Gönül Bağları – Bölüm 17

Yeşim hamım kardeşi ile vakit geçirmek istiyordu yurt dışına gitmeden önce, o yüzden ayrılmak istemiyor olmasa da hem plan gereği, hem de kalan işlerde Alex’e yardım etmesi gerektiğinden Sadık vedalaştı Gülsunar ile ama bu defa ikisi de bir daha ayrılmayacaklarından emindi. Belediye başvurusu yapılmış, oda nikahı için bir hafta sonrasına gün alınmıştı. O arada Alex ile dönecek, mahallede görünecek, otobüse binip tekrar teyzesinin evine gelecek ve sevdiği kız ile nikahlanacaktı.

“E? Kaldık kız kıza!” dedi Sibel hanım erkeklerini yolcu eden Yeşim ve Gülsunar’a, ikisinin de gözleri yaşlanmıştı ama bu biraz sinir boşalması, çokça da mutluluktandı. İki arkadaşın da, iki kardeşin de konuşacak çok şeyleri vardı. Yeşim hanım kocasıyla gidecekti ama oradaki ortamı ayarladıktan sonra kız kardeşini de yanına aldırmak istiyordu. Aileden ikisi kalmışlardı, onlar bir daha dönmeyi planlamadığına göre Sibel hanımı tek başına bırakmak içine sinmiyordu. Şehnaz’ın varlığına kadar buna sıcak bakmayan Sibel hanım, hayatına evlat yerine koyduğu Şehnaz girince, onu tek başına bırakmamak için bu düşünceye sıcak bakmaya başladı. Artık hayatının bir amacı, koruyup, kollamak istediği bir can yoldaşı vardı. Tek başına yaşlanıp gitmektense, dünyaya iz bırakmak için eline bir fırsat geçmişti. Hem de Şehnaz gibi değerli bir fırsat. Aslında ona dışarıdan okul bitirtmek istiyordu ama kaçtığı sırada reşit olmadığı için yeri tespit edilsin istemiyordu. Yurt dışına giderlerse ikisi de önce yabancı dil öğrenir, sonra imkanlara göre Şehnaz’ın eğitimi orada da tamamlanabilirdi. Sonuçta Sibel hanım da Şehnaz’ın başında baki kalmayacaktı. Gülsunar arkadaşının Sibel hanım ile kurduğu bu sıcak ilişkiyi dinleyince çok sevinmişti. Zaten ikisinin arasındaki uyumu görmek için olanları dinlemeye gerek yoktu Birbirleriyle bakışıp anlaşıyorlar, aynı şeylere gülüp, aynı tepkileri verirken birbirlerine bakıyorlardı.

“Vallahi beni bile şaşırttınız!” demişti Yeşim hanım, kız kardeşini uzun süre sonra böyle hayata bağlı ve mutlu görünce çok sevinmişti. Aslında Şehnaz’ı yanına alarak en büyük riski o almıştı. O yüzden en iyisi bir süre sonra ikisinin onların yanına gelmesi olacaktı. Gülsunar için aynı sorun yoktu çünkü o artık reşitti ve kendi rızası ile geldiği için yasalar karşısında kimse suçlu değildi. Şikayet bile olsa polisin de, hukukun da yapacak bir şeyi yoktu. O yüzden nikah ve yeni kimliğin arkasından hemen pasaport başvurusu yapacakları. Tabi arkasından da Alex hariç hepsi için vize başvuruları. Alex bir kaç ay içinde gidebileceklerini söylüyordu. Zaten buradaki bağları kesmek, evi kapatmak da aşağı yukarı o kadar sürerdi. Alex kalan her şeyi halledip yeniden İzmit’e gelecek, oradan İstanbul’a geçip uçağa bineceklerdi.

Nimet hanım işten gelip çocukların karınları aç ve evi darmadağınık görünce sinirlendi.

“Gülsunar! Kız neredesin?”

İçeri odadan ses gelmeyince girip baktı, zaten küçük olan evi dolandı kızını bulamadı. Oyuna dalmış çocuklara “Ablanız nerede?” diye sordu, “Görmedik!” dediler.

Onun bir yerlerde oyalandığını sanıp, söylenerek mutfağa girdi, “Baktığı çocuk mu hastalandı acaba?” diye de sordu kendi kendine, artık kendi başına bakkala gidecek kadar büyüyen oğluna seslendi.

“Erdem! Git bak ablanın çalıştığı eve! Bir şey mi olmuş!”

“Bana ne ya, Nazlı gitsin, o büyük!”

“Lan! Sana diyorum git diye, ablanı mı yollayayım bu saatte! Fırla! Baban gelir birazdan söylerim ha?”

“Tamam ya!” diyerek oyundan kalkıp, arkasına basılmış ayakkabılarını giyip, çıktı dışarı Erdem, kızlar gibi ezilmediği için kapıyı da çarparak oyundan kaldırılmanın tepkisini de verdi giderken. Ayaklarını sürüye sürüye bakkalın önüne geldiğinde Şehnaz’ın ağabeylerinin de içinde olduğu gruptan bir iki kişi vurdu ensesine şakalaştılar güya.

Erdem beklenmedik bir el hareketi yapıp dönüp girdi apartmana. Delikanlılar güldüler çocuğun davranışına. Ablasının zamanında çıktığını duyunca gerildi Erdem. Annesine yetiştirmek için koşa koşa indi merdivenleri, ayakkabıları tam giymediği için apartmandan çıkarken yuvarlanıyordu az kalsın. Bakkalın önüne bakmadan fırlayıp geçti yanlarından.

“Ablam saatinde çıkmış, yok orada!” dedi kapıyı gümbür gümbür çalıp, annesi açtıktan sonra.

“Nereye gidecek bu saatte?” diye homurdandı Nimet hanım, “Şehnaz’da kaçtı ki ona gitsin?” dedi ve birden aklına geldi, “Yoksa bu da mı kaçtı onun gibi?”. Erdem sanki annesi bir şey dese fırlayıp yapacak gibi bakıyordu onun yüzüne ama Nimet hanım gafil avlanmış gibi kaldı kapının önünde. Kocasının gelmesine dakikalar kalmışken ne diyecekti acaba?

Gülsunar’ın babası, karısına bağırıp çağırdıktan sonra saat on bire gelince, kalktı gitti karakola, kızının eve gelmediğini bildirdi. Eve beş karış suratla geldiğinde, Nimet hanım baş ağrısı tuttuğu için yemenisini alnına sarmış dövünüp duruyordu. Kocası bir şey desin diye baksa da, adam bir şey söylemeden geçip oturdu koltuğa.

“Arayacaklar!” diye homurdandı dişlerinin arasından. O da doğrudan Şehnaz’ı hatırladığı için kızını da ayartıp yanına aldırdı diye düşünüyordu. Gülsunar’ı bulurlarsa, Şehnaz’ı da bulurlardı.

Sadık iki gün sonra yeniden bakkalın önüne geldiğinde, hemen duydu haberi, Gülsunar’da kaybolmuştu. Onu ders çalıştırdığını bildikleri için çok şaşırmış ve üzülmüş gibi yaptı. Şehnaz’dan hâlâ haber alamayan ağabeyleri, kız kardeşlerinin arkadaşının da böyle ortadan kaybolduğunu duyunca yeniden gaza gelmişlerdi. Sadık’ta mecburen onlarla atıp tuttu bolca. Bir kaç gün daha mahalleye uğrayıp, artık gitmek için hazırlıkların iyice yoğunlaştığını ve bir iki aya gideceklerini duyurdu ortalığa. Sonra İzmit’e döndü yeniden, Gülsunar’ı da annesini de özlemişti. Nikahın kıyılmasından sonra Gülsunar için polisin gelebileceğini tahmin ettikleri için Şehnaz’ı kapı ve pencerelerden uzak tuttular iyice. Onu gören konu komşuya adının başka olduğunu söylemişlerdi zaten. Sürekli kalmıyor da arada bir geliyor gibi anlatmışlardı. Tahmin ettikleri gibi bir hafta sonra karakoldan geldiklerinde Sadık ve Gülsunar birlikte gittiler ifade vermeye.

Nimet hanım kızının kaçıp, başka bir şehirde Sadık ile evlendiğini duyunca sinir krizleri geçirdi. Kendi gönlüyle gidip evlendiğinden polisin onu zorla geri getirmesi mümkün değildi. Babası ezberlenmiş rolünü oynayıp kızını o anda evlatlıktan ret etti. Onun artık Gülsunar diye bir kızı yoktu. Ondan önce var mıydı? Orası hikayemizin kurgusu içinde değil.

Gülsunar’ın kaçıp, Sadık ile evlendiği haberi mahallede bomba etkisi yarattı. Herkes onun utanmadan geri gelip bakkalın önünde arkadaşları ile takıldığını konuşmaya başladı. Neyse ki Alex eve kilidi vurmuş İzmit’e ailesinin yanına gitmişti o sırada. Mahmut Sadık’ı arayıp, kardeşi ile bir bağı var mı bu olanların diye sordu? Eğer varsa bunu yanına bırakmazdı.

Sadık soğukkanlı olmaya çalışarak Şehnaz’dan haberi olmadığını, Gülsunar’a ders çalıştırırken ona aşık olduğunu arkadaşına sakin sakin anlattı. Mahmut, Sadık’ı severdi, ona da sevdiği kızı vermiyorlardı, bakkalın önüne gelip de rol yapmak zorunda olduğunu anladığını söyledi. Onun tek derdi kardeşinin de bu işin de olup olmadığını bilmekti.

“Allah mesut etsin kardeşim!” diyerek telefonu kapattı, kız kaçırmaya kendisi de hazır ama kız kardeşini kaçıran olduysa katil olmaya aday ağabey.

Sadık İzmit’e gelip onları bulabileceklerini düşünüp strese girince, pasaportlar ve vize işlemleri halledilene kadar yine yer değiştirmeye karar verdiler. Sonuçta polis Sadık ve Gülsunar’ın İzmit’e olduğu evin adresine sahipti. Artık orası gizliliğini kaybetmişti.

(devam edecek)

Yorum bırakın