Yıldız’ın kızları- Bölüm 1

Sercan bey, Yıldız hanımla görücü usulü evlenmişti. Aslında evlenmeye gönlü olmasa da, teyzesi Yıldız’ı komşu gezmesinde beğenmiş, hemen gelip annesine söylemişti. Uzun boylu, açık tenli, güzeller güzeli bir kızdı Yıldız. Adı gibi parlıyordu. Sercan beyin annesi de kız kardeşinden bu güzeller güzeli kızı duyunca, kız kardeşi ile kızı görmeye gitmişti. Çok hamarattı Yıldız, kendi elbiselerini dikiyordu, hamaratlığı anlata anlata bitirilemiyordu. Tutumluydu, terbiyeliydi, oturması, kalkmasını bilirdi, olup olabilecek en iyi gelin adayıydı. O akşam gelir gelmez Sercan beye uzun uzun anlattı annesi, yirmi beş yaşındaydı Yıldız. E Sercan bey de artık otuz iki olmuştu, biraz daha beklerse çocukları ona dede diyeceklerdi. Sercan bey mırın kırın etse de annesi ile teyzesi ne yapıp edip, Yıldız’ı gösterdiler ona. Güzeldi gerçekten, baya güzeldi aslında. Onca zaman hiç evliliği düşünmeyen Sercan bey, Yıldız’ın güzelliğine tav oluverdi. İki ayın içinde isteme, söz, nikah hepsi yapıldı.

Sercan bey ancak bir kaç ay sonra karısının ruh sağlığının hiç de iyi olmadığını anlamaya başladı. Her şey çok iyi giderken birden bire Sercan beye düşmanlık sergilemeye başlamıştı, ağlıyordu, Sercan beyin onu sevmediğini, hiç takdir etmediğini söylüyordu. Oysa evlendiklerinden beri karısını hoş tutmak için elinden geleni yapıyordu. Bu kadar duygusallık çoğalınca kimseye söylemeden karısını alıp doktora götürdü. İki gün sonra tahlil sonuçları çıktığında öğrendiler ki Yıldız hamileydi.

“Ah demek ki hamilelik depresyonu!” dedi Sercan bey, annesi, teyzesi hepsi sevindiler. Hamileliği boyunca Sercan beyin annesi ve teyzesine de taktı Yıldız. Onu kıskanıyorlar, ne yapsa eleştiriyorlardı. O kadar çok söylendi ki sonunda Sercan bey annesine “Siz gelmeyin bir süre Yıldız rahat etsin hamile haliyle ağlasın istemiyorum!” dedi. Bozuldular ama kızı kendileri buldukları için de sen hanım köylü mü oldun diyemediler yüzüne Selcan beyin, iki kardeş kendi aralarında konuşup durdular. İyi etmemişler miydi acaba Sercan’a evlen diyerek. Bu arada Yıldız kendi ailesinden de şikayet ediyordu sürekli, Kız kardeşleri onu hep kıskanıyorlardı. Hatta küçük kız kardeşi çeyiz için hazırladığı el işlerinin üzerine asit dökmek istemişti ama yakalamıştı son anda. Ne iyilik etse yaranamıyordu kimseye herkes onu kullanmak, elindeki güzellikleri almak istiyordu.

Dokuz ay boyunca Sercan bey karısının hamilelik depresyonunda olduğunu düşünerek idare etti. Bu yaştan sonra evlenmiş çocuk sahibi oluyordu, çok mutluydu. Baba olma duygusunun onu böyle heyecanlandıracağını daha önce hiç düşünmemişti. Böylece Güneş doğdu. Adını Sercan bey koymuştu, karısı gibi bir yıldızdan daha parlağı yani bir güneş doğabilirdi ancak.

Yıldız hanım çocuk doğurduktan sonra sakinleşti, Güneş ismini de çok beğenmiş ve kabul etmişti. Güneş’i yere göre koyamıyor, onun her şeyini dikip, her şeyine dikkat ediyordu. Ne zaman ki Güneş altı aylık oldu, bu sefer Sercan beyi Güneş’i ondan daha çok sevmekle suçlamaya başladı. Çocuk yüzünden eve hapsoluyordu, Sercan bey çekip işe gidiyor onu tüm bu ilerle bırakıyor, akşam gelince de hemen kızına sarılıyordu. Karısından daha parlak bir yıldızın adını ona vermesinden anlaması lazımdı zaten ama anlamamıştı. Her gün Güneş’i kötülemeye başladı çok ağlıyordu, annesi üzülsün diye elinden geleni yapıyordu. Hastanede karışmadığı ne malumdu. Sercan bey önceleri karısının yorulduğu için böyle şeyler yaptığına karar verdi. Hem bebeği, hem evi idare etmek kolay değildi. Sonra Yıldız hanımın halleri çoğalınca onu alıp yine bir doktora götürdü. Bu defa doğrudan psikiyatri servisine götürmüştü.

Bebeği doktora götürdüklerini sanan Yıldız hanım psikiyatri servisini görünce, onun için geldiklerini hemen anladı ve koridorda kocasına bağırmaya başladı.

“Beni buraya kapatıp kızınla baş başa kalmak istiyorsun değil mi?” diye başlayan bağırışlar giderek artınca doktorlar ve hasta bakıcılar koridorlara çıktı ve onu yakalayıp, bir sakinleştirici yaptılar. Karısı sakin sakin bir köşede otururken o da randevu aldıkları doktora olanları bir bir anlattı. Artık çocukla onu baş başa bırakmaya korkmaya başlamıştı. Yıldız’a duygu durum bozukluğu teşhisi kondu. İlaçlarını düzgün içerse hiçbir sorun olmadan hayatına devam edebilirdi. Daha ilk hafta ilaçlar etkisini göstermeye başladı ve Yıldız yeniden melek gibi bir anne ve çok iyi bir eşe dönüştü. Sercan bey karısını zamanında doktora götürdüğü için çok mutluydu. Artık Sercan beyin ailesi ile de bir sorun kalmadığı için onlar da torun sevmeye rahatça geliyorlar hatta Yıldız rahat etsin diye bazen çocuğa onlar bakıyorlardı. Güneş üç yaşına gelene kadar her şey harika devam etti.

Sercan bey karısını da kızını da çok seviyordu. Yıldız’ın kızına diktiği elbiseler herkesin dilindeydi. Çarşıda olmayan yeni modeller buluyor, evdeki eskilerden bile söküp harikalar yaratıyordu. Sonra bir gün Yıldız eski haline geri dönüverdi. Kimseyi istemiyor Güneş’i kıskanıyor, Sercan beyin her şeyi ona aldığını karısını hiç umursamadığını söylüyordu. Yine doktor ziyaretleri başlayınca, Yıldız’ın yine hamile olduğu ortaya çıktı. Sercan bey bu süreci daha önce yaşadığı için karısının hamilelik dönemlerinde tetiklenen hastalığını öyle böyle idare etti, bu süreçte Güneş etkilenmesin diye de onu alıp annesine götürdü. Kamer doğana kadar Güneş babaannesinde kaldı. O kadar küçüktü ki annesinin onu istemediğini anlayamıyordu. Sercan evde olduğu zamanlar kızını eve getiriyor, o yanındayken annesini görmesini sağlıyor sonra yeniden annesine bırakıyordu. Kamer doğduktan sonra yeniden psikiyatri ilaçlarına başladılar ve Yıldız tıpkı Güneş’te olduğu gibi düzelme göstermeye başladı. Böylece artık dört buçuk yaşında olan Güneş’te eve döndü. Bir kardeşi olduğuna çok seviniyordu. Sercan bey ile Yıldız hanımım mutlulukları bu defa da beş yıl sürdü. Beş yıl sonra Yıldız hanım yeniden aynı hale gelince Sercan bey önce hamile olup olmadığına baktırdı ama bu defa böyle bir durum söz konusu değildi. Yıldız hanım birden bire ilaçlarını içmekten vazgeçmişti. Onlara ihtiyacı olmadığını düşünüyordu. Sercan bey ilaçlarla onu uyuşturup, dışarıda başka kadınlara gitmek istiyordu. Sırf bu yüzden bir kaç kere kızları alıp Sercan beyin iş yerine geldi kontrole. Onu orada görünce b sefer çalışan kadınları kıskanmaya başladı. Sercan bey onunla baş edemeyince ilaçları karısına gizli gizli içirmeye başladı. Sabah kalkıp ona kahvaltı hazırlıyor, ilaçları da kahvaltısının içine karıştırıyordu. Akşamları da ya süt kaynatıyor, fırsat bulursa masada yemeğine katıyor, olmazda çay doldurmaya kalkıp fincanına koyuyordu. Arada bir fırsat bulamadığı zamanlar olduğu için Yıldız hanım bir türlü tam toparlanamıyordu ama hiç değilse tamamen de dağılmıyordu. Altı yıl daha böyle devam etti. Güneş artık on beş yaşına gelmişti, Kamer’de henüz on yaşındaydı. Sercan bey büyük kızı artık halden anladığı için karısının ilaçlarını içirmek için onunla iş birliği yapmaya başlamıştı. İki kız da annelerinin hasta olduğunu ve ilaçlarını içmezse normal davranmadığını öğrenmişlerdi. İlaçları rapora bağlı olduğu için artık ikide bir doktora gitmelerine de gerek yoktu. Bittikçe aile hekimine gidip yazdırıyorlardı. Aslında onlar fark etmese de yıllar içinde ilaçların dozu azalmaya başlamıştı ama Yıldız hanım hastane lafını duyunca kıyameti kopardığı için yeniden kontrole gitmek mümkün olmuyordu. Onlar da mevcut ilaçların sağladığı konforla yetinmek zorunda kalıyorlardı ki şimdilik durum hiç de fena değildi.

(devam edecek)

Yorum bırakın