Can bağı – Bölüm 6

Nazan bir an önce bebekten annesine de bahsetmek istiyordu ama halası ile kuzeninin yanında pek açmak istemiyordu şimdi. Nedamet hanım hep üç ay dolmadan kimseye söylenmez, çocuğun tutunması lazım derdi. O yüzden onlara duyurmadan annesine söylemenin bir yolunu bulması lazımdı.

“Kızım ev senin, anne senin. Annemle özel bir şey konuşacağım de! Çek odaya söyle! Ne yapacaklar?”

“Doğru söylüyorsun!” dedi Nazan gülerek, bazen Zafer’in bu dolaysız düşünme şekline hayran oluyordu. Öyle ya, annesini odaya çekip söylerdi. Kendi evlerinde böyle güzel bir haberi sır gibi vermek istemezdi tabi ama nazar değmesin diye böyle yapacaklardı. Zafer’de üç ay dolmadan ailesi dışında kimseye demeyecekti. Böylece Sibel’in ofiste de duyma şansı yoktu. Özellikle onlar duymasın istiyordu Nazan. Çekiniyordu pis enerjilerinden.

Bu arada ana kız Nazan’dan bunca yıl çocukları olmadığını duyunca Nedamet hanımı bu konuda da sorgulamışlardı. Sonra aralarında çocukları olmuyor bunların büyük ihtimalle diye yorum bile yapmışlardı. Konuşmadıkları, inceleyip içine girmedikleri hiç bir mevzu yoktu ki. Pasta gününden sonra Nazan’ın yeniden geleceğini duyunca sevindiler bir an önce harekete geçebilecekleri için.

Nazan onların planlarından habersiz annesini odaya nasıl götürüp, nasıl konuşacağının hesabını yapa yapa geldi eve. Aklı annesine bir an önce müjde vermek olduğundan, çantasını içinden telefonunu almadan, bekarken yaptığı gibi vestiyere bıraktı.

“Ya kızım her geçen gün daha bir güzelleşiyorsun tü tü maşallah!” dedi Serpil hanım hemen. Nazan onların bu dur durak bilmeyen ve içinde samimiyetin zerresini barındırmayan iltifatlarından sıkıldığı için “İzin verirseniz annemle özel bir şey konuşacağım!” dedi hemen. Nedamet hanım kızının bu beklenmedik çıkışı hakkında Serpil hanımlardan daha çabuk tepki verdi.

“Hayırdır Nazan, fena bir şey mi oldu?”

“Yok anneciğim niye aklına fena bir şey getirdin hemen, aile meselesi!”

Aile meselesi vurgusunu kasten yaptığını hemen anladı Serpil hanım suratı değişir gibi oldu ama toparlandı. Nazan’ın gelişi yine hafta sonuna denk geldiği için şanslılardı. Sibel evdeydi, o yüzden ortamı bozacak bir şey yapmadı ama kızın annesini odaya çekmesinden onları göndermek istediği sonucuna vardı o da. O yüzden bir an önce harekete geçmeleri lazımdı. Nazan annesini alıp odaya geçince, “Ne bu şimdi?” dedi Sibel.

“Sen git çantaya bak çıkıverirler şimdi. Ben de gidip ne konuşuyorlar dinlemeye çalışayım!” dedi Serpil hanım anne kız hemen görev yerlerine dağıldılar.

Nedamet hanım da halasını göndermek ile ilgili bir şey diyeceğini sanmıştı aslında, üç ay doldu dolacaktı çünkü ama Serpil hanım ev sahibinden henüz bir haber gelmediğini söylemişti zaten. Tam insanları ortada bırakamayız ki diyecekti kızı hamile olduğunu müjdesini verdi.

“A!” dedi Nedamet hanım hayret dolu bir sevinçle.

Nazan ve annesi coşkuyla bebek müjdesini paylaşırken, Sibel hızlıca telefonu almış, Nazan’ın sosyal medya hesabına girmişti bile. Nazan’ın şifre kullanmadığını geçen gelişinde fark etmişler ve her şey onların lehine olduğu için sevinmişlerdi. Hızlıca sosyal medya mesajlarına baktı önce, eğer daha mesajlaşmışlarsa önceden daha kolaydı işi ama bir şey bulamadı. Daha fazla oyalanamayacağı için de hemen Altuğ’a bir mesaj yazdı kuzeninin hesabından.

“Merhaba, Nasılsın? Bu aralar nedense sürekli rüyalarıma giriyorsun, O yüzden nasılsın diye sormak istedim. Ancak bana buradan cevap yazman doğru olmaz, eşim biraz gergin biri, bilirsin daha fazla sorun yaşamak istemiyorum. Bu yüzden lütfen sadece oku. Eğer iyi isen, profilinde sarı çiçek olan bir fotoğraf paylaş ben anlarım. “

Sonra hemen yazdığı mesajı sildi ve Nazan’ın çantasına geri attı ve mutfağa geçti. Serpil hanım da bir kaç sevinçli ses duymuştu ama birkaç kelime dışında tam da ne konuştuklarını anlayamamıştı içeride, yakalanmamak için sokulamıyordu kapıya ama en azından gergin konuşmadıkları belliydi. Kızının işi bitince o da salona geçti.

Nedamet hanım o kadar heyecanlanmış ve sevinmişti ki torun haberine bir süre kızına sarıldı, onu öptü sevdi.

“İyi yapmışsın saklamakla!” dedi sonra, “Ben söylemem merak etme!”

“Tamam!” dedi Nazan da annesine sevgiyle. Gözleri nemli nemli çıkıp odadan salona geldiler. Serpil hanım da hiç bir şey sormadı. Onarın planı devreye girmişti, ana kız neyi istiyorsa saklasınlar başlarına gelecek olandan kaçışları yoktu.

Altuğ uzun süredir takip ettiği Nazan’ın mesajını okuyunca şaşırdı. Aslında ona bir şey demeden başkasının evlenme teklifini kabul ettiği için kızgındı. Bir şey söylememişti ama aralarında sözsüz bir ilişki yaşandığını da düşünüyordu, Nazan’ın bunu hiçe saymış olması çok gururunu kırmıştı. Okul bittikten sonra aralarındaki ilişkinin daha ciddi bir yere gitmesi mümkünken hop diye bir başkası ile evleneceğini duyurmuştu. Altuğ’da sessiz kalmıştı tabi. Sonra onun mutlu fotoğraflarını izlemekten alıkoyamamıştı kendini. Nazan onu takip etmemişti ama bu arada. Yine de ne yaptığını bilmek istediği için beğene basmasa da takipte kamıştı Altuğ. Bazı fotoğraflarını büyütüp incelemişti hatta Nazan’ın. Evlenmeyi kendi seçmemişti, belki Nazan ile de evlenmeyecekti o yüzden, onun kızdığı aralarındaki o sessiz ve güzel aşka ihanet edildiğini hissetmiş olmasıydı. Altuğ’dan kolayca vazgeçmişti Nazan. Bir şans bile vermemişti onlara, gelip onunla konuşmamıştı bile. Şimdi bu yazdıklarına bakılırsa Altuğ’a tercih ettiği o adam pek umduğu gibi çıkmamıştı. O mutlu pozlar falan sadece numaraydı demek. Tabi ki o bırakılışın ardından ona aynı duyguları besleyecek değildi ama ona gelen bir kadını geri çevirmeye de hiç niyeti yoktu. Sonunda onunda içinde kalmıştı bir şeyler. Hemen dışarı çıkıp sarı çiçeklerin olduğu bir yer aramaya başladı. Sonunda bir çiçekçiden sarı güllerden oluşan bir buket aldı ve bir banka koyup fotoğrafını çekti, altına da “Yıllar sonra rastlamak bile çok heyecan verici güzel duygulara, ben hep bekledim seni o güzel hatıralarla!” diye yazıp, sosyal medya hesabında paylaştı. Altuğ’un herkese açık bir profili olduğundan Sibel bir fotoğraf koymuş mu diye kontrol ediyordu sürekli. Altuğ’un koyduğu sarı güllerle altında yazılanları okuyunca bir çığlık attı coşkuyla. O sırada iş yerinde olduğundan toparlandı hemen ve eve gelir gelmez fısıldadı annesine ve odaya gidince de gösterdi Altuğ’un paylaştığı gülleri.

“Cevap yazman lazım şimdi!” dedi Serpil hanım.

“Evet yazacağım!” dedi Sibel pis pis gülerek, “Adam oltaya geldi artık bizi kimse durduramaz. Sen odada konuştukları ile ilgili bir bilgi alabildin mi yengemim ağzından.”

“Hayır ama keyfi çok yerinde mutlaka bize söylemedikleri iyi bir şey olmuş!”

“Bir yerden para falan mı geldi ki?” dedi Sibel hemen.

“Sen gibi çulsuz mu onlar paraya sevinsin, zaten kocası zengin bu kızın. Bence hamile olabilir, benim aklıma öyle geldi!”

“Vah zavallı! Eğer öyleyse yakında açığa çıkar zaten.”

“Aman küçük akıllı bunlar boş ver sen biz işimize bakalım!” dedi Serpil hanım, “Her gün her gün yengemin sıkıcı muhabbeti baydı beni artık, hiç dışarı da çıkmıyor. Kukumav kuşu gibi oturuyoruz evde! Bunaldım. Sen de hiç annemi çıkarayım demiyorsun Öğrendin her yeri!”

“E yengeme sen gelme mi diyeceğiz ne fark edecek? Onun kızı da gelip hiç çıkarmıyor annesini.”

“Ay yengem çıkmıyor ya, ölü toprağı serilmiş gibi üzerine öyle dolanıyor içeride. Güneş görmeye görmeye kadavraya dönmüş yüzü görmedin mi?” dedi Serpil hanım kahkaha atarak.

(devam edecek)

Can bağı – Bölüm 6” için bir yanıt

Yorum bırakın