Nazan gelenleri merak ettiği için akşam kocasını da alıp geldi annesine. Halasını da, kuzenini de hiç görmemişti yıllardır. Gördüğünü de bebek olduğundan hatırlamıyordu. O içeri girer girmez, Sibel ile Serpil hanım bir heyecana kapıldılar.
“Ay Nazan vallahi fotojenik değilsin demek ki sen? Baksana Sibel, sosyal medyadaki o halinden çok daha güzel değil mi? Tü tü maşallah!”
“Teşekkür ederim” dedi Nazan daha kapıdan girer girmez duyduğu bu abartılı laflara, “Bu da Zafer, eşim!” dedi sonra dikkati kendi üzerinden uzaklaştırmak için.
“Ya yengem hep iftiharla bahsediyor Zafer bey oğlum. Nazan kızımın maşallah her konuda şansı yerinde!”
“Damadım çok iyi insan Serpil, gerçekten. Ne derdimiz olsa yetişti, ağabeyinin vefatında oğlum olsa o kadar destekçim olurdu. Kızım da çok iyi, damadım da maşallah!”
“Maşallah tabi yenge, darısı Sibel’ime inşallah!”
“İnşallah, inşallah!” dedi Nedamet hanım.
Akşam boyunca Zafer’in işinden, Nazan’ın çalışmak isteyip, istemediğinden, ne zaman çocuk sahibi olmak istediklerinden bir soru soru ile muhatap olmak zorunda kaldılar karı koca. Bir ara Nazan annesi ile mutfağa geçince, “Bu ne ya böyle soru soru!” dedi gergin bir sesle.
“Kızım sen de çok ön yargılısın, yıllardır seni görmediler, hakkında bir şey bilmiyorlar ondan soruyorlar. Ne var bunda bu kadar kızacak?”
“Hepsini bu gün mü öğrenmeleri gerekiyor?” dedi Nazan yine sinirli sinirli ama Nedamet hanım cevap vermedi. Kızının onları davet ettiği için öfkesini, kusur bularak gösterdiğini düşünüyordu. Kızıyordu da içten içe, bu güne değin Nazan mı yönetmişti onun hayatını. İyiyi, kötüyü bilecek kadar aklı başındaydı çok şükür.
Zafer’de sıkılmaya başlayınca, Nazan daha fazla oturmadı, annesinden izin isteyip kalktılar.
“Kızım kocanı alın da yemeğe gelin!” dedi halası tam çıkarlarken, “Sibel çok güzel yemek yapar, annen de yorulmaz!”
“Olur geliriz!” dedi Nazan, “Annem sayenizde yemek yapmaz üç ay, o zaman rahat eder!” dedi imalı imalı.
“Eder, eder sen merak etme ona yük olmaya gelmedik biz!” dedi halası da surat ifadesini bozmadan. Arabaya bindiklerinde anne kızdan hiç haz etmediğini söyledi kocasına.
“Yani biraz meraklılar evet ama annen mutlu, babandan sonra hep tek başına kaldı. Görmedin mi nasıl memnundu onlardan. Bir cana ihtiyacı oluyordur evde, bir de o açıdan bak!”
“Evet haklısın bu konuda ama annemin onları tepesine çıkarmasını da istemiyorum! Babamın sözleri hiç kulağımdan gitmiyor!”
“Daha yeni geldiler, biraz bekle, bir şans ver bakalım! Anneni de germe o arada! Yakın dur takip et madem endişeleniyorsun.”
“Doğru söylüyorsun annem ben böyle yaptıkça onları savunuyor, en iyisi onun da anlayabileceği durumlar yakalamak!”
“Vallahi siz kadınlarla baş olmaz!” dedi Zafer gülerek, Nazan’da güldü o gülünce, “Hakikaten iki dakikada canavara dönüştüm değil mi?”
Nazan ile kocası gidince, Nedamet hanım Nazan’ın eski odasını gösterdi onlara, “Kaç gündür ev topladınız, onca yolu geldiniz bu gün. Haydi biraz dinlenin yarın sabah devam ederiz sohbete!” dedi.
“Nedamet yenge biz Nazan’ın odasını hiç işgal etmeyelim. Özeli falan vardır belki. Salonda yatarız annemle” dedi Sibel
“Olur mu kızım, ne salonu? Nazan bir şeyini bırakmadı merak etme, evlenirken aldı gitti hepsini. Bu çek yatı da onlar verdi zaten, siz burada rahat edin diye!”
“Emin misin abla? Nazan biraz ağabeyime benziyor gibi geldi bana!”
“Benzer babası!” dedi Nedamet hanım bozuntuya vermeden, kızına o kızıyordu ama onca yıl sonra evine giren misafire de kızını eleştirtecek değildi, rahmetli kocasını da tabi.
“Dayımı tanımayı çok isterdim ama kısmet olmadı!” dedi Sibel hemen konuyu değiştirerek.
“Kısmet işte ne yapacaksın kızım!” dedi Nedamet hanım onun saçlarını okşayarak ve odada kalmaları için ısrar edip, kendisi de uyumaya gitti.
“Nazan’ın afra tafrayı gördün mü?” dedi Serpil hanım fısıldayarak kızına.
“Aman şımarmış işte ne olacak!” dedi Sibel ağzını eğip, “Neyse ki yengem pek takmıyor onu belli!”
“Öyle evdeki gibi arkanı serip yatma sende, sabah kalk bir kahvaltı falan hazırla bari yengemi hoş tutalım da kalalım burada! Dönecek bir ev olmadığını duyarlarsa yanarız!”
“Ya tamam anne, o iş bende!” dedi Sibel ukala ukala.
“O iş bende!” diye taklidini yaptı annesi, “En son o iş bende dediğinden sonra geldik buralara bak, ev sahibinin kocasını ayartmak nedir yahu?”
“Ya ne kocasını ayartması be! Adam bana göz koydu!”
“Sus! Duyacak yengem şimdi! Akıllı ol! Burada yer tutalım kendimize!”
“Tamam tamam sen merak etme, o salak Nazan değilim ben! Daha becerip bir işe girememiş, bulmuş zengin kocayı yiyor!”
“Önüne bak da sen de bul bir tane salak!” dedi Serpil hanım. O sırada geceliğini giymiş olan Sibel sinirle girdi yatağa kafasına kadar çekti yorganı.
Nedamet hanım sabah kalktığında çay demlenmiş, kahvaltı hazırlanmış, hatta ekmek bile alınmıştı.
“Aa?” dedi şaşkın şaşkın, “Ben de güya size kahvaltı hazırlayayım diye erken kalktım!”
“Sibel varken sana iş mi düşer yenge, sabah namaza kalkar daha uyumaz o sonra!”
Gözlerinden uyku akan kız gülümsedi yalandan, evde hafta sonları on bire kadar uyurken annesinin yüzünden her sabah erken kalkacaktı burada. Hazır kahvaltıya oturmak çok hoşuna gitmişti Nedamet hanımın.
“Şeref bey emekli olduktan sonra erken kalkar hazırlardı kahvaltıyı hep, rahmet istedi!” dedi derin bir iç geçirip.
“Ana kız ballı bunlar!” diye fısıldadı Sibel annesine. Serpil hanım masanın altından bir tekme attı kızına.
“Ağabeyim çok iyi insandı da inatçıydı işte biraz rahmetli!” dedi dişlerinin arasından.
Kahvaltıdan sonra Sibel onlara birer kahve yapıp mutfağı toplamaya girişti. Nazan’da sabah kalkıp annesini aradı hemen. Nedamet hanım kızının sesi dışarı çıkar bir dediği duyulur diye telefonu alıp yatak odasına geçti.
“Ne yapıyorsunuz?” dedi Nazan her zaman yaptığı gibi ama çoğul sorarak.
“Ne yapalım vallahi Sibel sabah bir kahvaltı hazırlamış, babandan sonra ilk kez böyle hazır kahvaltıya oturdum. Şimdide mutfağı topluyor!”
“Oh! Keyfin yerinde yani sevindim. Benden bir isteğin var mı?”
“Yok kızım ne isteyeyim. Uğrayacaksan gel oturalım!”
“Söz vermeyeyim evde biraz işlerim var, yarın da Zafer’in bir arkadaşının nikahına gideceğiz. Ararım ben seni yine!”
“Olur! Ha Nazan, Zafer’e desen de şu Sibel için bir iş baksa, kız böyle bizle oturup durmasın üç ay, harçlığını çıkarsın hiç değilse!”
“Tamam!” dedi Nazan hiç istemese de, kocasını dinleyip, annesini germemeye karar vermişti, “Ben söylerim Zafer’e sen merak etme, bir özgeçmiş de gönderirse aslında daha iyi olur uygun bir şey bulmak!”
“Nasıl gönderecek o dediğini?”
“Ben Zafer’le konuşayım, gelir anlatırım sen merak etme!”
“Tamam o zaman!” dedi Nedamet hanım memnuniyetle, Nazan’ın onları görünce yumuşamış olmasına sevinmişti. Merhametli kızdı zaten, öyle eser durur ama yüze duramazdı. İnadı babasına çekmemişti neyse ki.
“Bak görüyor musun kızı arayınca içeri kaçıyor!” dedi Serpil hanım kızına, “Aman bizi ele verecek bir saçmalık yapma, rahat dur! Sokakta kalırız ona göre!”
“Ya ne dediysen yapıyorum, iyi ki bir hata yaptık, kafama kakıp durmasan olmaz mı?”
(devam edecek)