Serpil hanım kızının yüzüne bakıyordu bir anlam çıkarmak için. Sibel annesi anlasın diye hafice başını salladı ama annesi gerginlikten anlamayınca eliyle tamam işareti yaptı. Nedamet hanım ikisi arasında bir şeyler olduğunu fark etmişti ama anne kızın arasındaki her konuya da müdahil olmayı doğru bulmadığı için sesini çıkarmamıştı. Serpil hanım kızından olumlu mesajı alınca sevinmişti ama Nazan şirkete geldiği gibi her an gelebilir ya da arayabilirdi. Bu yüzden içi rahat etmiyordu. Düşündükçe de huzursuzluğu daha da artıyordu. Sibel adamdan tamamı aldığı için rahattı, ev nasılsa hazırdı. Şimdi bile çıksalar gidebilecekleri bir yer vardı. Nedamet hanımdan kurtulsalar hemen anlatacaktı annesine ama maalesef yaşlı kadın bir yere oturdu mu mıh gibi çakılıyordu.
Sonunda annesinin gerginliğinin arttığını anlamaya başlayınca tekrar odaya gitti ve oradan annesini aradı. Serpil hanım hemen açtı telefonu, “Eski bir komşum yenge!” dedi Nedamet hanıma da elini telefonun mikrofonuna kapattı ses dışarı çıkmasın diye.
“Ha Remziye hanım merhaba! İyiyim şükür siz nasılsınız?”
“Anne ev tamam, adamın hazırda mobilyalı bir evi varmış, ne zaman dersen açacak bize. Sakin ol anlayacak yengem yoksa!”
“A! Ne güzel haber Remziye hanım çok sevindim vallahi. Biz orada değiliz ama Sibel ile konuşayım düğüne gelmeyi isteriz tabi!”
“Hemen mi gidelim diyorsun!”
“Evet yakınmış sahiden! Yok geliriz tabi güzel kızımızın düğününe gelmez olur muyuz. Sibel hazırlasın çantaları şimdiden diyeyim!”
“Çanta hazırla diyorsun?” dedi Sibel annesini anlamaya çalışarak.
“Evet, evet!” dedi Serpil hanım sahte sahte.
“Tamam ben toplarım şimdi!” dedi Sibel kapattı.
“Oldu görüşürüz Remziye hanım. Tekrar tebrik ederim. Çok selamlar, görüşürüz kısmetse!” diyerek Serpil hanım da kapattı telefonu.
“Ya oradaki komşulardan birinin kızı evleniyormuş da Sibel’de çok sever yenge. Biz düğüne gitsek birkaç gün sana sıkıntı olur mu?”
“Yok Serpilciğim ne sıkıntısı olacak?”
“Gitmişken evi de bir kolaçan ederiz ne alemde işler!”
“Tabi, tabi en doğal hakkınız!”
“İyi, ben o zaman gideyim Sibel’e diyeyim toplayalım bir birkaç parça eşyamızı sen kusura bakma!”
“Yok tamam ben dizimi seyredeyim zaten siz işinize bakın! Allah mesut etsin komşunun kızını da, darısı Sibel’ime inşallah!”
“Ya inşallah!” dedi Serpil hanım hemen fırladı gitti kızının yanına.
Sibel annesinden aldığı talimatla valizleri toplamaya başlamıştı hemen. Serpil hanım da hemen kendi çekmecesini açıp toplamaya başladı.
“Durmaz o kız gelir bu akşam en geç yarın. Rezillik çıkmadan biz gidelim. Komşu kızının düğünü var dedim yengeme!”
“Anladım anne, benle konuştun ya!” dedi Sibel ters ters
“Aman iyi be salak! Akıl mı kaldı! Bıktım oradan oraya gitmekten zaten!”
Didişe didişe ana kız hızlıca topladılar her şeyi antreye çıkardılar valizlerini.
Nedamet hanım koca valizleri görünce şaşırdı.
“Hayırdır Serpil iki günlüğüne her şeyi mi topladınız”
“Ya yenge!” dedi Sibel hemen atılıp, “Bence ev toparlanmıştır artık, sana da çok yük olduk ben dedim ki eğer evin da birkaç günü varsa tekrar gel git yapmayalım. Kalalım.”
“Kızım öyle olsa aramaz mı ev sahibi?”
“Yani arar da işte ben de özledim biliyor musun arkadaşlarımı, oradaki işime de sorayım bir an önce gidip, araya çok zaman girerse almazlar beni geri.”
“E nasıl istersen ama Zafer’e falan bir şey demek gerekmez mi? İşe aldı çocuk seni. Öyle hemen gidilir mi?”
“Yok yenge bir yılım dolmadığı için yasal bir hakkım yok merak etme. Onlarda çalıştığım gün kadarı hesabıma yatırıp, çıkarırlar beni. Ayıp olacak tabi böyle hızlıca gitmek de, nasılsa düğün için gideceğiz. Ararım ben Zafer ağabeyimi anlatırım durumu sen merak etme. Artık siz gelirsiniz bize?”
“Ya ne güzel olur değil mi? Artık gelir gideriz böyle? Akrabalığımızı biliriz!”
“Tabi, tabi akraba her zaman lazım insana!” dedi Serpil hanım.
“E hemen mi çıkıyorsunuz otursanıza!” dedi Nedamet hanım
“Çıkalım yenge biz!”
“Kızım akşamın bir körü biletiniz yok, orada kalacak yeriniz yok nereye böyle Allahaşkına! Şaşırttınız beni de!”
“Ha içeriden aradık biz, gelin dediler!”
Nedamet hanım ayağa kalkmış şaşkın şaşkın kapının ağzında duran anne kıza bakıyordu ki zil çaldı.
Sibel annesine baktı gergin bir şekilde.
“Açsana kızım oradayken!” dedi Nedamet hanım ikisinin de dikilip durduğunu görünce.
Serpil hanım kapıya daha yakın olduğu için mecburen açtı kapıyı. Nazan’ı görünce gülmeye çalıştı. Sibel gerginlikten tepki verememişti. Ne yapacaklarını düşünüyordu.
“Hayırdır hala?” dedi Nazan valizleri görünce, “Yolculuk mu var?”
“Hoş geldin kızım!” dedi Nedamet hanım, kızının o saatte çat kapı gelmesine de şaşırmıştı, “Ne oldu? İyi misin?”
“İyiyim anne merak etme!” dedi Nazan.
“Biz de çıkıyorduk Nazancığım bir ahbabın kızı evleniyormuş, ona gideceğiz birkaç gün, hem de evimize bakarız bir ne olmuş? Annene de size de çok yük olduk kızım!” dedi Serpil hanım ki o sırada arabayı park edip gelen Zafer indi asansörden.
“A Zafer ağabeyim de gelmiş!” dedi Sibel.
Karı kocanın birlikte gelmesinden aralarının düzeldiğini anladılar hemen. Sibel elini çantasına attı, Zafer girerken annesine kaç göz edip, çıkmayı planlamıştı ama Zafer kapıyı kapattı hemen fark edip.
“Gidiyor musunuz?” dedi karısı gibi imalı imalı.
“Düğüne gidiyorlarmış Zaferciğim!”
“Kızım hayırdır siz niye geldiniz?” dedi Nedamet hanım iyice şaşırıp, hem damadı, hem kızı imalı imalı konuşup gözlerini ana kıza dikmişlerdi.
“Anlatacağız anneciğim merak etme, halam ve sevgili kuzenim beş dakika geç çıksalar olur herhalde!”
“Yok vallahi otobüsü kaçırırz!” dedi Serpil hanım hemen
“Serpil ne otobüsü daha kadın demin aradı bilet almadınız ki?”
“Yok yenge telefondan aldım ben, ondan diyor annem!”
“Sibel yalan söyleme artık ya!” dedi Zafer, “Geçin içeri! Alırım ben size bilet derdin buysa, yanarsa yansın!”
“Oğlum ne oluyor?”
“Anne merak etme” dedi Nazan annesinin yanına gitti ona sarılıp sakinleştirmeye çalıştı. Sibel ve Serpil hanım mecburen geçtiler salona oturdular. Onlar geçince Zafer’de çekildi kapıdan o da oturdu.
“Nazan?” dedi Nedamet hanım yine endişeyle, bir kızına, bir damadına bakıyordu.
Nazan sakin sakin söze girdi ve annesine Altuğ ile kafede ilk karşılaştıkları günü ardından da Altuğ’un eve geldiği günü sakin sakin anlattı. Annesini gerip bir krize neden olmak istemiyordu.
“Altuğ mu diyorsun? Üniversitedeki çocuk hani?”
“Evet anne!”
“Nasıl gelmiş sizin eve?”
“Zafer de tam o sırada kapıdan girdi ve bunu merak etti anneciğim!”
“Oğlum eski hikaye o, Nazan’ın eski arkadaşı o çocuk merak edecek bir şey yok!” dedi Nedamet hanım elleri titreyerek, bu olayın üzerine buraya geldiklerini sandı telaştan.
“Biliyorum Nedamet anne, karımı tanıyorum ben, konu o değil!” dedi Zafer ve halayla Sibel’e baktı. İkisi de başlarını halıdaki desenlere doğru eğmişlerdi. Sibel hemen fırlayacak gibi koltuğun ucunda oturuyordu zaten. Zafer Nazan söylerse kayınvalidesi itiraz eder diye sözü karısına bırakmadı.
“Sibel, Nazan her buraya geldiğinde, karımın telefonundan adama mesaj atmış anne!” dedi imalı imalı.
“Hayır yalan yenge!” dedi Sibel kaplan gibi hırlayarak.
“İspat edebiliyoruz Sibel!” diyerek susturdu Zafer onu.
“Ne? Niye atmış, Altuğ’u tanıyor muymuş, onu mu seviyormuş yoksa?”
“Yok anne ne sevmesi ya, benim adıma Altuğ’a aşk satırları yazıyormuş!”
“Niye?”
“Adamı üzerime salıp, Zafer yakalasın diye!”
“Sibel?” dedi Nedamet hanım sesi titreyerek.
(devam edecek)