Yok oğlum, Meliha çok mahcup kızdır, zaman ver yeni gelin utanıyordur. Biz Mümtazla altı ay ayrı yataklarda uyuduk. Böyle olur evlilik sen merak etme!” diyerek ikna edip yolladı Zeliha kardeşini.
Meliha’da akşamları onunla baş başa kalmamak için her gün onu da alıp annesinin evine inince, evlilikleri öyle böyle bir yola girip devam etti. Bir ay sonra artık Meliha’nın karnı iyice belirginleşince, Mümtaz bir akşam bir güzel içirdi Yusuf’u. Hayatında ilk defa alkol alan Yusuf önce zil zurna sarhoş olup arkasından da derin bir uykuya daldı. Zeliha’da bir hafta sonra kardeşini çağırıp, karısının hamile olduğu müjdesini veriverdi. Ne olduğunu anlayamayan Yusuf ne diyeceğini bilemedi bu habere.
“Birlikte uyumadık ama nasıl oldu acaba?” diye sordu ablasına.
“Ay ilahi Yusuf! Hani gece çok sarhoştun ya, girmişsin karının koynuna işte, o da hemen hamile kalmış. Aman oğlum hamile kadın ellenmez siz yine ayrı uyumaya devam edin e mi?” diyerek tembihledi güzelce kardeşini.
Baba olmanın sevinciyle bunu da hemen kabul etti Yusuf, demek sarhoş sarhoş uyumuştu o gece karısıyla, hatırlamıyordu ama olsun, baba olacak olmanın heyecanı yetiyordu ona.
(devam edecek)