“Hoş geldin Ekim..”
Ertesi gün Rıfat’a halası ile bir işi olduğunu söyleyip kalmadı Suna laboratuvara ama hiç içine sinememişti böylesi. Yine de halasını sevdiği adama kavuşturmak, kendi aşkından önemliydi şimdi. Sonra nasılsa anlatırdı ona da.
Okuldan biraz uzaklaşınca, Uğur hemen yaklaştı yanına, “Selam! Seni kaçıracağım diye korktum!”
“Selam, ben de sana bakına bakına yürüyordum. Hadi gidip oturalım bir yere çok sorum birikti dünden beri?”
“Tamam, şurada ileride bir yer var!” dedi Uğur ve birlikte gidip oturdular, “Sor bakalım sorularını!”
“Babanın nesi var, yani iyileşmeyecek bir hastalığı mı var?”
“Aslında değil ama yine de bırakıyor kendini. Fizik tedavileri var onları almadı mesela!”
“Ya kusura bakma ama halamla yeniden görüşeceklerse, ona da bu kadar şeyden sonra yük olsun istemem!”
Güldü Uğur, “Yatalak falan değil merak etme, biraz yaşama sevincine ihtiyacı var! Tamam anlıyorum bu arada! Ne yaşamış Mercan halan ben de onu merak ediyorum”
“Babana anlatma ama halam isterse kendi anlatır, ben de çok detay veremem!”
“Tamam anlatmam söz, ikimizin arasında!”
“Daha dün tanıdığım birine niye güveneyim bilmiyorum ama iyi birine benziyorsun gerçekten! Rıfat’ın kuzeni olduğuna göre!”
“Halanla işin kuzenimle buluşmak mıydı?” diyen Rıfat’ın sesini duyunca ikisi de döndüler, “Siz nasıl buldunuz birbirinizi?”
“Rıfat?” dedi Uğur şaşkın şaşkın, Suna da çok şaşırmış kalmıştı bir şey diyemeden. Ne dese bilemiyordu zaten.
“Rıfat evet? Bir açıklama bekliyorum ikinizden de?”
“Kuzen gel otur, Suna’nın suçu yok, senden gizlemesini ben istedim!”
“Ha? Bir de kahraman prens olmuşsun öyle mi? Korumaya geçiyorsun hemen! Ben sana bu kıza hissettiklerimi anlatmadım mı? Ne işin var yanında ha!” derken iyice sesi yükselmişti Rıfat’ın. Suna duyduklarına sevinse mi üzülse mi bilemedi, öyle kötü bir zamanda duymuştu ki bu hisleri.
“Amcan halama aşıkmış!” dedi pat diye
“Ne?” dedi Rıfat dönüp “Daha saçma bir şey bulamadın mı?”
“Doğru kuzen, onu konuşmak için geldik buraya, sakinleş anlatalım sana da!”
Rıfat soru dolu bakışlarla bir yan masadaki sandalyeyi sert bir şekilde çekip oturdu yanlarına. Uğur hikayeyi ona tekrarladı sakin sakin.
“Vedat amcamın çocukluk aşkı mı yani, Suna’nın halası?” dedi Rıfat şaşkın şaşkın, “Bu kadarını uydurmuş olamazsınız herhalde şu anda!”
“Uydurmadık!” dedi Suna, “Halam bana hikayeyi anlatmıştı ama amcandan sonra olanlar var! Ben de şimdi Uğur’a onu anlatacaktım biraz. İkisini bir araya getirmek istiyoruz!”
“Vay be! Vedat amcama bak! Hayır, yani bizim seninle aynı okulda olmamıza ne dersin?”
“Senin de ondan hoşlanmana tabi bir de!” dedi Uğur gülerek, Suna kıpkırmızı oldu.
“Bu ailenin erkeklerinin, sizin ailenin kadınlarına zaafı var herhalde!” dedi Rıfat bu kez gülerek, uzanıp tuttu Suna’nın elini. Suna iyice kızardı ama yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşti hemen.
“E planınız ne şimdi? Ben de varım bundan sonra!”
“Tamam ama bunu baban dahil ailede kimseye söylemeyeceksin, babam olur Mercan teyzeyle aralarında bir şey olursa, kendi karar verir ne yapacağına?”
“Oğlum babana çöpçatanlık yapıyorsun resmen!” dedi Rıfat gülerek.
“Özellikle bunun için o çeneni sıkı tutmalısın!”
“Onu kız arkadaşımla benden gizli buluşmadan önce düşünecektin! Haydi Suna anlat sen, ben dinliyorum!”
“Halam Vedat amcaya mektup yazarken yakalanmış babasına. Okula gitmesine zar zor izin verdiği için dedem hemen almış okuldan onu, neredeyse ertesi gün de imam nikahı ile evlendirip göndermiş başka yere!” diyerek başladı Suna çok detay girmeden özetledi Mercan hanımın başına gelenleri ve kendi anne ve babasının ölümlerini. O kısmı anlatırken biraz gözleri dolunca, Rıfat’ın da canı sıkıldı.
“Hiç sormadım sana niye halanla oturduğunu, çok özür dilerim bilmiyordum!”
“Halam annem gibi şimdi!” dedi Suna göz yaşlarını silerek, “Onun daha fazla üzülmesini istemiyorum. Bana anlatırken Vedat amcayı nasıl sevgiyle andığını biliyorum ama biz onları karşı karşıya getirelim, ikisi karar versinler!”
“Bence de!” dedi Uğur, Rıfat’ta onayladı, “Kimseye bir şey söylemeyeceğim merak etmeyin!” dedi sonra.
“Nasıl buluşturacağız peki onları, ikisi de fazla çıkmıyorlar anladığım kadarıyla!”
“Doğal bir karşılaşma mı olsa?” dedi Suna heyecanla, “Ben halamı çıkarırım dışarı ne bileyim bir kafede falan, denk gelsek size mesela?”
“Ya halan amcamı tanımazsa? Çok yıl geçmiş aradan! Amcamın pek saçı yok şimdi mesela!”
“Tabi tanısalar da cesaret edemeyebilirler, birinden biri kalkıp gitmek isterse bir işe yaramaz plan. Biz de biliyor gibi yapamayız!” dedi Uğur, “Babamı bir kafeye getirmek de kolay olmayacaktır ayrıca!”
“O zaman bildiğimizi saklamadan ikisini bir yerde denk getirteceğiz yine? Konuşsunlar diye de yalnız bırakacağız!”
“E öylece konuşup, ayrılırlarsa çok üzülürüm!” dedi Suna bu sefer.
“Ne yapacağız, doğruca nikah dairesine götürecek halimiz yok! Biz sadece birbirlerini bulmalarını sağlayabiliriz. Yıllar önce birbirlerini sevdiler diye yine sevecekler diye bir şey yok! İkisi de çok şeyler yaşamış!” dedi Rıfat
“Doğru, tek yapabileceğimiz karşılaşmalarını sağlamak! Gerisi onların işi! Baktık istiyorlar ama ikinci görüşmeye cesaretleri yok o zaman devreye gireriz yine!”
“Anlaştık!” dedi Suna, Rıfat’ta onayladı yine.
“Biliyor gibi yapıyoruz değil mi şimdi son karar göre! Sen amcamı, sen de halanı bir yere getiriyorsun!”
“Evet o daha mantıklı! İlk buluşma heba olmasın bence!” dedi Uğur
“Nerede olacak? Rahat konuşacakları bir yer olsun! Halam etraftan gören olur diye huzursuzlanır şimdi biliyorum ben onu! Tabi gelmeye ikna olacakları bir yerde olmalı!”
“Tamam bakın aklıma ne geldi! Halan Rıfat ile hiç tanıştı mı?”
“Hayır!”
“O zaman sen hala onu Rıfat ile tanıştırmak istediğini söyle! Zaten o da yanımızda olacak!”
“Sen ne söyleyeceksin?”
“Ben de Rıfat’ın amcamla konuşmaya çekindiği bir konu olduğunu söyleyeceğim. O yüzden bana anlatmış ben de babamdan yardım istemişim! Babamın yardım edebilmesi için gelip sorunu yerinde konuşması lazım olacak! Ciddi bir mesele olduğunu düşünürse gelir hiç itiraz etmez!”
“Halam da gelir, Rıfat’ı merak ediyor!” dedi Suna neşeyle.
“Tamam sadece yer ve zaman seçeceğiz o zaman!”
“Birinden biri gelmezlik yapmaz değil mi?”
“Yapmamalarını sağlayacak kadar önemli konular seçtil işte!”
Orası olmaz, burası olmaz diyerek yarım saatten fazla yer seçmeye çalıştılar, Suna ve halasının kolay ulaşacakları da bir yer olmalı diye düşündüler önce. Sonra zaten Rıfat ile tanışma buluşması olacağı için Rıfat’ın gidip onları arabayla alabileceğine karar verdiler. Onları alıp konuşacakları güzel bir yere götürmesi ters gelmezdi Mercan hanıma. Nazik bir jest olurdu bu.
“Hamsilos’a gidelim o zaman!” dedi Uğur, “Babam orayı çok sever, hem de doğanın içinde istedikleri gibi yürür, konuşurlar. Kimse de onları görmez!”
“Süper! Halam da çok sever orayı!” dedi Suna, “Ben de severim!”
“Anlaşıldı, siz de ikiniz takılırsınız beklerken, ben de denize bakarım!”
“Beni es geçip, Suna ile gizli gizli çözmeye çalıştığın için cezanı çekeceksin!” dedi Rıfat, “Henüz o kısmı çözmedik!”
“Haklısın ama hassas bir konu işte bak söyledik!”
“Bu da hassas!” dedi Rıfat yarı şaka, yarı ciddi.
Suna’nın kalbinin yerinden fırlayıp masaya düşeceğinden korktu bir an. Halasını çocukluk aşkına kavuşturayım derken, o da kendi aşkına kavuşmuştu galiba. Bu kısmı da halasına anlatamazdı şimdi. Zamanı yine dolduğu için Mercan hanım merak etmesin diye “Gitmem lazım!” dedi. Rıfat’ın arabasıyla bıraktılar onu sokağın başına kadar. Tarih için karar verememişlerdi, Vedat beyle, Mercan hanımın ağzını arayıp sonra karar vereceklerdi. Rıfat ile her gün okulda konuşabiliyorlardı nasılsa.
(devam edecek)