Can bağı – Bölüm 14

Nedamet hanım kızı ve damadının sözlerinden gerçeği tam olarak anladıktan sonra bayılacak gibi olduğu için Nazan ve Zafer onu sakinleştirmeye odaklandılar. O sırada Sibel annesine işaret edince iki kadın hızlıca kapıya yönelip, zaten kapının ağzında duran hazır çantalarını alıp çıktılar evden.

“Ah Nazan ne yapmışım ben?” diyordu Nedamet hanım sürekli.

“Anneciğim bir şey olmadı merak etme, bak hepimiz buradayız işte?”

“Yok kızım yok! Koynumda yılan beslemişim. Seni dinlemedim bak başımıza neler geldi. Şeref beyin kemikleri sızlamıştır mezarda. Ah Nedamet hanım ne yaptın ?”

“Gittiler işte!” dedi Zafer onlardan boşalan koltukları işaret ederek.

“Yanlarına mı kalacak?”

“Amaçlarına ulaşamadılar anne, bak bebeğim oluyor benim de, içimizi nefretle doldurup, intikam peşinde onlara mı benzeyelim!”

“Ah canım kızım benim, çok haklısın!” dedi Nedamet hanım sevgiyle okşadı kızının karnını.

“Dava açabilirsin!” dedi Zafer, “Eğer istersen yani?”

“Hayır, bebeğimi içimde büyütürken ihtiyacım olan tek şek ikinizin sevgisi!” dedi Nazan kocasının ve annesinin ellerini tutarak.

O sırada Serpil hanım hızlıca inerken ayağını burktuğu için iyice sinirlenmiş söylenip duruyordu aşağıda. Sibel önceden bildiği duraktan taksi çağırmıştı. O arada evi olan adamı arayıp korktuklarının başına geldiğini ve kapıyı vurup çıktıklarını anlatınca, adam adresi verip, orada buluşmayı teklif etmişti.

“Neydi adamın adı?” dedi Serpil hanım burktuğu ayağını ovarken.

“Ertuğrul dedim ya anne kaç kez diyeceğim!”

“Ne yap et bir an önce nikahlan, oradan oraya göçebe gibi yetti artık! “

“Bu yukarıdakileri bırakacağız mı böyle?”

“Ne yapacaksın başka acaba?”

“Planın tutmadı bak sokaktayız salak kızım!”

“Salak de hemen sen de, kendin plan yap o zaman bundan sonra!”

“Çemkirme! şu gelen taksi herhalde”

Ertuğrul konuştukları gibi evin olduğu binanın önünde bekliyordu onları. Sibel taksiden ağlayarak indi ve koşarak gidip adamın boynuna sarıldı.

“İyi misiniz? Bir zarar verdiler mi?” dedi adam.

“Zor kaçtık ellerinden, annem ayağını burktu kaçarken!”

Serpil hanım acı dolu bir yüz ifadesi ile başını salladı.

“Yukarı çıkalım da bir boz koyun, ben çok kalamayacağım. Sizi eve yerleştireyim! Sonra konuşuruz!”

Kapıyı açıp, anahtarı verip gitti Ertuğrul.

“Niye gidiyor ki bu?” dedi Serpil hanım ev pek umduğu gibi güzel çıkmamıştı.

Sibel’de hayal kırıklığı yaşıyordu, lüks bir daire beklerken, bir oda bir salon eski püskü eşyaların olduğu bir eve gelmişlerdi.

“Ne bileyim kızı evde tek herhalde!” dedi mutfağın kırık dökük dolaplarını kontrol ederken.

“Ne biçim ev burası, pis üstelik!”

O gece sabahı zor ettiler o evde, Sibel bir kaç kez aradı ama ulaşamadı Ertuğrul’a. Öyle birden bire şikayet etme, önce teşekkür et, eşya alsın hiç değilse, adam etsin evi dedi annesi. Ertuğrul bir kaç gün şehir dışında olacağı için sabretmesini söyledi Sibel’e. Sonra da bir kaç gün yine ulaşılmaz oldu. O bir kaç gün içinde harcayacak fazla da paraları olmadığından anne kız epey gerildiler. O haliyle oturmak mümkün olmadığından da mecburen evi yaşayacak kadar temizlediler Ertuğrul geri geldiğinde evin erkek kardeşinin bekar evi olduğu anlaşıldı. Mülkü de Ertuğrul’a ait değildi, onları zor durumdan kurtarmak için açmıştı. Serpil hanım daha iyi şartlara ulaşmak için Sibel’i Ertuğrul’u hoş tutması konusunda zorladığı için iki üç güne bir gelen adama sofralar kurup, gönlünü hoş edip yolluyorlardı. Ertuğrul bildirdikleri ihtiyaçları internet marketlerinden eve yollatıyor ama Sibel’in eline nakit para hiç vermiyordu. Artık Zafer’in ofisine de gitmediği için işi de yoktu.

İki ayın sonunda, Serpil hanıma fenalık gelmeye başlamıştı, boğazları ve faturaları dışında bir şeyleri karşılanmıyordu. Çıkıp gezemiyorlardı, bir şey alamıyorlardı. Birde iki güne bir adamı eğlendirmek zorunda kalıyorlardı. Adam Sibel ile evin tek odasına geçinde o kanepede yatmak zorunda kalıyordu. Evin her tarafı dökülüyordu. Sıcak su bir akıyor, bir akmıyordu. Mutfaktaki tabaklar bile tek tük, kırık döküktü. Tam döküntü bekar eviydi her şeyiyle.

Sibel artık Ertuğrul’a şikayete başlamıştı, bu şartlarda yaşamak istemiyordu. Bir işe girmişti ama iş hiç istediği gibi değildi. Annesi ile tek odada yaşamak zor oluyordu, Ertuğrul geldiğinde de rahat edemiyorlardı görüyordu. Ertuğrul hepsini halledeceğini söylüyor ama etmiyordu. Üç ay sonra Sepil hanım sabah Ertuğrul ile kalkıp işe giden kızından sonra Ertuğrul’u takip etmeye karar vermişti. Onlar içerdeyken Ertuğrul’un cebinden para aşırmayı adet edinmişti. Bundan Sibel’e de bahsetmiyordu. Taksiye binip adamı gittiği yere kadar izledi. Girdiği apartmanı tespit edince, bir kaç gün de apartmanı gözetledi ve çevreye sorular sordu. Ertuğrul zaten evliydi ve tam üç çocuğu vardı. Eve gelip, işten dönünce öğrendiklerini Sibel’e anlatınca anne kız birbirlerine girdiler. Serpil hanım yine kızını salaklıkla suçladı. Adamın evli olduğunu bile anlayamamıştı. Yalanlara da inanmıştı. Sibel’de annesini adamlara peşkeş çekip onun üzerinde hayat yaşamakla suçlayınca aralarındaki ipler iyice koptu. Sibel annesini evden yaka paça dışarı attı. Onun yüzünden kendini de kurtaramıyordu. En azından kendine kapak atacak yeni bir yer bulana kadar Ertuğrul’u idare eder sonra da kurtulurdu. Annesini de her yere sürüklemesi yüzünden istediği gibi ip oynatamıyordu. Serpil hanım kızından aldığı bu darbeyi hiç beklemediği için şoka girdi önce, kendine ayırdığı paralarla ucuz bir otelde üç dört gün kalabildi, sonra yıllardır aramadığı bir arkadaşına ulaşıp, ona kendini acındırınca, son parası ile bilet alıp onun yanına gitti. Sibel başkasını bulamadığı için altı yedi ay daha Ertuğrul’a bir şey bilmiyormuş numarası yapıp katlandı. Sonunda Ertuğrul erkek kardeşinin geleceğini bahane edip, onu da kapı dışarı etti. Sibel’in huysuzluklarından sıkılmıştı. Serpil hanım zaten şehirden ayrılıp köyüne dönen arkadaşının yanında köyün dul ve zengin adamlarından biriyle evlendi. Bir süre de o aileyi birbirine kattı. Sibel ise sokakta kalınca bir kaç serseri ile daha yaşadı önce sonra onlardan birinden fena dayak yiyip hastanelik oldu. Hastaneden çıktığında güzelliğinden eser kalmadığı için bir yerde tezgahtar olup, ucuz bir oda tutarak orada yaşamaya başladı tek başına.

Nazan’ın bir kızı oldu. Tam istediği gibi yüreğine hiç nefret düşürmeden sevgi ile kucağına aldı kızını. Kocası ile çok mutlu yaşadılar. Nedamet hanım ilk torunu ortaokula başlarken hayattan ayrıldı ama en azından ikinci erkek torununun da dünyaya gelişine şahit oldu.

Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine.

SON

Yorum bırakın