İlayda – Bölüm 16

Asiye sabah erkenden çağırdığı kamyona eşyalarını yükletiyordu. Kevser hanıma bir yıllık kirayı peşin ödediği için, Kevser hanım eşyaların çıktığını görse de ne cama, ne de kapıya çıkmadı. Okan onun söylediklerinden sonra annesi ile konuşmuyordu.

“Uğursuz!” diye mırıldandı dişlerinin arasından aşağıdaki kamyona yüklenen eşyalara talimat veren Asiye’ye bakıp. Bu şeytan kız gelip onun aklını çelmiş ve oğlunu başka bir şeytanın elinden kurtarmak isterken oğlundan etmişti onu. Ancak Okan’ı o yetiştirmişti, bir süre sonra sakinleşecek ve hepsini bu şeytan kızın kandırdığını anlayıp özür dileyecekti Kevser hanımdan. Bir de utanmadan “Anneciğim!” deyip durmuştu ona. Hepsinin zaaflarından faydalanmıştı.

“Allah bir daha karşılaştırmasın böyleleri ile!” diyerek çekildi perdenin arkasından.

Kamyon yüklendikten sonra Asiye’de çağırdığı taksiye binip ayrıldı apartmandan. Aynı saatlerde İlayda’nın çıkış işlemleri de başlamıştı. Türkan hanım İlayda henüz uzun yola hazır olmadığı için Şule hanım ve onu kendi evinde misafir etmeye karar vermişti. İlayda annesi ile ambulansa binecek, Tahsin ve annesi de arabayla önden gideceklerdi.

Okan hastaneye geri geldiğinde onları çıkış işlemlerini yaparken buldu.

“Gidiyor musunuz?” dedi Şule hanıma bakıp.

“İlayda kalmak istemiyor! Biraz uzak kalmanızda fayda var!”

“O bana düşüneceğini söyledi!”

“Evet düşünecek, merak etme! Bebeğini kaybetti toparlanması gerek!”

“Tamam!” dedi Okan başını eğerek, “Onunla konuşabilir miyim siz gitmeden!”

“Hayır lütfen artık bunu isteme! İlayda gerçekten çok yıprandı. Onu seviyorsan lütfen biraz uzak dur!”

“Tamam!” dedi Okan yine ve dönüp arkasını gitti yanlarından.

İlayda ambulansa bindirilirken uzaktan bakıyordu yine. Tahsin huzursuz olmasınlar diye onun izlediğini söylemedi kimseye ve yola çıktılar.

“Bitti kızım bu kabus artık, oturduğum evi de satacağım, kimsenin bizi bulamayacağı bir yere taşınacağız seninle. Önce toparlan sonra boşanma davası açarsın yoksa bu çocuk gelip bizi bulur her yerde tamam mı?”

“Tamam!” dedi İlayda sıkıntıyla, kırıkları yüzünden en az iki ay yürüyemeyeceğini söylemişti doktorlar.

“Türkan teyzen bize bir arkadaşının mobilyalı dairesini ayarladı. Okan orada da bizi bulamaz. Sen toparlanana kadar orada kalırız! Türkan’ın yanımızda olması bana da iyi gelir. Tahsin’de sağ olsun yıllık iznini aldı senin için koşturuyor!”

“Ah anne!” diye inledi İlayda, “İyi ki yanımdasın!”

Türkan hanımın arkadaşının evine yerleştikten sonra, Tahsin İlayda’nın bütün kontrol ve bakımlarını kendi çalıştığı hastaneden yaptırdı. Şule hanım ve İlayda’nın hatlarını da hemen değiştirdikleri için Okan onlara ulaşamıyordu ama karısından kolay vazgeçmeye de niyeti yoktu. Bir ay sonra haber alamayınca Şule hanımın oturduğu eve gitti ama onun da bir aydan fazladır evine uğramadığını öğrenince mecburen geri döndü. Asiye’nin taşınıp gitmesinin ardından o da annesinin apartmanından çıkıp, bir oda, bir salon mobilyalı bir daire tutmuştu kendine. İlayda ile yaşadıkları eve ise hiç dokunmamış öylece kapatmıştı sadece.

Üç ay sonra boşanma evrakları çalıştığı yere gelince, deliye döndü ama yapabileceği hiç bir şey yoktu. Şule hanım o zaman içinde kendi evini boşaltıp kapatmış, kızı ile yaşayacakları başka bir şehirde bir ev ayarlamıştı. Evin yerini Türkan hanım ve Tahsin’den başka kimse bilmiyordu. İlayda artık yürüyebilse de kırıkların etkileri tam olarak gitmiş sayılmazdı.

Okan, onlara nasıl ulaşabileceğini bulamadığı için karısını daha önce Türkan hanımlara bıraktığı için bir gün gelip kapılarına dayandı. Tahsin’in evde olduğu bir saatte geldiği için, neredeyse yumruk yumruğa birbirlerine gireceklerdi. Sonunda Tahsin onu polis çağırmakla tehdit edince korkup geri çekildi. İlayda orada değildi.

“Bırak artık peşini!” dedi Tahsin, “Bu saatten sonra neyin eskisi gibi olacağını sanıyorsun! Aklını başına topla!”

Okan’ın artık hiç umudu kalmamıştı, baştan dirense de sonunda boşanmayı kabul etmek zorunda kaldı. Asiye İlayda’nın odasından çıkmadan yanına bir zarf bırakmıştı. Zarfın içinde İlayda kapıya gelmeden önce Okan ile onun salonunda başlayan yakınlaşmalarının görüntüleri vardı. İlayda’nın avukatı görüntüleri Okan’a gösterince, itiraz edecek bir şey bulamadı. Hastane raporları, bebeğin kaybedilişi ile ilgili de bir sürü rapor vardı. İlayda’nın merdivenlerden düşüşünün kasıtlı olup olmadığı belli değildi, eğer ısrar ederse hapse girebilecek kadar başı belaya girerdi. Sonunda pes etti.

Bir yıl sonra o da aile şirketinden ayrılıp, başka bir şehre yerleşti. Kevser hanım çok beklemiş olsa da annesinin yanına ne döndü, ne de aradı. Sonunda kiracıların şikayeti ile Kevser hanımın akli dengesinin yerinde olmadığı belgelendi. Bütün bu olaylardan sonra önce iyice hırçınlaşmaya sonra camı açıp, oğluna bağırmaya başlamıştı. Asiye’nin dairesine taşınan kiracının kapısına dayanıp tuhaf şeyler söylediği için kiracı sonunda çıkmak zorunda kalmıştı. Okan’a ulaşıldığında annesinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve tedavi görmesi gerektiğini onayladı. Böylece Kevser hanımı devletin rehabilitasyon merkezlerinden birine aldılar.

Asiye’yi bir daha ne İlayda ne de Okan görmedi. Türkan hanım ve Tahsin, Şule hanım ve İlayda ile bağlarını hiç koparmadılar. İki yıl sonra Tahsin ve İlayda’nın nikah töreninde iki arkadaş hüngür hüngür ağlıyorlardı.

Tahsin her hafta sonu onların yanına gelip, İlayda ve annesi ile ilgilenmeye devam etmişti. İlayda’nın yaşadıklarının şokunu atlatabilmesi için sosyalleşmeye ihtiyacı olduğunu bahane ediyordu. Şule hanım bir süre sonra Tahsin’in ziyaretlerinin kızı için olduğunu hissedince, Tahsin her geldiğinde onlarla çıkmamak için bahaneler bulmaya başladı. İlayda’nın yaşadığı tüm o sarsıntılardan sonra bir dostluğa gerçekten ihtiyacı vardı. Tahsin’i çocukluğundan beri tanıdığı ve son dönemde her aşamada yanlarında olduğu için ona güveniyordu. Okan ile boşanmalarından bir buçuk yıl sonra Tahsin’in geri dönmeden önce dudaklarına kondurduğu bir öpücükle, aslında bu son bir buçuk yılı onunla mutlu ve güvenle geçirdiğinin farkına varmıştı. Bir sonraki gelişte gelen evlenme teklifini ret etmedi. Tahsin geçen bir buçuk yıl boyunca, hayatın hâlâ çok güzel olduğunu, ne yaşanırsa yaşansın devam edilebileceğini hissettirmişti.

İki kızlarına iki sıkı dost Şule hanım ve Türkan hanım baktılar. Yıllar boyu kendi aralarında, iki çocuğun arasını neden daha önce yapmadıklarına hayıflanıp durmayı da ihmal etmediler.

SON

İlayda – Bölüm 16” için bir yanıt

Yorum bırakın