Söz – Bölüm 8

Süreyya hanım duyduklarına inanamıyordu. Funda sessizce ağlamaya devam ederken o aklından geçirdikleri ile sürekli başını hayretle iki yana sallıyordu. Funda bardağına uzandığında onun titreyen ellerini gördü. Şebnem’in ona geldiği gün elleri aynı böyle titriyordu. Bu gerçek bir korkunun titremesiydi. Hiç bir insan bu şekilde taklit edemezdi bunu. Yine de temkinini korumak istiyordu işin ucunda kızı vardı.

“Beni nasıl bulduğunu anlatmadın daha?”

“Dinlemek istiyor musunuz hâlâ?”

“Evet anlat haydi?”

Çiğdem bardağı yerine bıraktı ve derin bir nefes aldı. Ağabeyim tutuklandıktan sonra bir süre daha ortaya çıkamadım. Çok korkmuştum, hani şu filmlerde olduğu gibi arkasından da beni yok etmek için bir plan yapmış olabilirdi. Bir gün hapisten çıkmanın bir yolunu bulup yeniden her şeyin sahibi olabilirdi.

“Ne oldu peki?”

“Avukat bu korkumu anladığını ancak banka hesaplarını kullanmamım bu korkumla ilgisi olmadığını söyledi. Sonuçta para benimdi. İstediğim herhangi bir hesaba aktarıp, istediğim şekilde kullanabilirdim. Kaçmak istiyorsam, kaçmak için, kalmak istiyorsam yaşamak için!”

“Akıllı adammış!”

“Bir kadındı. Aslında babamın metresi olduğunu sonradan itiraf etti, şirketimizde çalışıyordu.”

“Baban hiç boş durmamış korkarım!”

“Güleceksiniz ama sonradan Şebnem ve Çiğdem ile benzeşmemizin babamla bir ilgisi olabilir mi diye düşünmedim değil?”

Süreyya hanımın hayretle kalktı kaşları bir kez daha.

“Hayır böyle bir şey yok!” dedi Funda elini sallayarak, “En azından henüz yok!” dedi acıyla gülerek.

“Anlatmaya devam et!”

“Avukatın dediği gibi yaptım ancak bir de şirket vardı. Aileden geriye kimse kalmadığı için şirket başı boş kalmıştı. Tek yaşayan aile üyesi olduğum için yönetim kurulu başkanı ben olmalıydım. Ama bunu kabul edersem o zaman Cüneyt bir yolunu bulup çıkarsa ya da plan yapmışsa, çok kolay av olurdum!”

“Bunca şeyden sonra bunu yapmış olmasına bende şaşırmam doğrusu!”

“Bu yüzden yine avukatın aklıyla yerime birini atadım.”

“Bu kadına nasıl güvendin sen?”

“Mal mülk umurumda değildi ki? Hiç de olmadı zaten. Ben Cüneyt gibi değilim. Yaşamak istiyorum, huzurlu ve mutlu. Tıpkı sizin buraya gelmekteki amacınız gibi.” dedi Funda etrafını göstererek.

Süreyya hanım onun ne söylediğini gayet iyi anlıyordu. Başını salladı.

“İki yıl boyunca şirketi atadığım şahıs yönetti. Ağabeyim hakkında tüm davalar sonuçlandı ve suçlu bulundu. Annemi, babamı ve şoförü organize bir şekilde öldürtüp, beni de öldürmeye teşebbüs etmiş, bu arada ilgisiz bir üçüncü kişinin ölümüne neden olmuştu. Çok iyi avukatları olmasına rağmen suçu sabit görüldü ve aklanamadı. Benim yerime Çiğdem ölmemiş olsa bunları bu şekilde ispatlamak mümkün olmazdı. Aramızdaki benzerlik ve onun düzenlediği cenaze töreni her şeyi açık etmiş oldu.”

“Seni yani evdeki cesedi teşhis etmemiş olduğuna pişman olmuş olmalı!”

“Büyük ihtimalle” dedi Funda, biraz daha sakinleşmişti şimdi, “Yerimi kimse bilmiyordu, aldığım paralarla uzak bir şehre gittim. İki yıl boyunca yasal kaydım oluşmasın diye ne kart kullandım, ne hastaneye gittim. Evi de ev sahibi ile anlaşıp değerinin üzerine kiraladım. Zaten boş duruyordu. Ederinden fazla para teklif edince adam hemen kabul etti. Faturalar onun adınaydı. Parayı herhangi bir bankaya yatırmadım, yanımda getirdim. Üç koca valiz para ve bir küçük çantada kendi eşyalarım vardı. O kadar mütevazı yaşadım ki, kimse zengin biri olduğumu anlayamazdı.”

“Varlık içinde yokluk!”

“Hayır değildi aslında, o para çok berbat şeylere neden olduğu için elimi bile sürmek istemiyordum. Dediğim gibi yaşamak istediğim şey para ile tam olarak sağlanır bir şey değildi ki? Zaten o iki yıl ancak ruhumu onarmaya çalıştım. Az önce gördüğünüz gibi daha başarmış bile değilim” dedi az önce çöküp ağladığı yeri gösterdi.

“Sonra?”

“Sonra bir gün avukatın benimle haberleşmesi için açtığım uyduruk bir eposta adresine bir mesaj geldi”

“Ağabeyinden mi?”

“Hayır, avukattan geldi. İki yıl boyunca davanın sonucu hariç pek bir şey yazmamıştı. Ben ona hiç cevap yazmamıştım.”

“Ne diyormuş?”

“Cüneyt hücresinde kendini öldürmüş!”

“Oh bulmuş cezasını!” dedi Süreyya hanım, o ana kadar kızının peşinde düşeceğinden korktuğu adamın nefes almadığını öğrenmek ona çok iyi gelmişti.

“İnanamadım, ağabeyim o kadını da ikna etmiş olabilirdi, kadın sonuçta anneme rağmen babamla olmuş!”

Sinirli bir kahkaha attı bu kez yaşlı kadın, “Gerçekten şiştim artık! Ağabeyin yaşıyor mu, yaşamıyor mu?”

“Yaşamıyor!”

“Emin misin?”

“Şirketten önce hapishaneye gittim, eğer ölmediyse orada olmalıydı ziyaret edilebiliyordu. Hapishane görevlileri kendini astığını doğruladı. Onu görmek istediğimi söyledim.”

“Ciddi misin?”

“Siz de az önce onun öldüğüne inanmadınız öyle değil mi?”

“Doğru!”

“Gidip onu gördüm. Boynunda kendini astığı gömleğin bıraktığı iz duruyordu.”

“Yüzüne tükürseydin!”

“Ölmüş birinin yüzüne tükürmek aklıma gelmedi! Hemen DNA testi istedim!”

“Akıllı bir kızsın neyse ki?”

“Sonuç doğrulandı, o ağabeyimdi! Sonra şirkete gittim ve görevimi devraldım. Ailemin evine dönmek istemediğim için orayı hemen elden çıkardım. Kendi dairem de duruyordu zaten. Oraya yerleştim. Her şey bitince hâlâ sakladığım ve asında defalarca okuduğum günlüğü, korkularım olmadan bir kez daha okudum. ”

“Ve bizi bulmaya mı karar verdin? Beni yani?”

“Hayır bir dedektif tutmaya karar verdim! Koca bir şirketi yönetmeliydim e bunun için yatırım yapılan kişi hep Cüneyt’ti. “

“Aptal çocuk sahip olunan her şey ancak bu şekilde aptalca kaybedilebilir. Sadece seni öldürmeye kalksa her şey daha kolay olurdu.”

Bu kez sinirli kahkaha sırası Funda’ya gelmişti, “Ciddisiniz değil mi?” dedi hayretle.

“Bu hikayenin ardından insanın kafasının böyle çalışmaması mümkün değil ki?” dedi Süreyya hanım soğukkanlılıkla, “Şartların insanı ne kadar cesur yaptığını artık ikimizde biliyoruz öyle değil mi? Kafamız Cüneyt gibi çalışmasa onlardan nasıl korunabiliriz!”

“Evet haklısınız aslında! Böylece benim yerimde şimdi Çiğdem olurdu belki. “

“Bu benim için daha içinden çıkılmaz bir durum olurdu, o zaman onu kardeşinden ayıramazdım ve Yasemin her şeyi öğrenirdi.”

“Onu korumak için öz bir annenin yapacağından fazlasını yapmaya hazır olduğunuzu görüyorum!”

“Özlük üveylik nedir senin ailen daha iyi gösteriyor aslında. Ben kızımı seviyorum. Yasemin’i de seviyordum bu bir delilik değil. Öyle görünüyor biliyorum. Zavallı kadın tüm ailesini kaybetmiş kızı da ölünce bulduğu zavallı kızı onun yerine koymuş, onun adı ve kimliği ile onu büyütmüş. Öyle değil oysa! Bunu anlayabileceğini sanmıyorum.”

“O halde neden ölümüne onu koruyorsunuz, ben Çiğdem olsaydım ne yapacaktınız merak ediyorum!

“Belki de hepimizin içinde bir Cüneyt vardır!” dedi Süreyya hanım.

Funda bu tuhaf söz karşısında hem irkildi hem de garip bir şekilde ikna oldu.

“Artık ikimizde tüm hikayeyi biliyoruz” dedi sonra ciddiyetle. Birbirimize dürüst davrandığımıza sevindim an azından şimdilik öyle olduğunu sanıyoruz ya da.

“Sana doğruları anlattım!” dedi Süreyya hanım, dürüstlüğe rağmen yine de birbirlerine karşı temkinli ve dik bir duruşa geçmişlerdi şimdi, “Görünüşe göre sen benden zarar göremezsin ama ben senden görebilirim!”

“Hâlâ ona gerçeği anlatacağımdan mı korkuyorsunuz?”

“Neden olmasın?”

“Sizce bunca şeyi anlatıp, dedektifler tutup, Çiğdem’in ablasını bulup hayatını mahvetmek için mi geldim yani?”

“Bilmiyorum niye buldunuz?”

“Çiğdem’e bir söz verdim, onun yerine ablasını bulmak için geldim.”

“Buldunuz, şimdi ne olacak? Onunla konuşmanıza veya tanışmanıza göz yummayacağım! O yüzden planınızı bilmek zorundayım.”

“Onu ne kadar doğru sevebildiğiniz konusunda ciddi şüphelerim var aslında!” diyecekti ki Funda tuttu kendini, Süreyya hanım tuhaf bir kadındı.

(devam edecek)

Söz – Bölüm 8” için bir yanıt

  1. Çiğdem bardağı yerine bıraktı ve derin bir nefes aldı. Ağabeyim tutuklandıktan sonra bir süre daha ortaya çıkamadım. Çok
    Çiğdem değil Funda olması gerek sanırım

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın