Sibel’in fırsat buldukça yazdıkları ile bir ay daha Altuğ ve sözde Nazan arasında ki iletişim devam etti. Altuğ, Nazan’dan gelecek bir buluşma teklifini daha dört gözle beklemeye başlamıştı. Bu arada Nazan’ın hamileliği de neredeyse üç ayını tamamlamak üzereydi. Karnı umduğundan çabuk genişlediği için artık saklamanın yersiz olacağına karar verdi. Bu bebek için o kadar seviniyor ve heyecanlanıyordu ki, artık saklamak yerine herkese duyurmak istiyordu. Halası ve kuzenine de artık açıklamak niyeti ile annesine geldiğinde, artık belirginleşen göbeğine bakıp halası ondan önce söyleyiverdi.
“Baksana Nazan! Sana bir güzellik geldi, kilo da alıyorsun. Hamile misin yoksa kızım?”
“Hamileyim evet!” dedi Nazan.
“Sorma Serpil’ciğim bir torunum olacak diye heyecandan öleceğim!” dedi Nedamet hanım, o da artık kızı gibi heyecanını paylaşmak ve alenen bebek için hazırlık yapmak istiyordu, “Beraber bir şeyler öreriz diye yün aldırmak istiyorum ne dersin. Bir Nazan’ın bebeğine bir de Sibel’in inşallah ileride olacak bebeğine!”
“Olur tabi yenge niye olmasın?” dedi Serpil hanım güya büyük bir sevinçle, “Boş boş oturuyoruz dört duvarın arasında bari bir işe yararız değil mi?” dedi Nazan’a gülümseyerek. Nazan kendi heyecanından bunun onları hiç gezdirmiyor olduğuna dair bir laf iteleme olduğunu anlamadı. Akşam odada kızına anlatırken söylendi Serpil hanım, “Geri zekalı bu kız, alenen yüzüne tükürüyorum, yarabbi şükür diyor!”
“Anne geri zekalı diyorsun işte ya!” diye güldü Sibel, “O geri zekalı görecek yakında gününü az kaldı!”
“Vallahi dört gözle bekliyorum, popomuzu koltuğa mıhladığımız yetmedi, şimdi bir de örgü örüp iyice yapışacağız!”
“E çık yürü sen, ne bekliyorsun ki yengemin başını!”
“Sence niye bekliyorum şaşkın kızım, ben yokken kızı gelirse ne olacak?”
“Gelsin artık biz alacağımızı aldık sen rahat ol! Zaten telefonu sen almıyorsun ki? Benim evde olmam gerekiyor.”
Bir kaç gün sonra Sibel evdeyken Nazan yine geldiğinde, Sibel artık son darbeyi vurmaya hazır olduklarını düşünüyordu. Bir sonraki hafta içi bir günü tarih vererek, Altuğ’a, Nazan’ların ev adreslerini yazdı ve eve davet etti. Dışarıda buluşmak tehlikeli oluyordu. Kocasının gündüz vakti eve gelme adeti yoktu. Öğlen vakitlerinde adrese yakın bir yerde olursa, gelmesi uygun olunca hemen ona mesaj atıp, çağıracaktı.
“İşte bu!” dedi Altuğ okuyunca, üniversite yıllarından beri içinde kalan bu kızla nihayet arzu ettiği şeyleri yaşayabilecekti. Hemen sosyal medya hesabına mesajı aldığını ifade eden şifreli bir şeyler yazdı. Sibel paylaşımı görünce yüzüne kocaman bir gülümseme yerleşti.
“Nasıl yapacaksın?” dedi Serpil hanım gece olunca.
“Bekle ve gör!” dedi Sibel, “O gün benim dediğim saate mutlaka Nazan’ın telefonundan beni arayacaksın tamam mı?”
“Tamam da niye onun telefonundan arıyorum!”
“Sen ara ben sana anlatacağım sonra, şimdi kafamı karıştırma. Her şeyi planlıyorum işte!”
Sibel bir sonraki hafta halletmesi gereken bazı işleri olduğunu söyleyerek Zafer’den bir kaç günlüğüne izin almıştı. Elbette Nazan’ın bu izinden haberi olacaktı. İşe başladığından beri hiç tam gün izin kullanmadığı için Zafer’de istediği izni ona kolayca verdi. Zaten vermemesi için de bir nedeni yoktu. Sadece diğer alışanların torpilli olduğunu düşünmemesi için hakkettiğinde bu izni yıllık izninden düşeceğini söyledi. Sibel için bunun hiç sakıncası yoktu. Artık kimse onların yeniden geri gideceğini düşünmüyordu. Geleli neredeyse beş ay olmuştu ve bir şekilde herkes tadilatta olan evlerini ve üç ay sona geri gideceklerini unutmuşa benziyordu.
Bu arada Sibel, Zafer’in değil ama burada edindiği arkadaş gruplarından birinde maddi durumu oldukça iyi bir adamla tanışmıştı bile. Ofis dışından ve Zafer’in tanımadığı biri olması daha çok işine gelmişti. Adam daha önce evlenmiş ayrılmıştı ve ilk karısından annesi ile yaşayan küçük bir kızı vardı. Allem etmiş, kallem etmiş adamın dikkatini çekmeyi başarmış, bir kaç kere de öğle tatilinde onunla baş başa dışarı çıkmıştı. Serpil hanım dışında adamın varlığından haberdar olan yoktu. Zaten yeni bir kapı bulmuş olmanın verdiği güvenle harekete geçmişti. Olur da her şey olup bittikten sonra Nedamet hanım da kalmaları mümkün olmazsa transfer olacak yeni bir yere ihtiyaçları olacaktı. Bu nedenle buluştuğu adama dayısının yaptıklarını, anne-kız onlara nasıl muhtaç kaldıklarını, köle gibi çalıştıklarını ve sürekli hor görüldüklerini anlatmıştı. Sibel çalışıp annesine bakmak ve onların elinden kurtulmak için uğraşıyordu. Adam öyle ikna olmuştu ki, isterse boş bir dairesi olduğunu ve bir süre kira ödemeden oraya taşınabileceklerini teklif etmişti bile ama o kabul etmemişti. Bu da inandırıcılığının bir parçasıydı. Daha şimdiden bu teklif geldiğine göre, devamında daha oturaklı bir teklif gelmesi olasıydı. En kötü bizi attılar dediğinde o eve geçebilirlerdi. Şimdi değil.
Sibel planladığı gün Nedamet hanıma, arkadaşları ile dışarı çıkacağını söyleyerek evden erkenden ayrıldı ve çıkar çıkmaz Nazan’ı aradı. Güya aradığı bir şey vardı ve onu hangi mağazalarda bulabileceğini soruyordu. Ne de olsa buraları Nazan ondan iyi biliyordu. Nazan ona bir kaç yer tarif ettikten sonra, Sibel onun öğleden sonra evde olacağı bilgisini de ağzından aldı.
“Belki uğrarım!” diyerek kapattı telefonu. Biraz dolandıktan ve söylediği gibi alışveriş yaptıktan sonra, annesine birazdan Nazan’a geçeceğini ve yarım saat sonra onu Nazan’ın telefonundan aramasını söyledi.
Nazan, Sibel zaten telefonda uğrayacağını söylediği için kapıda onu görünce şaşırmadı. Daha önce Nedamet hanım ile bir kaç kez Nazan’a yemeğe gelmişlerdi. Daha doğrusu Nazan annesini davet edince onlara siz gelmeyin diyemediği için birlikte gelmişlerdi.
“Gel ben de sosyal medya hesabım için bir video çekecektim!” dedi Nazan isteksizce. İşi olduğunu özellikle duyuruyordu.
“Anneme de gösteriyorum, seni sürekli takip ediyoruz! Vallahi ben çok şey öğreniyorum, sahiden yapsan şu işini paraya para demezsin yemin ederim!” dedi Sibel içeri girerek. Salona geçip oturunca, “Aslında ben seni dışarı çıkarmaya geldim” dedi koltuğa daha bir yerleşerek.
“Dışarı mı? Neden?” dedi Nazan.
“Yani hamilesin ya kutlarız diye iki kuzen! Beni kırmazsın diye düşündüm. Hamile hamile fotoğraf da çekeriz dışarıda. Sen de hesabında kullanırsın sonra onları! Bu öğleden sonramı sana ayırdım, bir yere gitmem!” dedi Sibel arsız arsız.
Evde kalırlarsa ondan kolay kurtulamayacağını anlayan Nazan biraz tereddüt etse de kabul etti bu teklifi.
“Haydi git üzerine şöyle renkli bir şeyler giy makyajını yap!”
“Geek yok böyle de çıkarım!” dedi Nazan.
“Olur mu kuzi? Zaten video çekecektin süslenecektin, öyle değil mi? Hiç bir videon böyle ev halinle değil ki? Şimdi de dışarıda fotoğraf çekmek ve kuzeninle gezmek için süslen yani?”
Sibel’in arsızlığı ile baş edemeyeceğini bildiği buna da “Tamam!” dedi Nazan mecburen. Tam giyinmeye gidiyordu ki telefonu çaldı.
“Halam! Nasılsın kurban olduğum!” dedi Serpil hanımın sahte sesi, “Ya bizim kızı arıyorum duymuyor! Sana geliyordu! Geldiyse versene!”
Nazan telefonu uzattı kuzenine “Annen arıyor!” dedi halasına cevap vermeden.
“A? Niye benden aramamış ki?” dedi Sibel’de çok şaşırmış gibi.
“Duymamışsın!” dedi Nazan sıkıntıyla.
“Tamam sen git hazırlan haydi o arada!” dedi Sibel telefonu alıp eliyle de Nazan’a gitmesini işaret etti. Nazan’da o konuşurken dinler gibi tepesinde dikilmek istemediği için hemen dönüp gitti odasına.
(devam edecek)