Asiye ona kapıyı açan Tahsin’e bütün masumiyeti ile gülümseyerek girdi içeriye. İlayda gözlerini kapamış uyumaya çalışıyordu. Kapının açıldığını hayal meyal fark edip, hafifçe araladı ve gelenin kim olduğuna baktı.
“Merhaba İlayda!”
“Merhaba!” diye yanıtladı uykulu bir sesle İlayda
“Beni tanıyor musun?”
“Hayır çıkaramadım!”
“Adımı Asiye diye biliyor kocan ve kayınvaliden!”
“Ne işin var burada?” diyerek doğruldu İlayda yataktan.
“Sakin ol, sadece konuşacağım ve sonra hepinizin hayatından gideceğim!”
“Seni dinlemek istemiyorum, Okan dışarıda bir yerlerde! İşin benimle değil!”
“Sakin ol ve dinle, başına gelenlerin nedenini bilmek istemiyor musun?” dedi Asiye sakince ve İlayda’nın yanındaki koltuğa oturdu.
“Anlatacağından eminim!”
“Ben senin gibi şanslı bir ailede doğmadım. Tek taraflı bir aşk çocuğuyum yine de! En azından annem aşıkmış!” diye güldü Asiye kendi kendine, “Annem nikahsız doğurduğu için ailesi tarafından da pek hoş karşılanmamış ve beni alıp ailesinden ayrılmak zorunda kalmış. Çocuklu tek başına bir kadının dışarıda ne kadar sağlam kalabileceğini tahmin etmek için üçüncü sayfa haberleri okumaya gerek yok!”
“Bunları bana niye anlatıyorsun? Sana acımamı mı istiyorsun?” dedi İlayda hırsla.
“Hep bu dinlememe huyundan kaybediyorsun, çabuk öfkeleniyorsun farkında mısın? Her neyse, Annemin karşısına üçüncü sayfa haberlerine konu olmadan önce bir adam çıkmış. Çok iyi bir adam. Düzgün. Annemin benimle ortada kaldığını duyunca ona yardım etmeye karar veren bir adam. Düşünsene o durumda bir kadına beklentisiz yardım eden bir adam olduğunu. Annem ona aşık olmuş tabi. Adam anneme kızıyla yani benimle başını sokabileceği bir ev açmış. Benim hatırlayabileceğim yaşlarda değil tüm bunlar. Sen ve ben henüz küçükken!”
“Babamdan mı bahsediyorsun?”
“Adam gerçekten iyi biriymiş ve uzun süre anneme elini bile sürmemiş. Hayatında başka kadınlar oluyormuş, bunları anneme anlatıyormuş bazen ama annem onlardan biri değilmiş başlangıçta. Bir kaç yıl sonra seninle ben ilkokula başladığımız yıllarda, annem ve adam arasında bir yakınlık olmaya başlamış. Adam her zaman gelmese de bu anne kızın hesabına her ay para yatırıyormuş ama kızın doğum günlerinde veya bayramlarda mutlaka uğrayıp, onlara sahipsiz hissettirmemeye de çalışıyormuş o zamana kadar. Gündüz uğruyor ya da onları biraz dışarı çıkıp gidiyormuş. Zamanla küçük kız adamı baba yerine koymaya başlamış. Adamla, annemin arasında yakınlaşma olduktan sonra ikisinin evleneceğini ve artık birlikte yaşayacakları hayaline dalmış bu küçük kız ama onca zaman sonra bir gün adam aslında evli olduğunu söyleyivermiş. Evli ve bir kız çocuğu babası.”
“Kimsin sen?”
“Fatih amca çok ama çok iyi bir insandı ama aslında ona baba dememe hiç izin vermedi biliyor musun? Öyle hissetmeme rağmen, bana bunun doğru olmadığını söyledi. Annemle mutlu günler geçirdiler. Annem evlenmeseler de ona böyle iyilik yapan adama zaten aşık olmuştu. Başka kadınlar olduğunu da biliyordu başından beri. Nikahlı bir karısı da olsa onu paylaşmaya hazırdı. Babanın sizin evinizde bulamadığı ev sıcaklığı bizim evimizde vardı.”
İlayda şoka girmiş ne diyeceğini bilemeden dinliyordu Asiye’yi.
“Ben de kabul etmiştim. O bizim hayatımızın büyük bir parçasıydı, annemi de beni de seviyordu. Bizi koruyor, kolluyor, mutlu ediyordu. İlla babam olması gerekmiyordu benim için. Senden ve annenden hiç bahsetmiyordu. Bazen sorsam da bana buna gerek olmadığını söylüyordu. Her şeyim vardı onunla, ailem vardı, rahatım vardı, lüksüm vardı senin olan her şeye sahip sayılırdım. Sonra bir gün seninle karşılaştık! Hatırladın mı o günü?”
“Sen?”
“Baban bizi orada öylece bırakıp seninle gitti! Anneme aşık olduğunu, beni gerçekten sevdiğini sandığım adam, seni görür görmez bizi unuttu! Onu bizden çaldın sen?”
“Sen aklını kaçırmışsın? O senin baban değildi benim babamdı? Kim kimi çalmaya çalışmış! Şimdi de hayatıma girip, kocamı ve bebeğimi çaldın sen benim!”
“Adım Asiye değil bu arda ve kayınvaliden berbat bir kadın sahiden, kocan da beş para etmez annesinin emrinden çıkmayan bir sünepe. Aslında sana iyilik yaptım, istemesem de! Bebeğin için de üzgünüm ama bu ailenin soyunu devam ettirmemek inan bana en iyisi! Baban senden sonra bizi tamamen terk etti! Hikayenin sonunu da dinle! Annemi öylece bıraktı, onca zaman sonra. Kolayca ve diğer tüm kadınlar gibi. Beni de hiç arayıp sormadı bir daha! Bizi sevdiğini sandığımız baban da pisliğin tekiydi aslında! Ben sadece gelip mutlu olduğun hayatın elinden alınınca ne hissedildiğini gör istedim. Aslında belki sen bizi babandan kurtardın, ben de seni kocandan! Ödeştik! Ben annemi kaybettim, sen de bebeğini ama yine de sen kârdasın inan bana!” dedikten sonra kalktı koltuktan ve odadan çıkıp gitti Asiye.
İlayda öylece baktı bir süre kapıya! “Ödeştik mi?” diye tekrarladı bir kaç saniye sonra kendi kendine. Asiye yine masum bir gülümseme ile Tahsin’i selamlayıp uzaklaştı onlardan. Tahsin o çıkınca iyi mi diye İlayda’ya bakmak için odaya girdiğinde onu şaşkın şaşkın yatağın içinde otururken buldu. Rengi bembeyaz olmuş, dudakları titriyordu.
“Ne oldu? İyi misin?” dedi endişeyle. İlayda hiç bir şey söyleyemeden ağlamaya başladı önce. Tahsin az önce çıkan kızla ilgili olduğunu tahmin ediyordu ama bir şey soramadı. Yatağın kenarına oturup sarıldı İlayda’ya.
“Ağlaman gerekiyorsa, ağla ve rahatla!” dedi sakin bir sesle.
İlayda sakinleştikten sonra olanları anlattı Tahsin’e, “Ben bilseydim onu asla içeri almazdım!” dedi Tahsin şaşkın şaşkın, “Bana arkadaşın olduğunu söyledi! Bu nasıl bir intikam böyle?”
“Bundan anneme asla bahsetmemeliyiz tamam mı? Sen de bahsetme Türkan teyzeye!”
“Tamam ağzımı bile açmam, zaten onları daha da üzmeye gerek yok! Ne yapacaksın peki? Şikayetçi falan olmayacak mısın?”
“Kim olduğunu bile bilmiyorum ki? Asiye gerçek adı bile değilmiş! Üstelik kayınvalidem ve kocam konusunda da garip bir şekilde haklı!” diyerek yeniden ağlamaya başladı İlayda.
“Annen doğru söylüyor, bir an önce bu kabus yerden gitmen gerek! Ciddi söylüyorum ben de huzursuz oldum şu yaşadıklarını izlemekten! O kızın içeri girmesine izin verdiğime de inanamıyorum, ya sana bir şey yapmaya çalışsaydı!”
“Gözü dönmüş bir katil değil o! Baksana beni bulmuş, kayınvalidemin kiracısı olabilecek kadar ileri bir plan yapmış! Soğukkanlı ve akıllı bir kız!”
“Bir psikopat! Kardeşin olmamış olması büyük şans!” dedi Tahsin.
Güldü İlayda elinde olmadan, “Haklısın!”
“Tamam ben yarın hastane ile konuşup, buradan hemen ayrılmak istediğimizi söyleyeceğim tamam mı, bu olanlar da ikimizin arasında kalacak!”
“Evet, tamam!”
“Haydi uyu biraz, içeri annemlerden başkasını asla almayacağım artık!” diyerek kalktı İlayda’nın yanından ve çıktı Tahsin. İnanamıyordu olanlara ve kızın içeride İlayda’ya bir şey yapma olasılığını atamıyordu kafasından. Bir an önce bu tuhaf şehirden ve insanlardan uzağa gitmesi gerekiyordu bu anne kızın. Asiye denilen o kızın planlarının burada sona ereceğinin bir garantisi yoktu.
İlayda gece boyu kabuslarla uyanıp durdu. Babası, Asiye, Kevser hanım karmakarışık rüyalardı hepsi. Şule hanım ve Türkan hanım ertesi sabah geldiğinde ikisi de onlara bir şey söylemediler.
(devam edecek)